Fetva Meclisi
Soru
Hocam Kuşluk namazını öğle vakti girmesine yarım saat kalıncaya kadar bitirmiş olsam, yerine getirmiş olur muyum? Bir de namazların son oturuşundaki "Allahumme einni ala zikrike ve şükrike ve husni ibadetik" duasını farz namazlarda da okuyabiliyor muyuz?
Cevap
Benzer fetvalar
Salavatlardan sonra ve selam vermeden önce okunur ama selamdan sonra da okunsa dua olarak mübarektir.
Kuşluk (duhâ) namazı; güneşin doğuşundan yaklaşık 40-50 dakika geçmesinden itibaren öğle vaktine yaklaşık 10 dakika kalıncaya kadar kılınabilen nâfile bir namazdır. Hadis kaynaklarında çokça teşvik edilen duhâ (kuşluk) namazı; iki rek’attan on iki rek’ata kadar kılınabilir. (Müslim, Salâtü’l-müsâfirîn, 78-84 [719 vd.]; Tirmizî, Vitir, 346 [473]; İbn Mâce, İkâmetü's-salavât, 187 [1380]; Bezzâr, el-Müsned, 9/335 [3890]; el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/112)
Bir namazın vaktinin çıkmasına kalan vakit sadece farzı kılmaya yetecek kadar ise farzı kılmak, sünnetleri bırakmak gerekir. Rahat rahat sünnetler de kılınabilecekse sünnetleri kılmak evla olur. 45 dakika yeterli ve geniş bir vakittir, sünnetler öyle bir durumda kılınmalıdır. 15 dakika kadar kaldı ise sadece farz kılınmalıdır.
Bir namazın vaktinin çıkmasına kaç dakika kalırsa kalsın o namazı hemen farzı olarak kılmak gerekir. Son saniyeye bile yetişsek bizim için kurtuluştur. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Öncelikli olan sadece farzı kılmandır, gerisinde bir sıkıntı yoktur.
Akşam namazına kırk dakika kaldıktan sonra sadece farz kılınmalıdır.
dua konusundaki diğer fetvalar
Bir isteme ve istekte samimi olma meselesidir bu. Herkes cennet ister ama bedeli olmayan bir cennet isterler. Ashab-ı Kiram bedeli olan cenneti istedikleri için o bedel, her ne ise onu ödediler. Yani önce zihinlerde bir istediğini bilme hali oluştu. Belki de onlar ağır bir cahiliye dönemi yaşadıkları için bu ödemeyi anında yaptılar. Biz ezanla müziğin karıştığı bir hayatın içinden geldiğimizden bizim böyle bir ödeme yapmamız zor olabiliyor. Onların bir gün içinde yaptıkları biz bir ömre yaymak zorunda kalabiliyoruz. Sabrederek ve yılmayarak bir ömür bu mücadeleyi yapmaya becerebildiğimizde ise onların yaptığı kendi çapımızda yapmış oluruz biiznillah. Bunun gerçekleşmesi için: Uzun soluklu bir eğitim ve dönüşüm programı yapmak zorundayız. Gerekiyorsa her gün bir harf öğrenerek bir ömür eğitime devam edebilirsek istekte samimiliğimizi ispat etmiş oluruz. Çevre çok önemlidir. Onlar iman ettikleri gün hicret ettiler; sevdiklerinden ve şehirlerinden hicret ettiler. Aynı şey bizim için de geçerlidir. Gerekiyorsa bir sokak öteye ama yerimizden ve zevklerimizden ayrılmaya razı olup hicret edebilmeliyiz. Bizim gibi düşünen bir çevre bulmalıyız, yoksa bulana kadar aramaya devam etmeliyiz. Sayıya, şekle takılmadan "ana gaye Allah’ın rızasıdır" diyerek yola devam edeceğiz. Kaç kişi olduğumuz değil ihlasta ne durumda olduğumuz önemli görülmelidir. İbadet takviyesi olmadan süreklilik sağlayamayız. Farzlardan eksiğimiz olmamalıdır. Nafileleri de yapabildiğimiz kadarı ile önemsemeliyiz. Haramlardan kaçınmayı nefes almak gibi göreceğiz. "Bir haram bir hayat bitirebilir" mantığı ile yol alacağız. Çok ve yoğun dua ile isteğimizde samimiyetimizi ispat etmeye çalışacağız. Allah yardımcımız olsun, işimizi kolay etsin.
Bahsettiğiniz lafızlarla bir hadis bulamadım. Fakat salavatın faziletiyle ilgili buna delalet eden birçok hadis vardır. Dualarınızın başında ve sonunda salavat getirir ve ortasında da Allah'tan istediklerinizi dile getirirseniz hem salavat getirmiş hem de Allah'a taleplerinizi sunmuş olursunuz.
Evet, böyle bir hadis kitaplarımızda vardır ama bu hadis sahih değildir yani bir konuda bağlayıcı nitelikte değildir. Bir çeşit kültürel bilgi niteliğindedir. Evliliğin kaderle olduğu kesindir asla tartışılabilir yönü yoktur. Hayatımızın her alanında olduğu gibi evlilikte de kader yürür. Biz ise kaderi bilmediğimizden kendimiz arar bulur evleniriz. Kaderimize tesadüf edinceye kadar aramamız devam eder. Sonunda geçerli olacak olan kaderimizdir. Biz buna rağmen kendimiz arayıp buluruz. Kaderimiz ne olursa olsun biz, aramak ve gerçekleştirmek zorundayız. Meseleyi böyle anlayabiliriz.
Müslüman hatırladığı günahlara özel olarak pişmanlığını ifade ederek tevbe etmelidir. Hatırlamadıklarına da "bütün günahlarımı" veya "unuttuğum ve tevbe etmediğim günahlarımı/kusurlarımı affet" şeklinde tevbesini dile getirmelidir.
Vefat etmiş salih bir zatın hürmetine Allah'tan yardım dilemek âlimlerin tartıştığı bir konudur. Özellikle imanımızı ilgilendiren ihtilaflı hususlarda tedbirli olmanın daha doğru olduğunu; böyle söyleyen bir Müslümanı da küfürle itham etmenin de aşırılık olduğunu düşünüyorum. https://fetvameclisi.com/fetva/tevessul-nedir
Allah gönlünüzde ulaşmak istediğiniz arzuladığınızı lütfetsin.