Fetva Meclisi
Soru
Benim sorum şu Allah bizim kimi eş olarak seçeceğimizi bildiği için o kişiyi kaderimize yazıyor yani evleneceğimiz kişiyi kendi irademizle belirlerken evlilik zamanımızı yani evlilik yaşımızı Allah kendi hesabına göre mi belirliyor? Ben 27 yaşındayım ve bu zamana kadar üniversite okurken de hiç evliliği geciktirme kariyer yapma gibi düşüncem olmadı, evliliğe hep sıcak baktım. Hep ahlaklı namazlı iki dünya saadeti yaşatacak biri olsun istedim ve dua ederken de Furkan 74.ayetinin mealini çokça okuyarak dua ediyorum. Elbette Allah’ın bildiği vardır ama evlilik gecikincede gönül göz nefis günaha kayıyor. Kısaca sorum şu evlilik yaşı bizim elimizde olmayan bir kadere mi bağlı ve evliliğin gecikmesinde de bizim için bir hayır olur mu?(evlilik için dua ederken de nasibimdeki kişinin ve evliliğin hakkımda hayırlı kılınıp ondan sonra nasip olması için dua ediyorum)
Cevap
Benzer fetvalar
a- Kadere iman ettiğimizi unutmayalım. Cennete, cehenneme iman ettiğimiz gibi kadere de iman ediyoruz. Kader şu demektir: Rabbimiz, biz yaratılmadan önce bize ait her şeyi yazmıştır, yazdığı da gerçekleşecektir. O'nun yazısını bozacak bir güç yoktur. Eğer Allah size bir evlilik yazdı ise muhakkak o yazdığı vakitte evleneceksiniz. Yazmadı ise de kesinlikle evlenemezsiniz. Sudan bahanelerle, her tuttuğunuz elinizde kalır, bir türlü düzelmeyen terslikler hiç eksik olmaz. b- Ne evlenmek kurtuluştur ne de bekâr kalmak helâk olmaktır. Herkes imtihan halindedir. Hangi halin kıymetini bilip imtihanı kazanabilirsek bizim için hayırlı olan odur. c- İnsan olarak biz, üzerimize düşeni eksiksiz yapmaya mecburuz. Evlenmemiz gerekiyorsa evlilik yollarını kullanırız. Hasta olursak tedavi sürecini işletiriz. Sonra da kendimizi Rabbimizin koruması altında huzur içinde hissederiz. d- Şüphesiz evlilik, bedenlerin birleşmesinin adıdır. Eşler kesinlikle körü körüne evlenmemelidirler. Beyinlerinin ve gözlerinin doyduğu bir evlilik daha doğru olandır. Sizin, evleneceğiniz eş adayında güzellikten vesaireye kadar bazı şartlar aramanız pek tabiidir. Şu kadar ki, yeri geldiğinde aradığınız şartlar arasında öncelikli ve vazgeçilmez gibi bir düzenleme yapmalısınız. Mesela yaşınız ilerlediğine göre dün aradığınız şartlardan bazılarını hafifletebilirsiniz. e- Kesinlikle kendinizi güzellik ve çekicilik bakımından helallik sınırları içinde bakımlı tutmalısınız. Siz, bazı şartlar aradığınız gibi erkeklerin de aradığı şartlar vardır ve bu şartların önemli bir bölümü sizin elinizle sunulabileceklerdir. Allah'a tevekkül edin, çok dua edin, sabredin; son gülen iyi güler bunu unutmayın.
Karşınıza çıkan ne varsa bu hayatta o, muhakkak Allah'ın iradesi iledir. Ne evlilik ne de başka bir şey bunun istisnası değildir. Ancak karşımıza çıkmasının nedeni Allah'tan kaynaklanıyor olsa bile bizim, her şey elimizde imiş gibi beşeri seçeneklerimizi değerlendirmemiz gerekmektedir. Hayat, bütünüyle bir imtihandır. Bu imtihan gereği olarak da evlilik yapıyor diğer işlerde irade kullanıyoruz. Özet olarak siz, Allah Teala size hiç karışmıyormuş gibi evlilik seçeneklerini kullanacaksınız. Helal/haram kurallarına dikkat ederek bir sonuca ulaşacaksınız ve neticede imtihan kazanacaksınız. İmanımız bu şekildedir. Allah yardımcımız ola.
Şu hayatta kimin her istediği, istediği gibi olmaktadır? Biz, yazılan kaderimizi yaşıyoruz, kendi kaderimizi yazma imkânımız yoktur. Sizin evlenmeniz olduğu gibi kaderinizdir. Size iki şeyi hatırlatmak isterim: Birincisi “evlenemiyorum” diyebilmeniz için beklemeniz gereken süreyi nasıl belirlediniz? Evlenmenin yaşı mesela yirmi olarak son mudur? Zihninizdeki olguları bedeniniz ve hayatınız için son kanun olarak mı görüyorsunuz? İkinci olarak da şunu düşünmenizi tavsiye ederim size: Evlenmek mutluluğun garantisi midir? Milyonlarca genç kadın “dul” vasfı ile hayat sürdürüyorlar. Allah sizi, “dul” kalmanız anlamına gelebilecek evliliklerden korumuş olamaz mı? Hayata daha geniş açıdan bakmaya çalışalım. Yapabildiğimizi yapıp tedbir alalım ama olmayana esef etmeyelim. Allah yardımcınız olsun.
Hem “hayırlı bir evlilik” istiyorsunuz hem şu anda evli olmamaya takılıyorsunuz. Bu bir çelişki değil mi? Hayırlı olan sizin için evlenmemiş olmak ise kabul etmeyecek misiniz? Evet, evlenmek istemeniz tabii bir arzudur, muhakkak evlenin de. Allah Teâlâ sizin için ne yazdı ise onu bulursunuz, hiç merak etmeyin. Nice evli hanımlar, evlendikten iki gün sonra keşke ömürlerinin sonuna kadar evlenmemiş olsalardı diye ahlanıyorlar, onları görmüyor musunuz? Acele etmeyin, kendi kuyunuzu kazar gibi tavır içinde olmayın. Belaya dönüşen bir evlilikten ise bekâr yaşayıp gitmek daha hayırlıdır. Bir de böyle düşünün. İbadetlerinizi yapın, kendinizi boşlukta bırakmayın, bir kabiliyetinizi öne çıkararak kendinize yoğunluk üretin. Sılayırahime önem verin. Ve sabredin. Size yazılan sizi bulacaktır. Yazılmayan ise gelmez, boşuna uğraşmanız gerekmez. Allah yardımcınız olsun.
Evet, böyle bir hadis kitaplarımızda vardır ama bu hadis sahih değildir yani bir konuda bağlayıcı nitelikte değildir. Bir çeşit kültürel bilgi niteliğindedir. Evliliğin kaderle olduğu kesindir asla tartışılabilir yönü yoktur. Hayatımızın her alanında olduğu gibi evlilikte de kader yürür. Biz ise kaderi bilmediğimizden kendimiz arar bulur evleniriz. Kaderimize tesadüf edinceye kadar aramamız devam eder. Sonunda geçerli olacak olan kaderimizdir. Biz buna rağmen kendimiz arayıp buluruz. Kaderimiz ne olursa olsun biz, aramak ve gerçekleştirmek zorundayız. Meseleyi böyle anlayabiliriz.
Gereksiz bir takıntı ile kendini yormuşsun. Hayatını yaşa, kulluğunu yerine getir. Kader sana yazılanı getirip önüne koyacak. Sen önce evlenmeyi belirleme ile takıntı yaptın şimdi de geçmiş yanlışın üzerine ikinci bir takıntı yapıyorsun. İkisi de hatadır. İşine bak, önüne bak, kader seni bulur.
eş konusundaki diğer fetvalar
Kimsenin kimseye şiddet uygulaması caiz değildir ki erkeğin eşine uygulaması caiz olsun. Şiddet zulümdür. Zulüm haramdır.
Hafız olmak sizin için bir farzı ayın değildir. Eşinizin izin vermemesi durumunda gitmeniz doğru olmaz. Özellikle hafızlık yaptığınız için evde bir eksiklik görmesi durumunda eşiniz haklı durumda olur.
Siz neden, imtihanınızın bu boyutunu görmeye çalışmıyorsunuz. Bu da bir imtihan, sabredeceksiniz. Kötüye karşı iyi ile mücadele edin. Sabredin. Sabredenler kazanacak.
Allah yardımcınız olsun. Size ilk ve en önemli uyarımız şudur: Asla onunla tartışmayın. Hiçbir şey yokmuş gibi davranın. Aile içine bu konuları sokmayın. O sokmaya çalışırsa engelleyin. Asla ve asla tartışmayın. Olmayacaksa da sizin elinizle şeytan onun dininden eder. Kur’an’dan açık bir hükmü, ayeti veya sureyi inkâr ederse o zaman dinden çıkmış muamelesi yapın. O zamana kadar ateş çemberinin etrafında dönüp durmaktadır. Sizin onunla tartışmanız da eteğinin tutuşmasını sağlayacaktır. Çok dikkat edin.
Bir kere tedaviden umut kesmemelisiniz. Bunu unutmayın ve tedavi olmayı ciddiye alın. İkinci olarak da, bu hastalık yarın doğum yapmanıza bile etki edecek bir düzeyde ise bunu muhakkak söylemelisiniz. Gizli kalan bir eksiklik olarak sizi üzebilir yarın. Doktorunuza da bunu danışın, belki size bu konuda söyleyebileceği farklı bir bilgi vardır. Geçmiş olsun.
Konuyu vicdani ve ahlaki boyutun dışına çıkarırsak erkeğin eşini, kendi ailesinin yanına gitmeye zorlama hakkı yoktur deriz. Bu şu demektir: Kadının evlilik nedenlerinden biri kaynanası ve eşinin yakınlarının etraflarında insan görme arzusunu tatmin etmek değildir. Kural olarak bu söylenebilir ama hayat kurallarla beraber bir toplum anlayışı içinde yürüyor. İki sert çizginin ortasını bulmak daha güzel olur.