Fetva Meclisi
Soru
Hocam Peygamberimiz, “Benimle birlikte, melekler de dua etse yine kaderinde yazılı evleneceğin kişiyi değiştiremeyiz.” buyuruyor. Böyle bir hadis gerçekten var mıdır? Evleneceğimiz kişiyi biz mi seçiyoruz yoksa Allah’ın takdir ettiği kişiyi zamanı gelince Allah karşımıza çıkarıyor bizim de ağzımız dilimiz bağlanıyor mu? Bu konu aklımı çok meşgul ediyor. Kişinin karşımıza gelmesi kader ama onu bizim seçmemiz mi bizim elimizde oluyor? Ya da Allah’ın yazdığı kişisiyse boşanma nasıl işliyor?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Anormal şartlar dışında BEĞENİP SEVDİĞİMİZ biriyle evlenmeliyiz. Evlilik bin bir dikenli bir bahçe gibidir. Bir de sevmeden beğenmeden girildiğinde dikenleri yara bere eder evliyi. Ama beğenilip sevilirse dikenlerin bir bölümü hissedilmez. Mesele budur. Bizim sadece evliliğimiz değil; her nefesimiz bile kaderimizde sabittir, yazılıdır. Biz, bizim için ne yazıldığını bilmediğimizden yoğun bir taleple araştırırız. Sonunda da gittiğimiz aslında yazılı olan kaderimizdir. Allah'a emanet olun, işiniz asan olsun.
Selamünaleyküm. Anormal şartlar dışında BEĞENİP SEVDİĞİMİZ biriyle evlenmeliyiz. Evlilik bin bir dikenli bir bahçe gibidir. Bir de sevmeden beğenmeden girildiğinde dikenleri yara bere eder evliyi. Ama beğenilip sevilirse dikenlerin bir bölümü hissedilmez. Mesele budur. Bizim sadece evliliğimiz değil; her nefesimiz bile kaderimizde sabittir, yazılıdır. Biz, bizim için ne yazıldığını bilmediğimizden yoğun bir taleple araştırırız. Sonunda da gittiğimiz aslında yazılı olan kaderimizdir. Allah'a emanet olun, işiniz asan olsun.
Evlilik dahil her şey yüzde yüz kaderledir. Ama biz, kaderimizi bilmediğimiz için üzerimize düşen araştırmayı, incelemeyi yapıyoruz. Kaderde yazılana rastlayınca da evleniyoruz. Mesele budur.
Karşınıza çıkan ne varsa bu hayatta o, muhakkak Allah'ın iradesi iledir. Ne evlilik ne de başka bir şey bunun istisnası değildir. Ancak karşımıza çıkmasının nedeni Allah'tan kaynaklanıyor olsa bile bizim, her şey elimizde imiş gibi beşeri seçeneklerimizi değerlendirmemiz gerekmektedir. Hayat, bütünüyle bir imtihandır. Bu imtihan gereği olarak da evlilik yapıyor diğer işlerde irade kullanıyoruz. Özet olarak siz, Allah Teala size hiç karışmıyormuş gibi evlilik seçeneklerini kullanacaksınız. Helal/haram kurallarına dikkat ederek bir sonuca ulaşacaksınız ve neticede imtihan kazanacaksınız. İmanımız bu şekildedir. Allah yardımcımız ola.
Mümin elinden geleni yapar. Önüne gelen fırsatları değerlendirmeye çalışır. Gerisini de dert etmez. Kadere iman budur. Evlilik için ve her şey için kader budur. Bunun ayrıntılarına dalmak ise bile bile kendini yıpratmaktır.
Selamünaleyküm. Bu hadis vardır ama zayıf bir hadistir. Zayıf hadis olması ise itikat derecesinde amel edilmesine manidir. Kesinlikle her şey kaderledir. Kesinlikle her kul, kader yokmuş gibi çalışıp üzerine düşeni yapacaktır. Kesinlikle kaderdeki karşısına çıkan kul, itaat edip sabredecek ve kazanacaktır. Ölçümüz budur.
dua konusundaki diğer fetvalar
Belirttiğiniz duayı her namazın selamından öncesinde okuyabilirsiniz. Kuşluk namazını da yaklaşık kırk dakika kalana kadar kılabilirsiniz. Allah mübarek etsin.
Bir isteme ve istekte samimi olma meselesidir bu. Herkes cennet ister ama bedeli olmayan bir cennet isterler. Ashab-ı Kiram bedeli olan cenneti istedikleri için o bedel, her ne ise onu ödediler. Yani önce zihinlerde bir istediğini bilme hali oluştu. Belki de onlar ağır bir cahiliye dönemi yaşadıkları için bu ödemeyi anında yaptılar. Biz ezanla müziğin karıştığı bir hayatın içinden geldiğimizden bizim böyle bir ödeme yapmamız zor olabiliyor. Onların bir gün içinde yaptıkları biz bir ömre yaymak zorunda kalabiliyoruz. Sabrederek ve yılmayarak bir ömür bu mücadeleyi yapmaya becerebildiğimizde ise onların yaptığı kendi çapımızda yapmış oluruz biiznillah. Bunun gerçekleşmesi için: Uzun soluklu bir eğitim ve dönüşüm programı yapmak zorundayız. Gerekiyorsa her gün bir harf öğrenerek bir ömür eğitime devam edebilirsek istekte samimiliğimizi ispat etmiş oluruz. Çevre çok önemlidir. Onlar iman ettikleri gün hicret ettiler; sevdiklerinden ve şehirlerinden hicret ettiler. Aynı şey bizim için de geçerlidir. Gerekiyorsa bir sokak öteye ama yerimizden ve zevklerimizden ayrılmaya razı olup hicret edebilmeliyiz. Bizim gibi düşünen bir çevre bulmalıyız, yoksa bulana kadar aramaya devam etmeliyiz. Sayıya, şekle takılmadan "ana gaye Allah’ın rızasıdır" diyerek yola devam edeceğiz. Kaç kişi olduğumuz değil ihlasta ne durumda olduğumuz önemli görülmelidir. İbadet takviyesi olmadan süreklilik sağlayamayız. Farzlardan eksiğimiz olmamalıdır. Nafileleri de yapabildiğimiz kadarı ile önemsemeliyiz. Haramlardan kaçınmayı nefes almak gibi göreceğiz. "Bir haram bir hayat bitirebilir" mantığı ile yol alacağız. Çok ve yoğun dua ile isteğimizde samimiyetimizi ispat etmeye çalışacağız. Allah yardımcımız olsun, işimizi kolay etsin.
Bahsettiğiniz lafızlarla bir hadis bulamadım. Fakat salavatın faziletiyle ilgili buna delalet eden birçok hadis vardır. Dualarınızın başında ve sonunda salavat getirir ve ortasında da Allah'tan istediklerinizi dile getirirseniz hem salavat getirmiş hem de Allah'a taleplerinizi sunmuş olursunuz.
Vefat etmiş salih bir zatın hürmetine Allah'tan yardım dilemek âlimlerin tartıştığı bir konudur. Özellikle imanımızı ilgilendiren ihtilaflı hususlarda tedbirli olmanın daha doğru olduğunu; böyle söyleyen bir Müslümanı da küfürle itham etmenin de aşırılık olduğunu düşünüyorum. https://fetvameclisi.com/fetva/tevessul-nedir
Müslüman hatırladığı günahlara özel olarak pişmanlığını ifade ederek tevbe etmelidir. Hatırlamadıklarına da "bütün günahlarımı" veya "unuttuğum ve tevbe etmediğim günahlarımı/kusurlarımı affet" şeklinde tevbesini dile getirmelidir.
Allah gönlünüzde ulaşmak istediğiniz arzuladığınızı lütfetsin.