Fetva Meclisi
Soru
Hocam sütannesi olup mahremiyet sıkıntısı yaşamayacağımız bir evlat edinmek istiyoruz. Çocuğun bizimle birlikte evimizde yaşaması hususunu şeriata, takvaya ve bilmediğim başka kıstaslara göre bir sakıncası var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
İki yaşından küçük bir çocuk alınız. Onu anne olacak kişi emzirsin. Sütünü başka bir aletle çekip biberonla ağzına akıtmayla da olsa emzirsin. Bu emzirme dört beş kahve fincanı kadar olsun. Artık o çocukla aranızda hiçbir mahremiyet sorunu yoktur. Kendi doğurduğunuz gibidir. Kendi doğurduğunuzla ne olacaktı iseniz siz ve eşiniz için o odur. Sadece mirasınızı alması ona helal olmaz. Onu da önceden ona devrederek çözersiniz. Ona söyleyip söylememe meselesini onun ileri yaşlarında bir pedagog/psikolog nezaretinde çözersiniz. Şu anda bunu düşünmeniz gerekmez. Dinen ise onun sütannesi/sütbabası olduğunuzu söylemeniz gerekir. Bunun yaşını pedagogla görüşerek belirlersiniz. İnsanların kendi doğurdukları ile yaşadıklarını duyuyorsunuzdur. Bu muhtemel yavrunuzun da size neler getirebileceğini bilemezsiniz, siz her şeye hazır olun. Onu şımarık bir puta çevirmemeye bakın ki sizi de çiğnemesin ileride. Allah Teâlâ yüreğinize rahatlık versin.
İki yaşından küçük bir çocuğu hanımızın emzirmesi dışında evinize alabileceğiniz bir çocuk yoktur. Yetim de olsa evlatlık gibi bir çocuk alma dinimizde yoktur. Ancak eşinizin süt emzirdiği bir çocuğu alabilirsiniz. O da neticede mirasınıza sahip olacak şekilde evinize evlat olmuş olmaz. Sadece mahremiyet sorunu bulunmaz.
Yirmi dört aydan küçük olan bir çocuğu emzirirseniz o sizin süt evladınız olur. Miras hariç diğer çocuğunuzla aynı durumda olur. Yalnız yetiştirebilmeden önce, diğer çocuğunuzla uyumu konusunda sıkıntı çekme riskiniz bulunmaktadır. Bir çocuk daha derken eldekini zayi etme riskinizi de unutmayınız. Öyle bir çocuğu alıp büyütmenin sevabını ise konuşmaya bile gerek yoktur, büyük hayır işlersiniz ama her büyüğün sıkıntısı da büyük olabilir. Size tavsiyemiz şudur: Eşinizle tam ittifak etmeden girmeyin bu işe, ikiniz de tam istiyor olun ki şeytana fırsat kalmasın. Allah Teâlâ niyetinizi kabul buyursun.
Senin sütannen kim ise o aynı zamanda kocanın da mahremidir, senin öz annen kocan için ne ise sütannen de onun gibidir. Yeter ki süt emme iki yaşını doldurmadan önce gerçekleşmiş olsun.
Kızınızın belli süre diliminde bir kadından emmesiyle o kadınla arasında, kızınız için geçerli olacak yeni bir fıkhi mahremiyet bağı oluşturmuştur. Ancak kızınızın emdiği kadının, kızınızın sütannesinin olması, sizinle o sütanne arasında mahremiyet oluşturmaz. Yabancı bir kadınla aranızdaki mahremiyet ilişkisine nasıl dikkat ediyorsanız kızının sütannesine de aynı derecede dikkat etmelisiniz.
Süt emzirmeyle ilgili ayette verilen iki yıllık süre bağlayıcı bir nitelik olmayıp ideal bir süreyi ifade eder. Dolayısıyla anne baba olarak çocuğunuzun faydasını gözeterek emzirmeyi daha erken de bırakabilirsiniz. Bu konuda çocuğunuzun sütten kesilmesi onun sağlık durumunu ve gelişmesini etkilememesi önemlidir. Yalnız bu kararın doktor tavsiyesiyle ve çocuğunuzun gelişimini gözeterek almalısınız. Bu niyetle hareket ederseniz hem ibadetinizi yerine getirmiş hem de çocuğunuzun süt hakkına girmemiş olursunuz.
çocuk konusundaki diğer fetvalar
Allah yardımcınız olsun. Şöyle bir okuma/okur olma/okur düşünür çocuk yetiştirme planı yapabilirsiniz: Okumak sözcüğü sizin için ebediyen değişmeyecek şekilde Kur'an okumayı hatırlatsın size. Her gün siz ve çocuğunuzun annesi Kur'an okuyun. Annesinin okuyamadığı günlerde siz okuyun o dinlesin. Bir sayfa da olsa her gün Kur'an okuduğunuzu, her sabah evin perdesini açtığınız gibi bir hayat gerçeği olarak görsün yavrunuz. Okuduğunuz Kur'an hatim olarak bitince de evde bir dua merasimi yapın. Özel yemekler yapın. Bunları yavrunuz ve müstakbel kardeşleri izlesin. Göreceksiniz yavrunuz Kur'an’ımızı hayatının bir parçası gibi görecektir. Misafir geldiğinde de okuyun. Hep beraber okuyun. Hasatlık olunca da, az da olsa okuyun. Böylece ‘Oku’ emri ile başlayan kitapla tanışsın yavrunuz. Bir günde veya bir haftada yoğun okuma yerine günlük az ama sürekli olanı tercih ederiz. Bu aynı zamanda sizin maneviyatınızın güçlenmesine de vesile olacaktır. Evinize bereket inecektir. Bu noktadan sonra evinizde bir ilmihal kitabını her üç senede bir kere bitirin. Okuduğunuz kitaba notlar düşün, altını çizin. Anlayamadığınızı tekrar okuyun. Beraberce bir bilenden sormaya gidin. O kitap sizin fıkıh alt yapınızı oluştursun. Yalnız bu kitap çocuk için değildir. Onun için farklı yaşlarda farklı kitaplar alacaksınız. Üçüncü olarak da evinizde RİYAZUSSALİHİN adlı hadis kitabı bulunsun. O sizin musluğunuzdan akan su gibi size Peygamber aleyhisselamın ahlakını akıtacaktır. Onu evinizin suyu bilin. Erkam yayınları arasında çıkan sekiz ciltlik baskısını alabilirsiniz. O kitaptan, önceleri her hafta bir hadis ve şerhini okuyarak başlayın. Misafir gelince de okuyun, onlara da faydanız dokunsun. Misafirliğe giderken çocuğunuzun çamaşır çantasını götürdüğünüz gibi kitabınızı da götürün, gittiğiniz yerde de okuyun. Pikniğe giderken götürün. Böylece eviniz biiznillah salihlerin bahçesine dönüşsün. Sakın bir hadis ve iki sayfalık şerhi diye küçümsemeyesiniz yaptığınızı. Siz de bebek iken birkaç damla süt alıyordunuz ağzınıza ama bugün büyük bir adam/kadın oldunuz, değil mi? Damla damla büyümemiz realitemizdir. İlk zamanlarda kitabın üslubuna alışana kadar anlayamadığınız yerleri bir bilene sormanızda sakınca olmaz. İlk zamanlarda değil ama ileriki dönemlerde mesela iki yıl sonra bir tefsire ihtiyacınız olabilir. O zaman da M. Toptaş’ın ŞİFA tefsiri ile başlarsınız. Kısa surelerin tefsirini okursunuz. Fatiha suresinin tefsirini okursunuz. Onu o zaman programlayabilirsiniz. Evinizde üç kitaplık bulunsun. Birinci kitaplıkta evdeki herkesin ve gelmesi muhtemel misafirlerin sayısında Mushaf olsun. O kitaplığa MUSHAF KİTAPLIĞI deyin. Oraya başka kitap koymayın. İkinci kitaplıkta diğer kitaplarınız bulunsun. Üçüncü kitaplığı da çocuğunuzun/çocuklarınızın kitaplığı olarak belirleyin. Çocuklar o kitaplığı kendilerinin olarak bilsinler. Onlar için yaşlarına göre kitaplar alın, oraya koyun. Önceleri kitaplarını yırtsa da ses çıkarmayın. Onun kitabı yırtması bile bir okutma eğitimi olacaktır biiznillah. Evinizde bir genel ansiklopedi bulunabilir. Müslüman yayın evlerinin çıkardığı romanlar bulunabilir. Yazarı mü'min olmayan kitapları evinize sokarken bile bile zehir kullanacağınızı unutmayın. Her şehirde bir hastane bulunacağı gibi sizin evinizde de bir İHYAUULUMUDDİN bulunsun muhakkak. Bir zaman sonra da olsa ona muhakkak müracaat edeceksiniz. Evinize gelen dede ve ninelere, misafirlere çocukların yanında kitaplığı ve kitapları konuşun. Onlar o esnada oynuyor olsa bile siz bunu yapın. İnsanların hatta en yakın çevrenizin sizi ciddi bir şekilde takdir edip benimseyeceğini zannetmeyesiniz. Kitap gariplerin dostudur. İnsanlar siz kitaptan söz ettikçe sizden uzaklaşabilirler. Siz de kitaplarınızla akraba olursunuz. Bu programın başarısını büyük oranda eşinizin de size katılması oranı kadar olacaktır. Bu nedenle ittifak ederek yürütün bu planı ki daha başarılı olabilesiniz. Ve duasız nefes alamazsınız. Çok dua edin. “İkra” ümmetinden olmanın hakkını verebilmek için. Allah’a emanet ederim sizi.
Sorunuz canlı hayvanların bulunduğu bir bahçeyi kastediyorsa cevabımız şudur: Allah’ın mahlûkatını seyretmek büyük küçük herkes için bir ibret vesilesidir. Kara veya deniz hayvanlarının bulunduğu mekânlar ziyaret edilebilir. Çocuklar için bu hükmün bir farkı yoktur. Sadece özel durumu olan çocuklar için veya genel olarak çocuklar için pedagogların farklı bir önerisi olursa ona dikkat edilebilir. Canlı olmayan heykellerin bulunduğu mekânlar kastediliyorsa bu soruda eğitim amacı dışında heykel nitelikli canlı figürlerinin bulunduğu mekânın izlenmesi sakıncalı bulunabilir.
Hayal ürünü roman veya hikâye yazmak sakıncalı görülmemiştir. Çalışmanızda hayvanların konuşturulmasında da sakınca yoktur. Kadim zamandan beri bu tür çalışmalar yapılmış ve tedavülde bulunmuştur. Bu çalışmanız için “gerekli ve faydalı” dememiz daha isabetli olur. Neticede bir eğitim türü olarak görürüz bunu. Bu konuda dikkat edilmesi gereken hususları şu şekilde özetleyebiliriz: Okuyucunuz veya dinleyicinize gerçek bir konuşu anlattığınızı hissettirmemelisiniz. Okuyan veya dinleyen bir “hikâye” dinlediğini bilmelidir. İçerikte başta şirk olmak üzere haram veya harama özendirme olmamalıdır. Batıla destek olmamalısınız. İptidai insan zamanları gibi mü'min akidemizle uyuşmayan konular ihtiva etmemelidir. Zira biz insanın aslının tevhid olduğuna, şirk ve benzeri yanlışların sonradan girdiğine iman ediyoruz. Bu ayrıntılara dikkat ettikten sonra yapılan bu iş mubahtır deriz.
Ölen erkeğin geride oğlu, kızı veya torunu varsa sekizde bir alır. Erkeğin mirasçısı olacak oğlu veya kızı yoksa dörtte bir alır. Erkeğin birden fazla eşi varsa bu durumda çocuk bırakmadı ise dörtte biri, çocuk bıraktı ise sekizde biri paylaşırlar.
Allah yardımcınız olsun, işinizi kolay etsin. Âmîn. Umreye gitmekle iş hallolur dersek yanlış bir söz olur ama umre bir bereket getirir mi dersek elbette bereket getirir. Umreye yığılıp gerisini ihmal edecekseniz hiç götürmeyin, onu hesaba katmadan görevlerinizi yapacaksanız götürün. Allah kolay etsin.
Zinadan doğan çocuk hiçbir şekilde nikâhla doğan diğer çocuklarla mirasa ortak olamaz. O çocuğun nikâhlı çocuk gibi hukuku yoktur.