Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben görevim sebebiyle şehir merkezinde yaşıyorum annem ise ilçede çalışıyor. Otobüsle ilçeye her gün gidip geliyor. Orada kalma imkânı olmasına rağmen benimle yaşamak istiyor ve yalnız kalmak istemiyor. Kendisine işi bırakmasını söylüyoruz ama işi de bırakmıyor. Bu geliş gidiş işi ona gerçekten zor geliyor, farkındayım. Ben şehir merkezinde kalıcı bir düzen kurmak istiyorum. Çünkü merkez bana daha güvenli geliyor, imkânlar daha fazla. İlçede yaşarsam sosyal hayatım kısıtlı olacak, çevrem olmayacak, gönlüm huzurlu olmayacak, bunu biliyorum. Merkezde en azından iş saatleri dışında kurslara katılabiliyorum ve arkadaşlarım var. Bu konu ister istemez bazı sorunlara neden oluyor ve hem benim hem de annemin hayat kalitesi düşüyor. Bir gün yolda başına bir şey gelecek diye endişeleniyorum ama onu asla ikna edemiyoruz. Yaşlı birini de zorlamak ne kadar doğru, bunu da bilmiyorum. Belki bir iki yıla kalmadan zaten çalışamayacak hâle gelecek. Bu kısa süre için ilçeye dönmek doğru olur mu? Bu işin içinden nasıl çıkacağımı bilmiyorum. Allah rızası için bir yol gösterin.
Cevap
Benzer fetvalar
Babanızla çatışarak hem bir şeyleri düzeltme ihtimaliniz düşer hem de kendinize verdiğiniz zarar artar. Babanızla şikâyetlerinizle tatlı bir dille konuşmanın yollarını arayın. Sorun ister çözülsün ister devam etsin, siz babanızla iyi geçinmenin yollarını arayın. Babanızın ebeveyni gibi görmeyin kendinizi. Onun yanlış hareketlerinden dolayı kınanacağınızdan endişe duymayın. Babanızı sahiplenip kabullenmeye çalışın. Onun daima size karşı şefkatini ve merhametini hatırlamaya çalışın. Hatalarını ve kusurlarını affedin. Bunun yanı sıra iyi bir çevreyle sosyalleşin. Yalnız kalmayın. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Annen elden etekten düşmüş durumda ise yani siz olmadan yaşayamayacak hâlde ise kimseyi dinlemeyecek ve yanına gideceksin, hizmetini yapacaksın. Böyle bir durumda eşin evde evinizi ikame ettirecek sen de hem oraya hem annene devam edeceksin. Böyle bir durumdan Allah seni muhafaza buyursun. Eğer annenin durumu böyle değilse yani kendi hizmetini görebiliyorsa o zaman onun istediği gibi yaşamasına müdahale etme. Bırak istediği evde kalsın. İşten dönerken uğra elini öp, her seferinde bakkaldan bir ihtiyacını getir. Duasını al. Böylece sen vazifeni yapmış olursun. Onun da istediği yalnız yaşamaktı ise o da gerçekleşmiş olur. Buna sabredebilirsen Allah sana başka kolaylıklar açacaktır. Allah yardımcın olsun.
Anne ve babanıza siz olabildiğince iyi davranın. Onların gönüllerini yatıştırın. Onlara daima moral ve umut verin. Onları kıracak üzecek bir şeyi asla yapmayın. Ablanızla münakaşaya girmekten sakının. Siz doğru bir hayat çizgisini koyup ona odaklanın. Ona şu halde yapabileceğiniz en iyi yardım, sessiz ama güçlü bir örnek olmaktır. Yapabilirseniz onu salih insanlarla tanıştırıp arkadaşlık kurmalarını ve kendisine örnek alabileceği kişileri örnek alıp kendine dair düzelmelere teşvik olmasını sağlamaya çalışın. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Sizi tanıyan, seven, önemseyen aile büyükleriniz ile yakınlarınız ile durumunuzu istişare edin. Öncelikle yuvanızı ve yuvanızın huzurunu kurtarmak için ne yapabileceğinizin yollarını araştırın. Sevgi bağını tesis etmenin, güçlendirmenin yollarına bakın. Eğer olmazsa bundan sonra ne yapabileceğinizin istişaresini yapın. Eşinizin şikâyetlerini, taleplerini netleştirmeye çalışın. Bu konuda neler yapabileceğinizi değerlendirin. Bu süreçte Allah'a bolca dua edin. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Bir sıkıntıya sıkıntı ile karşılık vermek yanlış olur. Zaman geçtikçe daha rahat olacaksınız. Babanızı hatası ile baş başa bırakın. Siz kendi hayatınızı sürdürmeye çalışın. Babanız için de dua edin, erkenden ıslah olsun. Genel uygulamanız böyle olsun.
İki arada bir derede kaldığınızı tarif ettiğiniz bu durumda ikinci bir ihtimal olarak gözüken “eve geri dönme” seçeneğinin sizi tatmin etmeyeceğinin gayet farkında olarak sormuşsunuz sorunuzu. İçinizdeki gel-git diye tarif edebileceğimiz sıkıntı durumu gayet anlaşılabilir. Hem iş hem de hayatın diğer alanlarında duygusal ve manevi açıdan boşlukta kalmadan devam ettirmeye çalışmak zorlayıcı bir durum. Elbette ki bu içinizde bir çatışmaya veya belirsizliğe sebep oluyor. Bu hususta size hatırlatabileceğim birkaç madde olabilir. Bunları göz önünde bulundurarak durumunuzu tekrardan düşünebilirsiniz: -İş hayatında kadınların görev yapması doğru olsa da her işin kadın için uygun olup olmadığını kendi iç huzurunuzu dikkate alarak değerlendirmek önemlidir. -Mesleğinizin getirdiği şartlar bünyenizle çatışıyorsa veya size huzur vermiyorsa, bu konuda kendinizi zorlamamanız çok kıymetlidir. -Düzenli bir şekilde devam ettirdiğiniz rutininize yeni bir şeyler eklemeye çalışın. Yeni bir hobi, yeni bir uğraş, hayatınızda heyecan yaratacak ve var olan dinamiği değiştirebilecek işler eklemek gibi. -Ailenizin beklentilerini karşılamaya çalışırken, kendi kalbiniz ve iç sesiniz huzursuz oluyorsa, bu duyguları göz ardı etmemelisiniz. Ailenizin rızasını kazanmak, umutlarını boşa çıkarmamak kıymetli olsa da sonunda yaşamı şekillendirecek olan sizsiniz. -Allah’ın her zaman sizin için en hayırlı yolu açacağına inanmalısınız. Yalnızca nefsinize ve çevrenizin baskılarına göre karar vermek yerine, bu konuda Allah’a tevekkül etmek ve dua etmek büyük bir huzur kaynağı olacaktır. Rabbim yar ve yardımcınız olsun.
anne konusundaki diğer fetvalar
Anne babaya iyilik etmek, onların gönlünü hoş etmek büyük bir erdemdir. Ancak bu, insanın kendisini tamamen tüketmesi anlamına gelmez. Allah’ın sana verdiği yetenekleri, ilmini, zamanını da doğru kullanmalısın. Bu yüzden aileye hizmet etmekle kendi hedeflerin arasında bir denge kurman gerekiyor. Bu dengeyi sağlamada sana birkaç tavsiyede bulunabilirim. Anne baba hakkı, insanın elinden geleni yapmasını gerektirir fakat yapamayacağı şeyler için kendini zorlamasını emretmez. Anne babanın makul istekleri yerine getirilmelidir. Ama bir insanın kendi hayatını ihmal etmesine sebep olacak ölçüde beklentiler varsa burada bir dengeleme yapılması gerekir. Allah, kulundan önce kendi sağlığını, eğitimini, dengesini korumasını ister. Çünkü kendini tüketen biri uzun vadede ne ailesine ne de çevresine faydalı olabilir. Vicdan azabı çektiğinde, "Ben elimden geleni yapıyorum ama her şeye yetişmem mümkün değil." diye düşünerek kendini rahatlatabilirsin. Anne ve babanla iletişimde daima saygılı ve nazik bir üslup kullan. Bu, onların seni anlamasını kolaylaştıracaktır. Örneğin, "Babacığım, senin için tatlı yapmayı çok seviyorum ama her gün yapmam zor oluyor. Haftada birkaç gün yapayım, en sevdiğin tatlıları yapmaya özen göstereyim." gibi ifadelerle yaklaşabilirsin. Bu sayede hem ona değer verdiğini gösterir hem de kendine alan açarsın. Allah, ailenizle aranızdaki muhabbeti artırıp sizi hayırlı işlerde muvaffak kılsın.
Kocanızın, babasıyla istişare etmesi, ona saygı duyması, onun gönlünü kazanmak istemesi gayet güzel. Ama bu sevgi, sizin üzerinizdeki haklarını geçersiz yapmaz. 🔸 Kocanın yeri babanın değil, hanımının yanıdır. 🔸 Nikâhtan sonra, bir erkeğin birinci sorumluluğu eşidir. 🔸 Kendi evini kurmuş, eşiyle beraber yaşıyorsa, o evin düzeni eşinin gönlüne ve huzuruna göre kurulmalıdır. Bir hadis-i şerif: "Sizin en hayırlınız, hanımına en iyi davranandır." (Tirmizi, Radâ 11) Eşinin hakkını gözetmeyen, hanımını yalnız bırakıp "babam ne derse onu yaparım" diyen biri, Allah katında adaletli koca olarak anılmaz. Eşin yanında olmak kadının hakkıdır. Yani bir kadının eşiyle yaşamak istemesi nefsani bir talep değildir, haklı ve meşru bir taleptir. Kur’an bize der ki: "Onlarla (eşlerinizle) iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmazsanız, olabilir ki Allah sizin hoşlanmadığınız bir şeyi sizin için çok hayırlı kılmıştır." (Nisâ Sûresi, 19. âyet) Allah Teâlâ burada bile eşinin gönlünü gözetmeyi emrederken, kocanın karısını yalnızlığa mahkûm etmesi ne kadar isabetli olabilir? Bir koca, eşini mağdur ederek değil, adaletli, anlayışlı ve merhametli olarak Allah’ın ve babasının rızasını kazanır. Bu durum karşısında tatlı dille, uygun bir zaman bulup eşinle açık konuş. “Ben seninle huzurlu, düzenli bir evde yaşamak istiyorum. Ailelerimize saygı duyuyoruz ama biz artık bir aileyiz. Lütfen bunu da dikkate al.” Eşinin babasına düşmanlık etme. Ama duanla, güzel niyetinle onun kalbini yumuşatması için Allah’a yalvar. Yumuşak ama kararlı dur. Haklı olduğun şeyi ağlayarak değil, üzülerek değil, vakarla ve kararlılıkla ifade et. Rabbim senin için huzurlu, merhametli, istikametli bir aile hayatı nasip eylesin.
Bu durumda sizin bu seneki orucu kazaya bırakmanızda bir sakınca yoktur. Allah Teâlâ size ve yavrunuza afiyetler versin.
Lohusalık dönemi, doğumdan sonra annenin bedensel ve ruhsal olarak iyileşme süreci olarak bilinmektedir. Bu dönemde lohusa bir kadının başka bir lohusayı ziyaret etmesi yasaklanmış bir durum değildir. Bu dönemdeki bir hanımın dinlenme ve iyileşme sürecine zarar verilmemesine dikkat edilmelidir. Annenin dinlenme ve iyileşme süreci olduğu için de ziyaret yapılacağı zaman kişinin sağlığı, fiziksel ve psikolojik durumu göz önünde bulundurarak hareket edilmesi yerinde olur.
Ölen birinin arkasından onun yapmadığı ibadetlerini yapmış hale getirecek bir işimiz yoktur. Bu şu demektir: Siz anneniz veya başka bir yakınınız için bir ibadeti yaptığınızda onun affolması için sadece bir umut ışığı yakarsınız. Kimse kimsenin ibadetini kesin olarak yapıp bitiremez. Bu da iman ehli olarak ölen biri için bir umut olarak bekletilebilir, imanı olmayan için yapacak bir şey yoktur. Başkası için anneniz bile olsa eksiklerini o öldükten sonra tamamlamak farz bir iş de değildir. Yaparsanız bir vefa göstermiş olursunuz, o kadar.
Dua edin, içinizdeki bu his kalıcı olmasın, zaman içinde eriyip gitsin. Annenize karşı sevgi besleyemiyor olmanızda bir sakınca yoktur, sevmek zorunda değilsiniz ama evlatlık görevinizi aksatmayın, içinizdekini ona hissettirmeyin, gerisini Allah Teâlâ kolaylaştırır.