Fetva Meclisi
Soru
Böbrek hastası ve diyalize giren biri için namazda farklılık olabilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. O esnada, hastamızın özür sahibi kabul edilmesi de mümkündür. Abdestli diyalize girer, abdesti bozulmamış gibi namaz kılabilir.
Bir insanın hastalık çeşidi ne olursa olsun “hasta olması” zekât alabilme nedeni olmaz. Kişi en ağır hastalığa yakalansa bile malı itibariyle zengin sayılabilir. Ölçü sağlıklı veya hasta olmak değil zengin veya fakir olmaktır. Böbrek hastası, hastalıkla alakalı masrafları karşılayamayacak durumda ise ona zekât verilir. Böbrek hastasını tedavi eden bir kuruma diyaliz cihazını zekât üzerinden alıp vermeyi kastediyorsanız o zekât olmaz. Çünkü zekât fakir Müslüman’ın hakkıdır, tedavi merkezi bir kurumdur, kuruma zekât verilmez.
Selamünaleyküm. Kan akması abdesti bozar elbette ama hastane şartlarında böyle bir durum olduğunda hasta özür sahibi sayılacağından teyemmüm ederek de olsa namazını kılar, onun için namaz bozulmuş olmaz.
Selamünaleyküm. Elbette, kılınabilir. Bir özür durumudur o; abdestini de alır namazını da kılar.
Selamünaleyküm. Teyemmüm, suyun bulunmadığı ve suyun kullanılmadığı zaman devreye girer.
Doktorun reçetesine uymakla vebale girmezsiniz. Allah Teâlâ ona afiyet size de sabır ihsan etsin.
abdest konusundaki diğer fetvalar
Abdest alırken boynun mesh edilmesi Hanefi mezhebi ulemasına göre müstehaptır. Diğer fukahaya göre abdestin müstehaplarından değildir. Buna göre de zikrettiğin kimselerin abdestinde bir eksiklik yoktur biiznillah.
Yüzeysel olarak yıkandığı sürece bir sıkıntı yoktur, o görüntü derinin kendisi durumundadır.
Kerahet vaktinde sadece namaz yasaktır. Gusülle veya abdestle kerahet vaktinin hiç bir alakası yoktur.
İki namaz arasında mesela cemaatle bir namaz kılacak kadar akıntısız an olmuyorsa kendinizi özür sahibi sayabilirsiniz. Bu durum yoksa namazdan önce kontrol edip ona göre namaza durun ve namazdan sonra tekrar kontrol etmeyin. Sadece çamaşırınıza akıntı olması durumunda akıntı avuç içinden daha büyük bir yeri kirletti ise çamaşırı değiştirmelisiniz. Sizin durumunuzun özürlü olmaya daha yakın olduğu kanaatindeyiz ama bunu siz takdir etmelisiniz. Zaman zaman yoğunluk oluyor da kimi zamanlar da azalıyorsa yoğunluk günlerinde özürlü gibi davranın sonrasında normale geçin. Geçmiş olsun.
Uyku, Allah’ın nimetlerinden büyük bir nimettir. Bütün nimetler gibi onun da en güzel şekilde değerlendirilmesi gerekir. Uykunun zamanı gecedir. Geceyi Allah Teâlâ uyumak için yaratmıştır. Tabii olan insanın gece uyumasıdır. Geceyi bu maksat dışında kullanmak için olağan dışı sebepler olmalıdır. Bu durumda eşinizin doktora görünmesi faydalı olur zannederiz. İnsanın bedenini ayakta tutacak ve ibadetlerini yapabilecek kadar uyuması farzdır. Bu da büyük oranda gece gerçekleşir. Diğer zamanlarda istirahat için bir miktar uyumak ise mübahtır. Uyku kesinlikle “derin” denecek düzeye gelecek şekilde ayarlanmalıdır. Ağaç üstünde karganın uyuduğu gibi uyumak insan için yeterli olmaz. Bu nedenle âlimlerimiz uyku için bir edep çizgisi belirlemişlerdir: Yatsı namazından hemen sonra erkence yatıp sabah namazına erkence kalkmak, Abdest alıp uyumak, Yüzüstü yatıp uyumamak, Belli zikirleri ve okumaları yapıp uyumak gibi edeplere dikkat edilmelidir. Uyku hemen hemen hayatımızın üçte birini işgal etmektedir. Uykuyu basite alamayız. Uyku fıtratımızda vardır. Akli melekemizin gelişmesi, bedenimizin sağlıklı olması gibi ince ayarlarımızla uykunun ciddi bağlantısı vardır. Uykudaki sarsıntının ilk etkileyeceği noktalardan biri namaz noktasıdır. Buna dikkat edilmelidir.
Böyle bir engelleme abdest yerine teyemmüm için geçerli bir mazeret olmaz. Müslüman’ın namazı ve ona bağlantılı olarak da abdesti hayatıdır. Onu engelleyen bir iş onun işi olmamalıdır. Bu hususta esnek davranmayınız, hakkınızı arayın. Artık dünyanın neredeyse hiçbir yerinde ibadetin engellenir durumu kalmamıştır. İstisnai noktalar vardır ama orada zaten insanlık açısından büyük bir uçurum bulunmaktadır. Özellikle sizi kabahatli duruma düşürebilecek kirletme, zaman kaybı ve israf gibi hatalar yapmayın. Buna rağmen abdestinizi engelleyen bir iş yerinde kendinizi esir görmeyin. Rızkınızı farklı bir yerde arayın.