Fetva Meclisi
Soru
Kıymetli hocam inşallah sağlık ve afiyettesinizdir. Rabbim size ve ailenize hayırlı ömürler versin. Müsaadenizle bir hususta görüşünüzü istirham ederim. Anne baba olmak üzere plan yapan kişilerin fazla kilo, sağlıksız yaşam tarzı ve sair gerekçeler ile bu planı, daha sağlıklı olmak için çabalayacakları belirli bir süre ertelemeleri caiz midir yahut gerekli midir? Bilimsel çalışmalar, özellikle babanın sağlığının, bebeğin uzun vadede sağlığını etkilediğini gösteriyor. Genetik ile alakalı birtakım detayları açmıyorum. Bir yandan Allah, bu karı kocadan bir kul yaratmayı murad ettiğinde önüne geçebilecek bir engel yoktur. Bir yandan da bu tedbiri almalı mıyız? Bu dilemma arasında kaldım. Allah sizden razı olsun.
Cevap
Benzer fetvalar
Allah babanızdan razı olsun; dinini öne alarak hayatına yön vermeye çalışmış. En azından niyeti ile kazanacaktır diye umuyor ve dua ediyorum. Böyle bir uygulamayı yaparken ölçüde aşırı olmuş da olabilir. Tamamen kâfir olanla bile bir nebze bırakılması gereken bir çizgiden söz edebiliriz. Siz babanızın emrinde olduğunuz sürece ona itaat edin, kendiniz müstakil bir ev sahibi olduğunuzda ise helal/haram sınırlarını kollayacak ve itidali bırakmayacak bir çizgi oluşturursunuz. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Öncelikle geçmiş olsun size. Allah tekrarından ve bütün sıkıntılardan muhafaza buyursun. Eşinize de geçmiş olsun deriz, dualar ederiz ona da. Annelik hazzını en güzeliyle yaşamasını temenni ederiz. Anlattığınız gibi gerçekleşen bir olaydan ötürü vebal inşallah olmaz. Zira annenin sağlığı tehlikeye girince çocuk sağlam bile olsa alınabilir. Tekrar geçmiş olsun.
Aleykümselam. Öyle düşünmeyin. Eğer Allah Teâlâ bir sıkıntı vermiş ardından da şifa yaratmış ise onu aramak da vazifemizdir. Olmuyor denecek bir zamanı geçirip geçirmediğinizi iyi tespit edin, gerekiyorsa da helal olan yöntemlere başvurun. Allah yardımcınız olsun.
Bir çocuğun hayata tutunmasına vesile olmaya biz, bütün insanlığı kurtarmak gibi bakarız. Kur'an’ımızın bize öğrettiği budur. Fakat bazı gerçekleri tespit etmemiz gerekiyor: Devletin ailesiz çocuklar konusunda hassasiyeti yüksektir. Bu nedenle sokakta aç açık kalmış çocuk birkaç saatliğine olabilir. Uzun vadede böyle bir tehlike olmayacağına inanıyoruz. Kaldı ki bölge insanı da bu hususlarda dikkatlidir. Her çocuğun bir amcası, halası vs. vardır. Elbette her şeye rağmen olumsuzluk ihtimalini de düşünürüz ve kimsesiz çocuklara sahip olmayı Allah’ın razı olacağı mübarek bir iş olarak görürüz. Özellikle sizi kastederek söylemiyorum ama bu konu su götürür bir konudur. Mesele, oradaki çocukların ortada kalmasına karşı bir çare üretmek mi yoksa uygun ve yeterli şartları oluşturmadan bir anlık duygusallıkla hareket etmek mi, ya da beğenip almak şeklinde ifade edebileceğimiz dünyevi bir algıyla sahiplenmek mi? Bu noktaların hangisinde bulunulduğunu şüphesiz sadece Allah Teâlâ bilir. Fakat geçmişten bildiğimiz sıkıntılar bizi dikkatli olmaya sevk ediyor. Daha sonra bu çocuğun ileriki yıllarda aranan/umulan vasıflara uygun (!) olmamasına karşı yaşanan maddi ve manevi sıkıntıları ne yazık ki duyduk, gördük. Elbette ve elbette bunu genelleyemeyiz. Herkesin kalbi Allah ile arasında olup biten sırlarla doludur. Bir insanın bütün bir hayatına yönelik karar verilirken çok dikkat edilmelidir. Konunun bir de din boyutu vardır. Bu boyuta da şöyle işaret edelim: Bizim dinimizde hiçbir insan, kendisinden doğmadığı bir anne - babanın çocuğu olamaz. Sonradan mahkeme yoluyla veya sahiplenme ile evlat olmak yoktur. Bunun sonucu olarak da bir çocuk, evlatlık olarak girdiği evde mahremiyet ve miras konularında “evin çocuğu” işlemi göremez. Bunun tek istisnası emzirme yoluyla olabilir. Bunda da sadece mahremiyet sorunu kalkar. Miras yine hak edilemez. Çocuğun süt yoluyla aileye katılabilmesi için: - Çocuk yirmi dört ayını doldurmamış olmalıdır. - Gireceği evin hanımının sütünü emmelidir. Bu da yaklaşık olarak beş küçük fincan kadar olmalıdır. (Buradaki beş fincan ifadesi, ilk ayında yarım fincan kadar, bir yaşında iken tam fincan olarak ve iki yaşına yaklaştığı dönemde ise bir buçuk fincan olarak düşünülür.) -Fakihler arasında bu sütün miktarı farklı düşünülmüştür. Hanefi mezhebi çocuğun bir kere süte doymasını yeterli bulmuştur. Bunu da fincan olarak ölçtük. Diğer fukaha ise beş doyum olarak anlamıştır. Biz de ihtiyaten büyük olanı burada tespit ettik. - Bu süt, kadının göğsünden bir yolla alındığında yeterlidir. Kadının doğal süt günleri olmasa bile bir ilaç yardımı ile süt alınıp çocuğa içirildiğinde sütanneliği gerçekleşir. - Sütanneliği ile o kadının erkeği de sütbabası, varsa çocukları da süt kardeşleri olur. Böylece mahremiyet sebebiyle bir engel kalmaz. Müslümanlar olarak ihtiyaç duyulması durumunda evlerimizi kimsesiz çocuklara açmakla tam anlamıyla bir ibadet yapmış oluruz. Biiznillah kalıcı bir sadaka olur bu. Sevabını ancak Allah Teâlâ’nın bilebileceği kadar büyük bir kazanç kapısı olur. Fakat büyük bir kazancın büyük riskleri de olabileceğini anlamamız gerekir. Haber bültenlerindeki manzaralardan etkilenip duygusal kararlar vermek ve sonra da gevşemek vebale girmek olabilir. İyi düşünmek ve güzel karar vermek gerekir. Allah Teâlâ hepimizi güzel işlere muvaffak kılsın. Ümmetimizin çocuklarını zayi olmaktan muhafaza buyursun. Âmîn.
Eşler aralarında anlaştıktan sonra çocuğu ertelemenin bir sakıncası yoktur. Erteleyebilirsiniz. Yalnız bu konuda eşinizle anlaşamaz durumda olursanız şeytan bunu iyi kullanır ve sizi perişan edeceği bir sürece sokabilir. Eşinizi ikna ederek bu kararı uygulayın.
Ailemizin huzuru ve istikrarı bizim için çok önemlidir. Allah’ın haramlarından birine açık ve net bir şekilde batmadıkça önceliğimizi aile huzurumuza vermeliyiz. Mesele açık bir harama girme düzeyine gelince ahiretimizi öncelikli tutmamız gerekeceği bellidir. Mesela alkol kullanma, elle temas etme, dans etme gibi bir abeslikle yüzleşecek olursanız net tavır koyarsınız. Bu noktaya gelmeyen sıkıntılar için yaptığınız gibi yapmaya devam edin yani kendinizi kollayarak, en kenardan yürüyerek devam edin. Allah yardımcınız olsun.
anne baba konusundaki diğer fetvalar
Eşiniz için belki çok bir müdahale yapamazsınız ama çocuklarınız için yapabileceğiniz şeyler olabilir. Onların oyun oynamakla alakalı durumlarına savaşarak kendinizi yormayın. Siz enerjinizi, onlara oyunun dışında da güzel ve eğlenceli bir dünyanın var olduğunu göstermeye, sosyal olmanın önemi ve güzelliğini göstermek üzerine harcamaya gayret edin. Güzel alışkanlıklar, çirkin alışkanlıkların gücünü zayıflatır. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Böyle bir hak şekli yok. Evlilik, ona hazır ve ihtiyaç duymuş herkese farzdır. Bir farz varsa ortada demek ki onu yapmaya imkân da vardır. Çünkü yapmaya imkân olmayan hiçbir şey farz olmaz. Allah taşıyamayacağı yükü kula yüklemez çünkü. Belki sizin haktan kastınız evlilik öncesinde alınan çeyizlik ürünlerin sizden önce kardeşiniz için alınmaya başlamış olmasıdır. Bu konu ise evlilik sırasından biraz daha farklı bir durumdur. Fakat aklınıza getirin ve hatırlayın ki bugün siz hazırlık eşyalarının önce kime alınacağının kavgasını yaparken evden birileri fitneye ve harama düşme tehlikesi ile karşı karşıya olabilir. Bu yüzden illa bir evlilik sırası varsa bu fitneye en yakından en uzağa olan kişiler arasında olur ancak. Bu konuları çok endişe uyandırıcı olarak görmemenizi tavsiye ederim. Sizin için asıl endişe verici olan, sizin huzurunuzu kaçıran, dedikodular ve alaylarla kalbinizi kıran ve şeytanın misyonunu yüklenmiş "evde kaldın" diyen kişilerdir. Onlardan uzak durun. Onlardan uzak durmadığınız sürece önce siz evlenseniz bile fitne fesattan yeterince uzaklaşmış olmazsınız. Çünkü o tip insanlar yine bir şeyler bulur ve fitne ateşlerini yakarlar. Allah'a sığının. Sabırlı olun. Dua edin. Evlenmek isteğinizi güvendiğiniz kişilere belirtin. Kısmetlerinizle görüşün. İstişareler edin. Allah nasip edince sizin işleriniz de kolaylıkla hallolacaktır inşaallah. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Sanırım obsesiflikten (takıntı/vesvese) oğlunuzun çocuk gibi kararsız ve takıntılı olmasını kastettiniz. Yani oğlunuzun zihinsel yaş geriliği yok. Kişi deli olmadıktan sonra obsesif gibi rahatsızlığı olsa da normal kimseler gibi ibadetlerle yükümlüdürler. On beş yaşına kadar ergenliğe girmemiş olsalar da ergen kabul edilirler. Buna göre oğlunuz aşırı dalgın da olsa namazları çocuk gibi kılsa da sağlığı oranında sorumludur. Bir anne olarak tedavisini ihmal etmeyin. Allah yardımcınız olsun.
Neyin niçin olduğunu sadece Allah bilir. Her halimizi imtihan kabul edersek bu kadar vesvese yapmaya da gerek kalmaz. Yine de insan günahları için sürekli istiğfar etmeli ve günahta ısrar etmemelidir.
Kızım, nişanlı iken bunları konuşmanız doğru değil. Siz evliliğinize odaklanın. Görüşmelerinizi de abartmayın. Müstakbel kocanıza da kendinizi "maddi masrafları sorun etme ben hallederim" der gibi patronvâri de göstermeyin. Evliliğinizin saadeti açısından da masraf konusunu müstakbel kocanıza bırakın. Takıldığı yerde yardımcı olmaya çalışırsınız. Aksi takdirde evliliğinize hem karı hem de koca olmak zorunda kalırsınız. Allah yardımcınız olsun.
Kıymetli Kardeşim; 1- Önce, kendinize bu konuları dertleşebileceğiniz bir kadın arkadaş bulun, haftada bir de olsa onunla dertleşin, size nasihat ederse nasihatine kulak verin. Yalnızlık büyük bir sıkıntıdır ve azaptır. 2- Bu mantıkta olmayanlarla oturup kalkmayın. 3- Sonra da uykunuzu, başından kontrol edin. Her gün aynı saatte yatın. Bu saat de ondan sonrası olmasın. Yedi saatte de kalkın. Yatmadan dört saat önce hiçbir şey yemeyin, yatağa aç girin. Akşamları TV seyretmeyin. İki ay buna uyarsanız uykunuz düzene girer. Uykunuz düzene girerse tembellikten şikâyetiniz azalır. 4- Kitap okumaya alıştırın kendinizi. Önce basit hikâyeler de olsa yavaş yavaş yükselen bir tempo ile kitap okuyun. 5- Sesli dersler dinleyin. Meselâ bizim derslerin sesli MP3 ile hazırlanmışları var. www.sosyaldoku.com adresinden onları indirip dinleyebilirsiniz. İnşaallah açılacaksınız. 6- Sakın kendinizden umut kesmeyin, şeytanı kıs kıs güldürürsünüz. Bir kere sizi mağlup ettiğini de anlarsa bir daha elinden kurtulamazsınız. Allah kolaylıklar versin.