Fetva Meclisi
Soru
Hocam iki küçük çocuğum var, onlarla ilgilenmekten sadece farz ibadetlerimi yapabiliyorum. Sabah namazından sonra çocuklar uyanıyor Kur’an bile okuyamıyorum, akşamları da çocuklar uyuduktan sonra biraz dini sohbet dinleyebiliyorum. 32 yaşında olduğum için öğrenmekte geç kaldım diye düşünüyorum, kendimi çok geride görüyorum. Yoksa ben vaktimi mi kullanamıyorum, bana yol gösterin hocam?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah Teâlâ yardımcınız olsun. Özet olarak size şu tavsiyelerde bulunabilirim: - Acele etmeyeceksin. Bedenin büyüdüğü gibi maneviyatın da büyüyecek. Bunun adına sabırla ve yılmadan, erimeden yaşamaya devam etmek diyebiliriz. - İbadetlerini ihmal etmeyeceksin. Elbette önce farz ibadetleri kastediyoruz. Nafile ibadetleri artırmaya bakacaksın. Mesela Kur'an okumayı, zikir yapmayı günlüğün haline getireceksin. - Çevreni temiz tutacaksın. Zararı yok, kimse olmasın yanında ama olan sana zarar vermesin. Üç kişi de olsalar, Allah yolunda arkadaş edindiklerin çevrenden eksik olmasın. - Haramlardan ve haramlara götüren sebeplerden uzak duracaksın. - Aile saadetini ahiretin açısından çok önemli olarak göreceksin. - Haber programları dâhil, dünyevileşmeye neden olacak bilgi kirliliğinden kendini koruyacaksın. - Çok dua edeceksin. Çok, çoook... Allah yardımcın olsun.
Allah yardımcınız olsun. Şöyle bir okuma/okur olma/okur düşünür çocuk yetiştirme planı yapabilirsiniz: Okumak sözcüğü sizin için ebediyen değişmeyecek şekilde Kur'an okumayı hatırlatsın size. Her gün siz ve çocuğunuzun annesi Kur'an okuyun. Annesinin okuyamadığı günlerde siz okuyun o dinlesin. Bir sayfa da olsa her gün Kur'an okuduğunuzu, her sabah evin perdesini açtığınız gibi bir hayat gerçeği olarak görsün yavrunuz. Okuduğunuz Kur'an hatim olarak bitince de evde bir dua merasimi yapın. Özel yemekler yapın. Bunları yavrunuz ve müstakbel kardeşleri izlesin. Göreceksiniz yavrunuz Kur'an’ımızı hayatının bir parçası gibi görecektir. Misafir geldiğinde de okuyun. Hep beraber okuyun. Hasatlık olunca da, az da olsa okuyun. Böylece ‘Oku’ emri ile başlayan kitapla tanışsın yavrunuz. Bir günde veya bir haftada yoğun okuma yerine günlük az ama sürekli olanı tercih ederiz. Bu aynı zamanda sizin maneviyatınızın güçlenmesine de vesile olacaktır. Evinize bereket inecektir. Bu noktadan sonra evinizde bir ilmihal kitabını her üç senede bir kere bitirin. Okuduğunuz kitaba notlar düşün, altını çizin. Anlayamadığınızı tekrar okuyun. Beraberce bir bilenden sormaya gidin. O kitap sizin fıkıh alt yapınızı oluştursun. Yalnız bu kitap çocuk için değildir. Onun için farklı yaşlarda farklı kitaplar alacaksınız. Üçüncü olarak da evinizde RİYAZUSSALİHİN adlı hadis kitabı bulunsun. O sizin musluğunuzdan akan su gibi size Peygamber aleyhisselamın ahlakını akıtacaktır. Onu evinizin suyu bilin. Erkam yayınları arasında çıkan sekiz ciltlik baskısını alabilirsiniz. O kitaptan, önceleri her hafta bir hadis ve şerhini okuyarak başlayın. Misafir gelince de okuyun, onlara da faydanız dokunsun. Misafirliğe giderken çocuğunuzun çamaşır çantasını götürdüğünüz gibi kitabınızı da götürün, gittiğiniz yerde de okuyun. Pikniğe giderken götürün. Böylece eviniz biiznillah salihlerin bahçesine dönüşsün. Sakın bir hadis ve iki sayfalık şerhi diye küçümsemeyesiniz yaptığınızı. Siz de bebek iken birkaç damla süt alıyordunuz ağzınıza ama bugün büyük bir adam/kadın oldunuz, değil mi? Damla damla büyümemiz realitemizdir. İlk zamanlarda kitabın üslubuna alışana kadar anlayamadığınız yerleri bir bilene sormanızda sakınca olmaz. İlk zamanlarda değil ama ileriki dönemlerde mesela iki yıl sonra bir tefsire ihtiyacınız olabilir. O zaman da M. Toptaş’ın ŞİFA tefsiri ile başlarsınız. Kısa surelerin tefsirini okursunuz. Fatiha suresinin tefsirini okursunuz. Onu o zaman programlayabilirsiniz. Evinizde üç kitaplık bulunsun. Birinci kitaplıkta evdeki herkesin ve gelmesi muhtemel misafirlerin sayısında Mushaf olsun. O kitaplığa MUSHAF KİTAPLIĞI deyin. Oraya başka kitap koymayın. İkinci kitaplıkta diğer kitaplarınız bulunsun. Üçüncü kitaplığı da çocuğunuzun/çocuklarınızın kitaplığı olarak belirleyin. Çocuklar o kitaplığı kendilerinin olarak bilsinler. Onlar için yaşlarına göre kitaplar alın, oraya koyun. Önceleri kitaplarını yırtsa da ses çıkarmayın. Onun kitabı yırtması bile bir okutma eğitimi olacaktır biiznillah. Evinizde bir genel ansiklopedi bulunabilir. Müslüman yayın evlerinin çıkardığı romanlar bulunabilir. Yazarı mü'min olmayan kitapları evinize sokarken bile bile zehir kullanacağınızı unutmayın. Her şehirde bir hastane bulunacağı gibi sizin evinizde de bir İHYAUULUMUDDİN bulunsun muhakkak. Bir zaman sonra da olsa ona muhakkak müracaat edeceksiniz. Evinize gelen dede ve ninelere, misafirlere çocukların yanında kitaplığı ve kitapları konuşun. Onlar o esnada oynuyor olsa bile siz bunu yapın. İnsanların hatta en yakın çevrenizin sizi ciddi bir şekilde takdir edip benimseyeceğini zannetmeyesiniz. Kitap gariplerin dostudur. İnsanlar siz kitaptan söz ettikçe sizden uzaklaşabilirler. Siz de kitaplarınızla akraba olursunuz. Bu programın başarısını büyük oranda eşinizin de size katılması oranı kadar olacaktır. Bu nedenle ittifak ederek yürütün bu planı ki daha başarılı olabilesiniz. Ve duasız nefes alamazsınız. Çok dua edin. “İkra” ümmetinden olmanın hakkını verebilmek için. Allah’a emanet ederim sizi.
Evlilik kararı verirken basiretli davranamamışsın, bunun bir yorumu olabilir ama anne olduktan sonra vereceğin kararlarında yine basiretsiz davranırsan bunun anlamlı bir yorumu olamaz. Zannederim, kendini bile bile yıpratacak bir takıntı içindesin. Şunları tavsiye edebilirim sana: Dini hayatını Allah’ın emir ve yasakları, Allah’ın rızası için yapılacak nafileler olmak üzere iki görev üzerinde yürütmeye çalış. Farzlar ve haramlar konusunda kimseye taviz verme. Hayatın gibi gör farzları ve haramları. Nafileler de ise tercih yapmayı becer. Sen bunu beceremezsen şeytan seni ailen üzerinden sömürmeyi becerir. Bu kurala ilmihal öğrenmen de dâhildir. Ne kadar eşinin hataları ve ne kadar senin özel beklentin üzerinden değerlendirme yaptığına dikkat et yani kendine karşı da adil ol, dengeli ol. Aile huzurun, eşinle saadetin nafile ibadetlerin önüne geçebilir. Bu gerçeği benimsemeye çalış. Huzurun olmadan nafile ibadet bile yapamazsın. Basiretli ve anlamlı işler yapman durumunda eşinin iyi bir öğretmeni olabilirsin ve bunun yararı onun kadar sana da döner. Erkeklere eşlerinden nasihat dinlemenin ağır gelebileceğini unutma. En anlamlı ve gerekli nasihati bile yapsan, sana inat o yanlışında direnebilir. Sen doğru diye anlatmaya ısrar ettikçe yokuşta daha fazla hızlı koşmaya çalışan birine benzersin. Boşuna yorulursun ve boşuna nabzını artırırsın. Sonuca da ulaşamazsın. Bütün bunları uzun bir zamana mesela bir beş yıla yaymaya çalış. Kimsenin huyu suyu iki haftada değişmez. Sabret ve kazan. Allah yardımcın olsun. Âmîn.
Evet, hayatın gerçeği budur, böyledir. Yalnız bu sürekli böyle gitmez. Bir süre sonra toparlayabilirsin. Şeytan seni perişan etmesin. Şu andaki durumunu mevsim değişikliği gibi anlamaya çalış. Aileni ihmal etme. Farzlarda hiçbir şekilde aksaklık yapma. Haramlardan uzak dur. Çok geçmeden vakit bolluğu ve planlı iş yapma düzeyine geleceksin. Bu da bir imtihan ve bu da bir süreçtir.
Anladım bacı, eşinizi anladım. Evet, sıkıntılı bir eş ama atılacak ve yok kabul edilecek biri değil anlaşılan. Bir kere de olsa seccadenin başına geçmesi bile büyük bir nimet. Siz eşinizi düzeltemezsiniz. Yapacağınız şey şudur: Onun bu yönlerini görmeyin, duymayın, ilgilenmeyin. Siz ondan sorumlu değilsiniz zaten. Aile içi huzurunuza bakın. Biraz daha yaşlanınca inşaallah daha iyi ve daha faydalı olur. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Eşinizin boşamakla vebale girip girmeyeceğini o düşünsün. Siz kendi durumunuza bakmalısınız. Size tavsiyem şudur: Ailenizden sözüne itibar edeceğiniz namaz kılan, Allah'tan korkan iki büyüğünüze durumunuzu izah edin. Size sizin yanlışlarınızı söylesinler, siz de onları düzeltin. Sonra da sıkıntı devam ederse tekrar onlara başvurun, öbür tarafı da ikaz etsinler. Netice alınmazsa, aile büyükleri olarak gelecekle ilgili bir karar versinler. Acele ile ve düşüncesiz kararlar vermemeye çalışın. Evlilik nihayetinde öyle veya böyle budur. Sabredin, Allah'tan yardımını dileyin. Namazınızı ihmal etmeyin, sık sık Kur'an okuyun, rahatlarsınız.
anne konusundaki diğer fetvalar
a- Yetime ait olan maldan onun için harcama yapılırken yöresel ortalamalara dikkat edilmelidir. Yiyip içmeden giymeye kadar her konuda kısıtlama da yapılmamalı, abartma da yapılmamalıdır. Yöre çocuklarının ortalaması bulunmalıdır. b- Çocuk kanuni rüşt yaşına gelmiş ve sağlık olarak bir sorun yaşamıyorsa malı ona teslim edilmelidir. Bu da belgeli bir şekilde yapılmalıdır ki daha sonra bir fitne ihtimali olmasın. c- Yetime bakan kişi fakir ise yetim için ayırdığı vakit ve enerjisi karşılığında makul bir ücret alması mümkündür. Bu makul miktar yaşanılan ülke şartlarına, mahkemelerin takdir ettiği ücretlere göre belirlenir.
a. Yanında çocuğu ile ilgilenecek kimsesi olmayan annenin sürekli ağladığı veya güvenlik sorunu olabileceği için çocuğunu kucağına veya sırtına bağlayarak ya da elinden tutup ona güven vererek namaz kılması namaz açısından sakıncalı olmaz, namaz tamamdır. Böyle bir anne çocuğunu sabit bağlayabilirse o şekilde namazını tamamlar. Sabit bağlayamıyorsa çocuğu tutabildiği gibi tutar mesela secdeye inerken çocuğu yere bırakır ve ağlıyorsa bir kere tesbih ederek secdeyi kısa tutup çocuğu tekrar alır. b. Namazda bedenin, elbisenin ve namaz mekânının necasetten arınmış olması şarttır. Aksi durumda namaz sahih olmaz. Bedeninde, elbisesinde veya taşıdığı bir şeyde necaset bulunan namaz kılmamış olur. Örneğin cebindeki bir şişede necaset bulunan namaz kılmamış sayılır. c. Çocuğu, bezinde necaset bulunduğunu bile bile taşıyarak namaz kılan annenin namazı olmaz. d. Bu durumdaki bir anneye namazın özellikle farzlarını eda etmesini tavsiye ederiz. Sünnet namazları böyle durumlarda bırakabilir. Bundan da asla üzülmemeli, bir ibadetten diğerine geçer gibi görmelidir kendisini deriz.
Anne babaya itaatimiz ve iyiliğimiz normlar dâhilinde olmalıdır. Hayat kurallarını zorlayan, anlamsız işlerde itaat gerekmez ama bu anlamsızlığı üçüncü bir kişi kararlaştırmalıdır ki isabetli bir karar olsun.
Anne baba veya birisi hizmete muhtaç ise erkek ya da kız her çocuğu onun hizmetini yapmak veya hizmet eden bulundurmakla yükümlüdür. Evli olan kız çocuğu ise eşinin ihtiyacını öncelikli tutması gerekir. Anne veya babasına hizmet için eşinin iznini almış olması gerekir. Eşinin de mü'min insan kimliğini koruyan bir idrak ile böyle bir hizmeti engellemesi doğru olmaz. Özellikle annenin kadın gerektiren, babanın erkek gerektiren hizmetlerinde ise anneye kız çocuğunun babaya da erkek çocuğunun öncelikle hizmet etmesi gerekir.
Kelime-i şehadeti kabul edip söylemedikçe Müslüman sayılamaz. Onu söyleyene kadar da tatlı ve ricacı bir dille devam edeceksiniz. Hidayeti için de dua edeceksiniz. Allah Teâlâ kalbini açıp ölmeden iman etmeyi ona nasip etsin.
Allah Teâlâ mübarek kılsın, mü'min, mücahit, âbid bir insan olsun. Size de ona da afiyetler versin. Emzirebilirsiniz de bir zararı olmaz.