Fetva Meclisi
Soru
Şeyh Nazım Kıbrısi’nin 2010 yılında Kıbrıs’ta bir kilisede namaz kılıp papayla görüşmesini ve papaya samimi davranmasını nasıl değerlendirirsiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Elbette mümin öndedir ve önde tutulur. Yalnız yüzde yüz kabiliyet ve beceri isteyen işlerde müminde aranan vasıflar yoksa kâfir veya namazsız bir mümin de çalıştırılabilir.
Selamünaleyküm. Namazda bir insanı düşünerek namaz kılmak bizim dinimizde yoktur.
Selamünaleyküm. Kıyamet günü o arkadaşınızdan dolayı sorulacaksınız. Belki de sizin bir sözünüzle sizden de iyi Müslümanlık yaşayacak, siz üşendiğiniz için onu ikaz etmiyorsunuz. Ne yararı var böyle arkadaşlığın?
Birkaç yıl önce orayı ziyaret etmiştim. Doğrusu genç biri için ahlak sorunları yaşayabileceği bir yer olacağını zannederim. Tavsiye etmem ama okunması caiz olmaz da diyemem.
Aleykümselam. Hayır, kıbleyi araştırmanız gerekir. Kıble bilinemez bir şey değildir. Araştırmadan kıldığınız namaz olmaz.
Selamünaleyküm. Kıldığımız namazı kılanların arkasında namaz kılarız. Bilerek kalbimize sıkıntı verecek bir yere de gitmeyiz. Ortasını bulmaya çalışırız. Allah kabul buyursun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
İlk ve en önemli vazifemiz kendimizi geliştirmek olmalıdır. Evet, birilerine faydamız olmalı ama bu ne istediğimiz gibi olabilir ne de böyle bir isteği ilk işimiz yapabiliriz. Gerçekçi olmamız gerekir; önce kendimiz sonra da yapabildiğimiz kadar çevremiz ilgi alanımız olmalıdır. Yaşınız gereği sizin tecrübeniz de azdır. Zamanla biraz daha gelişeceksiniz ve olaylara, insanlara daha geniş bir perspektiften bakabileceksiniz. O zamanki yorumlarınız da farklı olacaktır. Kendinizi geliştirmeniz ise önce sağlam bir iman oluşması olmalıdır. Ardından da ibadetlerinizi eksiksiz yapmaya gayret edeceksiniz. Çevrenizi kesinlikle 'onun gibi olmak istemeyeceklerinizden' arındırmanız gerekir. Kış günü sokak ortasında hiçbir soba sizi ısıtamaz. Bozuk insanların ortasında da siz iyilik yolunda hızlı ilerleyemezsiniz. Dua edin, gayret edin. Allah yardımcınız olsun.
Bir insanın imanının gittiği ancak kesin bir bilgi ile söylenebilir. 'Olabilir' türünden bilgilerle kimseye imansız denemez. İmanın düşmesinde elinizde kati bir bilgi yokken de sizin nikâhınızın düştüğünü söylemek mümkün değildir. İnşaallah daha sonraki dönemde imana yeniden döndüğünü gösteren belgeler kati olur ve siz rahat etmiş olursunuz.
Maalesef Müslümanlar arasında çıkan bazı gruplar, İslam namına yalan uydurmayı bir iş zannetmişlerdir. Bilhassa Şiilerin bu tür asılsız ithamları yaygındır. Değil inanmak, bilgi yerine koyup ilgilenmek bile makul değildir. Okumamış olun gitsin.
Bunu kış günlerinde insanların grip olmasına benzetebilirsiniz. Bedenlerimiz hasta olabileceği gibi imani kimliğimizde de hastalıklar olabilir. Bunu geçici kabul edin. İyileşmek için tedavi uygulandığı gibi bunun da tedavisi vardır. Muhakkak, - Arkadaş çevrenizi, evinizi değiştireceksiniz. - Camiye, cemaate en az günde bir vakit devam edin. - İzlediğiniz internet siteleri, TV programları dâhil göz kirliliğinize sınırlama getirin. - Anne babanızın duasına biraz daha yakın olun. - Özel dua saatleri ayarlayın. Samimi dualar yapın.
Bir kere yaşadığımız ortamın bir İslam Devleti olmadığını bilmeniz gerekiyor. Bulunduğumuz şartları İslam devletinde bir mü’minin yapacağı işlerle kıyas etmeniz makul değildir. Zekât ve vergi bir arada olmaz, bu doğrudur. Bulunduğumuz yerin zekât yeri olmadığı da başka bir doğrudur. İki doğruyu birbirine karıştırmayalım.
Klozet şeklindeki tuvaletin etrafı genellikle necaset almaz. Evdeki terliklerin orada kullanılmasının necasete temas etme ihtimali oluşturmayacağını düşünürüz. Özel bir durum olmadıkça sıkıntı da yoktur.