Fetva Meclisi
Soru
Hocam eşimin kız kardeşi hem dini hem de resmi olarak yeni evli ancak bazı sebeplerden dolayı birkaç ay boyunca bizimle kalacak. Görümcem henüz eşinin evine gitmediği için kocası ona maddi destek sağlamıyor. Kendisi çalışıyor ve çeyiz alıyor, ancak aşırı derecede israf yaparak lüks ve pahalı şeyler satın alıyor. Öte yandan, biz eşimle zor geçiniyoruz ve henüz mehrimi bile almadı. Evlendiğimizde ikinci el eşyalarla ev kurduk. Buna rağmen, görümcem hiçbir şekilde maddi destek sağlamıyor ve biz onun konaklama masraflarını, faturalarını ve tüm yiyecek içecek giderlerini karşılıyoruz. Eşim, "Kardeşim babamın emanetidir, babam burada olmadığı için ona bakmak benim görevimdir" diyerek bu durumu sürdürüyor. Ancak ben, eşimin bana daha rahat bir yaşam sunmasını isterken, israf eden kardeşine destek vermesini adil bulmuyorum. Bu durumda, İslami açıdan hak ve hukukumuz nedir? Eşim gerçekten ona bakmak zorunda mı? Bu konuda nasıl bir yol izlemeliyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Evi erkek geçindirir. Erkeğin parasını kadına bildirmesi de gerekmez. Kadın, evin geçimi sağlanıyor olduğu sürece bir şey talep edemez/etmemelidir. Kadın da çalışıyorsa kazandığı ona aittir. Kadının parasını erkek saklar veya harcamasına karışır diye bir şey yoktur. Aile içinde bu tür konular tartışma alanının konusu olursa şeytan o aileye kolay sızar, bunu unutmayınız. Nureddin YILDIZ Kadının parasına kocasının karışması veya onu ev ihtiyaçlarını karşılaması için baskı yapması dine uygun değildir. Bu konuda sınırlarınızı çizin. Ama zaman zaman tartışma konusu haline de getirmekten sakının. Allah yardımcınız olsun.
Dinimizde cinsel ihtiyaçların helal yollarla giderilmesi esastır. Ancak bu tür durumlarda eşlerin birbirine haksızlık yapmaması için ya evliliği devam ettirmek ya da evlilik yürümüyorsa kendi hayatlarına yön vermeleri önerilir. Ama öncelikle evliyseniz kocanızın ve kendi cinsel ihtiyaçlarınızı gidermeye çalışın. Yatak odası doğru kullanıldığında yuva kurtarma özelliği çok yüksektir. Aksi takdirde kocanızdan kaçarak kendinizi farklı şekillerde tatmin etmeniz helal değildir. Bunun için de eşinizle ciddi bir şekilde konuşmalı, belki bir uzmandan veya aile büyüklerinizden destek alarak çözüm yolları aramalısınız. Çabalarınız neticesinde hiçbir sonuç elde edemezseniz kocanıza da kendinize de zulmetmeyin. Ama bu kararınızda aceleci olmayın. Sonradan pişman olmama adına yuvanızı kurtarmak için elinizden gelen gayreti ortaya koymaya çalışın, sonra karar verin. Allah yardımcınız olsun.
Allah Teâlâ sizi o makama yüceltsin. O MAKAM diyorum zira sözünü ettiğiniz ve temenni ettiğiniz şey bir yüksek makam meselesidir. O makamın sakinleri de Ashab-ı Kiram ve evliya kimselerdir. Keşke siz de biz de o makama yükselebilsek, keşke! Ne yazık ki, aile kurarken bu yüksek makamı dikkate alamıyoruz, daha sonraki temennileri de hayal olarak görüyoruz. Size tavsiyemiz şudur: Bu temenninize birden yükselmeye çalışmayın. Size sadaka kadar aile saadeti de gerekiyor. Uzun sürecek bir eğitim ve mücadeleden sonra bu noktaya gelmeyi hedefleyin. Şimdilik YAPTIĞINIZ VE KULLANDIĞINIZ HARAM OLMASIN yeter. Allah yardımcımız olsun.
Ortada ciddi olmayan bir tutum var demektir. Şahsiyetli bir mü'min bu tür şakaları dahi yapmaz/yapmamalıdır. Eşinizin bir kriz geçirmekte olduğunu zannediyorum. Allah yardımcınız olsun. Sabredin, yıkmaya sebep siz gibi olmayın. Tatlı diliniz en güçlü silahınızdır. Sürekli tartışmamaya çalışın ki inadı artmasın. Belli bir zaman sonra mesela bir yıl sonra dediklerini yapmaya başlayacak olursa siz karşı tedbirler alırsınız. Zannederim eşinizin bir psikologla görüşmesinde fayda olacaktır.
Bu tür meselelerde ikinci kişiyi dinlemeden haklı/haksız belirlemek mümkün değildir. Sizin anlatımınıza göre eşiniz size zulmediyor ama yine de siz eşinizi ve yuvanızı öncelikli tutmaya bakın. Anlaşılan eşiniz işi inada bindirmiş. Bir süre bu konuyu açmayarak gevşemesini sağlamaya çalışın ki inadı ile değil aklı ile düşünsün.
Bu konuda sana haksızsın diyemem, hiçbir sebebin olmasa bile bir erkeğin eşine yardım etmesi sünnetlerden bir sünnettir. Ama senin eşin bunu takdir edemiyor olabilir. Sana şunu tavsiye ederim: Bu konuyu bir ay tamamen sil aklından, hiç konuşma, hiçbir ihtiyaç yokmuş gibi davran. Eşin senin böyle bir isteğin olduğunu unutsun. İnatlaşma biteceği için eşin kendiliğinden sana yardım etmeye başlayacaktır, o da doğrunun böyle olduğunu anlayacaktır. Böyle olmasa bile başka bir dille ona tek tük işler yaptırarak da olsa onu yine alıştırırsın. Bu mevcut durumda ise şeytan sizi parçalayacağı bir tünel bulmuş olabilir, dikkat et.
eş konusundaki diğer fetvalar
Allah Teâlâ yardımcın olsun bacı. Kendine şöyle bir ölçü koy: “Direkt Allah'ın haram kıldığı bir şeyi asla yapmayacağım. Haram olmayan ama risk barındıranı da yapmamaya gayret edeceğim, gerisinde ise serbestim.” Mantık üzerinden yürürsen daha fazla bunalırsın. Biraz da kendini sıkma, rahat ol. Her şeyi dert eden beyin yorulur.
Senin için farz olan ilimleri öğrenmene engel olması hakkı değildir. Böyle bir bilgiyi gizlice de olsa izleyebilirsin. Daha ötesine gitmemen gerekir.
Genel bir değerlendirme için psikologla görüşsen iyi olur ama bu durum zannederim senin biraz da vaktinin bol olmasından kaynaklanıyor gibi... Kendine iş üret. Yatağa yorgun düşecek kadar iş üretmelisin. İbadetlerini ve Kur'an okumalarını artırmalısın.
Kıymetli kardeşim, bahsettiğin durumda yanlış olduğunu kabul etmemiz gereken durumlar olduğu açık. Sen de gereken hassasiyeti çok güzel bir şekilde ifade etmişsin. Bu çizgini koru. Bunun kişisel bir savaş olmayıp yuvanı koruma ve duygularını yatıştırma girişimi olduğunu, bunun çok doğal olduğunu ve zaten bundan başka bir ihtimalin de gayet sağlıksız olacağını yine aynı doğru üslup ile eşine ilet. Sabırlı ol. Dua et. Allah'ın sana yardım edeceğini umarız. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.
Kıymetli kardeşim, özellikle evliliğin ilk dönemlerinde, eşlerin birbirlerine alışması sürecinde böyle hassasiyetler yaşanabilmekte. Bu hassasiyet dönemini kalıcı hasar olmadan atlatmak da bu işin devamlılığını belirleyici bir şekilde etkileyebilecek olan temel bir sınavı geçmek demektir. Gayret edin, bu sınavı geçin. Hal böyleyken bahsettiğiniz şeylerin sebeplerine ve neler yapılabileceğine dair bazı fikirler verebilmesi umuduyla burada bazı olası şeylerden bahsedelim. Eşinizin bu tür tepkiler vermesi ve bu denli hassas olması onun geçmişten kalan psikolojik yaralarının bir sonucu da olabilir, geçici bir süreç de olabilir. Bunu en iyi bir psikolog ile anlayabilirsiniz. Fakat bahsettiğim ve edeceğim şeyleri yapmak suretiyle zamanla siz de bir fikir sahibi olabilirsiniz zannımca. Kavga anında onun öfkesi yükseldiğinde senin sakin kalman çok önemli. Böyle durumlarda cevap vermek yerine biraz beklemek ve ortamı yumuşatmak daha iyi sonuç verebilir. Tartışmanın en yoğun olduğu anlarda ona bir süre yalnız kalması için alan tanıyabilirsin. Eğer konuşmalarınız bir noktada hep kavgaya dönüşüyorsa belirli kurallar koyun: "Sesimizi yükseltmeyeceğiz. Küfür, hakaret asla olmayacak. Bir konu tartışılacaksa en sakin anımızda konuşacağız." gibi. Eşin kendini anlaşılıyor ve seviliyor hissettiğinde öfke patlamaları azalabilir. Onun güzel yönlerini öne çıkar, yaptığı güzel şeyleri takdir et. Öfke anında değil de sakin bir zamanda şunu sorabilirsin: “Sana nasıl yardımcı olabilirim? Böyle zamanlarda ne yaparsam kendini daha iyi hissedersin?” bu soru ve samimiyetin, inşaallah epey yardımcı olacaktır. Eğer bu durum sürekli bir huzursuzluk oluşturursa eşinle birlikte bir aile terapistine veya bir danışmana gitmeyi düşünebilirsiniz. Bu, sadece sorunları çözmek için değil, birbirinizi daha iyi anlamak için de faydalı olur. Sabırlı ol, gayretli ol. Umutlu ol. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Hayırlı bir eş aramak ya da beklemek konusunda İslam'ın rehberi her zaman dengeli ve hikmetli bir yaklaşım sunar. İnsan, elinden gelen gayreti göstermeli, ardından Allah’a tevekkül ederek O’ndan hayırlısını dilemelidir. Bu konuda Kuran-ı Kerim'den ayetler ve Peygamber Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) hadisleri ışığında bazı açıklamalar yapabilirim: Allah Teâlâ, Kur'an'da şöyle buyuruyor: “Şüphesiz insan için kendi çalıştığından başkası yoktur.” (Necm, 53/39) Bu ayet, kişinin bir konuda gayret göstermesi gerektiğini, ardından Allah’a tevekkül etmesinin doğru olduğunu vurgular. Dolayısıyla hayırlı bir eş ararken de çaba göstermek ve bu çabayı dua ile desteklemek İslam’ın öğretilerine uygundur. Resûlullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), evlilik hususunda hayırlı bir eş aramayı teşvik etmiştir: “Kadın, dört şey için nikâhlanır: Malı, soyu, güzelliği ve dini. Sen dindar olanı seç ki, ellerin bereket bulsun.” (Buhari, Nikâh, 15; Müslim, Nikâh, 53) Bu hadis, kişinin bir eş ararken hangi özelliklere öncelik vermesi gerektiğini açıklar. Bu nedenle aramak ve uygun eş adayları ile istişare etmek sünnet ve mantıklı bir yoldur. Eğer kişinin karşısına uygun bir aday çıkmamışsa acele etmeden ve hayırlı bir nasip için dua ederek beklemek de doğru bir yaklaşım olabilir. Hayırlı bir eş için sabır ve tevekkül önemlidir. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Üç kişi vardır ki, Allah’a dua ettiklerinde duaları geri çevrilmez: Adil devlet başkanı, iffetini korumak isteyen genç ve mazlumun duası.” (Tirmizî, Daavât, 111) Hayırlı bir eş için gayret göstermekten ve araştırmaktan çekinmeyin ama bunu yaparken tevekkül ve dua ile Allah’a yönelmeyi de ihmal etmeyin. Dengeli bir yaklaşım, hem sizin niyetinizi hem de Rabbimizin takdirini en iyi şekilde birleştirir. Allah, size hayırlı bir eş nasip etsin ve gönlünüzü huzurla doldursun.