Fetva Meclisi
Soru
Hocam duanın en makbulü salavat getirmektir diye bir hadis var mıdır? Ben namazdan sonra dualarımda sürekli olarak salavat getiriyorum ve bu durum zamanla duamın büyük bir kısmını kapsar hale geldi. Yani, Rabbimden bir şey talep ettiğimde, bunu içimden geçirip zihnimde canlandırarak sadece salavat okuyorum. Duamın tamamı sözlü olarak sadece salavattan oluşuyor. Acaba bu şekilde dua etmek doğru mudur? Dualarımda bu yöntemi sürdürmem uygun olur mu? Bilgilendirmenizi rica ediyorum.
Cevap
Benzer fetvalar
Oraya giderken önce oranın edep hakkını vermeyi tefekkür edelim. Ayakta duruşumuz bile bize kazanç olmalıdır. Asıl olan orada salat selamdır. Yüreğimizi hoplatan bir heyecanla salavat getirmeliyiz. Duadan önce ne kadar ve nasıl bir salavat getirildi orada, bunu düşünelim. Oradaki isteklerimizi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden istemiş olsak da neticede yapacak olan, kabul edecek olan Allah’tır. Çok şey değişeceğini söyleyemeyiz. Özet olarak salat ve selamı makamın sahibine, duayı Allah’a yöneltmemiz sorunsuz olur biiznillah. Mübarek olsun.
Duanın belli bir kalıbı yoktur. Hangi tarzda dua edilirse o kabul olur biiznillah. Ama duanın bir edebi muhakkak vardır. O edep de daha samimi olmamıza, kabule daha yakın olmamıza yardım eder. Bu edeplerden biri de duaya başlarken Peygamber aleyhisselam efendimize salavat getirmektir. Allah'a emanet olunuz.
Şöyle özetleyelim: Peygamber aleyhisselam efendimize salavat getirmek Allah’ın mü'min kullarına emridir. Bu noktada bir tereddüt yoktur. Allah’ın emri mü'min için “şu nedenle bu sebeple” gibi bir irdelemeye tabi tutulamaz. Peygamber aleyhisselama salavat getirmek bir sevap kazanma yoludur. Bu yol her mü'min için bir fırsattır. Her gün ve her zaman dilimi salavat için uygundur. Özellikle de cuma günleri ise daha bereketli ve kazançlı bir ibadettir. Her salavat mü'min insanın kalbinde Peygamber aleyhisselam sevgisi ve alakasını büyütecek bir yatırım demektir. Salavat getirilen bir ortam manevi olarak bereketli bir ortama dönüşür. Salavat şefaate yatırımdır.
Delâilü’l-Hayrât, 15. yüzyılda yaşamış Faslı mutasavvıf İmam el-Cezûlî tarafından yazılmış bir salât-ü selâm kitabıdır. Eserde, Peygamber Efendimiz aleyhisselama getirilen çeşitli salavatlar, dualar ve faziletli zikirler yer almaktadır. Osmanlı'dan günümüze kadar okunması gelenek haline gelmiştir. Ancak, Delâilü’l-Hayrât bir Kur’ân ayeti veya farz bir ibadet değildir. Dolayısıyla hiçbir dua veya salavat mecmuası onun yerine konamaz/konmamalıdır. Dua ve salavat mecmuaları, kişinin manevi hayatını zenginleştiren birer vesiledir ancak Kur’an gibi bağlayıcı bir ibadet şekli olarak görülmemelidir. Delâilü’l-Hayrât okumak mübarek bir iş olsa da belirlenen sayıda tamamlanamaması sizi mahzun etmemelidir. Rabbimiz, kullarının niyetlerini ve gayretlerini bilir ve en güzel şekilde karşılığını verir. Önemli olan, ihlasla ve samimiyetle devam etmektir. Allah dualarınızı kabul eylesin.
Selamünaleyküm. İnsan olarak yapabileceklerinizi yaptıktan sonra dua edebilirsiniz. Salavat da bir dua olarak yapılabilir. Muayyen bir sayı belirlerseniz o bid'at olur.
Selamünaleyküm. Bunun için sadece 'boş bir iş' deyimini kullanabiliyorum.
dua konusundaki diğer fetvalar
Bir isteme ve istekte samimi olma meselesidir bu. Herkes cennet ister ama bedeli olmayan bir cennet isterler. Ashab-ı Kiram bedeli olan cenneti istedikleri için o bedel, her ne ise onu ödediler. Yani önce zihinlerde bir istediğini bilme hali oluştu. Belki de onlar ağır bir cahiliye dönemi yaşadıkları için bu ödemeyi anında yaptılar. Biz ezanla müziğin karıştığı bir hayatın içinden geldiğimizden bizim böyle bir ödeme yapmamız zor olabiliyor. Onların bir gün içinde yaptıkları biz bir ömre yaymak zorunda kalabiliyoruz. Sabrederek ve yılmayarak bir ömür bu mücadeleyi yapmaya becerebildiğimizde ise onların yaptığı kendi çapımızda yapmış oluruz biiznillah. Bunun gerçekleşmesi için: Uzun soluklu bir eğitim ve dönüşüm programı yapmak zorundayız. Gerekiyorsa her gün bir harf öğrenerek bir ömür eğitime devam edebilirsek istekte samimiliğimizi ispat etmiş oluruz. Çevre çok önemlidir. Onlar iman ettikleri gün hicret ettiler; sevdiklerinden ve şehirlerinden hicret ettiler. Aynı şey bizim için de geçerlidir. Gerekiyorsa bir sokak öteye ama yerimizden ve zevklerimizden ayrılmaya razı olup hicret edebilmeliyiz. Bizim gibi düşünen bir çevre bulmalıyız, yoksa bulana kadar aramaya devam etmeliyiz. Sayıya, şekle takılmadan "ana gaye Allah’ın rızasıdır" diyerek yola devam edeceğiz. Kaç kişi olduğumuz değil ihlasta ne durumda olduğumuz önemli görülmelidir. İbadet takviyesi olmadan süreklilik sağlayamayız. Farzlardan eksiğimiz olmamalıdır. Nafileleri de yapabildiğimiz kadarı ile önemsemeliyiz. Haramlardan kaçınmayı nefes almak gibi göreceğiz. "Bir haram bir hayat bitirebilir" mantığı ile yol alacağız. Çok ve yoğun dua ile isteğimizde samimiyetimizi ispat etmeye çalışacağız. Allah yardımcımız olsun, işimizi kolay etsin.
Belirttiğiniz duayı her namazın selamından öncesinde okuyabilirsiniz. Kuşluk namazını da yaklaşık kırk dakika kalana kadar kılabilirsiniz. Allah mübarek etsin.
Evet, böyle bir hadis kitaplarımızda vardır ama bu hadis sahih değildir yani bir konuda bağlayıcı nitelikte değildir. Bir çeşit kültürel bilgi niteliğindedir. Evliliğin kaderle olduğu kesindir asla tartışılabilir yönü yoktur. Hayatımızın her alanında olduğu gibi evlilikte de kader yürür. Biz ise kaderi bilmediğimizden kendimiz arar bulur evleniriz. Kaderimize tesadüf edinceye kadar aramamız devam eder. Sonunda geçerli olacak olan kaderimizdir. Biz buna rağmen kendimiz arayıp buluruz. Kaderimiz ne olursa olsun biz, aramak ve gerçekleştirmek zorundayız. Meseleyi böyle anlayabiliriz.
Müslüman hatırladığı günahlara özel olarak pişmanlığını ifade ederek tevbe etmelidir. Hatırlamadıklarına da "bütün günahlarımı" veya "unuttuğum ve tevbe etmediğim günahlarımı/kusurlarımı affet" şeklinde tevbesini dile getirmelidir.
Allah gönlünüzde ulaşmak istediğiniz arzuladığınızı lütfetsin.
Vefat etmiş salih bir zatın hürmetine Allah'tan yardım dilemek âlimlerin tartıştığı bir konudur. Özellikle imanımızı ilgilendiren ihtilaflı hususlarda tedbirli olmanın daha doğru olduğunu; böyle söyleyen bir Müslümanı da küfürle itham etmenin de aşırılık olduğunu düşünüyorum. https://fetvameclisi.com/fetva/tevessul-nedir