Fetva Meclisi
Soru
Hocam Ramazan'da uyku ihtiyacını nasıl, hangi vakitlerde ve ne kadar gidermem gerektiğini bilmiyorum. Sünnet olanı bilip ona göre uyku konusunu ayarlamak isterim. Ramazan gecelerinden birinde Kadir Gecesi gizli ancak uyku için en verimli vakit, gece vakti oluyor. Gece uyumadığımızda, uyku ihtiyacını gündüz gidermek durumunda kalıyoruz ve günümüzün yarısına yakını gitmiş oluyor. Gündüz uyusak bile gece aldığımız uyku gibi kaliteli olmuyor. Peygamber Efendimiz (aleyhisselam) ve sahabeler (radıyallahu anhum) Ramazan'da uyku ihtiyacını nasıl, hangi vakitlerde ve ne kadar gideriyorlardı? Özellikle son on gecede Kadir Gecesi olma ihtimali çok yüksek. Kadir Gecesini ihya etmek ne demek? Son on gecede hiç uyumamalı mıyız? Geceyi ihya etmek derken hiç uyumadan bütün geceyi ibadet etmek olarak mı algılayalım yoksa çok az uyuyup kalan kısmı ihya etmek mi gerekir? Peygamber Efendimiz son on gece hiç uyumadan bütün geceyi ibadet ederek mi geçirmiştir? Son on geceyi nasıl değerlendirmiştir?
Cevap
Benzer fetvalar
Ümmeti Muhammed’in bu asırda belki de en çok mağdur olduğu, aslını idrakten mahrum olduğu nimetlerden biri de Kadir Gecesi nimetidir. Onlarca yıl yerine bir geceyi ihya ederek âbad olup, cennete nail olmak gibi büyük bir nimet ve lütuf olan bu gece, kandillerle ve simitlerle geçiştirilecek bir gece değildir. O, bir gezi ve muhabbet gecesi olamaz. Bunun için Kadir Gecesi ile ilgili olarak şu hususlara dikkat edelim: 1-Bu geceyi Allah Teâlâ Ramazan ayı içinde gizlemiştir. 27. gece diye kesin bir gece yoktur. En muhtemel günlerin en ihtimalli gecesi, kesinlik ifade etmemektedir. Her şeyi matematik kurallarına göre ve yükünü azaltarak halletme alışkanlığımızı bu geceye de uygulamaya kalkıştığımız için böyle bir sonuçla karşılaştık. Aslında işin sırrı onu bütün bir ay boyunca arıyor olmaktır. 2-Bilhassa son on gün Kadir Gecesi için yüksek ihtimalli gecelerdir. Dolayısıyla son on gününü, daha yoğun bir Ramazan günü olarak geçirmek gerekirken, Ramazan ayının sonuna doğru bitkinlikler gösterilen bir ortamda bitirilmektedir. 3-Kadir Gecesinde ne yapılabilir? Bu soruyu Aişe radıyallahu anha annemiz Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme sorduğunda şu cevabı almıştır: “O gece şöyle dua et: Allah’ım! Sen çok bağışlayıcısın. Kerimsin. Bağışlamayı seversin. Beni bağışla.” Demek ki o gece Allah’a el açma gecesidir. Maksat günahlardan kurtulmaktır. Günahlardan kurtulacak işleri yapmaktır. Bize Kadir Gecesini tanıtan sevgili Peygamber’imiz sallallahu aleyhi ve sellem, bunun dışında özel bir ibadet tanıtmamıştır. Ashabıkiram ve diğer selef büyükleri mescitlere kapanıp, bu geceyi çevrelerinden uzak, seccadeleri başında tevbe ve istiğfarla, tefekkürle geçirmişlerdir. Onlardan iyisini yapacak durumda değiliz. Kadir Gecesini -camiler bile olsa gezerek geçirmek, özel yemeklerle ihya etmeye kalkışmak ciddi bir zayiattır. Umudumuzun, kaynaklarımızın zayi edilmesidir.
Kadir Gecesi Kur’ân’da belirtildiğine göre, içerisinde bu gecenin bulunmadığı bin aydan daha hayırlıdır. Kur’ân, Ramazan ayında (el-Bakara, 2/185) ve bu gecede indirilmiştir. (el-Kadr, 97/1) Kadir gecesinin Ramazan ayında olduğu kesindir. Ancak hangi güne tekabül ettiği konusunda farklı rivâyetler vardır. Zirr b. Hubeyş anlatıyor: “Ubey b. Ka’b’a (r.a.); İbn Mes’ud’un (r.a.), ‘Senenin bütün gecelerini ihya eden kimse Kadir Gecesine tesadüf edebilir’ sözünü hatırlattığımda, bana şu cevabı verdi: ‘Kendisinden başka ilah olmayan Yüce Allah’a yemin olsun ki, Kadir Gecesi Ramazan ayındadır. Kadir Gecesi; Resûlullah’ın (s.a.s.) bize namaz kılmamızı emir buyurduğu gecedir. O da Ramazan’ın 27. gününün gecesidir. O gecenin alameti, o gecenin sabahında güneşin beyaz ve ışınlan gözü almayacak şekilde doğmasıdır.’” (Müslim, Salâtü’l-müsâfirîn, 179 [762]) Abdullah b. Ömer’den gelen bir rivâyette Hz. Peygamber (s.a.s.), “Kadir gecesini aramak isteyen 27. gecede arasın.” (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 2/27 [4808]) buyurmuş, böylece 27. geceyi ibadet ve zikirle uyanık olarak geçirmemizi tavsiye etmiştir. Kadir gecesinin Ramazan ayının 27. gecesinde olduğu (Müslim, Salâtü’l-müsâfirîn, 179-180 [762]) genel kabul görmüş olmakla birlikte, Ramazan’ın son on gününün tek gecelerinde (Buhârî, Fazlu leyleti’l-kadr, 3 [2017] Müslim, Sıyâm, 207 [1165]) veya son yedi gecesinde aranması ile ilgili farklı rivâyetler de vardır. (Buhârî, Fazlu leyleti’l-kadr, 2 [2015-2016]; Müslim, Sıyâm, 205-206 [1165]) Dolayısıyla Ramazan’ın son gecelerini Kadir gecesiymiş gibi değerlendirmek tavsiye edilir.
Siz kadir gecesini Ramazan ayının yirmi yedinci gecesi olarak belirlediğiniz için bu tereddüde düşüyorsunuz. Kadir Gecesi Ramazan ayında bir gecedir ama yirmi yedi diye bir kesinlik yoktur. Bir geceye sıkıştırılmış bir umut olarak görmenin sonucudur bu durum. Aksine Ramazan ayını bütünü ile ihya edebilenler için böyle bir ıskalama tereddüdü oluşmaz. Asıl olan da budur. Siz Ramazan ayını bütünü ile alın. Kadir Geceniz kesin olsun.
Uyku, Allah’ın nimetlerinden büyük bir nimettir. Bütün nimetler gibi onun da en güzel şekilde değerlendirilmesi gerekir. Uykunun zamanı gecedir. Geceyi Allah Teâlâ uyumak için yaratmıştır. Tabii olan insanın gece uyumasıdır. Geceyi bu maksat dışında kullanmak için olağan dışı sebepler olmalıdır. Bu durumda eşinizin doktora görünmesi faydalı olur zannederiz. İnsanın bedenini ayakta tutacak ve ibadetlerini yapabilecek kadar uyuması farzdır. Bu da büyük oranda gece gerçekleşir. Diğer zamanlarda istirahat için bir miktar uyumak ise mübahtır. Uyku kesinlikle “derin” denecek düzeye gelecek şekilde ayarlanmalıdır. Ağaç üstünde karganın uyuduğu gibi uyumak insan için yeterli olmaz. Bu nedenle âlimlerimiz uyku için bir edep çizgisi belirlemişlerdir: Yatsı namazından hemen sonra erkence yatıp sabah namazına erkence kalkmak, Abdest alıp uyumak, Yüzüstü yatıp uyumamak, Belli zikirleri ve okumaları yapıp uyumak gibi edeplere dikkat edilmelidir. Uyku hemen hemen hayatımızın üçte birini işgal etmektedir. Uykuyu basite alamayız. Uyku fıtratımızda vardır. Akli melekemizin gelişmesi, bedenimizin sağlıklı olması gibi ince ayarlarımızla uykunun ciddi bağlantısı vardır. Uykudaki sarsıntının ilk etkileyeceği noktalardan biri namaz noktasıdır. Buna dikkat edilmelidir.
1- Uyku, Rabbimizin bize lütfettiği en büyük nimetlerinden biridir. Hatta yeme içme nimetlerinden daha önemli olduğu söylenebilecek durumlar bile vardır. Bütün nimetler gibi uyku da nimet olduğu için, imtihan konusudur. Nasıl ekmeğe karşı nimet olduğu için titiz davranıyoruz, aynı titizliği uykuya da göstermemiz gerekir. Ekmeği nankörlüğümüzden ötürü, azap sebebi yapmamaya çalıştığımız gibi uykuyu da özenle kullandığımız bir nimet haline getirmeliyiz. Vaktinde ve düzenli uyku uyumak gerekir. Normal şartlarda yedi saat uyku idealdir. Aynı saatte başlayıp aynı saatte bitirilen yedi saatlik uyku dinlendirir, enerji verir. Farklı zamanlarda, istikrarsız bir uyku baş ağrısı nedenidir. Havalandırılmış odalarda uyunmalıdır. Uykudan en az üç saat önce yemekle ilişki tamamen kesilmelidir. Akşam yemekleri asla ağır yemekler olmamalıdır. Ramazan ayında iftar da buna dâhildir. 2- Bu ölçülerle sürdürülen uyku namaza engel olmaz. Allah’ın izniyle iki aylık bir istikrarla insan saat kurmadan bile namaza kalkabilir. Genelde gecenin ileri saatlerine kadar beklendiği ve akşamları ağır yiyecekler yendiği için uyunan uyku, uyku işlevi görmemekte ve sabah namazına kalkmak, kalkınca şuurunu toplamak zor olmaktadır. Kısacası, namaza kalkmayı becermek elimizdedir. 3- Namaz kaçırmak insanın başına gelebilecek bir kaza türüdür. On yılda bir meydana gelebilir. Süreklileşmesi çok kötü bir durum. İstiğfar etmek gerekir. Kalktığınızda kerahet vakti geçmişse hemen kaza etmeniz yine de güzel. Lakin sürekli olması tehlikelidir.
Selamünaleyküm. 1- Yüzde yüz mübarek gece diyebileceğimiz tek gece KADİR GECESİDİR. 2- Kadir gecesi için bile muayyen bir ibadet yoktur. 3- Şu gecenin ibadeti diye ortaya konan ibadetlerin dayanağı yoktur. 4- Asıl olan Müslüman'ın bu tür fırsatları, hayatının bütün için bir değişim sebebi yapmaktır. O değişim yerine, belli bir zaman dilimini belli bir ibadetle geçirmeyi yeterli bulmak bid'attir. Anlatılan budur.
dua konusundaki diğer fetvalar
Açık okunan bölümler için meraka gerek yoktur. Arkasındaki cemaat dinledi ve bize nakletti. Rükû ve secde gibi zikrin gizli yapılması evla olan yerler için ise şunları söyleyebiliriz: Zaman zaman sesli okuduğu da olmuştur. Özelikle yanındakiler öğrensin diye de sesli okumuş olabilir. İkinci olarak da sessiz dediğimiz okumanın da belli bir telaffuz gerektirdiğini, bunun da sessiz bir odada dikkat edilince duyulabilir olacağını bilmek gerekir.
Yaşınız evlilik ihtimali olmayan bir yaş değildir. Hiçbir yaş evlenemez hükmü verdiremez insana. Evlilik, kaderdir. Allah'ın kaderidir. Evliliği istemek, günlerce, aylarca, yıllarca bu isteği Rabbine dile getirmek bir ibadettir. Dua ediyor olmak arz talep meselesi olmaktan çok uzak bir kulluk pozisyonudur. Bu pozisyonla iftihar ediniz. Evliliği düşünüyor, istiyor, ihtiyaç duyuyor olmanız tabidir, doğaldır. Bu doğallığı aman şeytanın vesveseleri ile bozmayınız. Sabredin, sabretmeye devam edin. Bu duyguların sizi harama sürüklemesine izin vermeyin. Unutmayın Allah'ın kaderinden umut kesmek de günahlardan bir günahtır. Allah'a emanet olun.
Bugün HAK MEZHEB olarak bildiğimiz dört mezhepten herhangi birine ibadetlerde uymamız sakıncalı olmaz. Mümkün olduğu kadar zihin karışıklığı oluşturmadan dinimizi yaşamalıyız ama bu tür ayrıntıları dinde ayrılmak gibi de göremeyiz.
Bunun için belli bir dua yoktur ama sizin gayretiniz vardır. Sevilmek istediğiniz kadar seveceksiniz ve sevginizde gerçekçi olacaksınız. Siz böyle olursanız insanların sevgisini kendinize çekmiş olursunuz.
Bu, sağ el mi sol el mi demek gibi olur. Bunları birbirlerinin rakibi değil iç içe görmek gerekir.
Gazze'ye zulmeden kâfirlerin asıl gayelerini bil, onların derdinin iman ve tevhid olduğunu anla. Bu da seni müminlerle beraberliğe, kâfirlerden ve ürettikleri siyasetten gıdaya kadar ne varsa ondan gücün kadar uzak kalmaya sevk etsin. Dua et. Duana sadık kal. Dostu tanı. Düşmanı tanı. Allah yardımcın olsun.