Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben namaz kıldıktan sonra dua edemiyorum. Ellerimi kaldırıp istemek zor geliyor ve utanıyorum. Allah’ın karşısında acziyetimin farkındayım ama sanki içimden bir ses diyor ki “Sen ne yüzle bu kapıya gelirsin, o kadar günahın varken daha istemeye utanmıyor musun?” Ne yapmam gerekiyor bilmiyorum hatta öyle bir hale geldi ki günahıma tevbe ederken bile “Aynı hatayı bir daha yapacaksın ne diye tevbe ediyorsun” şeklinde bir his oluşuyor. Bu konuda ne yapmam gerektiği konusunda lütfen yardımcı olun hocam.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Dua konusunu evhama dönüştürmeyin. İleride erişeceğiniz bir hedef olarak kalbinizde yatsın. Şeytan güya esef ettirerek sizi tamamen dua yoksunu yapabilir. Dua için de dua edin şüphesiz.
Böyle bir kuruntu ile meşgul olmamanızı tavsiye ederiz. O zaman dua edemeyen şimdi kabirde rahat etmesi için dua eder. Sorun da kalmaz. Kimsenin duası ile kimse kesin iyi olacak değildir. Dua bir insanlık ve merhamet göstergesidir. O zaman yapamayan şimdi yapar.
Aleykümselam. Ya tevbe etmediniz ya da Rabbinize güvenmiyorsunuz. İkisinden biri vardır. Tekrar bakın ve iyi düşünüp işinize bakın. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Tecrübe ve çok denemenin dışında bunun bir duası yoktur.
Aleykümselam. İşlediğiniz günahın cezası olarak bu sıkıntıya düştüğünüzü söyleyemeyiz. Söylemek de gerekmez. Siz hemen hatanızdan ötürü istiğfar edin. Tedavinize devam edin. Moralinizi kırmak yerine kendinize daha takvalı bir hayat alternatifleri oluşturmaya gayret edin. Kesinlikle umutsuz olmayın. Hatanız ne kadar büyük olursa olsun Allah'ın rahmeti ve mağfireti ondan büyüktür. Allah yardımcınız olsun.
Bunu kış günlerinde insanların grip olmasına benzetebilirsiniz. Bedenlerimiz hasta olabileceği gibi imani kimliğimizde de hastalıklar olabilir. Bunu geçici kabul edin. İyileşmek için tedavi uygulandığı gibi bunun da tedavisi vardır. Muhakkak, - Arkadaş çevrenizi, evinizi değiştireceksiniz. - Camiye, cemaate en az günde bir vakit devam edin. - İzlediğiniz internet siteleri, TV programları dâhil göz kirliliğinize sınırlama getirin. - Anne babanızın duasına biraz daha yakın olun. - Özel dua saatleri ayarlayın. Samimi dualar yapın.
dua konusundaki diğer fetvalar
Secdeyi bekleme ile değil de tesbih ile geçirmek gerekir. Yalnız kılan birinin farzlarda üç kere tesbih etmesi yeterlidir. Yedi kere de yapabilir. Daha fazlası namazı bozmasa da tavsiye edilmez.
“Hayırlısı olsun” sözü, biz üzerimize düşeni yaptıktan sonra doğrudur. Üzerimize düşün görevleri yapmadıktan sonra ise anlamsız bir sözdür. Mümin, görevlerini yerine getiren biri ise önüne çıkan kaderin ne olduğu onu etkilemez artık. Tembellerin ve ihmalkârların sıkıntısı ise “ne geldi, nereden geldi..?” soruları ile ömür tüketmektir. Fertler olarak ve ümmet olarak, üzerimize düşen gayreti, ibadet veya cihat her ne ise yapıyor olalım, gerisini dert etmeyiz. Her gelen hayırdır bizim için. Tembeller için ise hayır zaten yoktur. Allah yardım etsin bize.
Yazdığınız bilgi hadistir. Tirmizi'de 2457 numaralı hadistir. Sahih olduğu hakkında da âlimlerin görüşü vardır.
Özel bir parfüm kokusu ihtiva etmeyen koruyucu niteliğindeki kremin kullanılmasında ihramlı için bir sakınca yoktur. Parfüm görevi de görende ise sakınca vardır. Size iyi bir umre için şunları tavsiye edebilirim. Bildiğiniz ana dilinizi havaalanında bırakın. Dilsiz ve kulaksız gidin Mekke’ye. Döndüğünüzde havaalanından dilinizi ve kulağınızı alın evinize gidin. Duymaz, konuşmaz biri olarak umre yapın. Gidiş ve dönüş havaalanları arasında şunlar ilkeniz olsun: Uyuyun. Namaz kılın. Zikir yapın. Kur'an okuyun. Tavaf edin. Gereği kadar yiyin. Çok su için, zemzeme doymayın. Kâbe’yi seyredin. Kimsenin ayağına basmayın. Ayağınıza basana bakmayın. Çarşı gezmeyin. Otel lobilerinde oturmayın. Hiçbir namazı Harem-i Şerif’lerin dışında kılmayın. Aybaşı durumunuz olursa hiç üzülmeyin hatta sevinin. Çünkü o özür nedeniyle yapmadığınız ibadetler bile yapılıyor gibi sayılacak sizin için. Dua edin. Elleriniz karıncalanıncaya kadar dua edin. Aynı sözü, cümleyi milyon kere tekrar etmek de olsa dua edin. Arapça, Türkçe ve beden diliniz ile dua edin. Ziyaret yerlerine daha önce gitti iseniz tekrar gitmeyin. Onun yerine Kur'an okuyun. İlk gidiyorsanız hızlı bir şekilde gidin ve asla Harem-i Şeriflerde namaz kaçırmayacak şekilde ziyaret edin, geri dönün. Ziyaretler, oranın ruhunu emen ama bu arada sadece duygusal gözyaşları akıtan, “vay be..!”ler ile avutan zamanlardır. Sadece Kuba mescidine mümkünse bir Cumartesi günü gidin. Oradaki ilklerle ruhunuz buluşuncaya kadar oturun ve açın kendinizi o okyanusun sahillerine. Dualar edin orada. Ağlayın. Gözyaşlarınızı silmeyin. Tekrar ağlayın ve dualar edin. Oranın kıvamı ile ayrılın oradan. Medine’de salavatınız yerle gök arasını doldursun. Sakın elinize tesbih alıp şu kadar diye bir salavat getirmeyin. Sayma makinelerini yok edin bu dünyadan ve salavat getirin. Sonra da ruhunuzu orada bırakın, bedeninizle evinize dönün. Öyle bir umre yapın ki ömürlük olsun, tekrarını değil sevabını hayal edin. Mübarek olsun. Ebedî olsun. Umre olsun umreniz. Ve lütfen bu ezilmiş ve erimiş ağabeyinizden selam götürün. Lütfen orada hatırlayın. Kıpırdayan dudaklarınızın arasından adımızı çıkarırsanız size minnettar kalırız. Lütfen.
Oraya giderken önce oranın edep hakkını vermeyi tefekkür edelim. Ayakta duruşumuz bile bize kazanç olmalıdır. Asıl olan orada salat selamdır. Yüreğimizi hoplatan bir heyecanla salavat getirmeliyiz. Duadan önce ne kadar ve nasıl bir salavat getirildi orada, bunu düşünelim. Oradaki isteklerimizi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden istemiş olsak da neticede yapacak olan, kabul edecek olan Allah’tır. Çok şey değişeceğini söyleyemeyiz. Özet olarak salat ve selamı makamın sahibine, duayı Allah’a yöneltmemiz sorunsuz olur biiznillah. Mübarek olsun.
İSTİHARE bir şeyin çıkacağı bir ibadet değildir. İstihare, insanın kalbinin yöneldiği tarafı gösterir. İstihare yapan kişinin gönlü daha sonra ne yöne kayıyorsa istiharenin sonucu odur. Rüya görme gibi bir durum yoktur.