Fetva Meclisi
Soru
Böbrek hastası ve diyaliz makinesine giren birine zekât verilebilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bir birikimi olmayanın zekât vermesi gerekmez. Zekât namaz gibi bir ibadet değildir. Sadece ekonomik durumu belli bir seviyede olanların yaptığı ibadettir.
Böbrek hastası veya diyaliz cihazına giren biri için namazları; Zorlanıyorsa oturarak kılma veya yatarak kılma, Abdestinde zorlanılıyorsa ya da su kullanamayacak durumda ise teyemmüm yapma, Namazın kaçacağı kesin ise namazları cem etme mümkündür. Bunun dışında namazında bir farklılık yoktur.
Sadece hasta olmak zekât için yeterli değildir. Fakir kimseye zekât verilebilir. Genelde bu tür hastalar fakir oldukları için zekât rahatlıkla verilebiliyor ama ailenin durumu bilinmeden zekât verilmemelidir. Zira küçük bebek için toplanıyor olsa da zekât bebeğin velisine teslim edilmektedir. Aile fakir olarak biliniyorsa zekât notu düşmeden verilmesinde bir sakınca yoktur.
Zekâtın verilebileceği yerler Kur’ân-ı Kerîm’de ismen sayılarak belirtilmiştir. Bunlar; fakirler, yoksullar (miskinler), zekât toplamakla görevlendirilen memurlar, müellefe-i kulûb, hürriyetlerini elde etmeye çalışan köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler (fî sebîlillah) ve yolda kalmış olanlardır. (et-Tevbe, 9/60) Bu âyette belirtilenler kurum değil, bireylerdir. Buna göre zekât bizzat bireye veya onun vekiline verilmelidir. Bu genel ilkeye göre adı ne olursa olsun kurumlara zekât verilmez. Âlimlerin çoğunluğunun görüşü bu istikamettedir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/43-46; İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 2/272; İbn Kudâme, el-Muğnî, 2/497-498) Ancak halka hizmet veren bu gibi kurumlara gönüllü yardımlar yapılabilir.
Bu soru ile kastınız, zekât alan bir fakirin aldığı zekât parasını bir başkasına borç olarak vermesi ise bunun cevabı kesin olarak şudur: Zekât, hak sahibi olan fakirin eline geçtikten sonra para, onun özel malıdır, dilediği gibi kullanabilir parasını. Bu kullanma alanlarından biri de borç vermedir. Hiçbir sakınca olmadan elindekini borç olarak verebilir. Zekât parasını borç olarak vermeyi zekât verecek kişinin GÜNÜ GELMİŞ VE BELİRLEMİŞ OLDUĞU zekât parasını borç olarak vermesi kastediliyorsa cevap şudur: - Zekât günü gelince yerine getirilmesi gereken bir ibadettir. Dinen geçerli bir sebep olmadıkça zekât ertelenemez. Borç vermek bir çeşit ertelemektir. Bu nedenle zekât verecek kimsenin “zekât parası veya malı olarak belirlediğini” birisine borç olarak vermesi caiz olmaz. - Bu borç verme işini zekâtı vermek üzere vekâleten elinde bulunduran kişi veya kurum ise, zekât olarak elinde bulunan parayı hemen fakire ulaştırması gerekmez. Makul bir gerekçeye dayalı olarak mesela en uygun fakir kişiyi inceleme, daha ağır şartları olanlara ulaştırma gibi bir gerekçe ile bir süre geciktirme yapabilir. Bu süre de uzun kabul edilmeyecek süre olmalıdır. Böyle bir kurum, elindeki zekât paralarını; - Bir heyet kararı ile - Şeffaf bir şekilde - En güçlü kanuni müeyyideler kullanarak - Kısa bir süre için - Acil bir ihtiyaç için onu kullanacak olanlara - Güven veriyorlarsa verebilirler. - Borç verilen zekât parasının geri dönmemesi durumunda ise borcu veren yetkili kişilerin gerekli tedbirleri en üst seviyede almamış olmak gibi bir kusurları varsa zayi olan zekât parasını tazmin etmeleri gerekir.
Selamünaleyküm. Belli bir şahsa verilmek üzere verilen zekâtı o kişiye ulaştırmamak emanete hıyanettir. Hain ise ağır bir vebal altındadır. Zekât o kişiye, dilediğine veya uygun bulduğu birine verilmek üzere bırakılmış ise onu kendine almasını uygun bulmayız ama bu bir hırsızlık da değildir.
Böbrek konusundaki diğer fetvalar
Fetva merkezleri ve benzeri heyetlerin bu konuya mahsus yayınlanmış bir fetvasını bilmiyorum. Genel fıkıh ilkelerinden yola çıkarak şunu tespit etmemiz mümkündür: Domuz ve ürünlerinin kullanılması kati haramlardandır. Domuza ait hiçbir ürün normal durumlarda kullanılamaz. Böbrek, hayati değeri bakımından olmazsa hayat olmaz bir organdır. İnsanlık başka bir alternatif üretemediği yani domuz böbreği tek çare gibi kaldığı sürece insanda yedek organ olarak domuz böbreği kullanılmasında biiznillah sakınca yoktur.
Asla günaha girmezsin. Babana karşı başka bir kusurun olmasın yeter.