Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben altı aylık oğlu olan bir hanım kardeşinizim. Hatta Gaziantep'e geldiğiniz vakit çocuğuma dua etmiştiniz ismi Derda demiştim ve size hemşire olduğumu söylemiştim. Rabbim size rahmet etsin. Benim bu hale gelmeme vesile olan sizlerin sohbetleriniz oldu, sekiz yıldır sizi dinlerim ve sizin kitaplarınızdan çok istifade ettim. Sorum şu, altı aylık bir bebeğim var ve şu an ücretsiz izindeyim. Bebeğim biraz büyüsün işe başlayacağım. Eşim imam bir beyefendi. Elhamdülillah devlet dairesinde tesettürden yana sıkıntım olmadı. Uzun örtü, uzun forma ferace gibi geniş ve etek giyiyorum. Hemşirelik yaparken çocuğuma eşim bakacak. Anneliğin hakkını verememekten korkuyorum. Bu durumda vebale giriyor muyum? Kafam çok karışıyor. İmanımın azalmasından korkuyorum. Hemşireliği bu durumda bırakmalı mıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Çok normaldir, iyidir de; neden merak ediyorsunuz, Rabbiniz var ve siz O'nun kulusunuz. Salın kendinizi O'na. Ondan sonra bastığınız toprak bile kurusun, endişelenmeyin. Kaç günlük dünya ki bu dünya? Yarın, cennetlerde bu sıkıntılarınızın sizi mutlu edeceğini bilin. Salın kendinizi Allah'ın rahmetine, gam etmeyin gerisini. Dertlere alışarak yaşayın. Dertlerden daha üstün olmayı bilin. Bakışınız böyle olsun rahat edersiniz. Yavrunuza sahip çıkın. Allah'a emanet olun. Allah kalbinize huzur, işinize bereket versin. Yavrularınız salihlerden olsun.
Kızım, bir de şöyle baksan olmaz mı? Allah Teâlâ seni oturduğun yerde sevap kazanan kulu yapmak istiyor olmasın? Zannedersem öyledir, çektiğin sıkıntı senin için sevaptır. Namaza ağırlık ver, namazlarını daha huzurlu kıl, rahatlığı içinde hissedersin. Babanın tavırlarını duymazdan gel, görmez gibi yap. Bu sabrının boşa gitmeyeceğine de iman etmelisin. Kimseni seni anlamasını bekleme, seni Rabbin anlasın yeter, değil mi? Bir de sana amca tavsiyesi: Sakın bu gelişmeler seni, sana uygun olmayan bir evliliğe evet dedirtmesin, sakın ha! Yağmurdan kaçarken doluya tutulursun maazallah. Senin için hususi dualar ediyorum kızım.
Bacı, Allah Teâlâ ömrüne ve ameline bereket versin. En güzel kitap olan çocukları okuyorsun ya, neden dert ettin ki? Sen okusan okusan elli yıl daha okursun. Ama o çocuklar biiznillah bir nesil okuyacaklar senin himmetinle. Onların nesli okuyacak… Ve ecirler seni mezarında bulacak biiznillah. Bundan daha yaygın ve kalıcı okuma olur mu? Böyle düşün bacı. Ve şu planı uygula: Farzlardan hiç eksik yapmayacaksın. Haramlardan tam kaçınacaksın. Eşin ve aile huzurun birincil hedefin olacak. Nafile ibadetlerden ikincil olarak yapabildiğin kadar belki az ama öz yapacaksın. Fırsat doğduğu anları iyi değerlendireceksin. Eski okumalarının üçte biri kadar bile okusan yeterlidir. Sen annesin; senin çok vaktin olmaz ama çok işin olur. Kendini rahat günlerinle kıyaslama, bugünün hesaplarını yap. Allah yardımcın olsun. Âmîn.
Aleykümselam. Kadere iman, mü'minin en büyük silahlarından biridir. Yavrunuzu kaybettiniz ama Rabbinizi kaybedemezsiniz. En fazla bir asır beraber olacaktınız diyelim, ebedi cennetlerde buluşacaksınız inşaallah. Bırakın gitsin yavrunuz sizi orada beklesin. Sizden önce cennette: 'Annemi isterim' diyen bir şefaatçiniz olması güzel değil mi? Elbette ölüm acı. Hele bebeğin ölümü pek acı. Ya cennetin bedeli? Sabredin. Yaşadığınız gelgitler şüphesiz ezicidir ama iman açısından bir itirazınız olmadığı sürece sorun yoktur. Merak etmeyin. İsterseniz Suriye'deki anneleri de düşünün biraz! Allah size de eşinize de sabırlar versin. Sizi, eşinizi ve yavrunuzu cennette buluştursun.
Siz ve eşiniz var kabul edin. Aileniz olarak gerisini yokmuşlar gibi kabul edip yaşamaya alışın. Dertsizlik cennettedir, burası dert diyarıdır. Bırakın dertleriniz olsun ama siz dik olun, sağlam durun. 'Eşiniz ve siz', bunu unutmayın! Gerisine yüzeysel olarak hatasız bir yakınlık gösterin, onları hayatınızın ortağı yapmayın. Seviyeli ve açık vermeyen bir mesafe koyabilirsiniz aranıza. Onlarla ilgilenmeyecek kadar vaktinizi iyi işlerle doldurun. Kendinize ve ahiretinize yatırım yapın. Allah yardımcınız olsun.
Babanız çocuklarının birinin yanına gitmeyi kabul eder de yine kimse bakmazsa o zaman bedduasında tam haklı olur. Bu durumuyla da evladı açısından elbette nahoş bir durum ve onun üzülmesi bir vebal ama babaya bakmamak, ayağına gitmemek değil de onu çaresiz bırakmak olarak ortaya çıktığında büyük bir vebal olur. Sizin eşinizin durumu da şu şekilde olabilir: Eşiniz babanızla dar bir evde aynı çatıda yaşamak için oraya gideceğinizde kabul etmeyecekse bunda hakkı vardır. Babanızın bulunduğu veya herhangi bir şehre gittiğinizde gelmeme gibi bir hakkı yoktur. Nikâh akdinde böyle bir şart koşmuş siz de kabul etmiş olsa idiniz şimdi haklı olurdu. Sizin de boşanma gibi bir afeti aklınıza getirmeniz hiç doğru değil, dert içinde neden dert üretiyorsunuz? Eşinizin aile büyüklerinden de yardım alarak ve siz de verdiğim örnekte olduğu gibi durumu biraz esneterek çözüm üretmeye bakın. Hayat bu, böyle geldi böyle gidecek. Eşinizi de bir gün bakıp bakmamayı konuşacak doğurdukları. Gelecek uzak değildir. Allah yardımcımız olsun.
anne konusundaki diğer fetvalar
Tam anlamı ile bir imtihan sarmalındasınız. Herkesin bir imtihanı olacaktır, sizinki de bu olmuş. Muhakkak bir psikoloğa gidin. Ciddi bir psikolog ihtiyacınız var, asla geciktirmeyin. İç yaranız derinleşmesin. Allah size sabır versin.
Böyle bir mesele için o kardeşimizin bizzat kendisinin bir müftüye gidip cevap alması gerekir. Can ile alakalı bir konuda siz de böyle bir aracılık yapmayın.
Kızım, Allah yardımcın olsun. Sana kısa ve öz nasihatlerim olacak: Anne babana yaptığın hizmeti, namaz gibi bir ibadet olarak gör. Onlardan bir karşılık bekleme, Allah’tan bekle. Asla onların arasındaki tartışmaya taraf olma. Senin kalbinde haklısın belli olsa da sen bunu dillendirme. Sen onlar tartışırken sağır ol, kör ol. Özelde iken kiminle isen ona alaka göster, onu özel sevdiğini hissettir ama öbürüne laf taşıyabileceği açıklar verme. Öyle veya böyle bir gözün görmesin, bir kulağın duymasın. Bir şey olmuyormuş gibi davranmaya alış. Kaldıramayacağın yükün altına girmiş gibi olmamalısın. Senin özel hayatın, muhtemel sıkıntılarınla anne babandan kaynaklanan sıkıntıları karşılaştırma. Şöyle anla bunu: Başın ağrıyorken miden de acıktı ise yemek ve ağrı önünde birleşik olarak durmasın; sorunu çözmekten ürker ve ezilirsin. Sorunlara tek tek temas et. Bu zor bir şey değildir. Planlarsan yaparsın biiznillah. Ara sıra tek başına kalmayı, balkonda çay içmeyi, bir arkadaşınla telefonla da olsa görüşmeyi ihmal etme. Ciğerlerin ve beynin ara sıra temiz hava alsın. Özel dua vakitleri ayarla. Haftanın belli bir gününde aksatmadan ama aynı saatte özel odanda bir saatlik dua vakti ayarla: Özel abdest al. İki rekât namaz kıl. Bir sayfa Kur'an oku. Güzel bir tevbe/istiğfar yap. Belli bir sayıda salavat getir. Belli bir sayıda zikir yap. Sonra da özel dua yap. Bu duaya geçmişin, geleceğin, hayallerin, sıkıntıların, evlilik arzun… Neyin varsa kat. Aynı andaki dua vaktinde sözlerini tekrar tekrar söyle, tekrardan kaçınma. Bu dua vaktin ilk anda bir saati bulmayabilir, beceremeyebilirsin. Zamanla bir saat bile sana az gelecektir. Senin gibi anne baba sorunu yaşayan arkadaşların varsa onlardan bir süre uzak dur. Yaranı yarası ile birleştireceklerden uzak durmak gibi bir şey olacaktır. Anne babanın gözüne çarpmayacak şekilde özel bir not defterine dengeli notlar yaz. Abartmadan ezmeden yazmaya çalış. Mesela: “Bugün annem delirtti beni” diye bir not tutma. “Bugün annem epeyi gergindi” şeklinde not al. Böylece kendini olayların peşinden gitme düzeyinden olaylara şekil verme düzeyine kaldırmış olursun. Ailenden evde kardeşlerin varsa onlar yoksa diğer aileden sayılacak yakınlarınızdan hiç kimseye bu konularda güvenme, onların sana destek vermesini bekleme. Uzun yıllar tek başına bu sorunla mücadele etmeye hazır ol. İnşaallah huzurun yakın olur ama sen uzuna ve ağırına aday ol, daha rahat edersin. Evliliğini kafana takıyor olabilirsin. Bunda normalde haklısın da. Ama ben sana çok özel bir soru soracağım: Evlenen genç kızlar mı mutlu evlenemeyip evinde bekleyenler mi? Elbette bu sorunun cevabını sen tek başına veremezsin ama ben sana yardım edeyim: Neredeyse biri diğerinden daha kazançlı olmayan bir zamandayız. Dertlenme, yarın evlenmeye de on sene beklemeye de hazır ol. Kader seni senden iyi planlıyordur. Allah’a emanet ederim seni kızım, senin için dualar ederim, senden de dua beklerim.
Bir anne için ölmüş evlat sahibi olmak cennete bir adım yaklaşmak demektir. Peygamber aleyhisselam efendimizin müjdesi böyledir. Sizin evlat kaybından üzülmeniz kadar tabii bir durum olamaz ancak sınırı aşan ve asıl davamız olan kulluğa zarar veren hissiyatınız şeytanın işine gelir. Azminizi küçültmeyin. Sabrınızı azaltmayın. Gün doğmadan neler doğar ve siz biiznillah daha güzel yavruların annesi olursunuz, Allah büyüktür, kader onun kaderidir. Kendinizi dik tutun. İş yoğunluğunuzu artırın. Namaz başta olmak üzere ibadetlerinizi çoğaltın. Çok Kur'an okuyun. Yüksek sesle okuyacağınız Kur'an size huzur akıtacaktır biiznillah. Kadın arkadaşlarınızın size acınızı tazeletmelerine sebep olacak ortamlardan uzak durmaya çalışın. Allah Teâlâ size yardım etsin. Kalbinize huzur ersin. Sıhhat ve afiyetle bu imtihanı geçirmenizi lütfetsin.
Siz, Allah yolunda cihat etmeyi kendinize aşılayın ve çocuğunuzun sizi mücahit bir baba olarak zihnine nakşetmesini sağlayın.
Annen elden etekten düşmüş durumda ise yani siz olmadan yaşayamayacak hâlde ise kimseyi dinlemeyecek ve yanına gideceksin, hizmetini yapacaksın. Böyle bir durumda eşin evde evinizi ikame ettirecek sen de hem oraya hem annene devam edeceksin. Böyle bir durumdan Allah seni muhafaza buyursun. Eğer annenin durumu böyle değilse yani kendi hizmetini görebiliyorsa o zaman onun istediği gibi yaşamasına müdahale etme. Bırak istediği evde kalsın. İşten dönerken uğra elini öp, her seferinde bakkaldan bir ihtiyacını getir. Duasını al. Böylece sen vazifeni yapmış olursun. Onun da istediği yalnız yaşamaktı ise o da gerçekleşmiş olur. Buna sabredebilirsen Allah sana başka kolaylıklar açacaktır. Allah yardımcın olsun.