Fetva Meclisi
Soru
Yetim bir çocuğu evimize alıp büyütmek istiyoruz, bunun incelikleri hakkında bilgi edinebilir miyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
a- Yetime ait olan maldan onun için harcama yapılırken yöresel ortalamalara dikkat edilmelidir. Yiyip içmeden giymeye kadar her konuda kısıtlama da yapılmamalı, abartma da yapılmamalıdır. Yöre çocuklarının ortalaması bulunmalıdır. b- Çocuk kanuni rüşt yaşına gelmiş ve sağlık olarak bir sorun yaşamıyorsa malı ona teslim edilmelidir. Bu da belgeli bir şekilde yapılmalıdır ki daha sonra bir fitne ihtimali olmasın. c- Yetime bakan kişi fakir ise yetim için ayırdığı vakit ve enerjisi karşılığında makul bir ücret alması mümkündür. Bu makul miktar yaşanılan ülke şartlarına, mahkemelerin takdir ettiği ücretlere göre belirlenir.
Şeriatımızda evlatlık edinme yoktur. Dolayısıyla evlat olarak alınan biri herhangi biri gibidir. Herhangi birine nasıl mal bırakılıyorsa ona da o şekilde bırakılabilir. Bir insanın malından sadece çocukları mirasçı olarak yararlanmazlar; mirasta hakkı olan başkaları da vardır. Eğer ortada imani bir sorun yoksa mesela, malın intikal etmesi halinde onu şerre kullanacak imanı olmayan biri söz konusu olduğu için malını o akrabaya bırakmak istemiyor gibi bir durum varsa mesele yoktur. Bunun dışında iki türlü uygulama yapılabilir. Bir: Sağlığında iken kişi malını herhangi birine verir. Bu da onun vicdani bir sorunu olur. Yani kimseye 'malını neden birine verdin' şeklinde bir sorgulama yapılmaz. İki: Ölümünden sorası için vasiyet bırakır. Bu vasiyet ise malın üçte birini aşmamalıdır. Aşması halinde ise, mirasçıların vasiyeti kabul etmeme hakkı olur. Mirasçılar itiraz etmiyorlarsa bir sakıncası yoktur.
Ağabeyinizin veya kardeşinizin o öldükten sonra hanımı sizin için tamamen yabancı biridir. Çocukları ise yeğenlerinizdir. Çocukları size mahremdirler. Elbette ağabeyinizin vefatından sonra insanlık ve merhamet olarak en çok ilgilenmeniz gerekenlerin belki de başında onlar gelirler ama buna rağmen mahremiyet kurallarından taviz vermemeniz gerekir. Nezaketinizi ve saygınızı koruyun. Söz gelecek, ithama neden olacak şekilde eve girip çıkmayın. Yengenizin yanına çocukları yanında iken girin. Muhabbeti sulandırmamaya dikkat edin. Bundan da sevap umun. Allah yardımcınız olsun.
Çocuk iki yaşını bitirmeden olursa süt emzirme süt evlatlığı gerçekleşir. Mahremiyet açısından da bir sorun kalmaz. Size sadece şu ikazı yapmamızda fayda vardır: a- Süt bağı miras hakkı getirmez. O açıdan yabancı olmaya devam eder çocuk. Sizin çocuğunuzla bunun nasıl bir sonuç getirebileceğini iyi düşünmelisiniz. Şu anda ve o küçük yaşta hissedilmeyen bir sorun olabilir bu ama ileriki yaşları da düşünmek gerekir. b- Sizin bu mübarek diyebileceğimiz duygunuz tebrike şayandır ama insanların öz çocuklarından aradıklarını bulamadıkları bir zamanda sizin, aradığınızı bulamayınca hangi haletiruhiyede olacağınızı iyi düşünmelisiniz. c- Bu hususta sizin kanaatinizle eşinizin kanaati arasında aynılık olmazsa bile bile bir sorun kümesi üretmiş olabilirsiniz. Bunu da iyi düşünün. Allah yardımcınız olsun.
İslâm’ın ilk yıllarında eski geleneğin devamı olarak bir süre muhafaza edilen evlatlık kurumu, Medine döneminde nazil olan “Allah, evlatlıklarınızı öz çocuklarınız (gibi) kılmamıştır.” (el-Ahzâb, 33/4) mealindeki âyetle kaldırılmış, ardından gelen âyette de evlatlıkların evlat edinenlere değil asıl babalarına nispet edilmesi emredilmiştir. Buna göre dinimizde kimsesiz çocukların bakım ve gözetilmesi tavsiye edilmiş olmakla birlikte ‘hukukî sonuçlar doğuran bir evlatlık müessesesi’ kabul edilmiş değildir. Bunun tabiî bir sonucu olarak evlatlığın nesebi, evlat edinene bağlanmaz, aralarında mahremiyet meydana gelmez ve mirasçılık ilişkisi doğmaz. Bununla birlikte evlatlık kurumu zaman zaman ‘koruyucu aile’ tarzında varlığını sürdürmüştür. İslâm’ın evlatlık müessesesini kaldırması, yetim, öksüz ve kimsesiz çocuklarla ilgilenilmeyeceği anlamına gelmez. Çünkü İslâm’a göre himayeye muhtaç çocuklara bakmak, onları beslemek, büyütmek büyük sevaptır ve bir insanlık ödevidir. Hz. Peygamber (s.a.s.), işaret ve orta parmağını göstererek “Ben ve yetimi himaye eden kimse cennette şöylece beraber bulunacağız.” (Buhârî, Edeb, 24 [6005]; Müslim, Zühd, 42 [2983]) buyurmuştur. Bu itibarla, sevgiye, şefkate ve korumaya muhtaç kimsesiz çocuklar, kendilerine yardım eli uzatılarak, ailelerin yanında veya çocuk yuvalarında himaye edilmeli; eğitilip, sanat ve meslek sahibi yapılarak topluma kazandırılmalıdır. Fakat bunu yapmak için hiçbir kimsenin, çocuğun kendi soy kütüğü ile ilişkisini kesmeye, ona öz ana babasını unutturmaya hakkı olmadığı gibi onu kanuni mirasçıları arasına katması ve aile içi tesettür ve mahremiyet bakımından kendisine öz evlat gibi davranması da doğru değildir. Bunun yerine İslâm’ın tavsiyesi; onu koruma altına almak, bakmak, büyütmek, maddî ve manevî ihtiyaçlarını karşılamak, hukuk ve helal-haram kuralları bakımından ona öz çocuk gibi değil, bir din kardeşi gibi muamele etmektir.
Yirmi dört aydan küçük olan bir çocuğu emzirirseniz o sizin süt evladınız olur. Miras hariç diğer çocuğunuzla aynı durumda olur. Yalnız yetiştirebilmeden önce, diğer çocuğunuzla uyumu konusunda sıkıntı çekme riskiniz bulunmaktadır. Bir çocuk daha derken eldekini zayi etme riskinizi de unutmayınız. Öyle bir çocuğu alıp büyütmenin sevabını ise konuşmaya bile gerek yoktur, büyük hayır işlersiniz ama her büyüğün sıkıntısı da büyük olabilir. Size tavsiyemiz şudur: Eşinizle tam ittifak etmeden girmeyin bu işe, ikiniz de tam istiyor olun ki şeytana fırsat kalmasın. Allah Teâlâ niyetinizi kabul buyursun.
anne baba konusundaki diğer fetvalar
Ne mutlu ki fırsat varken aklını başına almışsın. Sen babanın duasını alırsan, Rabbine karşı da hata işlemezsen elbette affeder, hem ne affeder. Hemen koş babanın ayaklarına.
Asla reddetme, zaten reddetmek bir çare değil. Yıkılmana ve teslim olmana da gerek yok. Yalnız bu durumu çocuğunun bir hastalığa yakalanması gibi görmeye çalış. Maazallah sakat doğsa idi ne yapacaktın? Bu da böyle bir şey bak, aklı yok gibi hareket ediyor yani aklı sakat. Sen de sakat muamelesi yap. Sakın annesi ile onun yüzünden tartışma. Aksi takdirde bir olan derdin ikiye çıkmış olur. Şeytan da o fırsatı kaçırmaz. Sabredeceksin, sabredeceksin ve sabredeceksin. Ve böylece evlat yetiştirip sevap kazanacağını beklerken “evlat yetiştirme gayretin ve sabrından” sevap kazanacaksın. Tıpkı Nuh aleyhisselam gibi… Ve diğer çocuklarına onun hastalık bulaştırmasına karşı çok dikkat edeceksin. Bu dikkatin “ağabeyinden uzak dur!” uyarısı şeklinde olmayacak. Diğer çocuklarınla yakınlığın, onlarla muhabbetin, nasihatin, onları adam yerine koyuşun olacak yapman gereken. Sakın, bugün veya on sene sonra iş bitti havasına kapılmayasın. Hayat devam ettikçe sen de mücadeleye devam etmeye hazır ol. Yıllar seni yıpratmasın sen yılları geç git. Böylece Allah’ın rızasına daha yakın olursun, daha çok ecir kazanırsın. Allah yardımcın olsun.
Devletin ÇOCUĞA MAHSUS OLARAK VERDİĞİ PARA çocuğundur. Velisi onun adına parayı sarf eder. İhtiyaç fazlası ise çocuk adına muhafaza edilir. Anne veya baba ancak çocuğun artan malından zaruri ihtiyaçlarını gidermek için alabilirler. Baba veya anne çocuğun malı üzerinde sadece emanetçi olabilirler. Birinci derecede emanet sorumlusu baba, ikinci derecede de annedir.
Devletin verdiği yardımı almanızda bir sakınca yoktur. Hile yapmayın, her soruyu doğru cevaplandırın, aldığınız size helal olur. Sabredin, ecir kapınızı daraltmayın. Allah yardımcınız olsun.
Allah Teâlâ size sabırlar versin. Akidenize zarar verecek bir söz söylemediğiniz sürece yavrunuz sizin cennet kuşunuzdur biiznillah. Kim bilir onun sizden önce ölmüş olmasına ne kadar sevineceksiniz kıyamet gününde. Size sabırdan başka tavsiye edilebilecek bir şey yoktur. Allah yüreğinizi geniş kılsın. Ecrinizi ziyade etsin.
Bir baba veya annenin çocuğundan nasihat dinlemesi çok zordur. Eğer sözleriniz onlara kırıcı geliyorsa söylemeyin. Beklediğiniz kâr, yaptığınız zararı karşılamayabilir. Dua edin, sabredin.