Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm. Daha önce sorduğum engelli hükümlerine verdiğiniz cevaptan tüm anneler razı oldu Rabbimde razı olsun inşallah. Şimdiki sorum beni özel çocuğumla ilgili ve özel bir soru bana özel cevaplarsanız sevinirim. Beyin hasarına bağlı bir bedensel engel oğlumun durumu. İyi ve tedavi edilebilir durumda çok şükür Allah’ıma. Tedavi sureci ve ihtiyaçları çok. Masraflı, çoğunu yapamıyorum. Ama Rabbime güvenim tam ondan istiyorum hep ama çevremde bunu bazı kurumlardan yardım talebiyle yapanlar var. Ve benimde yapmam gerektiğini söylüyorlar. Ben nasıl anlatsam bilmiyorum ama ar ediyorum. Beni bilen Rabbim varken kula halimi anlatmak içime sinmiyor. Hatamı ediyorum bu şekilde zaman mı kaybediyorum bilemiyorum. İlmine takvasına güvendiğim üstadım olarak size danışıyorum.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Çocuğun bir hastalık olarak görülen gelişmeleri dışındaki gelişmelerine müdahale mümkün olmaz. Her çocuğun özel durumunu ihtiva eden bir rapor üzerinden daha ayrıntılı konuşulabilir.
Selamünaleyküm. Yaşınız itibariyle sizden büyük olan aile büyükleri ile bu işi çözün. Üç kişiyi kendinize hakem yapın, onlar ne tavsiye ederlerse öyle yapın. Allah size sabır versin.
Selamünaleyküm. Eşinizin gitmemesi gerekir diye düşünüyorum. Gitmesi zorunlu ise sizin bu durumda kâr zarar hesabı yapmanız gerekir. Çocuklarınızın durumunu, eşinizin ihtiyacını dengeleyin. Eşinizin görüşünü bir puan önde tutarak yapacağınız istişareye göre hareket edin. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Yüz yirmi günden sonra çocuğa sadece anne için ölümcül bir sorun olursa müdahale edilebilir. Onun dışında müdahale haramdır. Yüz yirmi günden önce ise çocuğun üzerindeki bir neden, 'engelli' kelimesinin daha ilerisinde bir neden olursa müdahale edilebilir ama bu da iyi araştırılması gereken bir durumdur.
Allah Teâlâ yardımcınız olsun, size sabırlar indirsin, engelli yavrularınıza da afiyetler ihsan etsin. Âmin. Bu hayata imtihan için geldiğimizi bilmek zorundayız. Bizim bakışımızla iyi veya kötü değerlendirdiğimiz ne varsa her şey bir imtihandır. Varlık nedenimiz imtihan olunca esasen imtihan dışı kalan bir şey yoktur. Bu imtihan alanımız bize çok sempatik varlıklarımız üzerinden gerçekleşince acımız ve sıkıntımız da büyük olabilmektedir. Özellikle çocuklarımız üzerindeki sıkıntılarımız en hassas imtihanlarımızdan biridir. Allah’tan yardımını dileriz. Engelli olmak veya engelli ile ilgilenmek durumunda olmak en zor imtihanlardan biridir. Bir hayat boyu süreceğini bilerek bir engelle ilgilenmek büyük bir sabır gerektirmektedir. Elbette engelli için de onunla ilgilenmek durumunda olan için de büyük bir sevap kaynağı olarak bakarız bu duruma. Namaz kılmakla nasıl Allah’ın sevabını umuyorsak, engelli olmak veya engelliye bakmak ile de benzer bir sevabı umarız. Biiznillah da o sevabı Rabbimizden buluruz. Çağımızın kültüründe “engelli” deyimi bedensel ve zihinsel eksikliği olanlar için kullanılmaktadır. Bu deyime katılıyor olmakla beraber ilave olarak “zayıflar, hastalar, sabit bir özür sahipleri” gibi durumu olanları da ilave edebiliriz. Böylece engelli ifadesini bize bakan açıdan biraz daha genişletmiş oluruz. Engelli veya özür sahibi insanların dışlanmasını ve ihmal edilmesini hiçbir şekilde kabul edemeyeceğimiz bir itikadımız vardır. Onlarla onlar gibi olmayanlar arasında insan ve kul olmak bakımından fark olmadığı gibi onların ahiretteki ecirleri daha üstün de olabilir. Bazı ibadetleri yerine getiremiyor olmaları da asla eksiklik oluşturmaz. Onları o şekilde yaratan Allah, onlarla ilgili takdiri de onların lehine olacak bir rahmeti ile yapacaktır. Ana rahminde engelli olduğu kesin olarak bilinen cenin için doğmadan kürtajla alınması durumu ancak HER CENİN İÇİN HUSUSİ fetva alınarak yapılabilecek kadar ağır bir meseledir. Engelli diye cenine direkt müdahale yapılması mümkün değildir. Ceninin engellilik durumu, ana rahmine düşme zamanı gibi belli ayrıntılara dikkat edilerek bir ruhsat bulunması mümkün olabilir. Engelli olarak doğduktan sonra engelin boyutu ne olursa olsun hiçbir canlının hayatına hiçbir şekilde son verilemez. Öyle bir engelliyi ailesi istedi ve yasalar izin verdi gibi bir gerekçe üzerinden öldürmek veya ölüme terk etmek, kasten ihmal etmek tam anlamı ile bir cinayettir. Ebeveyni veya velisi normal bir insan için nasıl tedavi süreci işletiliyorsa engelli doğan için de o süreci işleteceklerdir. Onların imtihanı da o engelli çocuktur. Ömrünün sonuna kadar mesela namaz nasıl bir an bile bırakılamaz sorumluluk ve sevap kaynağı ise engelli de ondan sorumlu olan için öyle bir sorumluluk ve sevap kaynağıdır biiznillah. Tıbben tedavi için zorunluluk kararı verilmedikçe kız veya erkek, engellinin cinsel organına (işlevsiz kalmasına sebep olacak) müdahale edilmesi asla caiz olmaz. Son zamanlarda engellilerin organ bağışına yönlendirilebildiğine dair bilgiler alıyoruz. Sağlıklı bir insanın organ bağışı yapması ile engellinin organ bağışı yapması arasında hiçbir fark yoktur. Belki de engellinin bağış yapması fıkıh açısından daha da olmaz tarafa yakın görülebilir. Bir insan engellidir diye onun organının kolay elde edilebilir görülmesi kabul edilebilir değildir. Allah Teâlâ kulluğunu yerine getirmekte hepimizin yardımcısı olsun. Sıkıntılarımıza karşı tahammül ve afiyet ihsan buyursun bize. Âmin.
Selamünaleyküm. Eşinize zulmetmekten sakının. Annenizi siz memnun etmeye çalışın. Eşinizi de annenizi de korumuş olursunuz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Size bu hakkı veren yasalara göre hatalı olan bir işin sonucunda aldığınız size helal olmaz.
Selamünaleyküm. Kardeşim, ne kadar cüretkâr konuşuyorsunuz, din hakkında konuşmaktan Allah'a sığının! Uydurma ve hileli bilgilerdir sizin bildikleriniz. Bir kızı babasının, zorla birine vermesi yoktur. Böyle bir şey yoktur. Bunu İslam'a mal edenler yalan söylüyorlar. Yöresel çirkinliklerden biridir bu. Mirası da Kur'an taksim etmiştir. Kur'an'ın hükmü karşısında mezhep veya başka bir şey olmaz.
Selamünaleyküm. Kesinlikle onu ihmal etmeyin, bildiğinizi öğretin, bilemediğinizi de beraber öğreneceğiniz birine gidin. Onun geçmişine bakmayın, geleceğine bakın. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Faizle iş gören bir bankada bilerek yarım saat bile tutmamalısınız paranızı. Zaruret olmadıkça paranızı hemen alın.
Selamünaleyküm. Erkeğin Ğayûr (eşini kıskanır) olması kadar tabii ne olabilir. Mü'min erkek, eşini erkek güvercinden bile kıskanmadıkça imanın tadını alamaz. Ne var ki, meseleyi işkenceye dönüştürecek bir abartı içinde de olmamak gerekir. Helal/haram çizgisi korunduktan sonra denge sorunu olmaz. Meryem'i veya başka mü'mine bir kadını yüzünden ya da kıyafetinden değil tavırlarından tanıyabiliriz.
Selamünaleyküm. Kadının çalışması eşinin iznine bağlıdır. Eşi izin veriyorsa, kazandığı tamamen kendine aittir. Kimsenin onun kazancında hakkı ve sözü yoktur.