Fetva Meclisi
Soru
Hocam annem Kâbe’yi görmek için yanıp tutuşan biri. Uzun zamandır maddi olarak ona yardım edip umre ziyaretini yapması için büyük bir isteğim vardı ancak bu yılın başında, maddi olarak bu sorumluluğu alabilecek konuma geldim. Yani kısaca niyet ettim annemi ve babamı umreye göndermeye. Manevi olarak bana biraz güç versin, beni motive etsin diye de konuyu nişanlıma açtım. Hatta "Senin annenle baban daha önce hiç gittiler mi?" diye sordum (nişanlım ve ailesi Filistin Gazze'li), o da bana "Hayır maalesef, bizim için mümkün değil bu ücreti karşılamak." dedi. O zaman içime bir ateş düştü, "Allah'ım bana yardım et, hepsini birlikte gönderecek parayı biriktirme gücü ver." dedim. Böylelikle niyetim annem, babam ve nişanlımın annesi babası olmuş oldu. Ancak şu aralar sürekli aklıma haccın farz olduğu, önceliğin hac olması gerektiği fikri geliyor. Ama ne yazık ki bir kişilik hac ücreti, dört kişinin toplam umre ücreti ile aynı. Kaldı ki dört kişilik umre ücretini iki yılda tamamlayabilirim. Şeytan vesvesesi olduğunu da kendime hatırlatmama rağmen, sürekli aklıma "Dört kişilik hac parasını biriktiremezsin, vazgeç bu işten." gibi düşünceler gelip şevkim kırılıyor. Böyle bir durumda nasıl bir yol izlemeliyim? Hiç hacca gitmemiş birinin umreye gitmesi ne kadar doğru? Hac farz olduğundan dolayı, on yıl da sürse ben niyetimi hac olarak mı yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Haccın farz olması için şart olan ekonomik imkân kuraya yazıldığı sene için yeterli olurken bir sonraki sene yeterli olmayabilir. Burada bir niyet karışıklığı olmadığı sürece sıkıntı da yoktur. Son hac fiyatları artmış olabilir, kişi elindeki parayı başka bir zaruri ihtiyacına harcamış olabilir. Hacca gitmeye niyeti devam eder, ilk fırsatta da gider. Böyle bakmak daha evla olur.
Aleykümselam. Siz mehir olarak talep ettiğiniz miktar olan umre fiyatını alacak olarak eşinizden alın. Umre konusunu da ne zaman nasip olursa o zaman yapmak üzere erteleyin. Bunu bir aile için sorun durumuna getirmeniz doğru olmaz. Aile içi huzurunuz umreden önemlidir!
Haccı daha kısa günlerde yaparak bir tedbir alabilirsiniz. Orada dua ederek çocuğu manevi korumaya alabilirsiniz. Gitmeden kaynana iltifatlar ederek onu rahatlatabilirsiniz. Sık sık arayarak takip ettiğinizi hissettirebilirsiniz… Bence gidin, tertemiz olup geri gelin. Gerisi kolay… Allah kabul etsin.
Böyle bir gitmeme fırsat kaçırma değildir, emre itaat etmektir. Gitmeyin, umreyi gerekiyorsa değerlendirin. Allah Teâlâ kabul buyursun.
O parayı güvenli bir kurumla deprem nedeniyle muhtaç birine ulaştırırlarsa nafile bir umreden daha sevaplı bir iş yapmış olurlar. İnşaallah umre de bir gün nasip olur. Umre nasip olmasa da niyetleri ile ecri nasip olur biiznillah.
Aleykümselam. Kesinlikle hac fırsatı kaçırılmamalıdır. Sizin o şekilde hacca gitmenizde kimsenin hakkını çiğnemek yoktur. Meri kurallara uygun olanı yaptığınız sürece haccınız hactır. Allah kabul etsin.
anne baba konusundaki diğer fetvalar
Kıymetli Kardeşim; 1- Önce, kendinize bu konuları dertleşebileceğiniz bir kadın arkadaş bulun, haftada bir de olsa onunla dertleşin, size nasihat ederse nasihatine kulak verin. Yalnızlık büyük bir sıkıntıdır ve azaptır. 2- Bu mantıkta olmayanlarla oturup kalkmayın. 3- Sonra da uykunuzu, başından kontrol edin. Her gün aynı saatte yatın. Bu saat de ondan sonrası olmasın. Yedi saatte de kalkın. Yatmadan dört saat önce hiçbir şey yemeyin, yatağa aç girin. Akşamları TV seyretmeyin. İki ay buna uyarsanız uykunuz düzene girer. Uykunuz düzene girerse tembellikten şikâyetiniz azalır. 4- Kitap okumaya alıştırın kendinizi. Önce basit hikâyeler de olsa yavaş yavaş yükselen bir tempo ile kitap okuyun. 5- Sesli dersler dinleyin. Meselâ bizim derslerin sesli MP3 ile hazırlanmışları var. www.sosyaldoku.com adresinden onları indirip dinleyebilirsiniz. İnşaallah açılacaksınız. 6- Sakın kendinizden umut kesmeyin, şeytanı kıs kıs güldürürsünüz. Bir kere sizi mağlup ettiğini de anlarsa bir daha elinden kurtulamazsınız. Allah kolaylıklar versin.
Neyin niçin olduğunu sadece Allah bilir. Her halimizi imtihan kabul edersek bu kadar vesvese yapmaya da gerek kalmaz. Yine de insan günahları için sürekli istiğfar etmeli ve günahta ısrar etmemelidir.
Rabbimiz kendi rızası doğrultusunda işler yapabilmemizi nasip eylesin. Ayaklarımızı dini üzerine sabit kılsın. Şu dünya hayatında Allah'a davetten daha güzel iş, Allah'a çağırmaktan daha güzel söz yoktur. Seni tebrik ederim. Müsaadenle belli hususları hatırlatmak isterim; - Bir Müslüman hanımefendi önce kendini yetiştirmekle sorumludur. Ne olursa olsun biraz daha kendini yetiştirmek için gayret et. Her gün yeni bir ilmi mesele ile ilgilen. - Şeytanın seni ilimden alıkoyacak meselelerle meşgul etmesine izin verme. - Allah'a davet eden bir mümin kadın olarak, insani ilişkilerini sünneti seniyyeye uygun halde yaşa. Bilhassa anne baban senin ya cennetin ya cehennemindir. Allah'ı memnun etmek istiyorsan anne ve babanın duasını almak için yaşa. - İnsanları memnun etmek için dininden taviz verme. Başkalarını senden farklı düşündükleri için yargılama. Sen işine bak. Yumuşak dille anlat gerisini Rabbine bırak. - Burası imtihan dünyasıdır. Herkesin imtihan noktası da farklıdır. Kendini imtihanlarının içerisinde kimsesiz zannetme. - Muhakkak bir arkadaş çevresi kur. Bulabilirsen Salih arkadaşlarla oturup kalk bulamazsan böyle bir grubu kurmada öncülük et. Elinde hazır bulamadığın kitapların PDF halini takip et ya da video derslerle kendini takviye et. Ama kitap ya da video üzerinden değil ilmi, bir hocadan öğren. Allah'a emanet ol.
Sanırım obsesiflikten (takıntı/vesvese) oğlunuzun çocuk gibi kararsız ve takıntılı olmasını kastettiniz. Yani oğlunuzun zihinsel yaş geriliği yok. Kişi deli olmadıktan sonra obsesif gibi rahatsızlığı olsa da normal kimseler gibi ibadetlerle yükümlüdürler. On beş yaşına kadar ergenliğe girmemiş olsalar da ergen kabul edilirler. Buna göre oğlunuz aşırı dalgın da olsa namazları çocuk gibi kılsa da sağlığı oranında sorumludur. Bir anne olarak tedavisini ihmal etmeyin. Allah yardımcınız olsun.
Baban, yatalak bir hasta olsa idi ne yapacaktın onu? Gözünde sıfırlanmış bir baba mı olacaktı? Elbette hayır, değil mi? Bu durumu da öyle düşün; insanların sadece bedenleri hasta olmaz, beyinde de görülüp tedavi edilemeyen müzmin hastalıklar olabilir. İdare et, ses çıkarma, görme, duyma ve sen kazan. Öyle bir kazan ki, o sana minnettar kalsın bir gün. Ebedi bir hayat için böylesi daha iyidir.
Kumar ve kumara zemin oluşturan her şey haramdır. İbadetlerden alıkoyan ne varsa onu yapmak da haramdır. Anne baba hizmeti gibi temel insani görevlerden koparan şeyler de haramdır. Satranç için bu ilkeler açısından ele alındığında ortaya bir sorun çıkıyorsa haram sözü geçerli olur. Değilse satranç için haram demeyi gerektirecek sarih bir nas yoktur.