Fetva Meclisi
Soru
Salgın hastalık yüzünden camilerde namaz kılınsa da bir süre saf düzeni olmadan kılınacak. N3amaza zararı olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Kıbleden dönülmedikçe saftan ötürü yapılan hafif hareketin namaza zararı yoktur. Allah'a emanet olun.
Secdeyi bekleme ile değil de tesbih ile geçirmek gerekir. Yalnız kılan birinin farzlarda üç kere tesbih etmesi yeterlidir. Yedi kere de yapabilir. Daha fazlası namazı bozmasa da tavsiye edilmez.
Aleykümselam. Namaz kökten olmayacak kadar ağır yanlışlar olursa onları yeniden kılarsınız ama mesela verdiğiniz örnekteki hata namazın kabulüne mani değildir. Onu şimdi düzeltmeniz yeterlidir. Allah yardımcınız olsun.
Erkeklerin farz namazları camilerde cemaatle kılmaları önemli sünnetlerdendir. Bilerek ve basit görerek ihmal edilmesi ise Peygamber aleyhisselamın sünnetini ihmal etmek, onu basit görmek gibi sonuçları getirmektedir. Evet, mü'min bir insan farz namazları camide kılmasa da namazı kabul olur ama camiyi yok sayarak iyi bir Müslümanlık yaşamak mümkün değildir. O sözlerin genel olarak aslı vardır. Aslı olmakla beraber de onlardan kapsamlı ve ayrıntılı hükümler de çıkmaktadır.
a- Söz konusu hata abdestin farzları dışındaki bir hata ise mesela kulakları meshetmek gibi bir hata ise yapılması gereken hiçbir şey yoktur. Namazlar tamamdır biiznillah. b- Hata abdestin farzlarından biri üzerinde ise mesela yüz yıkanmadı ise bu durumda abdest yok demektir. Abdest olmadan da namaz yoktur. c- Bu durum sahibi İslam'ı öğrenmesi mümkün olmayacak şartlarda yaşayan biri ise bu onun için özür kabul edilebilir. İslam'ı ve hükümlerini normal şartlarda bilmesi mümkün olacak bir yerde yaşayan için ise bu bir özür oluşturmaz. Namazları kaza etmesi gerekir. d- Çok üzün süreli mesela yıllarca süren bir zaman ise bu arızalı zaman öğrendikten sonra ciddi bir şekilde abdesti ve namazına devam eder. Gerisinde de kaza edebildiği kadar eder, Rabbinin mağfiretine sığınır. e- Her hâlükârda tevbe ve istiğfar etmeyi de unutmaz.
Seferi durumundaki bir mü'min, cemaate tabi olduğunda imam seferi ise onun gibi seferi olarak, mukim ise onun gibi mukim olarak namazını kılar. Özellikle imama uymaması diye bir şey olmaz. Çünkü bu seferilikle ilgili hüküm bir ruhsattır yani izindir. Ruhsat ise gerektikçe kullanılmalıdır. Nafilelerde ise durumuna bakarak sıkışmadıkça kılması münasip olandır. Ama nafileleri kılmaması bir eksiklik değildir. Allah'a emanet olunuz.
Corona konusundaki diğer fetvalar
Şu anda CUMA NAMAZI KILMA İZNİ, genel izin/serbestlik niteliğinde değildir. Gayet kısıtlı ve sınırlı bir izin verilmiştir. Cuma Namazı için toplanmaya engel oluşturan şartlar tam olarak ortadan kalkmadığından, Cuma için toplanma fırsatı da herkes için doğmamıştır. Sağlık riski taşıyanlar, tedavi görenler, yaş sorunu yaşayanlar ve benzeri özür sahipleri bu sınırlamalar devam ederken Cuma Namazına gitmeyebilirler. Risk devam ettiği için Cuma namazına gitmeyip öğlen namazı kılanlar ise bu şartlar dahilinde biiznillah vebal altında olmazlar diye umarız. Kılmak isteyenler de gerekli tedbirleri alarak bu fırsatı değerlendirebilirler.
Bu bakış tarzı yanlıştır. Bayram dediğin ninenin yanında çikolata yeme günü ise elbette sen ağlamalısın. Bayramı balon şişirmek olarak gören çocuk da ağlamalıdır. Gerçek şudur: İnsanların şekerlerle, tebrik mesajları ile hissettikleri bayram, hayatımızdaki günlerden sadece biridir. Takvimlerin yazdığı günde gelir, o gün bitince de çeker gider. Bizim bakışımızda ise hayatımızın bütünü ne ise bayramımız da odur. Yıl bizim için nasıl geçip gidiyorsa bayram adı verilen gün de öyle geçip gidecektir. Bütün bir yılı iyi geçirebilen için bir bayram günü iyi olmasa ne olur ya da bütün yılı kötü olan bayramda balon şişirse ne olacak? Çocuklar bayrama sadece o günü görerek bakabilirler, büyükler ise bayramın öncesini ve sonrasını görmek zorundadırlar. Neden bayram ediyoruz ve sonrasında ne olacak sorularının cevap bulmadığı bir bayramı neden beklesin aklı başında bir insan? Evet, neden beklesin? Bayram, balon şişirme ya da balon gibi şişme zamanı olmamalıdır. Bugün dış görünüşü ile garip bir bayram yaşıyoruz. İnsanlar bir araya gelemiyor, bir araya gelsek birbirimizin ölümüne neden olabiliriz diye endişe ediyorlar. Ne garip bir görüntü değil mi, birbirimize mutluluk vermek için bir araya gelirsek birbirimize zarar verebiliriz diye endişe ediyoruz, hayret doğrusu! Yakın yıllarda böyle bir bayram günü görmedi insanlar. Dileriz, böylesi de bir daha olmasın. Daha garibi ve taşınması zor olanı da gelebilir Allah göstermesin. Şunu anlamamız gerekiyor: Sadece bayram günleri ile hayatı değerlendirenler için tasavvuru bile çetin olur böyle bayramlar. Hayatı bütünü ile ‘sonunda bayram etmek için bir fırsat’ olarak görebilenler ise takılıp kalmazlar bu sıkıntılı günlere. Hayat, sonunda bayram etmek için şu anda elimizdedir. Becerip onu değerlendirdiğimizde hastalıklar, yokluklar, ayrılıklar, çileler, ıstıraplar, dertler… Her ne bunaltırsa bunaltsın bizi o bunaltan şey, sonunda bayram etmek için yaşadığımız bu hayatın içinde küçük bir nokta kadar bile görünmeyecektir gözümüze. Yeter ki sonunda bayram olsun. Sonsuz cennetler olsun. Fanilikten ebediliğe geçiş günümüz bayram olsun da gerisi esef etmeye bile değmez Allah’ın izni ile. Değerli kardeşim, böyle bak hayata, bayrama ve sıkıntıya. Bunu becerebildiğin zaman yaşadığın her gün senin bayramının arifesi gibi olur sana. Bunu beceremediğinde ise görüyorsun bayram bile dert olabiliyor. Acıdan bile lezzet almakla tatlıdan bile hasta olmak böyle bir şeydir senin anlayacağın. Hayata bizim beklentilerimizle bakmak yerine hayatı yaratanın bakmamızı istediği gibi bakmanın sonucu böyle yansır günümüze. Bayram edeceğimiz günümüze bizi yaklaştıran işlerimizin çok olmasına dualar ederim. Allah’a emanet ol.
Allah Teâlâ bayram günlerini ümmetimiz için bereketli ve huzurlu kılsın. Şöyle bir uygulama yapabiliriz: a. Bayram namazı Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin mühim uygulamalarından biridir. Onun zamanında açık alanlarda kılınıyordu ve kadınlar dahil herkes bayram namazına katılıyordu. Bir keresinde yağmura tesadüf ettiği için mescitte kılınmıştı. Yakın zamanlara kadar da bayram namazı açık alanda MUSALLA denen yerlerde kılınmaya devam edildi. Yeni hayat düzenimizde ise camilerde kılınmaya başlandı. b. Bayram günü sabah namazı evde cemaatle kılınsın. Güneşin doğma vaktinden KIRK DAKİKA SONRA bayram namazının kılınabileceği vakit girmiş olur. Evdeki kadınlar ve çocuklar da dahil herkes evin en uygun yerinde bayram namazı cemaati yapalım. c. İki rekât sabah namazı gibi bir namaz kılalım. - Kıraat sesli olacak. - Birinci rekâtta sübhaneke okunduktan sonra imam olan ve arkasındakiler de ona uyarak üç kere ALLAHUEKBER diye tekbir alır. Üçünde de ellerini kaldırır ve salarlar. - Normal sabah namazı gibi birinci rekât kılınır. - İkinci rekâta geçilir. İkinci rekât sabah namazının ikinci rekâtı gibi kılınır. - Ruküye gitmeden önce üç tekbir daha birinci rekâtta gibi alınır. Dördüncü tekbirle beraber ruküya gidilir. - Ve namaz sabah namazı gibi tamamlanır. Bayram hutbesi bu uygulamada gerekmez. d. Bayram gününün farklılıklarından biri bayramdan önceki akşam vaktinden yani teravih kılmayı bıraktığımız akşamdan itibaren tekbir getiriyor olmamızdır. Ev içinde bu tekbirleri bayram günü boyunca defalarca ve topluca, tek tek olarak seslendirmeliyiz. Bu tekbir şöyledir: “Allahu ekber Allahu ekber. Lailahe illellahu vellahu ekber. Allahu ekber ve lillahilhamd.” e. Bizim bayramımızın özelliklerinden bazıları da: · Günün başında gusül almamızdır. · Güzel koku sürmemizdir. · Yeni ve temiz elbise giymemizdir. · Bayram namazından önce bir iki hurma, yoksa hafif bir tatlı yememizdir. · O gün muhakkak az da olsa bir sadaka vermemizdir. · Birbirimizin bayramını yani günahlarımızdan temizlenmiş olmamızı tebrik etmemizdir. Bunların hepsini yapalım. Camilerimize gidememiş olsak da camileri evimize getirmiş oluruz. İnşaAllah acımız hafifler, umudumuz tazelenir, çocuklarımız ibadetlerimizi unutmaz. Mübarek olsun bayramımız.
Bayram namazının şartları Cuma namazının şartları gibidir. Özellikle Hanefi mezhebi fukahası, evde bayram namazı kılınamayacağına hükmetmişlerdir. Diğer Fukaha ise bayram namazına gidemeyenlerin evlerinde kendi başlarına veya ailece cemaat yaparak camideki gibi kılabileceklerini söylemişlerdir. Ev şartları uygun olanlar vaktinde yani güneş doğduktan kırk dakika sonra cemaat yapıp bayram namazı kılabilirler. Bunun bir zararı olmaz. Kılınamıyor olmasının da bir sakıncası yoktur biiznillah.
a. Büluğ çağına girmeyen çocuklar, b. Bayanlar, c. Riskli kabul edilen yaştakiler, d. Kalp, kanser, böbrek, solunum sistemi, şeker, tansiyon, aşırı kilo hastalarının özürlü oldukları kabul edilebilir. Bu özür sebebi ile de Cuma namazına BU ŞARTLAR DEVAM ETTİĞİ SÜRECE gitmeyebilirler. Cuma yerine öğleyi kılarlar. Bu şartlarda Cuma namazına gidenler de sağlıkla alakalı uyarılara dikkat etmek zorundadırlar. Özel seccadelerini beraberlerinde bulundurmak, camideki eşyaya temas etmemek, gerekli mesafeyi korumak, musafaha etmemek, abdestini evinde almak gibi kurallara uyulmalıdır. Hastalık belirtisi bulunan veya tedavi görenlerin cumaya ve camilere gitmeleri asla doğru olmaz, vebale girmelerinden korkulur.
Bu, dini bir mesele değildir. Sizin aile içi bir meselenizdir. Aile içinde büyüklerin aracı olması ile çözmeye çalışın.