Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben namazlarımı kılarken secdelerimi uzun tutup dua ediyorum. Bunu farz ve nafile namazlarda da yapıyordum. Yalnız secdede kalbimden Türkçe dua ediyorum ancak bunun farz namazlarda uygun olmadığını duydum. Farz namazlarda secdede uzun süre durup dua etmek namaza bir zarar getirir mi ve caiz midir? Bunu öğrenmek istedim.
Cevap
Benzer fetvalar
Secdeyi tesbihatla geçirmek gerekiyor. Bilhassa farz namazlarda durum böyledir. Kaza namazı da farz namazdır.
Selamünaleyküm. Farzlardan sonraki tesbihat ve duaları bir zikir kabul edebilirsiniz ama namazın şartlarından biri gibi görmek caiz değildir.
Secdede iken Türkçe dua edilmez. Âyet ve hadis olmayan dua edilmez. Orada sadece tesbihi yapın, namazdan sonra da dua edin. Allah kabul etsin.
Namazın secde gibi mesela en önemli farzlarından biri bile bir özürden ötürü terk edilebiliyor ve ima ile yapılmış sayılabiliyor. Cemaatle kılarken safların bitişik ve düzgün olması namazın hiçbir mezhebe göre farzlarından veya vaciplerinden biri değildir. Namazın sevabını artıran müstahaplarındandır. Sağlık gibi ciddi bir özürden dolayı terk edilmiş olmasının asla namaza veya cemaat sevabına zararı olmaz.
Aleykümselam. Sehiv secdesini unutmanın namaza zararı yoktur. Başınız döneceğini anlayınca oturabilirsiniz.
Aleykümselam. Sehiv secdesini unutmanın namaza zararı yoktur. Başınız döneceğini anlayınca oturabilirsiniz.
dua konusundaki diğer fetvalar
Tamam, madem duayı bu şekilde engelliyor şeytan ve seni de inandırdı. Sen de dua yerine Kur'an oku. O da duadır. Böylece tuzağa takılmış olmazsın. Mesela bu şekilde açılmaya çalış.
“Hayırlısı olsun” sözü, biz üzerimize düşeni yaptıktan sonra doğrudur. Üzerimize düşün görevleri yapmadıktan sonra ise anlamsız bir sözdür. Mümin, görevlerini yerine getiren biri ise önüne çıkan kaderin ne olduğu onu etkilemez artık. Tembellerin ve ihmalkârların sıkıntısı ise “ne geldi, nereden geldi..?” soruları ile ömür tüketmektir. Fertler olarak ve ümmet olarak, üzerimize düşen gayreti, ibadet veya cihat her ne ise yapıyor olalım, gerisini dert etmeyiz. Her gelen hayırdır bizim için. Tembeller için ise hayır zaten yoktur. Allah yardım etsin bize.
Yazdığınız bilgi hadistir. Tirmizi'de 2457 numaralı hadistir. Sahih olduğu hakkında da âlimlerin görüşü vardır.
Özel bir parfüm kokusu ihtiva etmeyen koruyucu niteliğindeki kremin kullanılmasında ihramlı için bir sakınca yoktur. Parfüm görevi de görende ise sakınca vardır. Size iyi bir umre için şunları tavsiye edebilirim. Bildiğiniz ana dilinizi havaalanında bırakın. Dilsiz ve kulaksız gidin Mekke’ye. Döndüğünüzde havaalanından dilinizi ve kulağınızı alın evinize gidin. Duymaz, konuşmaz biri olarak umre yapın. Gidiş ve dönüş havaalanları arasında şunlar ilkeniz olsun: Uyuyun. Namaz kılın. Zikir yapın. Kur'an okuyun. Tavaf edin. Gereği kadar yiyin. Çok su için, zemzeme doymayın. Kâbe’yi seyredin. Kimsenin ayağına basmayın. Ayağınıza basana bakmayın. Çarşı gezmeyin. Otel lobilerinde oturmayın. Hiçbir namazı Harem-i Şerif’lerin dışında kılmayın. Aybaşı durumunuz olursa hiç üzülmeyin hatta sevinin. Çünkü o özür nedeniyle yapmadığınız ibadetler bile yapılıyor gibi sayılacak sizin için. Dua edin. Elleriniz karıncalanıncaya kadar dua edin. Aynı sözü, cümleyi milyon kere tekrar etmek de olsa dua edin. Arapça, Türkçe ve beden diliniz ile dua edin. Ziyaret yerlerine daha önce gitti iseniz tekrar gitmeyin. Onun yerine Kur'an okuyun. İlk gidiyorsanız hızlı bir şekilde gidin ve asla Harem-i Şeriflerde namaz kaçırmayacak şekilde ziyaret edin, geri dönün. Ziyaretler, oranın ruhunu emen ama bu arada sadece duygusal gözyaşları akıtan, “vay be..!”ler ile avutan zamanlardır. Sadece Kuba mescidine mümkünse bir Cumartesi günü gidin. Oradaki ilklerle ruhunuz buluşuncaya kadar oturun ve açın kendinizi o okyanusun sahillerine. Dualar edin orada. Ağlayın. Gözyaşlarınızı silmeyin. Tekrar ağlayın ve dualar edin. Oranın kıvamı ile ayrılın oradan. Medine’de salavatınız yerle gök arasını doldursun. Sakın elinize tesbih alıp şu kadar diye bir salavat getirmeyin. Sayma makinelerini yok edin bu dünyadan ve salavat getirin. Sonra da ruhunuzu orada bırakın, bedeninizle evinize dönün. Öyle bir umre yapın ki ömürlük olsun, tekrarını değil sevabını hayal edin. Mübarek olsun. Ebedî olsun. Umre olsun umreniz. Ve lütfen bu ezilmiş ve erimiş ağabeyinizden selam götürün. Lütfen orada hatırlayın. Kıpırdayan dudaklarınızın arasından adımızı çıkarırsanız size minnettar kalırız. Lütfen.
Oraya giderken önce oranın edep hakkını vermeyi tefekkür edelim. Ayakta duruşumuz bile bize kazanç olmalıdır. Asıl olan orada salat selamdır. Yüreğimizi hoplatan bir heyecanla salavat getirmeliyiz. Duadan önce ne kadar ve nasıl bir salavat getirildi orada, bunu düşünelim. Oradaki isteklerimizi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden istemiş olsak da neticede yapacak olan, kabul edecek olan Allah’tır. Çok şey değişeceğini söyleyemeyiz. Özet olarak salat ve selamı makamın sahibine, duayı Allah’a yöneltmemiz sorunsuz olur biiznillah. Mübarek olsun.
İSTİHARE bir şeyin çıkacağı bir ibadet değildir. İstihare, insanın kalbinin yöneldiği tarafı gösterir. İstihare yapan kişinin gönlü daha sonra ne yöne kayıyorsa istiharenin sonucu odur. Rüya görme gibi bir durum yoktur.