Fetva Meclisi
Soru
Eskiden Kur’an’dan ve ibadetlerimden ayrı bir lezzet duyar, Kur’an okurken ağlardım, Müslümanların hüznü beni üzer, sevinci beni sevindirirdi. Özellikle yalnız başıma olduğum zamanlar şeytan ve nefsime uyarak birçok günah işledim; bekâr olmam ve şehvetimin de etkisiyle birçok defa pornografik videolar izledim; ara sıra -haram olduğunu bilmeme rağmen- sigara içtim vs. Birçok günah işledim hocam, sanırım kalbim karardı. Artık günahıyla üzülen, hayırlarıyla sevinen bir kalbe sahip değilim. Üniversite okuyor ve evde kalıyorum, arkadaşlarım da düzgün değiller. İlk başta namaza başladılar, benim vesilemle değişecek gibi oldu derken şimdi ben onlara benzedim; sigaraya başladım vs. Hocam, eski imanımın tadını nasıl yakalayabilirim, nasıl kalbimdeki lekeleri silebilirim? Elbette ki tevbe etmekle ama tevbe etmek için de kalbin pişmanlıkla yanması gerekiyor. Hocam, artık gözümden Allah korkusundan yaş gelmemeye başladı. Ne yapmalıyım, ne tavsiye edersiniz bana?
Cevap
Benzer fetvalar
İşlediğin günah her ne ise, o senin bir hatan olmuş. Şeytan seni kandırmış. Bu durumun ise ikinci hatandır. Şeytan seni, Allah’ın rahmetinden, mağfiretinden umutsuz hâle getirerek seni iki kere çökertmeye çalışıyor. Yapman gereken şey, madem günahından tevbe ettin hızlı bir şekilde iyilik yolunda ilerlemen olmalıdır. Gerisi doğru değildir. Bir de bu açıdan düşünmeye çalış.
Bu delilik için gerçek bir tevbe et. Ebediyen bozulmaz bir tevbe olsun bu. Ağrı dağı yerinden oynasın ama senin bu tevben bozulmasın. Şeytan seni bir zaman sonra normal bir işti mantığına getirebilir, çok dikkat et. Sonra da sana bunu yapan kişiyi “arkadaş” olmaktan çıkar. Sen başka bir dünyada o başka bir dünyada olsun artık. Görme görünme artık. İbadetlerini ihmal etme. Çok Kur'an oku. Zikir yap. Ve Allah’ın tevbeni kabul etmesine güven. İki şeye dikkat et: Şeytanın o normaldi tuzağına ve o kişinin seni yeni bir oyunla tuzağına çekmesine.
Öncelikle, yaşadığın huzursuzluk ve pişmanlık hissi aslında kalbinin Allah’a yönelmeye ne kadar açık olduğunu gösterir. Çünkü günah işleyip de umursamayan bir insan değil, pişmanlık duyan ve tövbe eden birisin. Bu, Allah’ın sana verdiği bir lütuftur. Kıymetini bil. Tevbenin kabulüne inan Allah Teâlâ, tövbeleri kabul edeceğini ve affedici olduğunu birçok ayette bildiriyor. Samimi bir tövbe ettiysen ve o günahlara dönmemeye niyet ettiysen Allah’ın seni affettiğini umabilirsin. Senin artık kendini affetmemen, şeytanın vesvesesidir. Çünkü şeytanın en büyük amacı, "Sen affedilmedin, sen değersizsin." diyerek seni Allah’tan uzaklaştırmaktır. Geçmişi düşünerek geleceği karartma Allah, bize geçmişi değil, bugünü ve geleceği değiştirme imkânı vermiştir. Sürekli geçmişi düşünmek, insanın bugünkü kulluğunu ve ibadetini zayıflatır. Bunun yerine, her gününü Allah için daha iyi geçirmek için plan yap. Bu ve benzeri birçok problem, çoğu zaman insanın boş kalmasından kaynaklanır. Gün içinde Allah için faydalı işler yapmaya çalış: • Sevdiğin bir meşguliyet bul. • Hayırlı ve salih arkadaşlar edin ve onlarla düzenli olarak vakit geçir. • Bir hayır işine katıl. (Yetimlere yardım veya davet çalışmaları gibi.) • Kuran oku, kitap oku, yeni bir dil öğren, kendini geliştir. Allah, kulunu affetmek için adeta bahane arar. Sen de Allah’ın rahmetini kazanmak için bahane ara: Daha çok dua et, daha çok Allah’ı an, daha güzel bir kul olmaya çalış. "Elhamdülillah, ben tövbe ettim ve Allah’a yöneldim." diyerek sen de kendini rahatlatmayı öğren. Allah kalbine huzur versin. Allah yardımcın olsun. Allah’a emanet ol.
Bir kere bu dönüşümün seni bir nebze sarsmasını normal görmelisin. Hayatını öncesine göre aksi bir yöne çevirdiğine göre bir alışma dönemin olmalıdır. Bunun geçici olduğunu bil. İkinci olarak da aşırı gitmen doğru olmaz. Mesela namaza başla ama beşe beş katmayı uzun bir zamana yay. Haramlardan uzak dur ama titizliği uzun bir zamana yay. Sabırlı ol. Sebat et. Anne babanın duasını almaya ihmal etme. Bir yere kilitlenip kalma. Geniş bir çevre edinmeye çalış. İstersen bir de psikoloğa görünüp sana bir tavsiyesinin olup olmadığını öğren. Ve dua ederek yoluna devam et. Allah yardımcın olsun.
Af dileyin Rabbimizden. Tevbe edin! Allah'ın mağfireti dışında bir çıkışımız yoktur. Kurtuluşumuz O'nun bizi affına bağlıdır. Bundan sonra aynı hatanın yanından dahi geçmemek için şunlara dikkat etmelisiniz; - Zina günahına, haramına insanı sürükleyen ilk aşama gözdür. Gözünüzü kontrol altına almaya çalışın, ufacık gördüğünüz bir hatadan pişmanlığa koşun. Gözünüzü sizi kışkırtan şeylerden uzak tutun. - Gıdanıza, uykunuza özen gösterin. Düzenli ve yoğun bir hayatınız olsun. - Sizi olumsuz yönde etkilendiğini alenen gördüğünüz çevre, sosyal medya ilişkinizden uzaklaşın. - İşlemiş olduğunuz bu büyük günahı kimseye anlatmayın, yazarak dahi olsun tekrar o cümleleri kurmayın. Tevbe edin ve unutun. - İbadetlerinizle teselli bulun. İbadetle teselli bulduğunu düşündüğünüz insanlarla bir araya gelin, konuşun, takip edin. Bir kötülükten insan iyiliği hayatına geçirerek çıkabilir. Yaptığınız güzel amelleri artırın, dua edin, tevbe edin, namaz kılın, Kur'an’ı Kerim okuyun.
Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Allah’ın mağfiret buyurduğu bir şeyi yeniden tazeletmeyin. Geçmişinize tevbeniz samimi ise o samimiyetin gereği olarak Allah’ın affına güvenmelisiniz. Şeytan sizi bir kere o bataklıkta batmış olarak gördükten sonra yeniden oraya dönmenizi istiyor. Sizi aynı delikten iki kere ısıracak o akrep, aklınızı kullanın. Bu tür düşüncelerden kurtulmak için yoğun bir gün yaşamanız gerekir. Vaktin size yetmeyeceği işler yapın. Derslere katılın. Sosyal faaliyetlere iştirak edin. Özellikle cinsel hayatınızı daha aktif duruma getirin. Eşinize beklediğinden fazlasını verir duruma gelmeye çalışın. Kitap okuyun. Zikirler yapın. Göreceksiniz, bu gereksiz sıkıntıdan biiznillah kurtulacaksınız. Allah’a emanet olun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bekâr ve doğum yapmamış bir kadından da süt gelebilir. Onun sütünü yeteri kadar içen çocuk da süt çocuğu olabilir. Böyle bir şeyi ihtiyaç yok iken yapmayı tavsiye etmeyiz.
El-İhtiyar temel Hanefi kitaplarındandır. Zuhayli'nin kitabı ise daha derli topludur. Her ikisinin de tercüme olması ayrı bir konudur.
Dudak kıpırdatmadan okumak değil tefekkür etmek mümkün olur herhâlde. Bunu yerine gelmiş bir sünnet göremeyiz.
Yorumlanabilir işleri mümkün oldukça iyiye yorumlamayı ilke edinmeliyiz. Ölüp Rabbine gitmiş bir mü’min hakkında bu tür konuşmalar yapılmamalıdır.
1-Gül ve misk gibi şeyleri koklamak. 2-Gözüne sürme çekmek. 3-Misvak kullanmak, dişlerini macunsuz fırçalamak. 4-Ağzına su alıp çalkalamak, burnuna su çekmek. 5-Serinlemek için yıkanmak.
İlk ve en önemli vazifemiz kendimizi geliştirmek olmalıdır. Evet, birilerine faydamız olmalı ama bu ne istediğimiz gibi olabilir ne de böyle bir isteği ilk işimiz yapabiliriz. Gerçekçi olmamız gerekir; önce kendimiz sonra da yapabildiğimiz kadar çevremiz ilgi alanımız olmalıdır. Yaşınız gereği sizin tecrübeniz de azdır. Zamanla biraz daha gelişeceksiniz ve olaylara, insanlara daha geniş bir perspektiften bakabileceksiniz. O zamanki yorumlarınız da farklı olacaktır. Kendinizi geliştirmeniz ise önce sağlam bir iman oluşması olmalıdır. Ardından da ibadetlerinizi eksiksiz yapmaya gayret edeceksiniz. Çevrenizi kesinlikle 'onun gibi olmak istemeyeceklerinizden' arındırmanız gerekir. Kış günü sokak ortasında hiçbir soba sizi ısıtamaz. Bozuk insanların ortasında da siz iyilik yolunda hızlı ilerleyemezsiniz. Dua edin, gayret edin. Allah yardımcınız olsun.