Fetva Meclisi
Soru
Hocam eşimi annesi ve babasının bulunduğu şehre kendim götürdüm. Ailesinin evinde bir süre kaldıktan sonra benim tekrar eşimi almak için oraya gitmem gerekir mi? Yoksa eşimin Malatya'dan tek başına İstanbul'a dönmesi caiz midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Bulunduğunuz yerde ve devam ettiğiniz kurumda dininiz ve ahlakınız açısından bir risk oluşmuyorsa bu yaptığınızda fıkha aykırı bir durum yoktur. Zira yasak olan, bayanın seferîlik mesafesinden uzun bir yere tek başına mahremi yanında olmadan gitmesidir. Şehirde mahremi yanında olmadan yaşaması bu yasağa dâhil değildir.
Meselemiz yolculuk meselesidir. Seksen km mesafeden daha uzun mesafelerin gidişi bir yolculuk, dönüşü ise ayrı bir yolculuktur. İki ayrı yolculuk gibi görünüz meseleyi.
Aleykümselam. Mahremsiz yolculuk kadın için caiz değildir ama ağır zaruretler durumunda bir yolculuk yapılabilir. Zaruretin ağırlığı veya normalliği ise sizin belirleyebileceğiniz bir durumdur.
Eşinin mahremlerinden biri beraberlerinde olmadıkça hüküm değişmez. Yol boyunca mahremlerinden biri yanlarında olacak, gittikleri yerde ise tek olmalarında sakınca yoktur.
Aleykümselam. Eşiniz, sizin istediğiniz yerde sizi beklemek zorundadır. Özel bir engel yoksa durum budur. Ne var ki size, bunu eşinizle tartışma konusu yapmamanızı tavsiye ederiz. Kadınlarla bu tür konularda yapılan tartışmalar bitmeyen kinlere dönüşüyor. Ortasını bulacak bir yöntem bulun. Altı ay şurada altı ay burada deyin. Allah'a emanet olunuz.
Böyle bir yolculuk ancak zaruret durumunda caiz olur.
kadın konusundaki diğer fetvalar
Günümüzde ve kıyamete kadar mü'min kadınların mirası erkek kardeşlerinin yarısı kadar olacaktır. Kur'an’ımızın açık beyanı olan bir emri zaman ve mekân farklılığına göre değiştirmeyi düşünmek bile bizi bitirir maazallah. Küfür ehlinin harap ettiği bu dünyada kala kala Kur'an’ımızın bir hükmü mü kaldı sorun diye anılabilecek? Bunu konuşmak bile abestir. Bunu konuşanın da imanı tehlikeye girer.
Mesleğiniz mübarek bir meslektir. Kadınların özellikle bulunması gereken bir meslek olduğunu düşünüyorum. Başörtüsü kadar mahremiyet ve erkeklerle iletişim tarzını da düşünmelisiniz. İletişim tarzında mahremiyete dikkat ettiğiniz sürece işiniz değerlidir.
Bayanlar iki kişi de olsalar mahremsiz olarak umreye gitmeleri caiz olmaz.
Ayakkabının nasıl olacağı önemli değildir. Önemli olan sağlıklı olması, kibir nedeni olmaması, kadını teşhir etmemesidir.
Allah rahmet etsin, Erbakan’ın en öncelikli sloganı: “Önce Ahlâk ve Maneviyat” idi. Bu sözdeki “maneviyat” iman kavramını yansıtıyordu. Senin de bir mü'min olarak hedefin bu olmalıdır. İmanın ve ahlâkınla nerede bulunabileceksen orası senin olsun. Yeter ki çocukça ve afakî düşünme. Gerçekçi ol; düşün, imanınla ve ahlâkınla istediğin yerde bulun.
Evi erkek geçindirir. Erkeğin parasını kadına bildirmesi de gerekmez. Kadın, evin geçimi sağlanıyor olduğu sürece bir şey talep edemez/etmemelidir. Kadın da çalışıyorsa kazandığı ona aittir. Kadının parasını erkek saklar veya harcamasına karışır diye bir şey yoktur. Aile içinde bu tür konular tartışma alanının konusu olursa şeytan o aileye kolay sızar, bunu unutmayınız.