Fetva Meclisi
Soru
Hocam, benim bel fıtığım var ve belli bir günü olmaksızın sinir sıkışmasından dolayı arada maalesef ki sancılanıyorum. Buda beni bazen yürürken, iş yaparken zorluyor. Sorum şu ki; bekar bir hanımım ve kısmet olup talibim geldiğinde tedirgin oluyorum. Acaba görüşeceğim kişiyle o ilk konuşmada rahatsızlığımı söylemeli miyim? Yoksa fıtık, konusu edilecek kadar mühim bir şey değil mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Önce hastalığınızı söyleyin. Şu hastalıktan tedavi görüyorum, deyin. Bunu kabul ederse konuşun. Kimlik sorgulaması, evlilikten beklentisi, sizin beklentileriniz gibi konuları aşmayın birinci seansta. Bu seansta kalbiniz ısınırsa, o da evet derse ikinciye geçersiniz. Hastalığınızı gizlerseniz ve sonra öğrenilirse o haklı olacağı bir tartışmaya girebilir.
Doktora danış, doktor bu durum cinsellik açısından etkili ve sakıncalı derse bunu bildirmek zorundasın.
Selamünaleyküm. Meseleyi cin meselesi olarak görmeden önce doktor sürecini bitirmeli idiniz. Kesinlikle doktora gidin. Onun da etkisinde kalacağı bir büyüğünü devreye sokun. Çok gecikmeyin, zaten geç kaldınız sayılır. Önce doktor sürecini başlatın.
Muhakkak doktor tedavisine gideceksin. Onlar senin için tamam diyene kadar gideceksin.
Ne yazık ki eşiniz için hastalık sahibi demekten başka bir ifade bulamıyorum. O bir hastalığa tutulmuş durumdadır, yakın bir zamanda da tedavisi olmaz. Sabredip uzun zamanda iyileşmesini bekleyebilirseniz biiznillah umutsuz bir vaka olmaz zannederiz. Biraz da hamileliğin getirdiği gerginlik sizi zorluyor olabilir. Genel olarak çözümün nerede olduğunu yakalamışsınız ama geç kalınmış olabilir. Sabredip sözlerinizle, eylemlerinizle onun içine sızmaya çalışarak tedavi eden bir doktor gibi tavır takının ona. Duayı eksik etmeyin. Allah yardımcınız olsun bacı
Selamünaleyküm. Hastanızı Allah rızası için okuyacak bir hocaya gidebilirsiniz. İnşallah şifa bulur.
eş konusundaki diğer fetvalar
Allah yardımcınız olsun. Size ilk ve en önemli uyarımız şudur: Asla onunla tartışmayın. Hiçbir şey yokmuş gibi davranın. Aile içine bu konuları sokmayın. O sokmaya çalışırsa engelleyin. Asla ve asla tartışmayın. Olmayacaksa da sizin elinizle şeytan onun dininden eder. Kur’an’dan açık bir hükmü, ayeti veya sureyi inkâr ederse o zaman dinden çıkmış muamelesi yapın. O zamana kadar ateş çemberinin etrafında dönüp durmaktadır. Sizin onunla tartışmanız da eteğinin tutuşmasını sağlayacaktır. Çok dikkat edin.
Siz neden, imtihanınızın bu boyutunu görmeye çalışmıyorsunuz. Bu da bir imtihan, sabredeceksiniz. Kötüye karşı iyi ile mücadele edin. Sabredin. Sabredenler kazanacak.
Hafız olmak sizin için bir farzı ayın değildir. Eşinizin izin vermemesi durumunda gitmeniz doğru olmaz. Özellikle hafızlık yaptığınız için evde bir eksiklik görmesi durumunda eşiniz haklı durumda olur.
Mümin elinden geleni yapar. Önüne gelen fırsatları değerlendirmeye çalışır. Gerisini de dert etmez. Kadere iman budur. Evlilik için ve her şey için kader budur. Bunun ayrıntılarına dalmak ise bile bile kendini yıpratmaktır.
Konuyu vicdani ve ahlaki boyutun dışına çıkarırsak erkeğin eşini, kendi ailesinin yanına gitmeye zorlama hakkı yoktur deriz. Bu şu demektir: Kadının evlilik nedenlerinden biri kaynanası ve eşinin yakınlarının etraflarında insan görme arzusunu tatmin etmek değildir. Kural olarak bu söylenebilir ama hayat kurallarla beraber bir toplum anlayışı içinde yürüyor. İki sert çizginin ortasını bulmak daha güzel olur.
Kimsenin kimseye şiddet uygulaması caiz değildir ki erkeğin eşine uygulaması caiz olsun. Şiddet zulümdür. Zulüm haramdır.