Fetva Meclisi
Soru
Hocam annem kadın kuaför dükkânında çalışıyor ama kadın erkek karışık bir yer. Oraya müşteri olarak gece kulübünde çalışan kadınlar da geliyor. Annem onlara protez tırnak ve makyaj gibi işlemler yapıyor. Biz eşimle Allah yolunda yaşamaya çalışan insanlarız. Annem bize ve çocuklara para gönderiyor ama benim içime sinmiyor. Haram para kazanıyor diye düşünüyorum ama annemi de kırmamak adına parayı kabul ediyorum. O parayı kullansak mı kullanmasak mı diye tereddütteyim. Annemin evine gittiğimizde de bir şeyler yenildiğinde haram paradan kazanılan şeyleri yiyoruz diye aklıma geliyor. Ne yapmalıyız?
Cevap
Benzer fetvalar
Annenize bakmak erkek kardeşlerinizin görevidir. Siz sevap kazanacak bir kapı olarak görüp hizmet edeceksiniz elbette. Keşke onun elindeki paraya hiç bakmadan bu işi yapabilseniz. Eşinizden de rica edin, o da böyle düşünmeye çalışsın. Ciddi bir ihtiyacınız yoksa bırakın kadını dilediği gibi yapsın. O yaşta onu değiştiremezsiniz. O her işi doğru yaptığını düşünüyordur. Sevabınızı azaltmayın. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Avret bölgesini temizlemeniz çirkin bir haramdır, o işten kazandığınız her kuruş da size haramdır. Kıyamet günü kuruşuna kadar onun hesabını vereceksiniz. Bir husus da, sizin güzelleştirdiğiniz kadınlar sokakta o güzelliği teşhir ederken girdikleri vebale siz de ortaksınız. Bunu da bilin. İşinizin helal olan bölümünü yapın. Dünya, uğrunda cehenneme girmeye değecek bir şey değildir. Açlıktan korkmayın, Allah size de bize de yeter.
Selamünaleyküm. Hedefimiz yüzde yüz helal olsun. Hedefimize yürürken, elimizde olmayan nedenlerle midemize girebilecek haramdan ötürü de Rabbimizin rahmetine sığınız. Kazancının tümü haramdan olanın verdiğini yemeyiz. Kazancına haram karışan için ise aynı şey söz konusu değildir. Dikkatli ve titiz olalım yeter. Allah'a emanet olunuz.
Aleykümselam. Bir kadının, babasından düşen malı istemesinde hiçbir sakınca yoktur. Kur'an'ın ona verdiği hakkı istesin. Annesinin bu hususta diretmeye de hakkı yoktur. Annesine başka bir kabalık yapmadan hakkını talep etsin.
Allah Teâlâ hepimizi razı olacağı işlere erdirsin. Kadın, Allah’ın kulu olarak erkekten farklı değildir. Fıtratının gereği farklı olduğu birkaç alan dışarıda tutulursa kul ve insan olarak kadınla erkek aynıdırlar. Temelde böyle görülmelidir konu. Ümmetimizin bütün âlimleri, sahip olma ve tasarrufta bulunmada erkekle kadının aynı olduklarına ittifak etmişlerdir. Kadını bu hususlarda farklı gören bir âlim yoktur. Çünkü mesele Kur'an boyutunda aynı tutulmuştur, kimse farklı bir iddiada bulunamaz. Kadının mal ve para konusunda ne durumda olduğunu şu başlıklarda özetleyebiliriz: a. Kadının mirastan, hibeden, mehrinden ve çalışıp kazandığından birikimi olabilir. Bu birikim nakit para da olabilir diğer helal kullanılabilen menkul veya gayrimenkul yatırımlar, işletmeler olabilir. Malı olan bir kadın hiçbir engel olmadan malı üzerinde tasarruf edebilir. b. Müslüman kadın öğretmenlik, tıp, el sanatları, ticari işletmelerin bayanlar bölümü, din hizmetleri gibi alanlarda çalışabilir. Kadınlığı ve anneliği eritmeyen helal alanlarda çalışmasında sakınca olmaz. Yeter ki bu çalışma beraberinde harama hizmet, halvet gibi sakıncalar getirmesin. Tesettüründen taviz vermeden, velisi ve eşinin ön izni ile çalışırsa bu çalışması onu asi kul olmaya götürmez. Erkek veya kadın herkes her yerde her zaman Allah’ın şeriatına göre olmaya zaten mecburdur. c. Kadının geçimi açısından mali kaynak ele alındığında ise evleninceye kadar babasının onu geçindirmeye mecbur olduğunu bilmemiz gerekir. Anne olarak da geçimi çocuklarının üzerine görevdir. Eş olduğunda da kocası onu geçindirecektir. Kadının yuva yıkıcı, aile dağıtıcı bir durumu olmadığı sürece bu geçindirme ilkesi dinin teminatı altındadır. Hatta kadın normal çalışan bir kadın olduğunda bile eşi onu geçindirmek zorundadır. Boşanmış durumunda da iddeti bitene kadar eşi onu geçindirir. Baba, eş ve evlat sahibi olmayan kadının geçimi onun miras bağı kurulabilecek akrabaları üzerinedir, yine kadın boşlukta değildir. d. Kadın, olağanüstü ihtiyaç durumundaki çocukları, anne babası ve dede ninelerinin geçimini üstlenebilir. e. Kadının malına eşinin hiçbir şekilde müdahale hakkı yoktur. Erkeğin KAVVAME hakkı içinde kadının malına karışma maddesi yoktur. Kadın malını harcarken bir harama, israfa harcamıyorsa bir başkasına danışmaya mecbur değildir. Bu sormama kuralına eşi de dâhildir. Kadın malı ile alakalı konularda eşine karşı bir eksiklik oluşturmadığı sürece izni dâhilinde iş yapmak zorunda olmaz. Genel kurallar bu şekildedir. Allah Teâlâ erkeğimizle kadınımızla hepimizi helal ve bereketli mal sahibi olmaya kavuştursun.
Yapılması caiz olmayan bir işin geliri de caiz olmaz. istiğfar edin ve o işten uzak durun. Önceki kazandıklarınızı çıkarmanız gerekmez. Yeni dönemde helal kazanın ve helal yaşayın. Allah yardımcınız olsun.
anne konusundaki diğer fetvalar
Anlattığınıza göre anneniz sağlıklı düşünemeyen ve karar veremeyen bir kadındır. Onun agresif çıkışlarını görmezden gelin; sözlerine itibar etmeyin. Annenize elindeki nimetleri hatırlatarak şükreden ve çektiği sıkıntılardan dolayı da sabreden bir kul olması gerektiğini zaman zaman hatırlatın. Annenizle ilgilenmeniz kocanıza zaman ayırmanıza veya gerçek yuvanızla ilgilenmenize engel olmasın. Sizin şu an birinci derecede sorumluluğunuz kocanız ve çocuklarınızdır. Bunları ihmal etmeden kocanızın da gönlünü alarak annenize hizmet edebilirsiniz. Ama lütfen annenizin dertlerini kocanıza taşıyarak onun evinin havasını bozmayın. Kocanızı mutlu edin. Allah yardımcınız olsun.
İyi bir Müslüman olmanın yolu doğru bilgileri öğrenmekten geçer. Bu bilgiler öğrenilecekse bu yerin adının medrese veya ev olması arasında fark yoktur. Yeter ki doğru bilgiyi öğrenin. Yaşınız ilerlediğinde dinimizle bağdaştırılması asla mümkün olmayan hurafelerin kurbanı olmayın. Esasen medreseler farz olan bilgilerin talim edildiği yerlerdir. Daha ötesini öğrenmek istemeyenler ileride kendileri için planladıkları hayata hazırlanırlar. Siz de öyle yapın. Farz olan bilgilerinizi tahsil edin. Sonrasında aileniz ve hocalarınızla yapacağınız istişare sonucuna göre hareket edin. Bu istişarelerinizde şu sorunun cevabı üzerinde de yoğunlaşın. Kur'an ilimlerini öğrenmeye gitmek istememe sebebiniz kişisel zevkinize düşkünlüğünüzden mi yoksa bu işe karşı heyecanınızın olmamasından mı? İstişareniz medresede okumamak şeklinde sonuçlanırsa annenizi gerekçelerinizi ve alternatifinizi sunarak ikna etmeye çalışın. Ama çatışmayın.
Sen, olması gerekeni düşünüyorsun. Eşin ise yasaların ve dinin ona verdiği bir hakkı kullanıyor. Eşini bu nedenle reddedemezsin; evinde kimseyi istememek hakkıdır. Bu iki farklı anlayışın bir noktada buluşabilmesi eşinin merhametli ve fedakâr biri olması ile mümkündür. Bu da senin sorunu zamana yayarak (her günün doğal tartışması yapmayarak) onun esnemesini sağlamanla mümkündür. O da insandır neticede. O da bir gün yaşlanacağını biliyordur. Biraz daha “evet, sen haklısın” diyerek ortamı rahatlat. Bir zaman sonra teklifini kabule yanaşacaktır. Ya da onun razı olacağı biraz uzakta bir evi tercih edeceksin. Allah yardımcın olsun.
Madem selef akidesindensin, doğru bildiğini söyle ve kenara çekil.
Yemin bozan bir Müslüman olma. Çevresini kullanarak anneni ikna et ve öyle yap yapacaksan.
Çocuğun ihtiyacını gidermek baba veya annesinin vazifesidir. Harçlık bir ihtiyacını gidermesi için ise vermek farz olur. Neşelensin, mutlu olsun diye verilirse müstehap olur. Yanlışa harcayacağını bilerek ya da israf olacak şekilde vermek ise mekruh olur hatta haram bile olabilir.