Fetva Meclisi
Soru
Almanya'da yaşıyoruz ve eşimle birlikte hac ibadetimizi yerine getirmek istiyoruz. Ancak günümüzde hac maliyetleri oldukça yükseldi; bugün bir çiftin hac masrafı yaklaşık 25.000 euro’yu buluyor. Elbette hac, gücü yeten müslümana farz olan bir ibadet ve bu konuda hiçbir şüphemiz yok. Ancak günümüz şartlarında hac organizasyonunun yönetimi, Suudi Arabistan’ın siyasi duruşu ve bu sürecin ekonomik boyutu beni düşündürüyor. Bir yandan, hac ibadetinin ehemmiyetini biliyoruz. Diğer yandan ise zulüm gören bu kadar müslüman varken, Suud yönetiminin tavrı ve bu ibadetin neredeyse bir ticarete dönüşmüş gibi hissettirmesi içimi huzursuz ediyor. Bu şartlar altında hac yaparken iç huzurumu nasıl sağlayabilirim?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Kesinlikle hac fırsatı kaçırılmamalıdır. Sizin o şekilde hacca gitmenizde kimsenin hakkını çiğnemek yoktur. Meri kurallara uygun olanı yaptığınız sürece haccınız hactır. Allah kabul etsin.
Önceki dönemlerde haccın kura ile yapılmasına yönelik bir uygulama yoktur. Müslümanlar hac ibadetini çok zor şartlarda ve az sayıda denebilecek kişi ile yapıyorlardı. Allah’a hamd olsun, artık Mekke sokakları bile kalabalığımızı kaldıramayacak kadar büyük bir hac etmek isteyen Müslüman sayımız vardır. Bu durumda haccın oluşturduğu izdiham nedeniyle defalarca can ve mal güvenliği riski oluşmuştur. Hac gibi bir ibadetin cana mal olmasına karşı elbette tedbirler alınacaktır. Bir yandan mekân ve işleyiş tedbirleri alınacak diğer yandan da hacı sayısına kota getirilecektir. Bu tabiidir ve gereklidir. Adil olmak ve Suudi vatandaşlarının da kuraya katılması şartı ile kura ile haccedilmesi normaldir, gereklidir. Bunda bir kasıt aramanın anlamı yoktur.
Haccı daha kısa günlerde yaparak bir tedbir alabilirsiniz. Orada dua ederek çocuğu manevi korumaya alabilirsiniz. Gitmeden kaynana iltifatlar ederek onu rahatlatabilirsiniz. Sık sık arayarak takip ettiğinizi hissettirebilirsiniz… Bence gidin, tertemiz olup geri gelin. Gerisi kolay… Allah kabul etsin.
Camiler ve ibadetlerimiz hakkında yazdıklarınız büyük oranda doğrudur. Bundan daha ağırları da yazılabilir. Ne yazık ki hakikat böyledir. Yalnız şunu unutmamalıyız: Her şeye rağmen camiler, bütün eksikliklerine ve iticiliklerine rağmen İslam'ın bu zamandaki camileridir. Biz de bu zamanda İslam'ın Müslümanlarıyız. 'Papaza kızıp oruç bozmak' diye izah edilen atasözünde olduğu gibi camileri, muhtevasındaki bütün eksikliklere rağmen terk edemeyiz. Şeytan bu açığımızı iyi kullanır ve neticede bizi ibadetten külliyen soğutur maazallah. Gidecek ve aslına dönüştürmek için gayret edeceğiz.
Aleykümselam.Sizin babanızın kazancı hakkında yüzde yüz haramdandır diye bir kesin bilginiz olmadığına göre babanızın desteğini almanızda sakınca yoktur.
Kızım, nişanlı iken bunları konuşmanız doğru değil. Siz evliliğinize odaklanın. Görüşmelerinizi de abartmayın. Müstakbel kocanıza da kendinizi "maddi masrafları sorun etme ben hallederim" der gibi patronvâri de göstermeyin. Evliliğinizin saadeti açısından da masraf konusunu müstakbel kocanıza bırakın. Takıldığı yerde yardımcı olmaya çalışırsınız. Aksi takdirde evliliğinize hem karı hem de koca olmak zorunda kalırsınız. Allah yardımcınız olsun.
hac konusundaki diğer fetvalar
Farzı yerine getirmek bakımından hepsi hactır. Allah Teala kabul buyursun. Özellikle hangisi daha iyi olur diye merak edenler için ise 'hangisini daha hatasız yapabileceksen' diye uyarırız. Kıran haccının daha faziletli olduğu kadar hatasının da daha hata olacağını bilmelisiniz.
Başlanmış bir ibadet (zorunluluk derecesi ne olursa olsun) yarım bırakılmaz. Dolayısıyla bir kimse nafile bir hacca niyet edip ihrama girdikten sonra bunu (meşru sebep olsa dahi) tamamlayamazsa, ileride o haccı kaza etmesi vaciptir.
Mekke’ye umre yapmak için giden biri şevval ayında da gidip umre yapmış olsa hac günlerine kadar orada beklemeyip evine geri dönmesi durumunda kendisine hac farz olmaz. Mekke’ye giderken ‘hac da yaparım’ tarzında bir niyeti olursa o zaman hacca kalması söz konusu olur. Şevval ayında umre yapmanın haccı farz duruma getirmesi diye bir şey yoktur.
Hac ibadetinde bazı görevleri yapmakta aciz kalan hacı adayının o görevleri bir başka Müslüman'a vekalet vererek yaptırması yani vekaleten yaptırması mümkündür. Yalnız bu vekalet için robot uygun değildir. Zira robot insan gibi niyet edemez. Niyet ise ibadet etmeye veya ibadet edene vekalet etmeye aday olan için şarttır. Robotlar bir ibadet yapmaya ehil de değildirler. İbadet insan ile Rabbi arasında bir bağlantıdır. Robot bu bağlantı için mümkün değildir. Bu nedenle de robotların hacının ibadet olarak yaptığı şeylerde onun yerine kullanılması o ibadet açısından mümkün değildir.
İtikadı bozuk ile ne kastediyorsunuz? Yani mü'min değil mi demek istiyorsunuz? Bu büyük bir iddia olur. Zalim, fasık, Amerikancı vs. deyin ama mü'min olup olmadığına karar verirken ahireti unutmayın. Siz şunu demiş oluyorsunuz: Allah’ın Kâbe’sinde ve Peygamberinin kabrinin yanı başında bile dinimizin en büyük ibadeti olan namaz geçerliliğini yitirmiş! O derece olabilir mi, ne dersiniz? Evet, oradakiler bize göre farklı düşünen, farklı içtihatlara sahip olan kimselerdir ama imanları ile ilgili bir fark nedir? Mesela meleklere mi inanmıyorlar? Eğer böyle bir iman eksiklikleri varsa elbette arkalarında namaz kılamazsınız. Bozukluk dediğiniz şey belli konuları farklı anlayan içtihat ayrıntıları üzerine ise siz herhalde hiçbir yerde bir imam bulup arkasında namaz kılamazsınız bu zamanda. Onlar da size dönüp ‘laiklikte sakınca görmeyenlerin arkasında namaz mı kılıyorsunuz?’ demeleri durumunda ne cevap vereceksiniz? Size tavsiyemiz şudur: İmanı, namazı ve Kâbe’yi bu kadar kolay tartışma konusu yapmayalım. Hele ırkçılık ekseninde büyütülmüş veya düşmanlarımızın besleyip içimize saldığı ayrıntılardan ötürü hiç yapmayalım. Allah Teâlâ umrenizi kabul buyursun. Âmin.
Bu durumda sen kendi malından da olsa başkasına onun adına haccetmek üzere göndermek zorundasın. Böyle bir sözleşme zaman aşımına uğramaz. Yıllar geçse de onun adına haccetme görevi senin zimmetindedir. Sözleşmenizi iptal edemezsin.