Fetva Meclisi
Soru
Hocam umreye gittiğimizde Peygamberimiz aleyhisselamın kabrinin önünde dua ederken bizi ümmetine kabul et diye dua etmemizde bir sakınca var mıdır? Yoksa Allah’tan mı istemeliyiz, bu hususta ölçümüz nasıl olmalıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Duanın belli bir kalıbı yoktur. Hangi tarzda dua edilirse o kabul olur biiznillah. Ama duanın bir edebi muhakkak vardır. O edep de daha samimi olmamıza, kabule daha yakın olmamıza yardım eder. Bu edeplerden biri de duaya başlarken Peygamber aleyhisselam efendimize salavat getirmektir. Allah'a emanet olunuz.
Peygamber aleyhisselam efendimize salavat getirmemiz Kur'an’ımızın emridir. Bu şekilde İbrahim aleyhisselamı anarak ya da teşbih yaparak salavat getirmemiz ise bizzat Peygamber aleyhisselamın emridir. Dolayısıyla bu salavatta akılla veya beceri ile oturtulmuş bir şey yoktur. Emir böyledir böyle yapılmaktadır. Tam olarak hikmetini de ancak Allah Teâlâ bilir. Bildiğimiz makul gerekçe ise şudur: İbrahim aleyhisselam, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin dedesidir. Allah Teâlâ İbrahim aleyhisselamın evine rahmet etmiş, bereket vermiştir. O bereketin aynısını bizim Peygamberimiz için de talep etmiş olmaktayız. Burada İbrahim aleyhisselamın Muhammed aleyhisselamdan üstün olmasını gerektirecek bir durum da yoktur. Zira teşbih bereket/rahmet üzerindendir isimler üzerinden değildir. Rabbim ibadetlerimizi kabul buyursun. Peygamber efendimize, ehlibeytine, ashabına salat ve selam etsin.
Şöyle özetleyelim: Peygamber aleyhisselam efendimize salavat getirmek Allah’ın mü'min kullarına emridir. Bu noktada bir tereddüt yoktur. Allah’ın emri mü'min için “şu nedenle bu sebeple” gibi bir irdelemeye tabi tutulamaz. Peygamber aleyhisselama salavat getirmek bir sevap kazanma yoludur. Bu yol her mü'min için bir fırsattır. Her gün ve her zaman dilimi salavat için uygundur. Özellikle de cuma günleri ise daha bereketli ve kazançlı bir ibadettir. Her salavat mü'min insanın kalbinde Peygamber aleyhisselam sevgisi ve alakasını büyütecek bir yatırım demektir. Salavat getirilen bir ortam manevi olarak bereketli bir ortama dönüşür. Salavat şefaate yatırımdır.
Selamünaleyküm. Allah kabul etsin, sa'yiniz meşkûr olsun. Sizin için umre, Arapça olmalıdır. Bu birinci hedefiniz olur. İkinci hedef olarak da Kur'an'ın indiği yerlerde, ömür boyu yetecek bir enerji birikimi yapabilirsiniz. Orada bir hatim indirerek feyzinizi artırabilirsiniz. Yeni yeni mü'min kardeşler edinerek, mü'minlerin genel durumunu izleyerek kültürünüzü artırabilirsiniz. Yoğun dualar ederek, maneviyatınızı yükseltebilirsiniz. Geleceğinize dair en güzel ve kabûlu en yakın dualar orada yapılabilir, biliyorsunuz. Yolunuz açık olsun. Ameliniz makbul olsun.
Selamünaleyküm. Mü'min için asıl olan, Allah'ın razı olacağı amelleri yapmasıdır. Haramlardan kaçınmak ve farzları eda etmek en büyük yatırımdır. Dua da ilk sıradaki ibadetlerdendir. Duayı, kişinin kendi Salih amellerine dayandırması evla olandır. Dua eden mü'minin: 'Peygamber aleyhisselamın hürmetine…' şeklindeki duası etrafında tartışma olmuştur. Bunu insanların, asıl yapmaları gereken işlerin yerine oturtmaları ve görevlerini ihmal etmelerine sebep olan bir vesile kılma hatalı bulunmuştur. Netice olarak, ortada ulemanın farklı yorumladığı bir mesele var. Biz bu meselede şöyle bir tatbikat yapabiliriz: Bu şekilde dua eden bir mü'mini şirk ve benzeri ağır ithamlara maruz bırakmak makul değildir. Ortada cinayet yoktur, kasıt yoktur. Böyle dua etmeyi uygun bulmayana da namaz kılmayan biri muamelesi yapmak yanlıştır.
Bahsettiğiniz lafızlarla bir hadis bulamadım. Fakat salavatın faziletiyle ilgili buna delalet eden birçok hadis vardır. Dualarınızın başında ve sonunda salavat getirir ve ortasında da Allah'tan istediklerinizi dile getirirseniz hem salavat getirmiş hem de Allah'a taleplerinizi sunmuş olursunuz.
dua konusundaki diğer fetvalar
Özel bir parfüm kokusu ihtiva etmeyen koruyucu niteliğindeki kremin kullanılmasında ihramlı için bir sakınca yoktur. Parfüm görevi de görende ise sakınca vardır. Size iyi bir umre için şunları tavsiye edebilirim. Bildiğiniz ana dilinizi havaalanında bırakın. Dilsiz ve kulaksız gidin Mekke’ye. Döndüğünüzde havaalanından dilinizi ve kulağınızı alın evinize gidin. Duymaz, konuşmaz biri olarak umre yapın. Gidiş ve dönüş havaalanları arasında şunlar ilkeniz olsun: Uyuyun. Namaz kılın. Zikir yapın. Kur'an okuyun. Tavaf edin. Gereği kadar yiyin. Çok su için, zemzeme doymayın. Kâbe’yi seyredin. Kimsenin ayağına basmayın. Ayağınıza basana bakmayın. Çarşı gezmeyin. Otel lobilerinde oturmayın. Hiçbir namazı Harem-i Şerif’lerin dışında kılmayın. Aybaşı durumunuz olursa hiç üzülmeyin hatta sevinin. Çünkü o özür nedeniyle yapmadığınız ibadetler bile yapılıyor gibi sayılacak sizin için. Dua edin. Elleriniz karıncalanıncaya kadar dua edin. Aynı sözü, cümleyi milyon kere tekrar etmek de olsa dua edin. Arapça, Türkçe ve beden diliniz ile dua edin. Ziyaret yerlerine daha önce gitti iseniz tekrar gitmeyin. Onun yerine Kur'an okuyun. İlk gidiyorsanız hızlı bir şekilde gidin ve asla Harem-i Şeriflerde namaz kaçırmayacak şekilde ziyaret edin, geri dönün. Ziyaretler, oranın ruhunu emen ama bu arada sadece duygusal gözyaşları akıtan, “vay be..!”ler ile avutan zamanlardır. Sadece Kuba mescidine mümkünse bir Cumartesi günü gidin. Oradaki ilklerle ruhunuz buluşuncaya kadar oturun ve açın kendinizi o okyanusun sahillerine. Dualar edin orada. Ağlayın. Gözyaşlarınızı silmeyin. Tekrar ağlayın ve dualar edin. Oranın kıvamı ile ayrılın oradan. Medine’de salavatınız yerle gök arasını doldursun. Sakın elinize tesbih alıp şu kadar diye bir salavat getirmeyin. Sayma makinelerini yok edin bu dünyadan ve salavat getirin. Sonra da ruhunuzu orada bırakın, bedeninizle evinize dönün. Öyle bir umre yapın ki ömürlük olsun, tekrarını değil sevabını hayal edin. Mübarek olsun. Ebedî olsun. Umre olsun umreniz. Ve lütfen bu ezilmiş ve erimiş ağabeyinizden selam götürün. Lütfen orada hatırlayın. Kıpırdayan dudaklarınızın arasından adımızı çıkarırsanız size minnettar kalırız. Lütfen.
Namazın kabulü açısından bunun bir sakıncası yoktur.
Bize din taşıyan temel hadis kitaplarında ve ümmetimizin ilk üç mübarek neslini aktaran eserlerde bunu görmedim. Bir şey bilmiyorum bu hususta. Size de vaktinizi daha iyi değerlendirmenizi tavsiye ederim.
Tamam, madem duayı bu şekilde engelliyor şeytan ve seni de inandırdı. Sen de dua yerine Kur'an oku. O da duadır. Böylece tuzağa takılmış olmazsın. Mesela bu şekilde açılmaya çalış.
Hac bir ibadettir. İbadetler birbirimizin rızası, mutluluğu gibi gerekçelere dayandırılmaz. Eşinizi değil Allah'ın rızasını gaye edinin. Allah'tan size hac yolunu açmasını temenni edin. Bunun için dua edin. Gereksiz bir tavır koymuşsunuz. Eşinize dua edin, onun da size dua etmesini isteyin.
Secdeyi bekleme ile değil de tesbih ile geçirmek gerekir. Yalnız kılan birinin farzlarda üç kere tesbih etmesi yeterlidir. Yedi kere de yapabilir. Daha fazlası namazı bozmasa da tavsiye edilmez.