Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim eşim şehir dışında çalışıyor, ben ve bebeğimiz evimizdeyiz. Yalnız olduğum için şu an kayınvalidem yanımda kalıyor. Ben eşimin yanına gidip orada düzenli bir yuva kurmak istiyorum. Eşim de benim yanımda olmamı istiyor fakat temelli taşınmak istemiyor. “Babam izin vermezse seni götürmem, arada gelir gidersin.” diyor. Yani kendi ailesiyle ilgili kararları bile babasına danışıyor. “Ben babamın rızasını kazanmakla mesulüm, sen de benim rızamı kazanmakla mesulsün.” diyor. Ben eşimin bu tutumunun dindeki yerini merak ediyorum. Kocasına itaat etmesi gereken bir kadının da hakkı yok mu? Ben onun karısı olarak hiç mi söz sahibi değilim?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Eğer sözünü ettiğiniz nikâh Şeriat'ımızın nikâh dediği şey ise ve siz de bunu yaparken aklınız başınızda baliğa idiyseniz durum şudur: Nikâh ile beraber sizin üzerinizdeki aile velayeti diyebileceğimiz velayet eşinize geçmiştir. Ailenizin diretmesinin bir anlamı yoktur. Hakları olmayan bir şeyi istemektedirler. Eşiniz, birinci eşindeki resmi yazışmayı alıp size verirse bu da onun kişiliğinin zafiyetini gösterir ki, yarın da sizden alıp başkasına verecek demektir. Zannederim, gereksiz bir tartışmanın içindesiniz. Eşiniz adaleti sağlıyorsa kâğıt üzerinde de olsa yapılabilecek bir şey yoktur. Ailenize karşı nezaketinizi bozmayın, hürmette kusur etmeyin ama onlar da sınırlarını bilmelidirler. Genç kızlar bin bir alanda haklarını korurken kimsenin sesi çıkmıyor ve 'bu onun tercihi' oluyor da Allah'ın verdiği bir hak kullanılırken neden 'onun tercihi olmuyor?'
Bu konuyu içinizde problem olarak yaşamaktansa eşinizle sakin bir dille konuşun. Ona, kendi ailenize öncelik vermesi gerektiğini ve bu yükün sizi zorladığını anlatın. Görümcenize destek olmak istiyorsa, onun da maddi katkıda bulunmasını talep edin. (Kendi giderlerini ve en azından kira farkını ödemesi gerektiğini söyleyebilirsiniz.) İsraf etmeye devam ederse, ona para harcamanın adil olmadığını belirtin. Ayrıca eşinizin bu konuda size adaletli davranması gerektiğini hatırlatın. (Sadece kardeşinin değil, sizin de bir emanet olduğunuzu anlatın.) Yalnız bu süreçte görümcenizle şeytanın sevineceği bir kavganın içerisine düşmeyin. Sakin olun. Allah'tan yardım isteyin.
Babanla tartışmayı bırak, onunla akıllıca ve sabırla konuşmalısın. Evde sıkıldığından dolayı çalışmak istiyor ve baban da bu konuya sıcak bakmıyorsa ders-sohbet halkası gibi sosyal etkinliklere katılarak bu sıkılganlığının üstesinden gelebilirsin. Çalışma konusunda kararlıysan ona güven veren bir çalışma planı yapabilirsin. (Evden iş, uygun bir meslek vb.) Evlenmek istemen de çok doğal. Ancak her şeyin bir vakti var. Belki senin için en hayırlısı henüz gelmedi. Şu an içinde bulunduğun süreç, seni daha güçlü ve olgun biri yapıyor olabilir. Güzel bir eş olabilmek için kendini geliştir. Evlenmek tek başına bir amaç değil, huzurlu bir evlilik kurabilmek asıl önemli olandır. Şu an yaşadıklarını, seni daha güçlü yapacak bir süreç olarak gör. "Siz bir şeyi sevmeyebilirsiniz ama o sizin için hayırlı olabilir. Yine, bir şeyi çok sevebilirsiniz ama o sizin için şer olabilir. Allah bilir, siz bilemezsiniz." (Bakara, 2/216) Belki şu an sana kapılar kapalı gibi görünüyor ama Allah, senin için çok daha hayırlısını hazırlıyor olabilir. Duanı bırakma ama sabırsızlığa kapılma.
Selamünaleyküm. Nikâhlanıp evlenmenin dışındaki alternatifler gerçekçi değil, koruyucu değildir. Zoru sürmeyin. Evlilik berekettir.
Kural şöyledir: Erkek, eşine müstakil bir ev vermek zorundadır. Bu evin satın alınmış olması gerekmez. Kiralık bir ev de olsa anahtarı kadının elinde olacak ev vermek erkeğin vazifesidir. Kadının uygun bulmadığı hiç kimseyi erkek o evde kalıcı olarak tutamaz. Evden kastedilen de barınma odası ve temel ihtiyaçların karşılanacağı banyo mutfak gibi bölümlerdir. Hanefi fukahasından Kâsânî, erkeğin annesini ve kardeşlerini bile kadın istemedikçe eve yerleştiremeyeceğini belirtmektedir. Elbette bu meselede erkeğin anne babasına yakın olmak gibi gayet makul ve duygusal beklentileri de vardır ama kadının bu konudaki hakkı sabittir. Evlenmeden önce bu tür ayrıntılara iyi bakılmalı idi. Genel kural böyledir.
Eşinizle bu sorunu nikâhtan önce muhakkak çözün. Yarı çözümlü olarak nikâh yaparsanız ileriki dönemde ikinizi de yıpratabilir bir sorundur bu. Bunu özellikle önceden bitirin. Çalışma ile alakalı fikirlerinize itiraz edebileceğim bir bölüm bırakmadınız; ben de sizin belirttiğiniz şartlarla kadınlar çalışabilir diyorum zaten. Yalnız sizden ricam, çalışırsanız eğer lütfen bir yıl sonra bana aynı hissiyatı taşıyıp taşımadığınızı yazınız. Genç kadınlar bu duyguları bana sürekli yazıyorlar ama işin içine girince çok geçmeden davulun sesinin dışarıdan hoş geldiğini ama içinde farklı olduğunu anlıyorlar. Sadece şu hususu ikaz etmek isterim farklı bir nokta olarak: Helali haramı bildiğinizi söylediniz, doğrudur. Bu bilginizi test etmeyi unutmayınız ya da olaylar karşısında bilginizi sürekli test ediniz. Allah yardımcınız olsun. Size dua ederim.
anne konusundaki diğer fetvalar
Tek başınıza halletmeye çalışmayın. Annenizin, sözlerini dikkate aldığı başka aile büyüklerinizle beraber hareket edin. Onlarla istişare edin. Sizin durumunuza en iyi onlar vakıf olabileceği için en sağlıklı tavsiyeleri de onlar verir inşaallah. Bu şekilde orta bir yol bulmaya çalışın. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Lohusalık dönemi, doğumdan sonra annenin bedensel ve ruhsal olarak iyileşme süreci olarak bilinmektedir. Bu dönemde lohusa bir kadının başka bir lohusayı ziyaret etmesi yasaklanmış bir durum değildir. Bu dönemdeki bir hanımın dinlenme ve iyileşme sürecine zarar verilmemesine dikkat edilmelidir. Annenin dinlenme ve iyileşme süreci olduğu için de ziyaret yapılacağı zaman kişinin sağlığı, fiziksel ve psikolojik durumu göz önünde bulundurarak hareket edilmesi yerinde olur.
Anne babaya iyilik etmek, onların gönlünü hoş etmek büyük bir erdemdir. Ancak bu, insanın kendisini tamamen tüketmesi anlamına gelmez. Allah’ın sana verdiği yetenekleri, ilmini, zamanını da doğru kullanmalısın. Bu yüzden aileye hizmet etmekle kendi hedeflerin arasında bir denge kurman gerekiyor. Bu dengeyi sağlamada sana birkaç tavsiyede bulunabilirim. Anne baba hakkı, insanın elinden geleni yapmasını gerektirir fakat yapamayacağı şeyler için kendini zorlamasını emretmez. Anne babanın makul istekleri yerine getirilmelidir. Ama bir insanın kendi hayatını ihmal etmesine sebep olacak ölçüde beklentiler varsa burada bir dengeleme yapılması gerekir. Allah, kulundan önce kendi sağlığını, eğitimini, dengesini korumasını ister. Çünkü kendini tüketen biri uzun vadede ne ailesine ne de çevresine faydalı olabilir. Vicdan azabı çektiğinde, "Ben elimden geleni yapıyorum ama her şeye yetişmem mümkün değil." diye düşünerek kendini rahatlatabilirsin. Anne ve babanla iletişimde daima saygılı ve nazik bir üslup kullan. Bu, onların seni anlamasını kolaylaştıracaktır. Örneğin, "Babacığım, senin için tatlı yapmayı çok seviyorum ama her gün yapmam zor oluyor. Haftada birkaç gün yapayım, en sevdiğin tatlıları yapmaya özen göstereyim." gibi ifadelerle yaklaşabilirsin. Bu sayede hem ona değer verdiğini gösterir hem de kendine alan açarsın. Allah, ailenizle aranızdaki muhabbeti artırıp sizi hayırlı işlerde muvaffak kılsın.
Bu durumda sizin bu seneki orucu kazaya bırakmanızda bir sakınca yoktur. Allah Teâlâ size ve yavrunuza afiyetler versin.
Ölen birinin arkasından onun yapmadığı ibadetlerini yapmış hale getirecek bir işimiz yoktur. Bu şu demektir: Siz anneniz veya başka bir yakınınız için bir ibadeti yaptığınızda onun affolması için sadece bir umut ışığı yakarsınız. Kimse kimsenin ibadetini kesin olarak yapıp bitiremez. Bu da iman ehli olarak ölen biri için bir umut olarak bekletilebilir, imanı olmayan için yapacak bir şey yoktur. Başkası için anneniz bile olsa eksiklerini o öldükten sonra tamamlamak farz bir iş de değildir. Yaparsanız bir vefa göstermiş olursunuz, o kadar.
Dua edin, içinizdeki bu his kalıcı olmasın, zaman içinde eriyip gitsin. Annenize karşı sevgi besleyemiyor olmanızda bir sakınca yoktur, sevmek zorunda değilsiniz ama evlatlık görevinizi aksatmayın, içinizdekini ona hissettirmeyin, gerisini Allah Teâlâ kolaylaştırır.