Fetva Meclisi
Soru
Baba veya anneye ya da her ikisine bakmakla yükümlü olmak bakımından erkek çocukla kız çocuk arasında fark var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Anne babaya hizmet etmek Allah’ın emridir. Allah’ın kulu olduğuna iman eden herkes bu emre muhataptır. Bu emir açısından erkek kadın ayrımı yoktur. Çocuklardan biri yaptığı hizmetin karşılığı bir ücret alamaz. Bu bir nevi namazı ücretle kılmak gibi olur. Çocuklardan biri, o hizmeti yaptığı için maişetini temin edemeyecek bir zorluk içinde kaldığı için diğer kardeşleri onu desteklerler ise bu caiz olur. Evli bir kız çocuğu, önceliği eşine vermek durumunda olduğu için anne babasının hizmetinden geri kalıyorsa onun için günah söz konusu olmayabilir.
Kadının doğurduğuna bakması veya bakmaması, normal şartlarda konuşulamaz bile. Yeryüzünde hangi anne çocuğuna bakmamayı tercih edebilir? Zinadan doğuranlar bile bunu yapamazlar. Ancak kadının eşiyle sorunu varsa, doğurduğu çocuğa karşı mesafeli durması mümkündür. Bu durumda yani meselenin yargıya intikal edecek kadar soğuduğu bir durumda, anne çocuğunu emzirmek zorunda değildir, baba ona hizmetçi tutar denmiştir. Bu da Kur'an ayetinden çıkarılmış bir hükümdür. Allah'a emanet olun.
Bazı fakihler, erkek/kız ayırmadan her çocuğun anne babaya bakmakla yükümlü olduğunu söylemişlerdir. Diğer bazı fakihler de mirastaki pay sıralamasına bakılır demişlerdir. Buna göre de erkek mirastaki payı yüksek olduğu için önce o sorumludur. Üçüncü bir görüşe göre ise ekonomik durumları ve imkânlarına göre sorumlu olurlar denmiştir. Dördüncü bir görüş ise sadece erkek çocukların sorumlu olacağını söylemiştir. Bu görüşlerden çıkan sonuç şudur: Anne ve babaya bakmak, özellikle de onların muhtaç olduğu zamanlarda keyfi bir durum değildir. Dinimizin çok açık emirlerinden biridir. Meşru bir mazeret olmadıkça her çocuğun bunu üstlenmesi gerekir. Zira bu onların ahireti ile alakalı bir görevdir. Olağanüstü sıkıntılar, zorluklar olması durumunda makul bir görevlendirme yapılabilir. Biri masrafları karşılamak diğeri fiili hizmeti görmek gibi bir planlama yapılabilir. Yakın yerde yaşamak mesela bir tercih nedeni olabilir.
Erkek, evin bütün ekonomik ihtiyacını görmek zorundadır. Eşinin ve çocuklarının ihtiyaçlarını o yöre ve zamanın örfüne göre karşılamaya mecburdur. Bu görevini yerine getiriyor olduktan sonra kendi özel maaşı veya parasından annesine babasına veriyor olmasını kimse sorgulayamaz. Erkeğin kazandığı maaşı herkesin hakkı bulunan bir aile bütçesi değildir. Erkeğin görevi ihtiyaçları karşılayabiliyor olmasıdır. Bunu yapıyorsa gerisinde serbesttir.
Bu sorunun cevabı için deriz ki; "anneye hastalık durumunda nasıl bakmalıdır?" sorusu manevi açıdan kastediliyorsa onun cevabı şudur: Cenneti olarak bakmalıdır. Tedavi ve bakım açısından ise şunu söyleyebiliriz: a- Annesinin tedavisi, morali ve ihtiyaçları için hiçbir eksiklik olmayacak gayretin içinde olmalıdır. Buna doktora götürmekten evdeki bakımına kadar hepsi dahildir. b- Özellikle bir erkek için mahremiyet açısından sakınca oluşturacak durumlarda bir kadının o ihtiyacı gidermesi gerekir. c- Bu ihtiyaç gidermede görev erkek çocuk ve kız kardeşlerinin üzerindedir. Erkek çocuğun hanımı bu hizmeti yaparsa mükemmel bir insanlık ve büyük bir sevap kazanmayı becermiş olur. Bu neticede bir insanlık ve merhamet meselesidir. Erkekler umumiyetle eşlerini böyle bir hizmet için zorunlu tuttuklarından yani bunu bir insani yardımlaşma göremediklerinden aile içinde sorunlar oluşabilmektedir. d- Erkek çaresiz kalır mesela hemşire/bakıcı bile tutamaz bir dar vakit ya da imkânsızlık içinde kalırsa annenisin her türlü hizmetini ‘olağan üstü bir durum’ gereği yapabilir/yapar. Bunun için de mahrem hizmetler için eldiven kullanma, gözünü kayırma gibi hassasiyetlere dikkat eder. e- Erkek veya kadın, anneye babaya bakanın düşebileceği en büyük hatalardan biri, o bakımın karşılığını anneden babadan teşekkür olarak beklemesidir ki bu bir zayiattır. Anadolu deyimiyle bir çuval inciri berbat etmektir. Hizmetini yapıp karşılığını sadece Allah’tan beklemek gerekir. O anne değil cennettir ya da cehennemdir maazallah.
Meseleyi şöyle anlayabilirsiniz: Kadın veya erkek her mümin anne babasının rızasını kazanmaya mecburdur. Bu Allah'ın açık emridir, tartışılamaz. Kadın evlendikten sonra da anne babasına hizmet etmeye, gönüllerini almaya mecburdur. Evliliği evlatlığına engel değildir. Kadın için 'acaba?' denebilecek nokta eşine hizmeti ile anne babasına hizmeti arasında kalırsa ne yapacağı ile alakalı olur. Böyle bir çelişki durumunda anne veya babanın durumu ağır hastalık ve benzeri bir aciliyet gösteriyorsa şüphesiz anne baba öne geçer. Aciliyet yoksa eş önde olur. Anne baba hizmeti normal durumlarda eşin onayına bağlıdır denebilir. Zira evlenen kadın artık eşi ve çocuklarından birinci derecede sorumlu duruma gelmiştir. Eşinin veya çocuklarının ihmal edilerek anne babaya hizmet edilmesi durumu bir ailenin sarsılması sonucunu getirebilir. Anne babanın yeni bir yuva kurulup yaşatılması ile alakalı zorunlulukları yok sayarak kendilerine hizmeti öncelikli tutmaları isabetli değildir. Hayatın sorunsuz devam etmesi için herkes bazı fedakarlıklar yapmalıdır. Bunlardan biri de acil ve ağır bir durum olmadıkça annenin babanın evli kızlarını sıradan hizmetleri için eşi ile karşı karşıya bırakmamayı tercih etmeleridir.
anne konusundaki diğer fetvalar
Kelime-i şehadeti kabul edip söylemedikçe Müslüman sayılamaz. Onu söyleyene kadar da tatlı ve ricacı bir dille devam edeceksiniz. Hidayeti için de dua edeceksiniz. Allah Teâlâ kalbini açıp ölmeden iman etmeyi ona nasip etsin.
a. Yanında çocuğu ile ilgilenecek kimsesi olmayan annenin sürekli ağladığı veya güvenlik sorunu olabileceği için çocuğunu kucağına veya sırtına bağlayarak ya da elinden tutup ona güven vererek namaz kılması namaz açısından sakıncalı olmaz, namaz tamamdır. Böyle bir anne çocuğunu sabit bağlayabilirse o şekilde namazını tamamlar. Sabit bağlayamıyorsa çocuğu tutabildiği gibi tutar mesela secdeye inerken çocuğu yere bırakır ve ağlıyorsa bir kere tesbih ederek secdeyi kısa tutup çocuğu tekrar alır. b. Namazda bedenin, elbisenin ve namaz mekânının necasetten arınmış olması şarttır. Aksi durumda namaz sahih olmaz. Bedeninde, elbisesinde veya taşıdığı bir şeyde necaset bulunan namaz kılmamış olur. Örneğin cebindeki bir şişede necaset bulunan namaz kılmamış sayılır. c. Çocuğu, bezinde necaset bulunduğunu bile bile taşıyarak namaz kılan annenin namazı olmaz. d. Bu durumdaki bir anneye namazın özellikle farzlarını eda etmesini tavsiye ederiz. Sünnet namazları böyle durumlarda bırakabilir. Bundan da asla üzülmemeli, bir ibadetten diğerine geçer gibi görmelidir kendisini deriz.
Allah Teâlâ mübarek kılsın, mü'min, mücahit, âbid bir insan olsun. Size de ona da afiyetler versin. Emzirebilirsiniz de bir zararı olmaz.
Çocuğun anne babasını üzmesinin vebali büyüktür, ahiret azabının en büyük sebeplerinden biridir. Bunun yanında “mü'min olduğu sürece” günahkâr olması, ebeveynini üzmesi bir insanın mirastan mahrum edilmesine sebep olmaz. Çünkü insan iyi dindar olması ile değil soy bağı ile mirasçı olur. Bu nedenle öyle bir vasiyetin hükmü yoktur.
Bacı, Allah Teâlâ ömrüne ve ameline bereket versin. En güzel kitap olan çocukları okuyorsun ya, neden dert ettin ki? Sen okusan okusan elli yıl daha okursun. Ama o çocuklar biiznillah bir nesil okuyacaklar senin himmetinle. Onların nesli okuyacak… Ve ecirler seni mezarında bulacak biiznillah. Bundan daha yaygın ve kalıcı okuma olur mu? Böyle düşün bacı. Ve şu planı uygula: Farzlardan hiç eksik yapmayacaksın. Haramlardan tam kaçınacaksın. Eşin ve aile huzurun birincil hedefin olacak. Nafile ibadetlerden ikincil olarak yapabildiğin kadar belki az ama öz yapacaksın. Fırsat doğduğu anları iyi değerlendireceksin. Eski okumalarının üçte biri kadar bile okusan yeterlidir. Sen annesin; senin çok vaktin olmaz ama çok işin olur. Kendini rahat günlerinle kıyaslama, bugünün hesaplarını yap. Allah yardımcın olsun. Âmîn.
Birini tercih etme hakkın hiçbir zaman olamaz. Sen ikisinin de çocuğusun ve öyle öleceksin. Bu sebeple sana göre biri diğerinden ağır olamaz. Ancak birine yetebileceğin bir pozisyon olur da çaresiz kalırsan, o anlığa mahsus olmak üzere annenin önceliği olur. Genel olarak olmaz.