İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam oğlum altı yaşına girdi. Hollanda’da yaşıyoruz ve burada İslam okuluna gidiyor oğlum ve kızım. Evlatlarımı Kur’an, hadis ve siyer eksenli yetiştirmeye gayret ediyorum. Okuduğumuz kitaplardan ve Fil suresinden çok etkilenerek oğlum Kâbe’yi çok görmek istiyor. Ben de yedi yaşına girdiğinde babasıyla birlikte umreye gitsinler diye düşündüm. Namaz bilincini de daha kolay oturtur belki o topraklara giderek. Sizce bu oğlum için güzel bir adım olur mu? Çevremdeki insanlar daha anlamaz ne gerek var o kadar para gidecek, bekle büyüsün ailecek gidin diyorlar. Siz ne derseniz ben onu yapacağım.

Cevap

Allah yardımcınız olsun, işinizi kolay etsin. Âmîn. Umreye gitmekle iş hallolur dersek yanlış bir söz olur ama umre bir bereket getirir mi dersek elbette bereket getirir. Umreye yığılıp gerisini ihmal edecekseniz hiç götürmeyin, onu hesaba katmadan görevlerinizi yapacaksanız götürün. Allah kolay etsin.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ümmetin güzel genci! Allah, ilim öğrenmek, Allah’ın dinini yaşamak ve yaşatmak konusundaki gayretini mübarek kılsın. Bu ümmetin bir genci olarak kendini Allah’ın dininin bir temsilcisi gibi görmen çok kıymetli. Allah bu konudaki gayretini ve ihlasını arttırsın. Bu niyetin kolay bir şekilde gerçekleşmeyeceği, beraberinde bir çabayı gerektireceği de aşikârdır. İlim öğrenmenin gerekliliğini fark etmiş olmanız ise çok güzel. Çünkü ilimsiz nefes almamız mümkün değildir. Kendimizi ilimle donatmadıkça etrafımıza faydamızın olması da söz konusu olamaz. İlk olarak ilmihal bilgisini mümkün olduğunca sağlam bir şekilde öğrenmeyi hedef edinebilirsiniz. İkinci olarak da vaktinizin müsaitliği doğrultusunda Kur’an-ı Kerim ezberine vakit ayırmanız faydalı olacaktır. Bunun ardından hadis okumaları gelmelidir. Özellikle Riyâzü's-Sâlihîn’i şerhli olarak muhakkak okumalısınız. Bunu yaparken kendinize notlar çıkarmanız ve bitirdiğiniz her cilde özel kısa özetler hazırlamanız da çok faydalı olur. İbadetlerimizde de ilim öğrenme gayretimizde de iki önemli şart vardır: İhlas ve Peygamber Efendimiz’in sünnetine uygunluk. Yaptığınız her işte bu iki ölçüye uygunluk arayabilirsiniz. Çok hızlı yol almak istersek çabuk yoruluruz. Bu yüzden tembelliğe kaymadan, ancak içinde bulunduğumuz şartları da gözeterek dengeli planlar yapmalıyız. Sabırsız bir şekilde ilerlemek istersek yolda kalabiliriz. Bizimle aynı hassasiyetleri taşıyan insanlarla beraber bulunmak büyük bir nimettir. Bu sebeple salih bir çevre edinmeye gayret edebilirsiniz. Elbette insan her şeyi en mükemmel şekilde yapmak ister. Ancak bunu başaramadığımız zaman şeytanın bizi tamamen hiçbir şey yapmamaya sürüklemesine de izin vermemeliyiz. Az da olsa sürekli yapılan amel, ara sıra çok yapılan amelden daha hayırlıdır. Bunu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin öğüdü olarak her zaman göz önünde bulundurmalıyız. Bahsettiğim bu çalışma planını uyguladıktan sonra nasıl bir yol izlemeniz gerektiğine dair daha net bir fikir edineceksiniz Allah’ın izniyle. Önemli olan, Allah’ın yardımına her an muhtaç olduğumuzu unutmamak ve umudu elden bırakmamaktır. Ümmetin hali ile ilgili sorduğunuz soruya gelince; Allah’ın vaadi haktır ve Allah nurunu tamamlayacaktır. Ancak bu durumda bize düşen, sabrederek beklemektir. Allah’ın kaderinin tecelli edeceği güne kadar sabretmek, en büyük ibadetlerimizden biridir. Allah Teâlâ bizleri murad ettiği zamanda dünyaya gönderdi. Bugün ümmetin başındaki bela ve sıkıntılardan da haberdardır ve bunların tamamı Allah’ın kaderinin bir parçasıdır. Bunu bilerek hareket etmeliyiz. Allah’ın kaderinin tecelli edeceğine dair bir tereddüdümüz yoktur. O halde ümmet olarak sabretmemiz gerektiğini de hatırlamalıyız. Sizin hissettiğiniz sıkıntı, her Müslümanın hissetmesi gereken bir sıkıntıdır. Ümmetin farklı coğrafyalarında müminlerin zulüm görüyor olması elbette kabul edebileceğimiz bir şey değildir. Bu durumun iyileşmesi için dertleniyor olmamız da gayet tabiidir. Bu konuda dert taşımamak, kendimize bir zarar dokunmadığı müddetçe sorunlarla ilgilenmemek Müslümanca bir tavır değildir. Aynı hassasiyeti bir haram işlendiğini gördüğümüzde de taşımalıyız. Ancak bize düşen, yalnızca üzülmek değil, ne yapabileceğimiz üzerinde durmaktır. Dünya yaratıldığından itibaren bizim bu dünyadaki varlığımız olsa olsa yüz yıldan ibarettir. Biz ise Allah’ın bu büyük planını yalnızca kendi ömrümüz üzerinden değerlendiremeyiz. Bugün başımıza gelen ve musibet olarak yorumladığımız olayların, yarın ümmetin önünü açacak hadiseler olabileceğini şu an gözlerimizle görmüyor olabiliriz. Tarihte bunun onlarca örneği mevcuttur. Hikâyeye kuşbakışı bakmayı başardığımızda Allah’ın bazen en büyük düşmanların eliyle dahi İslam’a ve Müslümanlara fayda sağlayacak sonuçlar ortaya çıkardığını görebiliriz. Örnek verecek olursak, Kur’an-ı Kerim’in okunmasının yasaklandığı zamanlar İslam’ı ortadan kaldırmadı. Bilakis Kur’an’a hizmet edilsin diye analar çocuklarını Kur’an’a feda etti. Kendi ömrümüze kıyasla hâlâ İslam’ın yeryüzünde hâkim olmadığını düşünüyorsak bu, kısır bir bakış açısı olmuş olur. Bu yüzden mesele yalnızca bir fetih meselesi de değildir. Bugün Kudüs’ü fethetmiş olsak bile, Kudüs’te yaşamaya ve orayı İslam ile ihya etmeye hazır bir neslimiz var mı, öncelikle bunu sorgulamamız gerekir. Belki Kudüs’ü fethetmek de başımızda bir halifenin bulunması da bir günlük bir işin neticesinde gerçekleşebilir. Ancak halife ile yönetilmeye hazır bir nesil bir günde ortaya çıkmayacaktır. Bugün ümmet olarak birlik olamayışımız ve bunun neticesinde başımıza gelen felaketler bir hakikattir. Bununla birlikte bu büyük problemleri tek başımıza ortadan kaldırmak da mümkün değildir. Her insanın kendi çapında yapabileceği muhakkak bir şey vardır. Siyaseten bir ilerleme kaydedemediğimizi düşündüğümüzde, toplumun ahlaki olarak olumsuz gidişatını değiştirmek üzere projeler üretebiliriz. Herkes imkânı doğrultusunda ümmet adına yapabileceği ne varsa onun üzerinde yoğunlaşmalıdır. Elinde ekonomik gücü bulunanlar, müminlerin arkasında mali olarak durmayı hedef edinmelidir. İçinde bulunduğumuz durumda ümitsizliğe düşmek ise bizi, yapabileceğimiz küçük bir şey varsa onu dahi yapmaktan alıkoyar. Herkesin yapabileceği birden çok iş olduğu muhakkaktır. Bugün içinde bulunduğumuz sorunlar kadar sahip olduğumuz nimetler de çoktur. Bu nimetlerin ve fırsatların üzerinde durmayı becerebilmeliyiz. Elimizden neler gelebileceğini tespit etmemiz gerekir. Bu tespitin ardından da bizimle beraber olabilecek insanların var olup olmadığına bakmalı, varsa onlarla birlikte olmayı hedef edinmeliyiz. Tek kalmak, şikâyet ettiğimiz ümmet olamamanın ilk adımıdır. Allah, müminlerin salih ameller üzerinde yarışmalarını emretmiştir. Bunu yaparken ümmeti bir arada tutma işini belli başlı kimselere terk edemeyiz. En basit olarak kendi ailelerimizde, komşularımızda, akrabalarımızda ve arkadaş çevrelerimizde bir arada durmayı, beraber yaşamayı ve kendi küçük çevremizde ümmet olabilmeyi başarabilmemiz gerekir. Bunun yanında o çevre içerisinde hayırda yarışanlardan olabilmek de en büyük adımlardandır. İhlasla ve Rabbimizin Kur’an’ında bizler için belirlemiş olduğu kurallara sadık kalarak, şu an içinde bulunduğumuz mevcut durumu büyük bir imtihan olarak görüp çalışmalar yapmalıyız. Şer’i düzeni bir günde kendi başımıza kurmamız mümkün değilse de evlerimizde bu düzeni hâkim kılabiliriz. Eksikleri ve bu işi yapmaya çalışanların hatalarını zikrederek vakit harcamamalıyız. Bizim işimiz, Allah’ın nurunu tamamlayacağı güne kadar sabrederek çalışmaktır. Bunu yaparken de Allah’tan yardım istemeyi, müminlerle birlikte olmayı ve yanımızda bir kişi dahi bulunuyorsa bunu nimet olarak görmeyi unutmamalıyız. “Nereden başlamalıyız?” sorusunun ilk cevabı, kendimizden başlamak olacaktır. Kendi ahlakımızı, ibadetlerimizi ve Rabbimizle olan ilişkimizi düzelttikçe gerisi Allah’ın izniyle gelecektir. Biz bugün o günlerin geldiğini göremesek de Allah bizi o yolda çalışırken görmüş olacaktır. Bu da bize yeter inşallah. Allah bu uğurda yaptığımız tüm çalışmaları muvaffak kılsın, niyetimizi samimi eylesin. Sizlere de bizlere de kolaylıklar versin. Allah bizleri, bu dini için seçmiş olduğu ve dinine hizmet eden kullarından eylesin.

On sekiz yaşındayım. Onuncu sınıftayken okulu bıraktım. Yaklaşık bir yıl önce Ra
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kızım, bir de şöyle baksan olmaz mı? Allah Teâlâ seni oturduğun yerde sevap kazanan kulu yapmak istiyor olmasın? Zannedersem öyledir, çektiğin sıkıntı senin için sevaptır. Namaza ağırlık ver, namazlarını daha huzurlu kıl, rahatlığı içinde hissedersin. Babanın tavırlarını duymazdan gel, görmez gibi yap. Bu sabrının boşa gitmeyeceğine de iman etmelisin. Kimseni seni anlamasını bekleme, seni Rabbin anlasın yeter, değil mi? Bir de sana amca tavsiyesi: Sakın bu gelişmeler seni, sana uygun olmayan bir evliliğe evet dedirtmesin, sakın ha! Yağmurdan kaçarken doluya tutulursun maazallah. Senin için hususi dualar ediyorum kızım.

Hocam ben artık yoruldum bu evlatlarını kendi malı gibi gören anne babadan. Üniv
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Haccı daha kısa günlerde yaparak bir tedbir alabilirsiniz. Orada dua ederek çocuğu manevi korumaya alabilirsiniz. Gitmeden kaynana iltifatlar ederek onu rahatlatabilirsiniz. Sık sık arayarak takip ettiğinizi hissettirebilirsiniz… Bence gidin, tertemiz olup geri gelin. Gerisi kolay… Allah kabul etsin.

Hocam biz Almanya’da yaşıyoruz. Elhamdülillah durumumuz iyi, hac ibadetimizi yer
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Namaz ağır bir ibadettir; Allah'ın yardım ettikleri dışında herkese ağır gelir. Sizin üslubunuz bıktırıcı gibi görülüyor. Çok hırslı ve aceleci davranıyorsunuz anlaşılan. Çok istemekte haklısınız ama acele etmekte hakkınız yoktur. O yaşlarda bir çocuğun namaza ısınması ortalama beş yılda mümkündür. Bütün enerjinizi beş yıla yayarak bunu yapmaya çalışın. Kaş yaparken göz çıkarmayın, vebal altında kalırsınız. Her gün bir çivi, bir tuğla ile beş senede bir ev yapacak sabrınız yoksa girmeyin bu işe, nefret ettirirsiniz. Tesettür de böyledir. Tatlı tatlı ve adım adım yapın yapacağınızı.

Allah'ın selamı üzerinize olsun. Yaratana hizmet etmek istiyorum hocam ben. Erke
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Rabbim bizi cennetlerinde buluştursun. Âmin. Bu noktayı abartmana gerek yok zannederim, eşin destek olduğu sürece kolay geçer biiznillah. Biraz yorulursun ama olur. Yapanları görüyorum. Önündeki günlerde tıkandığınızı hissederseniz belki başka bir formül düşünürsünüz. Şimdi acele etmeyin. Allah yardımcınız olsun.

Hocam ben altı aylık oğlu olan bir hanım kardeşinizim. Hatta Gaziantep'e geldiği
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Böyle bir istekte bulunman yanlış değildir ama insan her istediğini elde edemez. Kimi zaman işin başında yıkılır kalır kimi zaman da sonu bulmadan ömrü biter. İyi bir niyet tutmuşsun ama asıl vazifen kendini o zamanlar için iyi bir mü'min olarak hazırlamandır. Kendini hazırla önce. İmanını güçlü tut. İbadetlerini ihmal etme. Çevreni mü'min kardeşlerden oluşturmaya bak. Anne babanın duasını al. Kur'an okuyan ve Kur'an öğrenen biri olmaya bak. Haramlardan uzak dur. Çirkinlikleri kendine yakıştırma. Maddi konularda mesela diploma ve benzeri alanlarda geri kalmış olma. Ve şunu unutma: Şeytan senin bu güzel arzunu bilince seni koştuğun yolda çökertmek için uğraşacaktır. Dolayısıyla kendini onunla mücadeleye hazırla. Tuzağına düşmeden hedefine ulaşman gerektiğini bil. Allah seni muradına kavuştursun.

Hocam ben on altı yaşındayım. İleride siyasete girmek istiyorum çünkü hilafeti v

çocuk konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ölen erkeğin geride oğlu, kızı veya torunu varsa sekizde bir alır. Erkeğin mirasçısı olacak oğlu veya kızı yoksa dörtte bir alır. Erkeğin birden fazla eşi varsa bu durumda çocuk bırakmadı ise dörtte biri, çocuk bıraktı ise sekizde biri paylaşırlar.

Hocam bir erkek öldüğünde karısının mirastaki hakkı ne kadardır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zinadan doğan çocuk hiçbir şekilde nikâhla doğan diğer çocuklarla mirasa ortak olamaz. O çocuğun nikâhlı çocuk gibi hukuku yoktur.

Hocam evli bir adam başka bir kadınla nikâh olmadan birliktelik yaşıyor ve ondan
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hayal ürünü roman veya hikâye yazmak sakıncalı görülmemiştir. Çalışmanızda hayvanların konuşturulmasında da sakınca yoktur. Kadim zamandan beri bu tür çalışmalar yapılmış ve tedavülde bulunmuştur. Bu çalışmanız için “gerekli ve faydalı” dememiz daha isabetli olur. Neticede bir eğitim türü olarak görürüz bunu. Bu konuda dikkat edilmesi gereken hususları şu şekilde özetleyebiliriz: Okuyucunuz veya dinleyicinize gerçek bir konuşu anlattığınızı hissettirmemelisiniz. Okuyan veya dinleyen bir “hikâye” dinlediğini bilmelidir. İçerikte başta şirk olmak üzere haram veya harama özendirme olmamalıdır. Batıla destek olmamalısınız. İptidai insan zamanları gibi mü'min akidemizle uyuşmayan konular ihtiva etmemelidir. Zira biz insanın aslının tevhid olduğuna, şirk ve benzeri yanlışların sonradan girdiğine iman ediyoruz. Bu ayrıntılara dikkat ettikten sonra yapılan bu iş mubahtır deriz.

Hocam ben hikâye yazıyorum. Yazdığım hikâyeler bazen aslı olan bir konuyu gelişt
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kaybedenin bir şey üstlenmesi kumardır, en azından kumara ısınmadır, bunu yapmayınız.

Hocam evde çocuklarla bazen oyun oynuyoruz, kaybeden kahve ya da meyve hazırlıyo
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu tedavi görmeyi gerektirecek bir hastalık olabilir. Durumu bir psikologla görüşerek çözmeye çalışın.

Hocam ben ikinci kez evlendim. İlk evliliğimden bir oğlum var, bunu evlenmeden ö
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Okul karşıtlığının içini dolduramayacağımızı zannediyorum. Onun yerine, okula göndermeyi ama okula salmamayı tavsiye ederim. Bu da şu demektir: Çocuk okula gitsin, her gün kontrol edilerek zihninin bozulmamasını da sağlamış olalım. Okul kadar da biz bize ait olanı öğretelim. Zor ama gerekli olan budur zannedersem. Allah muinimiz olsun.

Hocam sürekli kafamı kurcalayan bir soru var bugünlerde. Okul çağındaki bir çocu

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.