Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben aile evinde yaşayan ve üniversite okuyan bir hanımefendiyim. Evde yerine getirmem gereken yemek, temizlik gibi sorumluluklarımı elimden geldiğince yapmaya çalışıyorum ve bu konuda daha da gayret göstermek istiyorum. Ancak bazen benden çok fazla şey beklediklerini düşünüyorum. Örneğin, babam yemeye içmeye düşkün biri ve neredeyse her gün evde tatlı yapılmasını istiyor. Bu bazen beni gerçekten yoruyor, özellikle de ders çalışmam gereken zamanlarda. Bazen okul ve ev işleri arasında sıkışıp kaldığımı hissediyorum. Arkadaşlarımla konuştuğumda onların da farklı alanlarda benzer sıkıntılar yaşadığını fark ediyorum. Ailemi memnun etmenin daha önemli olduğunu düşünüyorum ama diğer işlerime odaklandığımda da vicdanım rahat olmuyor. Onların beklentilerini yerine getirmekle kendi sorumluluklarım arasında nasıl bir denge kurmalıyım? Anne baba hakkı, onların her dediğini yapmak anlamına mı gelir? Bu konuda bize ne tavsiye edersiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Babanızla çatışarak hem bir şeyleri düzeltme ihtimaliniz düşer hem de kendinize verdiğiniz zarar artar. Babanızla şikâyetlerinizle tatlı bir dille konuşmanın yollarını arayın. Sorun ister çözülsün ister devam etsin, siz babanızla iyi geçinmenin yollarını arayın. Babanızın ebeveyni gibi görmeyin kendinizi. Onun yanlış hareketlerinden dolayı kınanacağınızdan endişe duymayın. Babanızı sahiplenip kabullenmeye çalışın. Onun daima size karşı şefkatini ve merhametini hatırlamaya çalışın. Hatalarını ve kusurlarını affedin. Bunun yanı sıra iyi bir çevreyle sosyalleşin. Yalnız kalmayın. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Babanızla ilgili bilgileri olduğu gibi kabul ederek bu çerçevede tespit ve tavsiyelerimiz olacaktır. Babanızın yaptığı davranışlar ve söyledikleri, İslam'ın öğretileriyle bağdaşmamaktadır. Bir baba, ailesine bakmak, onlara merhametle yaklaşmak ve haksızlık yapmaktan uzak durmakla yükümlüdür. Ancak, babanızın bu yükümlülüklerini yerine getirmemesi sizin İslamî görevlerinizi değiştirmez. Ailenize olan sorumluluklarınız, sizi evlenmekten alıkoymamalıdır. Şayet yanınızdaki kardeşlerinizin ihtiyaçlarını organize edebilecek bir sistem kurabilir ve yeni bir aile hayatına adım atarsanız, bu hem sizin hem de onların yararına olabilir. Evlenmek, hem dininizi tamamlamanızı sağlar hem de psikolojik olarak size destek olacak bir yoldaş sunar. Babanızın amacı sadece maddi menfaatlerini sürdürmekse ve bu konuda haksız yere sizi baskı altına alıyorsa, babanıza karşı gelmeden ama bağımsız bir karar alarak evlenmek sizin hakkınızdır. Bu, ona karşı bir isyan değil, kendi hayatınızı İslamî ölçülerde sürdürme hakkınızdır. Evlendikten sonra da imkânlar elverirse kardeşlerinizin ve annenizin ihtiyaçlarına destek olabilirsiniz. Yalnız burada dengeyi kurmak önemlidir. Ailenizde aklıselim bir birey ya da güvendiğiniz bir büyüğünüz varsa, arabulucu olarak onları sürece dâhil edin. Kararınızda Allah’tan yardım dilemek için dua edin ve istihare yapın. Rabbimizin rahmetiyle yolunuzu aydınlatmasını isteyin.
Siz bir evlat olarak, aile ocağınıza dönerken bir misafir değil, bir emanetçisiniz. Anne babanıza hizmetiniz, onlarla kurduğunuz muhabbet, sadece bir ziyaret değil; bir ibadettir. Ailenizin gelirinde haram şüphesi varsa sizin o evde yaşamanız doğrudan harama bulaştığınız anlamına gelmez. Çünkü eve helal de giriyor, haram da. Siz tümüyle haram olandan değil, karışık olandan faydalanıyorsunuz. Bu durumda haramlık sabit değildir. Elinizden geldiğince maddi destek veriyorsunuz, ev işlerine yardım ediyorsunuz, ailenize haram-helal farkını hatırlatıyorsunuz. Bunların hepsi, sizin o evdeki varlığınızı meşru ve hatta sevaplı kılar. Bundan sonra da helale teşvik etmeye devam edin. Gücünüz yettiği kadar destek olmaya devam edin ama bu hassasiyet sizi vesveseye götürmesin. Çünkü vesvese şeytanın oyunudur.
Annenle babanın yıllar içinde geldikleri bu nokta, senin çözmen gereken bir mesele değil. Sen sadece evlatsın, arabulucu değil… Babanın namaz kılmaması, annenin güçsüzlüğü, evin maddi-manevi yükü… Bunların hepsini bir genç kızın sırtına yüklemek ne insanîdir ne de dînîdir. Sana rehber olacak maddeler yazacağım. Dikkatle okumanı tavsiye ederim: Annenin duygusal bağımlılığına karşı sağlıklı sınırlar koymalısın. Annenin “sensiz ayakta duramam” demesi seni duygusal olarak bağlasa da senin hayatını kilitlememeli. Senin de bir ömrün, bir geleceğin, umutların ve ihtiyacın var. Annelik hakkı kutsaldır ama “evladını kendine kurban etmek” bu hakkın sınırlarını aşar. Babanın tavırları karşısında mesafeli ama saygılı ol: Namaz kılmıyor, iletişim kurmuyor, sorumluluk almıyorsa bu onun kendi imtihanı. Senin görevin nasihat etmek değil, terbiyeni koruyup sınırını çizmektir. Babana düşmanlık etmeden ama sorumluluğunu da yüklenmeden yaşamalısın. Kendine evlenme hakkını çok görme: Evlilik, senin de hakkın. “Ben gidersem bu ev dağılır” endişesiyle sen de yıkılma. Sen bu evin direği değilsin, sen bir evlatsın. Annenin yükünü biraz paylaş, gerekirse diğer kardeşlerine danış. Ama kendi geleceğini ertelerken yılların gidişini izleme. Evlilik tekliflerini oturup değerlendir, kaçma: Gelen teklifleri “evde işler kötü, ben nasıl evleneyim” diyerek hepten geri çevirme. Her gelen teklifin içine doğmuyorsa reddet ama “evlilik beni kurtarır mı?” düşüncesiyle değil, “ben hayırlı bir eş olur muyum?” diye düşünerek karar ver. Görüşmelerde ailenin durumunu anlatmak mecburiyetinde değilsin. Sorulursa dürüstçe ama ifşa etmeden bilgi verilebilir. Bir manevi danışman edin: Yakın çevrende bir hoca hanım, bir mürşide gönül vermiş bir abla yahut ehil bir psikolojik danışman bulabilirsen ona içini dök. Yalnız kaldıkça meseleler büyür. Paylaştıkça hafifler, istişare ettikçe doğrular netleşir. Kendini heder etme. Bu evde olanları gözlemle ama aynısını yaşamaktan korkma. Çünkü sen uyanıksın, farkındasın ve istişareye açıksın. Bu bile senin aynı hataları yapmayacağının bir işaretidir. Sen Rabbine tutunmuş, duyarlılığı olan bir evlatsın. Bu acılarla şekillenmiş kalbinin karşılığı boş kalmaz. Sen Allah’a sığınırsan, O seni dünyaya da ahirete de hazırlar. Güçlü olmak zorunda değilsin, ama sabreden olmak zorundasın. Rabbim seni zayi etmesin, dualarını kabul buyursun, hayırlı bir eş, huzurlu bir yuva ve güçlü bir istikamet nasip eylesin. “Allah’ım, bu kızımızın kalbime ferahlık ver. Ona çıkış yolu göster. Ailesiyle arasına sınırlar koy, onu isyandan koru. Ona hayırlı bir eş, hayırlı bir yuva nasip eyle.”
Şöyle anlayın ve planlayın: Ailen, eşin ve çocukların senin için FARZDIR. İlim ve benzeri faaliyetlerin ise NAFİLEDİR. Farz ile nafile arasında nasıl bir denge kurulması gerekiyorsa onu kur.
Size ve eşinize şunları not edebiliriz: Anne baba başta olmak üzere akrabalarla sılayırahim bağını koparmamanın Allah’ın emri olduğunu yani dindarlığımızla ilgili olduğunu tartışamayız. Bu böyledir. Evlenmek bir kadın için baba evinden koca evine geçmektir. Bunu da kabul etmek zorundayız. Hem evli hem babasının evinde gibi olmak kabul edilemez. Dinimiz kadınların evlendikten sonra anne babalarını ziyaret etmeleri konusunda gün ve şekil belirlememiştir. Bu konu esnek bırakılmıştır ki herkesin şartlarına uygun olanı aile bireyleri kendileri tayin etsinler. Anne babanın evinin yakınlığı veya uzaklığı, kadının ve eşinin evindeki imkânlar ve şartların yönlendirmesi gibi belirleyicilerin ortalaması bulunarak bir uygulama yapılabilir. Aynı semtte yaşayanlar için haftada bir gün olabilir, biraz uzakta olanlar için ayda bir olabilir. Veya eşler kendi şartlarına uygun olabilecek bir süre belirleyebilirler. Gün içinde görüntülü görüşme ile bağlantı kurulduğu halde haftada birkaç gün ziyaret için anne baba evine gitmek ancak ağır hasta bir baba ile ilgilenme zorunluluğu ya da afet sonrası gerekenler gibi bir durumda doğru olabilir. Daha ilerisi eşlerin henüz yuva kuracak kıvamı yakalayamadıklarını gösteren bir işaret olabilir. Bunun sonu da her ikisinin de baba evine dönmek şeklinde gelebilir. Bu konuyu olmazsa olmaz düzeyinde tartışan bir eş muhakkak aile danışmanı veya bir psikologla görüşmelidir. Asıl mesele içerideki başka bir takıntı olabilir. Üçüncü bir kişinin tavsiyelerine uyularak orta bir yol bulmaya çalışılmalıdır.
anne konusundaki diğer fetvalar
Tek başınıza halletmeye çalışmayın. Annenizin, sözlerini dikkate aldığı başka aile büyüklerinizle beraber hareket edin. Onlarla istişare edin. Sizin durumunuza en iyi onlar vakıf olabileceği için en sağlıklı tavsiyeleri de onlar verir inşaallah. Bu şekilde orta bir yol bulmaya çalışın. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Bu durumda sizin bu seneki orucu kazaya bırakmanızda bir sakınca yoktur. Allah Teâlâ size ve yavrunuza afiyetler versin.
Kocanızın, babasıyla istişare etmesi, ona saygı duyması, onun gönlünü kazanmak istemesi gayet güzel. Ama bu sevgi, sizin üzerinizdeki haklarını geçersiz yapmaz. 🔸 Kocanın yeri babanın değil, hanımının yanıdır. 🔸 Nikâhtan sonra, bir erkeğin birinci sorumluluğu eşidir. 🔸 Kendi evini kurmuş, eşiyle beraber yaşıyorsa, o evin düzeni eşinin gönlüne ve huzuruna göre kurulmalıdır. Bir hadis-i şerif: "Sizin en hayırlınız, hanımına en iyi davranandır." (Tirmizi, Radâ 11) Eşinin hakkını gözetmeyen, hanımını yalnız bırakıp "babam ne derse onu yaparım" diyen biri, Allah katında adaletli koca olarak anılmaz. Eşin yanında olmak kadının hakkıdır. Yani bir kadının eşiyle yaşamak istemesi nefsani bir talep değildir, haklı ve meşru bir taleptir. Kur’an bize der ki: "Onlarla (eşlerinizle) iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmazsanız, olabilir ki Allah sizin hoşlanmadığınız bir şeyi sizin için çok hayırlı kılmıştır." (Nisâ Sûresi, 19. âyet) Allah Teâlâ burada bile eşinin gönlünü gözetmeyi emrederken, kocanın karısını yalnızlığa mahkûm etmesi ne kadar isabetli olabilir? Bir koca, eşini mağdur ederek değil, adaletli, anlayışlı ve merhametli olarak Allah’ın ve babasının rızasını kazanır. Bu durum karşısında tatlı dille, uygun bir zaman bulup eşinle açık konuş. “Ben seninle huzurlu, düzenli bir evde yaşamak istiyorum. Ailelerimize saygı duyuyoruz ama biz artık bir aileyiz. Lütfen bunu da dikkate al.” Eşinin babasına düşmanlık etme. Ama duanla, güzel niyetinle onun kalbini yumuşatması için Allah’a yalvar. Yumuşak ama kararlı dur. Haklı olduğun şeyi ağlayarak değil, üzülerek değil, vakarla ve kararlılıkla ifade et. Rabbim senin için huzurlu, merhametli, istikametli bir aile hayatı nasip eylesin.
Ölen birinin arkasından onun yapmadığı ibadetlerini yapmış hale getirecek bir işimiz yoktur. Bu şu demektir: Siz anneniz veya başka bir yakınınız için bir ibadeti yaptığınızda onun affolması için sadece bir umut ışığı yakarsınız. Kimse kimsenin ibadetini kesin olarak yapıp bitiremez. Bu da iman ehli olarak ölen biri için bir umut olarak bekletilebilir, imanı olmayan için yapacak bir şey yoktur. Başkası için anneniz bile olsa eksiklerini o öldükten sonra tamamlamak farz bir iş de değildir. Yaparsanız bir vefa göstermiş olursunuz, o kadar.
Dua edin, içinizdeki bu his kalıcı olmasın, zaman içinde eriyip gitsin. Annenize karşı sevgi besleyemiyor olmanızda bir sakınca yoktur, sevmek zorunda değilsiniz ama evlatlık görevinizi aksatmayın, içinizdekini ona hissettirmeyin, gerisini Allah Teâlâ kolaylaştırır.
Hastaya bakmak bir insanlıktır. İnsanlıktan herkes sorumludur. Aynı zamanda da bir sevap kaynağıdır. Kim bakıyorsa o sevap kazanıyor, kim de yapabileceğini yapmıyorsa sevaptan mahrum kalıyordur. Bir noktadan sonra hasta, onun ihmali ile daha kötü oluyorsa günaha da giriyordur.