Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim yirmi bir yaşında obsesif bozukluk rahatsızlığı olan bir oğlum var. Ruhsal durumu sanki on yaşındaki bir çocuk gibi ve genelde çocuk ruhlu. Kıldığı namazlar ve abdestleri düzgün değil, aşırı dalgın. Doktora götürdük ama ilaçları tam olarak kullanmadık. Kısmen iyileşse de ruhsal olarak büyüyüp büyüyemeyeceğinden emin değilim. Böyle bir kişi ergenlik dönemine girer mi, ibadetlerinden bu dünyada ve ahirette ne kadar sorumlu olur? Anne ve baba olarak Allah ahirette bize sorar mı? Yine doktora götüreceğiz inşallah ama ruhsal olarak çocukluk döneminden çıkıp çıkamayacağından emin değilim. Ruhu hep çocuk gibi kalırsa dünya ve ahirette sorumluluğu olmaz mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu durumu bir hastalık kabul etmek ve tedavisi için imkânları kullanmak son derece doğal ve olması gereken bir sonuçtur. Allah’ın bu nimetini helal daire içinde aramanız ancak bir fazilet olabilir. Çocuk olmuyor diye boşanmak şart değildir. Eğer bu durum eşlerden birinin tahammül seviyesini zorluyor ve sağlığını etkiliyorsa boşanmak normal görülebilir, belki bir psikologla görüşülebilir. Bununla yaşamayı kabullendiğiniz takdirde bunu eşinizle paylaşınız ki o da rahatlasın. Tam tersi kaldıramayacağınızı anlarsanız da boşanmayı düşünmeniz bir vebal değildir. Çocuk sahibi olmak güzeldir ama yaşamak için şart değildir. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Sağlığımızın iniş çıkışları olduğu gibi ibadet hayatımızın da iniş çıkışları olabilir. Allah Teâlâ hepimizi iman ve ibadet ehli olarak bu hayatı bitirebilenlerdin kılsın. Eşinizi geçici bir sorun yaşıyor olarak kabul edin, daha rahat çözersiniz sorunu. Bıktıracak tarzı da seçmeyin. Her gün aynı tepkilerle karşısına çıkmayın. Ara ara ve farklı diller kullanın. Onun durumun çocuğunuza yansıtmayın. Adı kirlenmesin. İç sesler genellikle boş vakitten ve gereksiz işlerle meşguliyetten kaynaklanır. Dolu dolu bir hayat yaşayın. Daha kaliteli işler üretin. Kur'an okumayı ve zikir yapmayı ihmal etmeyin.
Selamünaleyküm. Buluğ çağına gelmeden ölmüş bir çocuk bir tür melektir. Onun hakkında böyle şeyler konuşmanız doğru olmaz. Bir de hastalıklarla boğuşmuş bir çocuğu böyle değerlendirmelere tabi tutmayın. Allah hepimizi mağfiret buyursun. Bundan sonra iyi işler yapmaya bakın.
Allah Teâlâ size sabırlar ihsan etsin, işinizi kolay kılsın. Bir kere, asla yarınlara bugünden endişelenmeyin; her doğan güneş yeni bir gün ve her yeni gün yeni bir umuttur. Bir ilaç keşfedilebilir, doktorların tespiti yanılabilir. Yarının endişesini bugünden taşımaya kalkarsanız şeytan sizi kolay sömürür. Yaratan Allah, hayat veren Allah’tır. Siz kulluğunuzun gereklerini yapmaya bakın. Ve şunu da unutmayınız: O çocuk, siz kadere itiraz etmediğiniz sürece sizin cennet umudunuzdur. Onun sayesinde kazandığınız sevaplar herhangi bir nafileden kazandığınızdan daha az değildir. Yarın Allah’ın lütfu ile cennette bulunduğunuzda kendinizi o yavrunun size makine gibi sevaplar biriktirdiğini görecek ve asıl mutluluğu orada yaşayacaksınız, orada… Sabredin ve kazanın. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Kırk günden sonra ana rahmine müdahale ancak ölümcül nedenlerle olabilir. Acilen, doktorla görüşün. Üçüncü bir doğumu kaldırıp kaldıramayacağını kararlaştırsın. Psikologla da görüşün, o da karar versin. Ondan sonra durumu değerlendirin. Kırk günden sonra çok ağır bi vebale girersiniz. Şimdi de sıradan bir iş değildir bu. Çok dikkat edin.
Selamünaleyküm. Böyle bir durumu suistimal edip yardım almanız hatalı olur. İhtiyacınız varsa ve yavrunuza daha iyi bir hizmet etme fırsatı doğacaksa yardım istemenizde hiçbir sakınca yoktur. Allah size sabırlar versin.
anne baba konusundaki diğer fetvalar
Neyin niçin olduğunu sadece Allah bilir. Her halimizi imtihan kabul edersek bu kadar vesvese yapmaya da gerek kalmaz. Yine de insan günahları için sürekli istiğfar etmeli ve günahta ısrar etmemelidir.
Kızım, nişanlı iken bunları konuşmanız doğru değil. Siz evliliğinize odaklanın. Görüşmelerinizi de abartmayın. Müstakbel kocanıza da kendinizi "maddi masrafları sorun etme ben hallederim" der gibi patronvâri de göstermeyin. Evliliğinizin saadeti açısından da masraf konusunu müstakbel kocanıza bırakın. Takıldığı yerde yardımcı olmaya çalışırsınız. Aksi takdirde evliliğinize hem karı hem de koca olmak zorunda kalırsınız. Allah yardımcınız olsun.
Kıymetli Kardeşim; 1- Önce, kendinize bu konuları dertleşebileceğiniz bir kadın arkadaş bulun, haftada bir de olsa onunla dertleşin, size nasihat ederse nasihatine kulak verin. Yalnızlık büyük bir sıkıntıdır ve azaptır. 2- Bu mantıkta olmayanlarla oturup kalkmayın. 3- Sonra da uykunuzu, başından kontrol edin. Her gün aynı saatte yatın. Bu saat de ondan sonrası olmasın. Yedi saatte de kalkın. Yatmadan dört saat önce hiçbir şey yemeyin, yatağa aç girin. Akşamları TV seyretmeyin. İki ay buna uyarsanız uykunuz düzene girer. Uykunuz düzene girerse tembellikten şikâyetiniz azalır. 4- Kitap okumaya alıştırın kendinizi. Önce basit hikâyeler de olsa yavaş yavaş yükselen bir tempo ile kitap okuyun. 5- Sesli dersler dinleyin. Meselâ bizim derslerin sesli MP3 ile hazırlanmışları var. www.sosyaldoku.com adresinden onları indirip dinleyebilirsiniz. İnşaallah açılacaksınız. 6- Sakın kendinizden umut kesmeyin, şeytanı kıs kıs güldürürsünüz. Bir kere sizi mağlup ettiğini de anlarsa bir daha elinden kurtulamazsınız. Allah kolaylıklar versin.
Eşler arasında karşılıklı rıza ve anlayışla olduktan ve kullanılan yöntem helal olduktan sonra çocuğun ertelenmesinde hiçbir sakınca yoktur. Allah Teâlâ huzur ve afiyetinizi daim kılsın.
Eşiniz için belki çok bir müdahale yapamazsınız ama çocuklarınız için yapabileceğiniz şeyler olabilir. Onların oyun oynamakla alakalı durumlarına savaşarak kendinizi yormayın. Siz enerjinizi, onlara oyunun dışında da güzel ve eğlenceli bir dünyanın var olduğunu göstermeye, sosyal olmanın önemi ve güzelliğini göstermek üzerine harcamaya gayret edin. Güzel alışkanlıklar, çirkin alışkanlıkların gücünü zayıflatır. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Böyle bir hak şekli yok. Evlilik, ona hazır ve ihtiyaç duymuş herkese farzdır. Bir farz varsa ortada demek ki onu yapmaya imkân da vardır. Çünkü yapmaya imkân olmayan hiçbir şey farz olmaz. Allah taşıyamayacağı yükü kula yüklemez çünkü. Belki sizin haktan kastınız evlilik öncesinde alınan çeyizlik ürünlerin sizden önce kardeşiniz için alınmaya başlamış olmasıdır. Bu konu ise evlilik sırasından biraz daha farklı bir durumdur. Fakat aklınıza getirin ve hatırlayın ki bugün siz hazırlık eşyalarının önce kime alınacağının kavgasını yaparken evden birileri fitneye ve harama düşme tehlikesi ile karşı karşıya olabilir. Bu yüzden illa bir evlilik sırası varsa bu fitneye en yakından en uzağa olan kişiler arasında olur ancak. Bu konuları çok endişe uyandırıcı olarak görmemenizi tavsiye ederim. Sizin için asıl endişe verici olan, sizin huzurunuzu kaçıran, dedikodular ve alaylarla kalbinizi kıran ve şeytanın misyonunu yüklenmiş "evde kaldın" diyen kişilerdir. Onlardan uzak durun. Onlardan uzak durmadığınız sürece önce siz evlenseniz bile fitne fesattan yeterince uzaklaşmış olmazsınız. Çünkü o tip insanlar yine bir şeyler bulur ve fitne ateşlerini yakarlar. Allah'a sığının. Sabırlı olun. Dua edin. Evlenmek isteğinizi güvendiğiniz kişilere belirtin. Kısmetlerinizle görüşün. İstişareler edin. Allah nasip edince sizin işleriniz de kolaylıkla hallolacaktır inşaallah. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.