Fetva Meclisi
Soru
Hocam bir erkek öldüğünde karısının mirastaki hakkı ne kadardır?
Cevap
Benzer fetvalar
Diğer mirasçılardan anne baba ve eş yoksa sadece bir erkek ve üç kız çocuğu varsa mirasta erkek yüzde kırk, kızların her biri yüzde yirmi alır.
Anne ile kastınız sizin anneniz yani babanızın eşi ise durum şöyledir: Ölenin eşi: %12,5 Oğullarının her biri: %15,909 Kızlarının her biri: % 7,955 alır.
Üvey evlat durumunda olan ölenden miras alamaz. Yani, üvey anne öldüğünde o anneye ait olan maldan sadece o annenin doğurduğu çocukları çocuk olarak hisse alabilir.
Selamünaleyküm. Verdiğiniz bilgide kardeş hakkında açıklama yoktur. Kardeşleriniz varsa onların mirasta payı olacaktır. Bu durumda da eşinizin %25 alır, gerisini de kardeşler alır. Kardeşler de yoksa yine yeğen ve dayılar gibi uzak akraba da devreye girebilir. Netice olarak eşinizin normalde hissesi %25 şeklindedir.
Aleykümselam.Böyle bir durumda erkeklerin her biri %40, kız da % 20 alır. Ancak mirasçıların sadece bu üç kişiden ibaret olması durumunda bu böyledir. Mesela anne veya baba varsa bu rakam değişir. Genel kural böyledir.
Selamünaleyküm. Allah size de eşinize de imanla bitireceğiniz uzun ömürler nasip etsin. Siz vefat ettiğinizde, sizin adınıza kalan ne varsa o malın tamamının % 50 si, eşinize gerisi kardeşinize kalır. Eşiniz vefat ettiğinde ise kalan malın tamamının % 25 i size, 37,5 erkek kardeşe, 18,75'er kız kardeşlere kalır. Ancak eşiniz vefat ettiğinde kardeşleri ve siz, ona ait mallarda bu taksimi yapacaksınız. Size ait olan özel mal, onun ölümü ile mirasa ortak olmaz. Allah'a emanet olun.
çocuk konusundaki diğer fetvalar
Allah yardımcınız olsun, işinizi kolay etsin. Âmîn. Umreye gitmekle iş hallolur dersek yanlış bir söz olur ama umre bir bereket getirir mi dersek elbette bereket getirir. Umreye yığılıp gerisini ihmal edecekseniz hiç götürmeyin, onu hesaba katmadan görevlerinizi yapacaksanız götürün. Allah kolay etsin.
Zinadan doğan çocuk hiçbir şekilde nikâhla doğan diğer çocuklarla mirasa ortak olamaz. O çocuğun nikâhlı çocuk gibi hukuku yoktur.
Hayal ürünü roman veya hikâye yazmak sakıncalı görülmemiştir. Çalışmanızda hayvanların konuşturulmasında da sakınca yoktur. Kadim zamandan beri bu tür çalışmalar yapılmış ve tedavülde bulunmuştur. Bu çalışmanız için “gerekli ve faydalı” dememiz daha isabetli olur. Neticede bir eğitim türü olarak görürüz bunu. Bu konuda dikkat edilmesi gereken hususları şu şekilde özetleyebiliriz: Okuyucunuz veya dinleyicinize gerçek bir konuşu anlattığınızı hissettirmemelisiniz. Okuyan veya dinleyen bir “hikâye” dinlediğini bilmelidir. İçerikte başta şirk olmak üzere haram veya harama özendirme olmamalıdır. Batıla destek olmamalısınız. İptidai insan zamanları gibi mü'min akidemizle uyuşmayan konular ihtiva etmemelidir. Zira biz insanın aslının tevhid olduğuna, şirk ve benzeri yanlışların sonradan girdiğine iman ediyoruz. Bu ayrıntılara dikkat ettikten sonra yapılan bu iş mubahtır deriz.
Kaybedenin bir şey üstlenmesi kumardır, en azından kumara ısınmadır, bunu yapmayınız.
Bu tedavi görmeyi gerektirecek bir hastalık olabilir. Durumu bir psikologla görüşerek çözmeye çalışın.
Okul karşıtlığının içini dolduramayacağımızı zannediyorum. Onun yerine, okula göndermeyi ama okula salmamayı tavsiye ederim. Bu da şu demektir: Çocuk okula gitsin, her gün kontrol edilerek zihninin bozulmamasını da sağlamış olalım. Okul kadar da biz bize ait olanı öğretelim. Zor ama gerekli olan budur zannedersem. Allah muinimiz olsun.