Fetva Meclisi
Soru
Biz elimizden geldiğince İslamı yaşamaya çalışan bir aileyiz fakat babam bize söylemesine rağmen kendisi namaz kılmıyor ve oruç tutmuyor. Hakkınızı helal edin bunu söylemek benim için çok zor ama telefondan uygunsuz şeylere bakıyor. Böyle olunca bizim de içimizden babamla konuşmak gelmiyor ama siz bir videonuzda; "anne-babanız günahkar da olsa onlara saygılı olmanız gerekiyor" demiştiniz. Gerçekten nasıl davranacağımı bilmiyorum hocam bir yol gösterir misiniz bu konuda...
Cevap
Benzer fetvalar
Allah babanızdan razı olsun; dinini öne alarak hayatına yön vermeye çalışmış. En azından niyeti ile kazanacaktır diye umuyor ve dua ediyorum. Böyle bir uygulamayı yaparken ölçüde aşırı olmuş da olabilir. Tamamen kâfir olanla bile bir nebze bırakılması gereken bir çizgiden söz edebiliriz. Siz babanızın emrinde olduğunuz sürece ona itaat edin, kendiniz müstakil bir ev sahibi olduğunuzda ise helal/haram sınırlarını kollayacak ve itidali bırakmayacak bir çizgi oluşturursunuz. Allah yardımcınız olsun.
Müslümanlığın örneği baban değildir. Sen Müslümanlığı onun Peygamberinden öğrenmelisin. Yarın Allah'ın huzuruna sen de baban da tek tek çıkacaksınız. Evet, baban yanlış yapıyor ama sen doğruluğun sahibi ol. Hatalı durumda olma, başka bir konuda suçlu duruma düşme, babanın yaptıklarını da kafana takma. Sabret ve onurunla yaşa. Allah yardımcın olsun.
Bu, sizin değil eşinizin sorunudur. Kaynananızın ahirete inancı olsun veya olmasın siz insanlık yapmak zorundasınız. İnsanlığı hak etmiyorsa veya dayanılmaz bir duruma geldiyse yine de nezaketle tepki gösterin. Tepki gösterin ama tartışma yapmayın. Cevap vermeyin. Siz karşılığını Allah'tan bekleyerek yapın yapacağınızı. Tekrar size gelmek isterse kabul edin, mesafeli davranın bu sefer, fazla yüz göz olmayın, hakaret de etmeyin. Sabredin ve kazanın.
Selamünaleyküm. Bir kere böyle ağır bir meselede, yüzde yüz bilip bilmediğiniz önemlidir. Küçük bir ihtimal de olsa iftiradan kaçının, helak olursunuz. İkinci olarak da, böyle bir şey varsa da bunu mümkün olduğu kadar yaymamaya dikkat edin. Üçüncü olarak da önce yengenizle usulüne uygun olarak konuşun. Bir süre sonra o işe yaramazsa babanızla evlatça konuşun. Daha da ileri gitmemeniz doğru olur.Babanıza da dua edin.
Selamünaleyküm. Anlattıklarınızın aynen olduğuna ve bir abartma olmadığına göre cevap veriyorum size: Öncelikle bir psikologa muhakkak görünün, sizi sağlıklı bir hayata yönlendirsin. Bu şekildeki bir ailede kalmayı istemeyip evlenme arzunuz doğru bir karardır. Karamsar olmayın ama sizin bu sıkışmışlığını zı sömüre bilecek birinin tuzağına da düşmeyin. İkisinin arasında dengeli karar ermeye çalışın. Yapacağınız istişareler sonucu doğru tahmin ettiğiniz bir evliliği de gerçekleştirin. İzin vermeleri de gerekmez.
Selamünaleyküm. Babanıza ait bir hususu araştırmamanız daha iyi olurdu. Onun Rabbi ile olan işine siz müdahale etmeyecektiniz. Bundan sonra da meseleyi unutmaya çalışın, içinizden sevip hürmet etmeseniz de günlük ilişkilerinizde görevinizi yerine getiren biri olun. O hatası ile kalsın siz evlatlığınızla.
anne konusundaki diğer fetvalar
Biyolojik anne-baba anlamında asıl anne-baba dışındakinin öyle çağrılması caiz olmayan bir iştir. Örfümüzdeki kaynanaya anne, kayınpedere baba denmesi böyle bir anlam ihtiva etmemektedir. Sakıncası olmayacağını zannederiz.
Allah yardımcın olsun kızım. Annene bir sınır çiz. O sınır Allah’ın kesin emirleri sınırı olsun. Annen sınırı geçtiğinde onu dinleme. Nazik bir şekilde de anlasın senin dinlemeyeceğini. ‘Daha iyisi’ denebilecek sınırda ise onu dinlemek zorundasın. İnşallah güzel bir evlilik yapar ve meleklerin imrendiği mümin bir hanım olursun. Allah sana bunu ihsan etsin. O zaman kadar da annenle diğer konularda iyi ol, tartışma, üzme, onu yok kabul etme. Tesettürde Allah’ın sınırını biliyorsun. O sınırı tekrar sana hatırlatayım: Yüzün, ellerin hariç bedeninden görünen yer olmayacak. Sen dışarıdan izlendiğinde bir erkeğin bedenini veya bir bölümünü keşfedeceği kadar şeffaf veya dar olmayacak kıyafetin. Bu iki sınır üzerinden devam et yürümeye kızım. Senin için dualar ediyorum.
Bacı, bir kere sen annesin; senin ağzından çıkana melekler âmin diyebilir. Çocuğuna beddua eden anne/baba olmak iyi değildir. Çocuğuna beddua eden anneler, beddua gerçekleştiğinde çocuğundan önce kendileri ağlar genelde. Sakın beddua etme, bedduanı da geri al. Böylesi senin için daha iyi olur. Kaldı ki senin çocuğun bir kötülük peşinde değil. Aksine iyilerden bir iyiyi istiyor. Ferace alternatifi olmayan bir kıyafet değildir. Kızınız bir başka kıyafet giyebilir, bunda haklısınız. Tartışmanıza ve çocuğunuzla aranıza şeytanın besleyeceği bir kin ağacı yerleştirmenize sıcak bakamayız. Tesettüre karşı olmadığınıza göre siz haram bir şey söylemiyorsunuz. Bu nedenle onun sizinle böyle bir konuda tartışmaması gerekir. Neticede genç birine sizin biraz daha zamana yayarak ve kine inada dönüştürmeyerek yaklaşmanız anne olmanızın ağırlığı ile uyuşur. Böyle yapın. Siz annesiniz, annelik zordur, eskilerin dediği gibi, kan kusar ama ‘kızılcık şerbeti içtim’ der. Böyle olmalıdır annelik. Allah yardımcınız olsun. Dua ederiz ikiniz için de.
Süt hukuku oluşmasının en temel şartı, süt emecek çocuğun yirmi dört ayı geçmemiş olmasıdır. Kadının sütünün bizzat memeden emilmesi şart değildir. Sütün taze olması da gerekli değildir. Taze süt, dondurulmuş süt veya farklı bir şekilde mideye indirilmiş süt aynıdır. Netice olarak dondurulmuş süt ile süt anneliği sağlanabilir.
Bu sorunun cevabı için deriz ki; "anneye hastalık durumunda nasıl bakmalıdır?" sorusu manevi açıdan kastediliyorsa onun cevabı şudur: Cenneti olarak bakmalıdır. Tedavi ve bakım açısından ise şunu söyleyebiliriz: a- Annesinin tedavisi, morali ve ihtiyaçları için hiçbir eksiklik olmayacak gayretin içinde olmalıdır. Buna doktora götürmekten evdeki bakımına kadar hepsi dahildir. b- Özellikle bir erkek için mahremiyet açısından sakınca oluşturacak durumlarda bir kadının o ihtiyacı gidermesi gerekir. c- Bu ihtiyaç gidermede görev erkek çocuk ve kız kardeşlerinin üzerindedir. Erkek çocuğun hanımı bu hizmeti yaparsa mükemmel bir insanlık ve büyük bir sevap kazanmayı becermiş olur. Bu neticede bir insanlık ve merhamet meselesidir. Erkekler umumiyetle eşlerini böyle bir hizmet için zorunlu tuttuklarından yani bunu bir insani yardımlaşma göremediklerinden aile içinde sorunlar oluşabilmektedir. d- Erkek çaresiz kalır mesela hemşire/bakıcı bile tutamaz bir dar vakit ya da imkânsızlık içinde kalırsa annenisin her türlü hizmetini ‘olağan üstü bir durum’ gereği yapabilir/yapar. Bunun için de mahrem hizmetler için eldiven kullanma, gözünü kayırma gibi hassasiyetlere dikkat eder. e- Erkek veya kadın, anneye babaya bakanın düşebileceği en büyük hatalardan biri, o bakımın karşılığını anneden babadan teşekkür olarak beklemesidir ki bu bir zayiattır. Anadolu deyimiyle bir çuval inciri berbat etmektir. Hizmetini yapıp karşılığını sadece Allah’tan beklemek gerekir. O anne değil cennettir ya da cehennemdir maazallah.
Böyle bir şey yok, olmaz. Aç bırakılan baba veya anne oğlundan çalsa ona vebal olmaz. Denebilecek bu kadardır.