Fetva Meclisi
Soru
Hocam, eşimle şöyle bir sorun yaşıyoruz: Gece olunca yatmak istemiyor, gece veya gündüz ne zaman isterse o zaman uyuyor. Uyanınca da herkesin uyanmasını istiyor. Korkuyorum bu tutumu evliliğimizi ve yuvamızı dağıtacak. Bize ne tavsiye edersiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
1- Uyku, Rabbimizin bize lütfettiği en büyük nimetlerinden biridir. Hatta yeme içme nimetlerinden daha önemli olduğu söylenebilecek durumlar bile vardır. Bütün nimetler gibi uyku da nimet olduğu için, imtihan konusudur. Nasıl ekmeğe karşı nimet olduğu için titiz davranıyoruz, aynı titizliği uykuya da göstermemiz gerekir. Ekmeği nankörlüğümüzden ötürü, azap sebebi yapmamaya çalıştığımız gibi uykuyu da özenle kullandığımız bir nimet haline getirmeliyiz. Vaktinde ve düzenli uyku uyumak gerekir. Normal şartlarda yedi saat uyku idealdir. Aynı saatte başlayıp aynı saatte bitirilen yedi saatlik uyku dinlendirir, enerji verir. Farklı zamanlarda, istikrarsız bir uyku baş ağrısı nedenidir. Havalandırılmış odalarda uyunmalıdır. Uykudan en az üç saat önce yemekle ilişki tamamen kesilmelidir. Akşam yemekleri asla ağır yemekler olmamalıdır. Ramazan ayında iftar da buna dâhildir. 2- Bu ölçülerle sürdürülen uyku namaza engel olmaz. Allah’ın izniyle iki aylık bir istikrarla insan saat kurmadan bile namaza kalkabilir. Genelde gecenin ileri saatlerine kadar beklendiği ve akşamları ağır yiyecekler yendiği için uyunan uyku, uyku işlevi görmemekte ve sabah namazına kalkmak, kalkınca şuurunu toplamak zor olmaktadır. Kısacası, namaza kalkmayı becermek elimizdedir. 3- Namaz kaçırmak insanın başına gelebilecek bir kaza türüdür. On yılda bir meydana gelebilir. Süreklileşmesi çok kötü bir durum. İstiğfar etmek gerekir. Kalktığınızda kerahet vakti geçmişse hemen kaza etmeniz yine de güzel. Lakin sürekli olması tehlikelidir.
Uyku büyük bir nimettir, yokluğu insan için tehlikeli sonuçlar getirebilir. Uyuyamamak psikolojik, organsal, çevre veya günlük yaşantı tarzından kaynaklanabilir. Günlerce süren uykusuzluk için muhakkak doktora gitmek gerekir. Size acil olarak şu tavsiyelerde bulunabiliriz: Çalışmış ve yorulmuş bir bedenle yatağa girmek daha iyi uyumaya yardım eder. Gün içerisinde özellikle de öğleden sonra kısa bir süre de olsa uyumamalısınız. Esnemeye başlayınca yatağa geçin. Yatakta uykunu gelmiyor ise yarım saatten fazla beklemeyin, kalkın ve uykunuz gelince yatağa dönün. Bu arada da okuyun, iş yapın… Uyku saatleriniz düzenli olsun. Bir şu saatte bir bu saatte uyumayın. Yedi saati geçmeyen başı ve dibi belli uykunuz olsun. Uyanık tutacak içeceklerden en az altı saat öncesinden uzaklaşın. Özellikle çay, kahve ve gazlı içecekler içmeyin. Uykudan hemen önce asla yemek yemeyin.
Uyku düzeni, düzenli bir hayat için şarttır. Söylemek istediğimiz budur. İnsanın fedakârlık yapması sevdiği ve değerli tuttuğu şeylerden olacağı için genç veya ihtiyar herkesin Allah için yapacağı işlerde feda edeceklerinin başında uykusu gelmelidir. Bu nedenle de uykuyu bölen teheccüd namazı en değerli nafile namaz olmuştur. Buradaki dengeyi şu şekilde kurarız: Uykuyu nimet olarak görürüz. Basit şeylerle uyku dsiplinimizi bozmayız. İş bir fedakârlığı gerektirdiğinde de uykumuzu o değerli bildiğimiz şey için feda etmeye hazır oluruz. Bu da şüphesiz takatımızla ve sıhhatimizi koruma kuralları ile sınırlı olur. Doktorların bu uyku ve nöbet meselesinde yapacakları bir şey yoktur. Bütün dünyada böyle yürüyor tıp. Ona göre de sevap kazanıyorlar biiznillah. Allah yardımcın olsun.
Selamünaleyküm. Bir kere şunu bilmelisiniz: Bazı insanların bedenleri genel yapıdan daha güçlüdür. Daha az yorulduklarını, daha az yediklerini duyabilirsiniz. Biz, genele göre kural konduğunu bileceğiz. Hüsnü Hoca Efendi, yoğun himmeti olan bir zattır. Nihayetinde onun da bedeni yoruldu. Şu anda altmış yaşının üstünde bulunuyor. Allah ömrüne bereket lütfetsin. Onu örnek alamayız. Bir genç, altı saatten az ve yedi saatten fazla uyumamalıdır. Hastalık gibi özel durumlar hariçtir elbette. İdeal olan uyku budur. Bunu da aynı zaman diliminde uymak gerekir ki yararlı olsun. Uykuyu yatsı ve sabah namazına ayarlayan rahat eder.
Rabbimizden, Ramazan ayının bereketini sağanak sağanak üzerimize yağdırmasını niyaz ederiz. Evet, aradığımız gece, Ramazan içinde saklı Kadir gecesidir ve bunun için Allah Teâlâ Ramazan gecelerini ihya etmeyi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin örnekliğinde göstermiştir. O gecede affedilmiş olmak bu dünyadaki her şeyden değerlidir. Arzuladığımız da budur. Nitekim Ramazan'ın tam bir imanla hakkıyla geçirilmesi sonucunda geçmişimizin temizleneceğine dair sahih hadisler vardır. Müjde af olma müjdesidir. Yine Kadir gecesini bir kişinin bilmesi durumunda yapması gerekeni soran hanımı Aişe annemize Peygamber efendimiz, Allah'tan affedilmeyi istemesini tavsiye etmiştir. Kıldığımız teravih namazları, tilavet ettiğimiz sure ve ayetler, yaptığımız iyilikler, hep bu af olmaya vesile olması için fırsat amelleridir. Son on gün özelindeki İtikâf ibadeti de buna yöneliktir. Gecenin ihyası ise her şeyden önce farz ibadetlerin yerine getirilmesi ile olur. Yatsı ve sabah namazlarını vaktinde cemaatle kılmış biri genel hatlarıyla gecesini ihya etmiştir. Hanımlar ise kendi başlarına kıldıklarında aynı sevabı yakalamış olurlar. Öte yandan böylesine mübarek geceleri şeytanın çalmak için uğraşacağı da unutulmamalıdır. Farzlar kadar değerli bir başka konu da günaha, özellikle de kul hakkına girmemektir. Mesela; insanın ailesi ile tartışmalı ve kavgalı geçirdiği geceler büyük bir kayıptır. Belki de teravihleri kaptırdığı, gönül kırdığı için kul hakkından dolayı vebal taşıdığı geceler olabilir. Özetle söyleyecek olursak geceleri uykusuz kalıp sabaha kadar namaz kalmak değildir bizden beklenen. Tam bir kul olma bilinciyle hataya düşmeden, önce asıl görevlerimizi ahlakımızla, hakkıyla yerine getirip sonra da üzerine, gücümüz yettiğince affedilmeyi hak edecek işler yapmaktır. Bundan sonrası için Kadir gecesini değerlendirmek isteyenler için şöyle bir yol haritası çizebiliriz: Her geceyi Kadir olma ihtimali ile değerlendirin. Sizi günaha sürükleyecek ortamlardan kaçının. İkinci bir insana karşı yanlış yaparak kul hakkına girmemek için özen gösterin. Tartışmayın, dilinizi tutun, yumuşak olun, affedin, görmezden gelin, dua edin. Özellikle de anne baba, eş, kardeş ve evlada karşı çok daha sabırlı ve merhametli olun. Gecenizi ve gündüzünüzü heba edecek faydasız, lüzumsuz işlerden uzak durun. Sosyal medyanızı geceleri kapatın. Vaktinizi boşa harcamayın. Akşam ve yatsı namazınızı geciktirmeden kılın. Sonrasında kendinizi dinç hissediyorsanız yavaş ve rahatça gücünüz yettiği kadar teravih namazı kılın ve yoğun bir şekilde dua edin. Yorgunsanız dinlenmeye geçin. En az dört saat uyuyun, sonra kalkıp az da olsa gece namazı kılmaya gayret edin. Namaz kılamazsanız bile sadece dua ve istiğfar için kalkın. Okuyabilirseniz Kur'an okuyun. Ezber ya da yüzüne okuyabilirsiniz. Bunu imsak vaktine yakın bir zaman dilimi içinde de yapabilirsiniz. Hastalık ya da ev hali, insan her zaman aynı durumda olamayabilir. Böyle hallerde niyetinizle Allah'ın size sevap yazdığını bilin ve üzülmeyin, strese girmeyin. Gece uykusunu ihmal etmeyin. Üstelik gündüz yoğun meşgaleniz varsa, çocuklarınızla ilgileniyorsanız dinlemeniz ibadet gibidir. Sevap sadece namaz ve tilavetle kazanılmaz. Evlatlarınıza olan görevleriniz, ailenizin geçimini sağlamak için verdiğiniz helal rızık mücadelesi de ibadettir. Gündüz bunları sağlıklı bir şekilde yerine getirmek için gece uykunuz şart olabilir. Farz olan ibadetleri yerine getirip haramlardan kaçtığınız sürece uykuda olmanız size zarar vermez. Kadir gecesine de zarar vermez. Fırsatınız varsa gündüzün öğle vakti öncesi ya da sonrasında da kaylule dediğimiz kısa uykudan faydalanabilirsiniz. Allah'tan hepimiz için afiyet ve aile huzuru niyaz ederiz. Ümmetimiz için ıslah, kendimiz için de arınma vesilesi olsun Ramazanımız.
Aleykümselam. Uyku düzenimiz hayatımızın en önemli ihtiyaçlarından biridir. Evet, yedi saati aşmayan bir uyku uyunmalıdır ama bu normal durumlar içindir. Eğer sıhhatiniz için sekiz saat gerekiyorsa sekiz saat uyuyun, bunda bir sakınca yoktur. Sekiz saate rağmen kendinize gelemiyorsanız teheccüde ara verin. Dinç olmanız için gerektiği kadar ve iyi bir uyku uyumalısınız.
abdest konusundaki diğer fetvalar
Böyle bir engelleme abdest yerine teyemmüm için geçerli bir mazeret olmaz. Müslüman’ın namazı ve ona bağlantılı olarak da abdesti hayatıdır. Onu engelleyen bir iş onun işi olmamalıdır. Bu hususta esnek davranmayınız, hakkınızı arayın. Artık dünyanın neredeyse hiçbir yerinde ibadetin engellenir durumu kalmamıştır. İstisnai noktalar vardır ama orada zaten insanlık açısından büyük bir uçurum bulunmaktadır. Özellikle sizi kabahatli duruma düşürebilecek kirletme, zaman kaybı ve israf gibi hatalar yapmayın. Buna rağmen abdestinizi engelleyen bir iş yerinde kendinizi esir görmeyin. Rızkınızı farklı bir yerde arayın.
Yüzeysel olarak yıkandığı sürece bir sıkıntı yoktur, o görüntü derinin kendisi durumundadır.
Evet, Peygamber aleyhisselam efendimizin sünnetinde özellikle “sağdan başlama ve sağı kullanma” olarak özetlenebilecek bir hassasiyet vardır. Bu hassasiyetleri ana başlıkları ile şöyle sıralayabiliriz: - Abdestte eller ve ayaklar yıkanırken önce sağ tarafın yıkanmasını, - Sağ elle ağız ve buruna su verip sol elle sümkürmeyi, - Guslederken hatta ölüye gusül verdirirken sağ taraftan başlamayı, - Ayaklara giyilen mestleri mesh ederken sağı önce yapmayı, - Teyemmümde önce sağı yapmayı, - Çocuğun sağ kulağına ezan sol kulağına kamet vermeyi, - Bir kişi imam bir kişi de cemaat olduğunda cemaat olanın imamın sağ tarafına durması, arkada saf oluştu ise safın sağ tarafına geçilmesi, namazda ayakta iken sağ elin sol elin üstüne konması, namazın sonunda önce sağ tarafa selam verilmesi, - Camiye ve eve girerken (temiz ve bereket umulan yerlerin tamamı için) önce sağ ayakla girmeyi, çıkarken sol ayakla çıkmayı; tuvalet ve benzeri yerlere de önce sol ayakla girmeyi ve sağ ayakla çıkmayı, - Elbise giyilirken önce sağ kolu ve ayağı giymeyi, çıkarırken de önce solu çıkarmayı, - Tırnak keserken önce sağ elin parmaklarından başlamayı, - Kalabalık bir gruba su ve benzeri bir ikram yaparken önce ikram yapanın sağındakinden başlamayı, - Yeme ve içmeyi sağ elle yapmayı, - Musafaha veya tokalaşmada sağ eli kullanmayı önemli sünnetlerden olarak bilmeliyiz.
Allah Teâlâ hastanıza afiyet size sabırlar ihsan etsin. Bilginiz eksik bir bilgidir, doğrusu şu şekildedir: Suyun bulunduğu yerde teyemmüm olmaz ama suyu kullanması mümkün olmayan mesela bir hasta teyemmüm eder. Çünkü su, sizin hastanız için yok durumundadır. Hastanızı teyemmüm ettirin, namaz kaçırmasın. Allah’a emanet olun.
Abdest alırken boynun mesh edilmesi Hanefi mezhebi ulemasına göre müstehaptır. Diğer fukahaya göre abdestin müstehaplarından değildir. Buna göre de zikrettiğin kimselerin abdestinde bir eksiklik yoktur biiznillah.
Böbrek hastası veya diyaliz cihazına giren biri için namazları; Zorlanıyorsa oturarak kılma veya yatarak kılma, Abdestinde zorlanılıyorsa ya da su kullanamayacak durumda ise teyemmüm yapma, Namazın kaçacağı kesin ise namazları cem etme mümkündür. Bunun dışında namazında bir farklılık yoktur.