Fetva Meclisi
Soru
Yetimin malı üzerinde tasarrufta bulunuyorum. Ben annesi de olsam neticede onun olan bir mal var ortada. Bu maldaki uygulamalarımda nelere dikkat etmeliyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Yetim malı yemek o şekilde değildir. Siz bir tür yetime yediriyorsunuz zaten. Mümkün olduğu kadar sizin yediğiniz onun ve annesinin yediğinden fazla olmamasına dikkat edin, yeter. Elektrik kaçağı doğru değildir. İbadetlerinize zarar etmez ama hak olarak kalır. Bulabildiğiniz hak sahipleri ile helalleşin, bulamadıklarınız için dua edin, sadakalar verin. Allah işimizi kolay etsin.
Aleykümselam. Anlaşılan siz, babanızdan kalan malı kardeşler olarak yiyip tükettiniz. Yapmanız gereken onu herkesin payına göre taksim etmekti. Yapmamanız hata olmuş. Kardeşler olarak bu durumu kendi aranızda helalleşip kapatabilirseniz mesele kalmaz. Yalnız baliğ reşid olmayan kardeşinizin helallik vermesi mümkün değildir. Şöyle yapabilirsiniz: Size kalan malları kâğıt üzerinde herkesin hakkını alacağı şekilde bölüşün. Kardeşinizin hakkı belli olsun. O hakkı onun namına bir kenara koyun. Reşid olunca yani on sekiz yaşını doldurunca onu kendisine verin. Bu arada o mal sizde emanette kalmış olur. Kardeşiniz o zaman hakkını size helal etmesi durumunda ise mal size iade edilmiş olabilir. Devletin kardeşinize tahsis ettiği maaş ise onundur. Reşid olmadan o maaşı sizin veya başka birisinin alması, ondan harcaması caiz olmaz. Ona ait giderlere kullanılmalıdır. Ya da onun adına bekletilmelidir.
Yetim bir çocuğu sahiplenmek, onu yetiştirecek katkıda bulunmak mü'min insanın yapabileceği en büyük nafile ibadetlerden biridir. Büyük ve kalıcı bir ibadet yapmış olursunuz biiznillah. Yetim çocuğa bakmanın en güzel yolu annesi, dedesi veya amcası gibi onun kan bağı bulunan birisinin himayesinde iken bakılıyor olmasıdır. Böyle bir akraba imkânı olmayan yani akrabadan mahrum yetimlerin evlere alınıp bakılması da mümkündür ve güzeldir ancak şu inceliklere dikkat edilmelidir: - Çocuk kesinlikle kendi anne babasına nispet edilmelidir. Başkasının sulbünden gelen bir çocuğu kendi sulbünden gibi göstermek haramdır. Devletin kayıtlarında evin çocuğu gibi gösterilmiş ve ona nüfus cüzdanı verilmiş olması dinen bir değişiklik getirmez. - Çocuk büluğ çağına geldiğinde kız çocuğu ise evin erkeğine, erkek çocuğu ise evin kadınına yabancı olacağı için mahremiyet kurallarına dikkat edilecektir. Büyütmüş olmak mahremiyet yasaklarını kaldırmaz. - Böyle bir çocuk eğer yirmi dört ayını doldurmadan alınmış ise evin kadını onu emzirerek SÜT EVLADI durumuna getirebilir. Böylece evdeki mahremiyet yasakları da kalkar. - Yetim sahiplenildiğinde evlat gibi bakılmış olsa da miras hakkı olmaz. Miras yerine bakıcı aile hayatta iken ona mal verme yönünü tercih etmelidirler.
Erkeğin evinin yani eşinin ve çocuklarının ihtiyacı yöre ve zamanın şartlarına göre karşılaması görevidir. Bu görevini ihmal ettiğinde ise eşinin ondan mahkeme yoluyla da olsa ihtiyaçlarını karşılamasını istemesi de hakkıdır. Bu hakkı onun malından izin almadan kullanması durumunda da vebale girmez. İki önemli noktaya çok dikkat etmesi gerekir: a. “İhtiyaç” başka şey “arzu etmek” başka şeydir. Şöyle bir örnek verebiliriz: Çocuk bezi bir çocuk için ihtiyaçtır ama oyuncak onun gibi bir ihtiyaç değildir. Bez almayan bir baba ile oyuncak almayan bir babayı aynı tutamayız. Aynı şekilde kadının kıyafet/gıda/ısınma/kira/su/gaz gibi ihtiyaçları zorunludur ama makyaj öyle bir ihtiyaç değildir. Bu çizgiyi yaşanan yöre ve zaman etkili bir şekilde belirler. b. İhtiyacı karşılamakla intikam almak da aynı şeyler değildir. Dinimiz bu meselede kadının tabii haklarının giderilmesindeki aksaklığı gidermek için izinsiz de olsa parasını harcamaya ruhsat vermiştir. Bu ruhsatı ise “ihtiyaç” ile sınırlamıştır. İntikam ile ihtiyaç benzetilirse ortaya vebal girer. Bu iki çizgiye dikkat edilmesi gerekir. Zira eşlerden biri de olsa kimse kimsenin malı üzerinde tasarruf hakkına sahip değildir. Ne kadın erkeğin malında ne de erkek kadının malında tasarruf hakkına sahip olmaz.
Varis olacak kimsesi olmayan biri ise teyzeniz, zaten malını babanız kanalı ile size bırakmış. Kardeşlerinizin arasında adil bir şekilde dağıtmanız sizin için daha hayırlı olur. Küçük bir malı aranızda fitne konusu yapmayın.
Bir insanın ölmeden önce malını çocukları arasında pay etmesi iki şekilde olabilir. Birincisi, 'ben öldükten sonra şöyle şöyle paylaşırsınız' der. Bu caiz değildir. İnsanın malına zaten varis olacak birilerine malını paylaştırması yani mirasını sağlığında uygulaması caiz değildir. Eğer dedeniz bunu yaptı ise yaptığı yanlıştı. Annenizi mahrum etmesi de hata idi. Annenizin hakkını alması caiz olabilir. İkincisi ise kendi sağlığında herkese bir payı hibe olarak teslim edip malını bölüştürmesi şeklidir. Bu durumda da evladı arasında adaletli davranması gerekirdi. Ortada bir yok sayma varsa, bu bir zulümdür. Annenizin bu durumda manen haklı olması mümkündür ama bir mahkeme ile hakkını talep etmesini tavsiye edemeyiz. Zira baba sağlığı yerinde iken böyle bir iş yapmıştır. Eğer babası bu uygulamayı yaptığında aklı yerinde değildi ise veya ölümcül denebilecek bir hastalık içinde idiyse anneniz buna da itiraz edebilir, aldığı da Şeriat'ın ona verdiği kadarı ile helal olur. Öyle veya böyle dünya malı için Allah'ın en önemli emirlerinden biri olan sılayırahimi eskitmemek gerekir.
anne konusundaki diğer fetvalar
Anne babaya itaatimiz ve iyiliğimiz normlar dâhilinde olmalıdır. Hayat kurallarını zorlayan, anlamsız işlerde itaat gerekmez ama bu anlamsızlığı üçüncü bir kişi kararlaştırmalıdır ki isabetli bir karar olsun.
Bacı, Allah Teâlâ ömrüne ve ameline bereket versin. En güzel kitap olan çocukları okuyorsun ya, neden dert ettin ki? Sen okusan okusan elli yıl daha okursun. Ama o çocuklar biiznillah bir nesil okuyacaklar senin himmetinle. Onların nesli okuyacak… Ve ecirler seni mezarında bulacak biiznillah. Bundan daha yaygın ve kalıcı okuma olur mu? Böyle düşün bacı. Ve şu planı uygula: Farzlardan hiç eksik yapmayacaksın. Haramlardan tam kaçınacaksın. Eşin ve aile huzurun birincil hedefin olacak. Nafile ibadetlerden ikincil olarak yapabildiğin kadar belki az ama öz yapacaksın. Fırsat doğduğu anları iyi değerlendireceksin. Eski okumalarının üçte biri kadar bile okusan yeterlidir. Sen annesin; senin çok vaktin olmaz ama çok işin olur. Kendini rahat günlerinle kıyaslama, bugünün hesaplarını yap. Allah yardımcın olsun. Âmîn.
a. Yanında çocuğu ile ilgilenecek kimsesi olmayan annenin sürekli ağladığı veya güvenlik sorunu olabileceği için çocuğunu kucağına veya sırtına bağlayarak ya da elinden tutup ona güven vererek namaz kılması namaz açısından sakıncalı olmaz, namaz tamamdır. Böyle bir anne çocuğunu sabit bağlayabilirse o şekilde namazını tamamlar. Sabit bağlayamıyorsa çocuğu tutabildiği gibi tutar mesela secdeye inerken çocuğu yere bırakır ve ağlıyorsa bir kere tesbih ederek secdeyi kısa tutup çocuğu tekrar alır. b. Namazda bedenin, elbisenin ve namaz mekânının necasetten arınmış olması şarttır. Aksi durumda namaz sahih olmaz. Bedeninde, elbisesinde veya taşıdığı bir şeyde necaset bulunan namaz kılmamış olur. Örneğin cebindeki bir şişede necaset bulunan namaz kılmamış sayılır. c. Çocuğu, bezinde necaset bulunduğunu bile bile taşıyarak namaz kılan annenin namazı olmaz. d. Bu durumdaki bir anneye namazın özellikle farzlarını eda etmesini tavsiye ederiz. Sünnet namazları böyle durumlarda bırakabilir. Bundan da asla üzülmemeli, bir ibadetten diğerine geçer gibi görmelidir kendisini deriz.
Allah yardımcınız olsun, sizi de evladınızı da mübarek kılsın. Sakın ha, acele etmeyesiniz, sakın! Nasıl yavaş yavaş büyüyorsa yavrunuz eğitimini de öyle yavaş yavaş oturtacaksınız. Bu konuyla alakalı yakın zamanda “Anneler, acele etmeyin” isimli bir konuşmam yayınlanacak, onu izleyebilirsiniz. Çocuğun yaşına göre bilgi vermek ve eğitmek asıl olmalıdır. Bunu yaparken de korkup yılmanıza gerek yoktur. Firavun sarayında tek kalsanız bile Allah sizinledir, korkmayın. Çokça istişare edin. Sizden önce çocuk yetiştirme sürecini yaşamış mü'min kardeşlerinizin tecrübelerini değerlendirin.
Anne baba veya birisi hizmete muhtaç ise erkek ya da kız her çocuğu onun hizmetini yapmak veya hizmet eden bulundurmakla yükümlüdür. Evli olan kız çocuğu ise eşinin ihtiyacını öncelikli tutması gerekir. Anne veya babasına hizmet için eşinin iznini almış olması gerekir. Eşinin de mü'min insan kimliğini koruyan bir idrak ile böyle bir hizmeti engellemesi doğru olmaz. Özellikle annenin kadın gerektiren, babanın erkek gerektiren hizmetlerinde ise anneye kız çocuğunun babaya da erkek çocuğunun öncelikle hizmet etmesi gerekir.
Kelime-i şehadeti kabul edip söylemedikçe Müslüman sayılamaz. Onu söyleyene kadar da tatlı ve ricacı bir dille devam edeceksiniz. Hidayeti için de dua edeceksiniz. Allah Teâlâ kalbini açıp ölmeden iman etmeyi ona nasip etsin.