Fetva Meclisi
Soru
Bir yakınım beni vekil olarak hacca göndermek istedi. Ben de kabul ettim. Gerekli masrafları da bana verdi. Sonra o vefat etti ama ben yıllar geçtiği halde hala vekil olarak hacca gidemedim. Ve gitmem de mümkün değil. Şimdi ne yapabilirim.
Cevap
Benzer fetvalar
Hac, hem bedenî hem de malî bir ibadettir. Vekil (bedel) tarafından yapılan hac ile vekil gönderen kişinin üzerine farz olan hac borcunun ödenmiş sayılabilmesi için vekilin hac masraflarının, kendisini vekil gönderen kişi tarafından karşılanması gerekir. Eğer bir kimse birisini hac yapması için vekil tayin etse fakat vekil masraflarını kendi parasından karşılasa bu hac, vekâlet verenin değil masrafını karşılayan vekilin kendisinin olur; başkasının üzerindeki farz hac yerine gelmiş olmaz. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/213) Ayrıca vekil olarak hacca giden kimsenin, vekil gönderenden hac masrafları dışında bir ücret almasının caiz olmadığı, hac masrafları için aldığı parayı hac boyunca harcadıktan sonra geri kalan miktarı kendisini gönderene iade etmesi gerektiği hususu, fıkıh kaynaklarında açıkça belirtilmektedir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/600) Bu itibarla hac masrafı ve harcırahı, Diyanet İşleri Başkanlığı ya da herhangi bir şirket tarafından karşılanmak suretiyle hacca görevli giden bir kimsenin, başkaları adına hac yapması caiz değildir. Ancak görevli kimse, farz haccı edâ etmeden ölmüş olan veya vekâlet vermesi şartıyla hacca gidememe özrü süreklilik arz eden anne, babası gibi yakınlarının yerine ücret almaksızın hac yapabilir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/213; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/599)
Vekil olarak gönderilen kişi, önce müvekkilin verdiği görevi yapmalı, gönderenin şartlarına muhalefet etmemelidir. Muhalefet etmesi hâlinde haccına devam eder ve dönüşte aldığı parayı iade eder; haccı da kendi adına yapmış olur. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/212-215) Temettu‘ haccı, umre ile haccın birlikte yapıldığı bir ibadet olduğuna göre vekil umreyi kendi adına yaparsa artık bu haccı kendisi için yapmış olur; müvekkilin parasını iade etmesi gerekir. Ancak vekil olan kişi, hac menâsikini tamamladıktan sonra ilave masrafları kendisi karşılaması şartıyla dilerse kendi adına umre yapabilir.
Üzerine hac farz olduktan sonra hac ibadetini yapamayacak derecede sağlığı bozulan veya aşırı yaşlılık nedeniyle kendisi hacca gidemeyecek durumda olan kimseler, kendi yerine haccetmesi için masraflarını karşılayarak vekil göndermelidirler. Bu kişiler, vekil göndermek yerine hac parasını fakirlere sadaka olarak vermekle veya bir hayır kurumuna yardım yapmakla hac yükümlülüğünü yerine getirmiş sayılmazlar. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/178)
Selamünaleyküm. Hac veya umrenin parasını ona vererek bunu yapmalısınız.
Kendisine hac farz olmuş bir kimse sağlık, yaşlılık vb. bir sorun sebebiyle bizzat hacca gidemeyecek durumda olursa, başka birisini vekil (bedel) göndererek, vekâlet yoluyla hac yaptırabilir. Böyle kişilerin, hayatta iken birini vekil olarak göndermesi mümkün olduğu gibi mirasçılarına, ölümünden sonra kendi adına bedel haccı yaptırılmasını vasiyet etmeleri de mümkündür (Kâsânî, Bedâi‘, 2/212). Hz. Peygamber (s.a.s.), ölen yakınları veya yaşlı büyükleri yerine hac yapıp yapamayacaklarını soran kişilere, söz konusu yakınları için hac yapabileceklerini belirtmiştir (Buhârî, Hac, 1 [1513]; Cezâü’s-sayd, 22 [1852]; Eymân, 30 [6699]; Müslim, Hac, 407 [1334]). Bir kişinin kendi yerine vekil (bedel) göndererek hac yaptırabilmesi için şu şartların bulunması gerekir: a) Adına haccedilecek (vekil gönderen) kişiye, hac farz olmuş olmalıdır. b) Adına haccedilecek kişi vefat etmiş olmalı veya yaşlılık, iyileşme ümidi olmayan bir hastalık gibi sebeplerle, bizzat haccetmekten devamlı olarak âciz olmalıdır. c) Bedel gönderilecek kişi Müslüman, akıl sağlığı yerinde, ergenlik çağına ulaşmış bir kişi olmalıdır. d) Vekil gönderilen kişinin hac masrafı, gönderen tarafından karşılanmalıdır. e) Vekil için hac masrafları haricinde bir ücret şart koşulmamalıdır. f) Adına haccedilen kişi, kendisi için haccetmesini vekilden istemiş olmalıdır. İzin veya vasiyeti olmadan, bir kimse adına başkası tarafından yapılan hac ile o kimse üzerindeki hac borcu ödenmiş olmaz. Ancak mirasçının, mûrisi adına yaptığı hac, bu hükmün dışındadır. Ölmüş bulunan mûrisin vasiyeti bulunmasa bile, varisin onun adına yaptığı hac geçerlidir. g) Vekil, haccı bizzat kendisi yapmalıdır. h) Vekil, ihrama girerken sadece gönderen adına niyet etmelidir. i) Vekil, gönderenin isteğine uymalı, onun istediği haccı yapmalıdır. j) Vekil, gönderen adına yapılacak menâsiki tamamlamadıkça kendisi için umre yapmamalıdır (Kâsânî, Bedâi‘, 2/212-215; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/600). k) Vekil, müvekkilin memleketinden yola çıkmalıdır. Eğer vekil, hac yolculuğu esnasında ölürse ve vasiyet de ederse; bedelin İmam Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed’e göre, vefat ettiği yerden gönderilmesi gerekir. Ancak yerine haccedilmesini vasiyet eden kişinin miras bıraktığı malının üçte biri, memleketinden giderek hac yapmaya yetmiyorsa, istihsanen, terekenin üçte birinin yettiği yerden hac yaptırılır (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/524-526).
Daha önce hac yapmamış bir kişi, vekil (bedel) olarak hacca gidebilir. Hz. Peygamber’in (s.a.s.), ölen yakınları veya yaşlı büyükleri yerine hac yapıp yapamayacaklarını soran kişilere onların yerine hac yapabileceklerini belirtmesi ve vekil olarak gidecek kimsenin daha önce hac yapmış olması şartından bahsetmemesi, bu hükmü desteklemektedir. (Buhârî, Hac, 1 [1513]; Cezâü’s-sayd, 22 [1852]; Eymân, 30 [6699]; Müslim, Hac, 407 [1334]) Bununla birlikte hacca vekil olarak gönderilecek kimsenin, tecrübe edinmiş olması açısından daha önce hac yapmış bir kimse olmasını tercih etmek daha uygundur. Şâfiîlere göre ise daha önce hacca gitmemiş birisinin vekil olarak hacca gitmesi caiz değildir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/213)
hac konusundaki diğer fetvalar
Evet, hac ibadetinde kadın ile erkek arasında bazı farklar vardır. Bunların bazıları farz düzeyindedir, bazıları da müstahap düzeyindedir. Kadının, farz olmayan bir hacca gidecekse eşinden izin istemesi en azından müstahaptır. Farz bir hacca gidecekse izin şartı aranmaz. Kadın hacca giderken seferi bir mesafeye gitmiş olacağı için beraberinde mahremi olması şarttır. Mahremi olmadan hac yapacak olsa o hac, hac ibadetini yerine getirmek bakımından kabul olsa da sünnete aykırı hareket edildiği için hata edilmiş olur. Kadın ihramlı iken erkekler gibi kıyafetlerini çıkarmaz. Dikişli elbiselerini giyer, ayakkabılarını normal olarak giyer. Yüzünü örtmesi (peçe kullanması) ise caiz değildir. Kadının ihramı yüzünü açmakla yeterli sayılmaktadır. Kıyafet olarak belli bir renk veya şekil giyinmesi şart değildir, gerekli de değildir. Telbiye getirirken kadın sesini yükseltmez. Erkekler ise sesli telbiye getirir. Erkekler tavaf esnasında ihramlı iseler sağ omuzlarını açarlar. Bu sünnettir. Kadınlarda ise böyle bir sünnet yoktur. Erkekler sa’yin bir bölümünde hervele yaparlar, (koşar gibi sık adımlarla yürürler.) kadınlar ise bunu yapmazlar. Şeytan taşlamada kadınlar kalabalık sebebiyle başkasına vekalet verebilirler. Erkekler ise bir özürden dolayı vekalet verebilirler. Erkeğin kesecekse hac kurbanını kendisinin kesmesi müstahaptır, kadın için ise kendisinin kesmesi müstahap değildir, başkasına kestirir. İhramdan çıkarken erkeklerin saçlarını tamamen tıraş etmesi daha efdaldir. Kadın ise saçını sadece kısaltır, tamamen tıraş etmesi mekruhtur. Kadın hacda iken özel günlerine tesadüf ederse bütün hac ibadetlerini yerine getirir. Sadece İFADA tavafını Harem’e girip yapacağı için, o haliyle de Harem’e girmesi mümkün olmayacağı için normal olarak yapamaz. Beklemesi gerekir. Beklemesi konaklama, geri dönme gibi sebepler yüzünden sıkıntıya sebep olacaksa hayızlı ilen bile olsa tavafını yapar. Sonra da bir inek kurban eder veya bedelini sadaka olarak verir. Kadınla erkeğin hacta ayrıldığı temel başlıklar bunlardır.
İtikadı bozuk ile ne kastediyorsunuz? Yani mü'min değil mi demek istiyorsunuz? Bu büyük bir iddia olur. Zalim, fasık, Amerikancı vs. deyin ama mü'min olup olmadığına karar verirken ahireti unutmayın. Siz şunu demiş oluyorsunuz: Allah’ın Kâbe’sinde ve Peygamberinin kabrinin yanı başında bile dinimizin en büyük ibadeti olan namaz geçerliliğini yitirmiş! O derece olabilir mi, ne dersiniz? Evet, oradakiler bize göre farklı düşünen, farklı içtihatlara sahip olan kimselerdir ama imanları ile ilgili bir fark nedir? Mesela meleklere mi inanmıyorlar? Eğer böyle bir iman eksiklikleri varsa elbette arkalarında namaz kılamazsınız. Bozukluk dediğiniz şey belli konuları farklı anlayan içtihat ayrıntıları üzerine ise siz herhalde hiçbir yerde bir imam bulup arkasında namaz kılamazsınız bu zamanda. Onlar da size dönüp ‘laiklikte sakınca görmeyenlerin arkasında namaz mı kılıyorsunuz?’ demeleri durumunda ne cevap vereceksiniz? Size tavsiyemiz şudur: İmanı, namazı ve Kâbe’yi bu kadar kolay tartışma konusu yapmayalım. Hele ırkçılık ekseninde büyütülmüş veya düşmanlarımızın besleyip içimize saldığı ayrıntılardan ötürü hiç yapmayalım. Allah Teâlâ umrenizi kabul buyursun. Âmin.
Hac ibadetinde bazı görevleri yapmakta aciz kalan hacı adayının o görevleri bir başka Müslüman'a vekalet vererek yaptırması yani vekaleten yaptırması mümkündür. Yalnız bu vekalet için robot uygun değildir. Zira robot insan gibi niyet edemez. Niyet ise ibadet etmeye veya ibadet edene vekalet etmeye aday olan için şarttır. Robotlar bir ibadet yapmaya ehil de değildirler. İbadet insan ile Rabbi arasında bir bağlantıdır. Robot bu bağlantı için mümkün değildir. Bu nedenle de robotların hacının ibadet olarak yaptığı şeylerde onun yerine kullanılması o ibadet açısından mümkün değildir.
Mekke’ye umre yapmak için giden biri şevval ayında da gidip umre yapmış olsa hac günlerine kadar orada beklemeyip evine geri dönmesi durumunda kendisine hac farz olmaz. Mekke’ye giderken ‘hac da yaparım’ tarzında bir niyeti olursa o zaman hacca kalması söz konusu olur. Şevval ayında umre yapmanın haccı farz duruma getirmesi diye bir şey yoktur.
Başlanmış bir ibadet (zorunluluk derecesi ne olursa olsun) yarım bırakılmaz. Dolayısıyla bir kimse nafile bir hacca niyet edip ihrama girdikten sonra bunu (meşru sebep olsa dahi) tamamlayamazsa, ileride o haccı kaza etmesi vaciptir.
Farzı yerine getirmek bakımından hepsi hactır. Allah Teala kabul buyursun. Özellikle hangisi daha iyi olur diye merak edenler için ise 'hangisini daha hatasız yapabileceksen' diye uyarırız. Kıran haccının daha faziletli olduğu kadar hatasının da daha hata olacağını bilmelisiniz.