Fetva Meclisi
Soru
Hocam Rabb'ime şükürler olsun ki sizinle tanışmamı nasip etti. Benim üç kız evladım var. Çocuklarıma, eşime, komşularıma, iş arkadaşlarıma ve çevreme karşı aşırı merhametli bir insanım. Alt komşum hastalandığında ona baktım, hatta altını bile değiştirdim. Fakat annemi bir türlü sevemiyorum. Onu görünce, bana dokununca, evime geldiğinde tüylerim diken diken oluyor. Kayınvalidemi bile ondan daha çok seviyorum. Annemin sevmediğim huyları çok fazla ve hatta nasıl bir insan olmamam gerektiğini ona bakarak öğreniyorum. Onun yaptığı hataları yapmamaya çalışıyorum. Ama sonuçta o benim annem. Beni dünyaya getirdi, büyüttü, besledi ve üzerimde hakkı var. Yıllarca görmesem bile içimde bir özlem hissetmiyorum, bu yüzden kendime kızıyorum. "Sana ne yaptı bu kadın?" diyorum. "Yavrusunu sokağa atan anneler bile var ve o çocuklar annelerini arıyor." diye düşünüyorum. Ama içimde ona karşı sevgi hissedemiyorum. Bu duygularımdan nasıl kurtulabilirim? Annemi sevebilmek için bana önerebileceğiniz bir dua var mı? Ve en önemlisi, böyle hissettiğim için günaha giriyor muyum?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah sana sabır versin kızım. Sen kendi aileni ve huzurunu öncelikli düşün. Eşine sarıl, çocuklarına sarıl. Annenin unutmaya çalış. Onun hakkını helal etmemesinden çekinme. Senin bir kusurun olmadığı sürece ne dediği önemli değildir. Bile bile derdini derinleştirme sen. Dua ederim senin için.
Annenizi değiştirmeye çalışmayın. Siz de yorulursunuz o da yorulur. Onu böyle kabullenin. Ona saygınızda ve hürmetinizde kusur etmemekle beraber kendi yolculuğunuza odaklanın. Annenizin çocuklarının evlilik hayatına dâhil olmasına, yön vermesine hakkı yok. Tavsiye verebilir elbette fakat evlilik gerçekleştikten sonra evdeki idareci genel olarak evin erkeğidir. Dolayısıyla kızları da bunu hissettirmeli. Bütün hürmetini saygısını göstermekle beraber evlilik hayatına, özel hayata müdahalelerinin kabul görmeyişini ciddiyetle görüp anlamalı. Allah'a emanet olun.
Eşiniz ile olan muhabbetinizi daima sıkı tutun. Siz eşinizin gönlünü yapmakla sorumlusunuz. Diğerleri mecbur olduğunuz bir şey değil. Fakat elbette Müslümana yakışan yumuşak huyluluk bellidir. Başkalarının evliliğinize müdahalesinden dolayı duyduğunuz rahatsızlığı daha stratejik bir biçimde kocanıza anlatıp bu konuda daha dirayetli durmasını sağlamaya çalışın. Siz de bu süreçte ona destek olun. Yorulunca ayağa kaldırın. Enerjik olun. Başkalarına olan tepkiselliğinizi de biraz kısıp kendi huzurunuza odaklanın. Bazen sorunlar onları bir miktar kendi haline bırakarak da çözülür. Bunu da gözetin. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Kendinizi olduğu gibi kabul etmeye çalışın. Kendinizi güzellik üzerinden değerlendirmeyin. Allah’a "Beni seviyor musun?" diye sormak yerine, "Senin sevgini nasıl daha çok hissedebilirim?" diye düşünün. Kendinizi suçlamak yerine, şefkatle yaklaşın. "Ben de bir kulum, eksiklerim var ama Rabbim beni yine de kabul ediyor" deyin. Biriyle konuşun. Bir terapist, bir hoca ya da güvenilir bir dost. Bu yükü tek başınıza taşımak zorunda değilsiniz. Özetle, sizin tek başınıza yürüttüğünüz bir mücadele var. Ama Allah sizi terk etmedi. Belki de en çok O’na ihtiyacınız olan bu zamanda, O'ndan kaçmak yerine O'na yaklaşarak huzuru bulabilirsiniz. Bazen dua etmek bile gelmez insanın içinden. O zaman sadece "Rabbim, bana yol göster" demek bile yeter. Kendinize yüklenmeyin. Siz değerlisiniz. Ve Allah, sizi böyle yaratmakla hata yapmadı. Siz tam da olması gerektiğiniz gibisin. اللَّهُمَّ اكْفِنِي بِحَلَالِكَ عَنْ حَرَامِكَ، وَأَغْنِنِي بِفَضْلِكَ عَمَّنْ سِوَاكَ. Türkçe Anlamı: "Allah’ım! Beni helâlinle haramından koru, lütfunla Senden başkasına muhtaç etme." Bu duayı özellikle sıkıntılı hissettiğinizde, sabah-akşam veya namazlardan sonra okuyabilirsiniz. İçinizdeki huzursuzluğu hafifletmek için, samimi bir şekilde Allah’a yönelerek dua etmek çok etkili olacaktır inşallah. Allah gönlünüze genişlik, kalbinize huzur versin.
Evvela şunu bil, aile rızası, özellikle anne duası bu hayatta öyle bir berekettir ki ne aşkla ne tutkuyla ölçülebilir. Annenin gözyaşıyla kurulan bir yuvada huzur kolay kolay yeşermez. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) annenin ayağının altını cennet olarak tarif etti. Annenin rızası olmayan bir evlilik, rüzgârsız denize açılmış yelkenlidir. Ama senin halini de küçümseyemeyiz. Kalbin birini sevmiş. Sevmek suç değil. Allah'ın yarattığı bir duygudur. Ancak evlilik, sadece aşkı değil; aklı, imanı, sabrı ve istikameti de omuzlamaktır. Bu hanımefendi belki iyi niyetlidir, belki seninle mutlu olmayı da ister. Fakat unutma, evlilik, iki kişi arasında kurulmaz sadece. İki ailenin, iki geçmişin ve iki farklı dünyanın da buluşmasıdır. Burada dikkat edilmesi gereken birkaç hususu sana maddeler hâlinde aktarayım: Aileni ezerek evlenme. Onların rızasını almadan yapılan evlilik, ileride seni ya onların vefatıyla ya da pişmanlıkla sınar. Onlara rağmen bir hayat kurarsan bu sevgi zamanla külfete dönüşebilir. Hanımefendinin bakış açısını da ölç. "Senin hayatın, sen karar ver." diyen bir yaklaşım kulağa doğru gelse de aileni yok sayan bir anlayışa dönüşüyorsa, bu ileride seni yalnızlığa sürükleyebilir. Evleneceğin insan, sadece seni değil aileni de sevebilecek bir gönle sahip olmalı. Sevgi büyüktür ama istikamet daha büyüktür. Şeytan bazen meşru olmayan yollarda bizi duygularımızla kandırır. Aşkın haram boyutu yoksa sabredilirse sevap olur. Ama sabredilemezse günaha döner. Senin durumun henüz bu sınıra gelmemiş görünüyor. Ama dikkat et, kalbin fitneye de açıktır. İstişare ve dua silahın olsun. Ailenden başka değer verdiğin, Allah’tan korkan bir iki kişiyle istişare et. Ve özellikle istihareyi ihmal etme. Gönlün huzur bulana kadar aceleci olma. Seni kendine çağıranla değil, Allah’a yaklaştıranla yürümeye bak. Bu hanımefendi seni ailesiz bir karar almaya çağırıyorsa “Yarın bir gün başka kırılmalarda da seni yalnız bırakabilir mi?” sorusunun cevabı da önemlidir. Son söz olarak sakın karamsarlığa düşme. Allah senin niyetine bakar. Doğru olanı yaparsan, seni sevdiğinden mahrum etmez, ya onunla ya da ondan daha hayırlısıyla buluşturur. Allah'a emanet ol, gönlünü Rabbine aç, annenin duasına sarıl.
Aleykumselam. Bayanların en hassas konularından birine yakalanmışsınız. Akıbetini de tahmin etmektesiniz. Bile bile huzurunuzla neden oynuyorsunuz? Bir kere sizin böyle bir tavır içinde olmanız eşinizi, yoksa da başka birine itebilir, aman dikkat edin, fitnenin nedeni siz olmayın. Eşinizle geniş bir ortamda konuşun ve karşılıklı olarak bu konuyu silin hafızalarınızdan. Bunun dışında sizin huzurunuzun geleceğini kurtaracak bir ihtimal yoktur.
anne konusundaki diğer fetvalar
Ölen birinin arkasından onun yapmadığı ibadetlerini yapmış hale getirecek bir işimiz yoktur. Bu şu demektir: Siz anneniz veya başka bir yakınınız için bir ibadeti yaptığınızda onun affolması için sadece bir umut ışığı yakarsınız. Kimse kimsenin ibadetini kesin olarak yapıp bitiremez. Bu da iman ehli olarak ölen biri için bir umut olarak bekletilebilir, imanı olmayan için yapacak bir şey yoktur. Başkası için anneniz bile olsa eksiklerini o öldükten sonra tamamlamak farz bir iş de değildir. Yaparsanız bir vefa göstermiş olursunuz, o kadar.
Hastaya bakmak bir insanlıktır. İnsanlıktan herkes sorumludur. Aynı zamanda da bir sevap kaynağıdır. Kim bakıyorsa o sevap kazanıyor, kim de yapabileceğini yapmıyorsa sevaptan mahrum kalıyordur. Bir noktadan sonra hasta, onun ihmali ile daha kötü oluyorsa günaha da giriyordur.
Bu durumda sizin bu seneki orucu kazaya bırakmanızda bir sakınca yoktur. Allah Teâlâ size ve yavrunuza afiyetler versin.
Bir çocuğu, istenmediği yer hasta eder. Çocuk sevgiye ve şefkate ihtiyaç duyar. Bu yüzden eğer istemiyorlarsa başka bir yol arayın. Antidepresan uzun vadede iyi olmayabilir. Bu yüzden çocuğu bir psikiyatriste değil de bir çocuk psikoloğuna götürün. Onunla da istişareler yapın. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Anne babaya iyilik etmek, onların gönlünü hoş etmek büyük bir erdemdir. Ancak bu, insanın kendisini tamamen tüketmesi anlamına gelmez. Allah’ın sana verdiği yetenekleri, ilmini, zamanını da doğru kullanmalısın. Bu yüzden aileye hizmet etmekle kendi hedeflerin arasında bir denge kurman gerekiyor. Bu dengeyi sağlamada sana birkaç tavsiyede bulunabilirim. Anne baba hakkı, insanın elinden geleni yapmasını gerektirir fakat yapamayacağı şeyler için kendini zorlamasını emretmez. Anne babanın makul istekleri yerine getirilmelidir. Ama bir insanın kendi hayatını ihmal etmesine sebep olacak ölçüde beklentiler varsa burada bir dengeleme yapılması gerekir. Allah, kulundan önce kendi sağlığını, eğitimini, dengesini korumasını ister. Çünkü kendini tüketen biri uzun vadede ne ailesine ne de çevresine faydalı olabilir. Vicdan azabı çektiğinde, "Ben elimden geleni yapıyorum ama her şeye yetişmem mümkün değil." diye düşünerek kendini rahatlatabilirsin. Anne ve babanla iletişimde daima saygılı ve nazik bir üslup kullan. Bu, onların seni anlamasını kolaylaştıracaktır. Örneğin, "Babacığım, senin için tatlı yapmayı çok seviyorum ama her gün yapmam zor oluyor. Haftada birkaç gün yapayım, en sevdiğin tatlıları yapmaya özen göstereyim." gibi ifadelerle yaklaşabilirsin. Bu sayede hem ona değer verdiğini gösterir hem de kendine alan açarsın. Allah, ailenizle aranızdaki muhabbeti artırıp sizi hayırlı işlerde muvaffak kılsın.
Tek başınıza halletmeye çalışmayın. Annenizin, sözlerini dikkate aldığı başka aile büyüklerinizle beraber hareket edin. Onlarla istişare edin. Sizin durumunuza en iyi onlar vakıf olabileceği için en sağlıklı tavsiyeleri de onlar verir inşaallah. Bu şekilde orta bir yol bulmaya çalışın. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.