Fetva Meclisi
Soru
Sevgili hocam iki yaşında bir oğlum var. Biz evde nasıl hareket edersek aynısını taklit ederek bizi örnek aldığını gösteriyor. Biz de bu durumu lehimize çevirmek istiyoruz. Onun okuyan ve araştıran bir Müslüman olması için taklidi değil tahkiki imana ulaşmak için uğraşan bir genç olmasını istiyoruz. Bunun için evde kitap okumayı istiyoruz. Biz çok bilgili değiliz, rastgele bir kitap okumak yerine sizin gibi bir hocanın tavsiyesini istiyoruz. Bu konuda bize yardımcı olabilir misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Bacı, Allah Teâlâ ömrüne ve ameline bereket versin. En güzel kitap olan çocukları okuyorsun ya, neden dert ettin ki? Sen okusan okusan elli yıl daha okursun. Ama o çocuklar biiznillah bir nesil okuyacaklar senin himmetinle. Onların nesli okuyacak… Ve ecirler seni mezarında bulacak biiznillah. Bundan daha yaygın ve kalıcı okuma olur mu? Böyle düşün bacı. Ve şu planı uygula: Farzlardan hiç eksik yapmayacaksın. Haramlardan tam kaçınacaksın. Eşin ve aile huzurun birincil hedefin olacak. Nafile ibadetlerden ikincil olarak yapabildiğin kadar belki az ama öz yapacaksın. Fırsat doğduğu anları iyi değerlendireceksin. Eski okumalarının üçte biri kadar bile okusan yeterlidir. Sen annesin; senin çok vaktin olmaz ama çok işin olur. Kendini rahat günlerinle kıyaslama, bugünün hesaplarını yap. Allah yardımcın olsun. Âmîn.
Selamünaleyküm. En büyük hedefiniz ve gayretiniz, eşinizle huzurunuz olsun. Onunla siz ikiniz bir dünya olun, çocuk olsa da olmasa da sizi sarsmaz. İkinci hedefiniz de, insanları yok sayan bir anlayışla yaşamak olmalıdır. Size ve eşinize Allah yetmelidir. Kendisi de kusurlarla dolu, dert küpü insanlar sizin için bir şey deseler ne olur demeseler ne olur? Bunu iyi düşünün. Üç yıl, çocuk için çok uzun bir zaman değildir. Neden sabırsızlanıyorsunuz ki? Böyle düşünürseniz, çocuğunuz olduğunda da onu normal bir çocuk gibi büyütemeyeceksiniz. Muhakkak kitap okuyun. Bir ders halkasına katılın, Kur'an okumayı sakın ihmal etmeyin. Her gün planlı bir Kur'an okumanız olsun. Belli tesbihatı ihmal etmeyin. Eşinizle küçük bir dünya kurun, birbirinizin kıymetini bilin. Özel bir dua yoktur, siz içinizden geleni dua olarak tekrar edin. Ve unutmayın ki, çocuklu olmak mı yoksa şu hâliniz mi sizin için daha hayırlıdır, bunu bilemezsiniz. Kaderinize razı olun, sabırlı olun. Şeytana ve şeytanlaşmış insanlara karşı direnin. Direnin ve kazanın. Allah'a emanet ederim sizi.
Okumaktan daha önemlisi dolu dolu yaşamaktır. Gününüzü çok dolu geçirin, boş vaktiniz hiç olmasın. Yedi veya sekiz saat uyuduktan sonra gerisini iş, ibadet, sılayırahim ve benzeri işlerle geçirin. On dakikanız bile denecek kadar boş vaktiniz olmasın. Bu sıkıntının temelinde o vardır. Okumaya gelince, her gün on sayfa civarında Kur'an okumadıkça bir kitap okumanızın anlamı olmaz. Normal günlerinizde bir on sayfadan başlayarak Kur'an okuyun. O ilerlesin ve ayda bir hatime yürüsün. O zaman huzur sizin kapınızı çalacak. Bir ilmihal kitabını muhakkak satır satır çözmelisiniz. Dilini anladığınız bir hocanın seri olarak derslerini dinleyin. Ve çokça zikir yapın. Mesela günde: - Yüz defa salavat, - Yüz defa kelime-i tevhid, - Yüz defa istiğfar… ile başlayın. İlerledikçe zamanla bu sayıyı arttırın. Bu programa üç ay devam ettikten sonra bize tekrar yazın. Allah yardımcınız olsun.
Allah Teâlâ yardımcınız olsun. Özet olarak size şu tavsiyelerde bulunabilirim: - Acele etmeyeceksin. Bedenin büyüdüğü gibi maneviyatın da büyüyecek. Bunun adına sabırla ve yılmadan, erimeden yaşamaya devam etmek diyebiliriz. - İbadetlerini ihmal etmeyeceksin. Elbette önce farz ibadetleri kastediyoruz. Nafile ibadetleri artırmaya bakacaksın. Mesela Kur'an okumayı, zikir yapmayı günlüğün haline getireceksin. - Çevreni temiz tutacaksın. Zararı yok, kimse olmasın yanında ama olan sana zarar vermesin. Üç kişi de olsalar, Allah yolunda arkadaş edindiklerin çevrenden eksik olmasın. - Haramlardan ve haramlara götüren sebeplerden uzak duracaksın. - Aile saadetini ahiretin açısından çok önemli olarak göreceksin. - Haber programları dâhil, dünyevileşmeye neden olacak bilgi kirliliğinden kendini koruyacaksın. - Çok dua edeceksin. Çok, çoook... Allah yardımcın olsun.
Allah Teâlâ yardımcınız olsun. Sizi ve ailenizi Kur'an ehli olan kullarından kılsın. Size şunları tavsiye edebilirim: Bu tür işlerde Allah’ın yardımı İHLAS şartına bağlıdır. İhlas, bir işi sadece Allah için, onun sevabını kazanmak için yapmanın adıdır. Güzel bir ihlas sizin şifreniz gibi olur. Onu bozacak reklam, gösteriş, kuru beklentilerden uzak durmaya çalışınız. Kur'an ezberlemek için İYİ OKUYOR olmak şarttır. Nereyi ezberleyecekseniz orayı bir hafıza telefondan dinletebilirsiniz. Evinizde dinleyecek biri varsa daha güzel olur. Size “burası güzel okundu” denince orayı ezberlemeye başlayın. Güzel okumakla kastımız, tecvid kurallarına uymak, harfleri Kur'an harfleri olarak kullanmaktır. Gunneler, medler vs. hepsi tam olmalıdır. Ezberlemek çok okumakla alakalıdır. Biz küçükken, bize yapacağımız ezberi en az otuz üç kere okuturlardı. Yaşınızı yazmamışsınız, bu nedenle yaşa göre cevap yazamıyorum size. Ama on ile yirmi yaş arası bu kadar okuma yetebilir. Yaş ilerledikçe bu sayı artar. Yüz kere olmasında da bir sakınca ve endişe yoktur. Neticede ezberleyememiş olsan bile okuduğun her harf senin için şu kadar sevap kaynağı olacaktır biiznillah. Senin derdin de sevap idiyse zarar etmezsin. Ezber için ideal olan önce otuzuncu cüzü ezberlemektir. Bu hem bir test olur hem ezberi daha kolay olur. Şöyle yapın: Mesela NEBE’ suresini ezberlemeyi karar vermiş olun. Sabah vakti daha bereketlidir, herhangi vakit de olur. Yatsıdan sonraki vakitler ise her şeyin iki katı eziyetli olmasını gerektirir. Yalnız bir yere geçin. Gözünüzü meşgul edecek şeylerden uzak durun. Yanınıza telefon vb. almayın. Elinize bir tesbih alın. Birinci ayeti, on kere bakarak okuyun. Gözünüzü kapatıp on birinci okuyuşu yapın. Ne kadar ezberlediğinize bakın. Ezber oldu ise yirmi kere daha ezber okuyun. Olmadı ise on kere daha bakarak. Sonra aynı şekilde TAMAM OLDU diyene kadar okuyun. İkinci âyete geçin. Aynı şeyi yapın. O da tamam olunca, birinci âyet ve ikinci âyeti birleştirerek on kere okuyun. Sonra üçüncüye birinci gibi yapın. O da tamam olunca birinci, ikinci, üçüncü âyeti topluca on kere okuyun. Ayetler arasında birleşmede sıkıntı oluyorsa üçünün toplamını yirmiye çıkarın. Bu şekilde ilerleyin. Bir günde ideal olan bir sahife ile yetinmektir. Hızlı başlayıp erken oturmak iyi değildir. Aynı anda iki saatten fazla oturum yapmayın ki, başınız şişmesin. Bir saat ezber, on dakika istirahat normaldir. Uyku bastırması, göz kararması gibi yan etkiler olursa abdest yararlıdır. Ertesi günü yaptığınızın ezberi baştan sona üç kere okuyun ve sizi dinleyecek olana dinletin. Whatsapptan da okuyabilirsiniz. Dinleyen, uyarılarında okuma hatası (üstünü esre, şeddeyi normal okuma gibi) buldu ise onu yeniden ezberleyin. O hata bir daha düzelmeyebilir. Âyet başını hatırlamama hatası çok önemli değildir. Bu şekilde günde bir sahife yapabiliyorsanız siz, biiznillah en geç iki senede hafız olursunuz. Zaman uzayınca baş ağrısı, göz kararmaları artabilir. Bu, sizin bir sağlık sorununuz mesela şekeriniz olduğunu, gözlük kullanmanız gerektiğini gösterebileceği gibi ezber için havasız bir oda kullandığınızı veya sizin ezberiniz açısından farklı bir sorun olabileceğini de gösterir. Ama bu en az bir ay iki ay sorunlu devam ederse böyledir. O durumda tekrar yazarsınız. Amme cüzü bu şekilde bittikten sonra: Yasin, Mülk, Hucurat, Fetih surelerini ezberleyin. Bu arada da bütün ezberlerinizi en az haftada bir topluca tekrar etmeyi unutmayacaksınız. Yeni ezber bir çiçek fidanı gibidir. Açıkta bırakılınca kurur gider. Haftanın bir gününü EZBERLERİ TEKRARLAMAYA ayırabilirsiniz. Ezber yaptığınız sürece aynı Mushaf’ı kullanın. Bir günü sabahtan akşama kadar değerlendirebilirsiniz. Evdeki ortamınızın rahatlığına bağlıdır bu. Güne iki saat ayırmadan da ezber çok uzar… Birbirine benzer ayetleri normalden iki kat daha fazla okumalısınız. Ezberlediğinizi zihinde tutmanın en güzel yolu, ezber olarak hocanın sana TAMAMDIR dediklerini namazda zammısure olarak okumandır. Sizi dinleyen hocanızın ikazlarını unutmayın. Ve duayı unutmayın. Şeytan sizi bunaltmadan siz onu dua ile bunaltın ki gayenize ulaşabilesiniz. Allah mübarek etsin.
Selamünaleyküm. Mevcut enerjinizi tüketememek olarak adlandırabiliriz sizin durumunuzu. Hem öğretmen olup hem de okuyamamayı ise siz izah edin; neden okuma zevkinizi geliştirmiyorsunuz? Mesleğinizle alakalı bireysel eğitim verin. Çevrenizdeki bir dernekte ders verin. Bir de özellikle cinselliği artırmanız gerekir. Dikkatle incelediğinizde sizdeki birikimi atabilecek en önemli yöntemlerden birinin eşinizle cinselliği ilerletmeniz olduğunu göreceksiniz. Her temizlik döneminde, durumunuza göre dört beş defa uzun süreli enerji boşaltma uygulamanız olmalıdır. Bu, eşinizin de ihtiyacıdır sizin de. Evlilik de bunun içindir.Bir başka dikkat etmeniz gereken durum da beslenme tarzınızdır. Anlattıklarınızdan, unlu, yağlı ve şekerli türü yiyecekleri çok tükettiğiniz işareti çıkmaktadır. Bedeniniz ne dinlenebilmekte ne de sizi rahat bırakmaktadır. Gerekiyorsa bir diyetisyenle de görüşün ve mutfağınıza disiplin getirin; rahat edersiniz. Bayan olarak çalışmayı en son düşünmeniz gerekir. Anneliğin kıvamında hiçbir iş bulamayacaksınız. Allah yardımcınız olsun.
çocuk konusundaki diğer fetvalar
Çocuk iki yaşını bitirmeden olursa süt emzirme süt evlatlığı gerçekleşir. Mahremiyet açısından da bir sorun kalmaz. Size sadece şu ikazı yapmamızda fayda vardır: a- Süt bağı miras hakkı getirmez. O açıdan yabancı olmaya devam eder çocuk. Sizin çocuğunuzla bunun nasıl bir sonuç getirebileceğini iyi düşünmelisiniz. Şu anda ve o küçük yaşta hissedilmeyen bir sorun olabilir bu ama ileriki yaşları da düşünmek gerekir. b- Sizin bu mübarek diyebileceğimiz duygunuz tebrike şayandır ama insanların öz çocuklarından aradıklarını bulamadıkları bir zamanda sizin, aradığınızı bulamayınca hangi haletiruhiyede olacağınızı iyi düşünmelisiniz. c- Bu hususta sizin kanaatinizle eşinizin kanaati arasında aynılık olmazsa bile bile bir sorun kümesi üretmiş olabilirsiniz. Bunu da iyi düşünün. Allah yardımcınız olsun.
Sorunuz canlı hayvanların bulunduğu bir bahçeyi kastediyorsa cevabımız şudur: Allah’ın mahlûkatını seyretmek büyük küçük herkes için bir ibret vesilesidir. Kara veya deniz hayvanlarının bulunduğu mekânlar ziyaret edilebilir. Çocuklar için bu hükmün bir farkı yoktur. Sadece özel durumu olan çocuklar için veya genel olarak çocuklar için pedagogların farklı bir önerisi olursa ona dikkat edilebilir. Canlı olmayan heykellerin bulunduğu mekânlar kastediliyorsa bu soruda eğitim amacı dışında heykel nitelikli canlı figürlerinin bulunduğu mekânın izlenmesi sakıncalı bulunabilir.
Hayal ürünü roman veya hikâye yazmak sakıncalı görülmemiştir. Çalışmanızda hayvanların konuşturulmasında da sakınca yoktur. Kadim zamandan beri bu tür çalışmalar yapılmış ve tedavülde bulunmuştur. Bu çalışmanız için “gerekli ve faydalı” dememiz daha isabetli olur. Neticede bir eğitim türü olarak görürüz bunu. Bu konuda dikkat edilmesi gereken hususları şu şekilde özetleyebiliriz: Okuyucunuz veya dinleyicinize gerçek bir konuşu anlattığınızı hissettirmemelisiniz. Okuyan veya dinleyen bir “hikâye” dinlediğini bilmelidir. İçerikte başta şirk olmak üzere haram veya harama özendirme olmamalıdır. Batıla destek olmamalısınız. İptidai insan zamanları gibi mü'min akidemizle uyuşmayan konular ihtiva etmemelidir. Zira biz insanın aslının tevhid olduğuna, şirk ve benzeri yanlışların sonradan girdiğine iman ediyoruz. Bu ayrıntılara dikkat ettikten sonra yapılan bu iş mubahtır deriz.
Her çocuk belli zamanlarında bu veya benzeri merak seraplarına takılabilir. Bunda endişelenecek bir durum yoktur. - Çocuğu sorularından ötürü kınamayın. - Çocuğun her sorusuna vereceğiniz her cevaba ikna olmasını beklemeyin. Tatlı ve rahatsız olmamış bir eda ile bildiğiniz kadarı ile cevaplar verin. - Cevapta tıkanırsanız, cevap konusunu geniş bir alana yayın. Mesela “Allah neden en büyük?” şeklindeki bir soruyu o anda cevaplayamayacaksanız evrenin büyüklüğünden, zamanın ne kadar uçsuz bucaksız olduğundan, ağaçlardan, denizlerden büyük bir ansiklopedi gibi konular açın. Böylece onu büyük cevabın içinde bir şeyler aramaya itmiş olun. - Bunu da yapamazsanız “böyle bir soruyu okula gittiğinde öğretmenine sorabilirsin, biz de her şeyi bilmeyebiliriz” türünden cevaplar verin. - Belli sorularda da önceden anlaştığınız ve çocuklara merhametle bakabilen bir hocaya gidip ona sormayı çocuğa teklif edin, beraberce gidin. Hoca çocuğu özel karşılasın, hediyeler versin, cevaplarını da versin. - Sabrederek, uf puf yapmadan dinleyin çocuğu. Başka işle meşgul iken savsaklama tipi cevaplar vermeyin. Eski soruları ile karşılaştırma yaparak “ama bunu şöyle sormamış mı idin?” şeklinde yarı kınama yapmayın. - Tıkandığınız sorular olunca “bunu ben de bilmiyorum, araştırıp sana cevap vereyim” deyin ve gerçekten araştırın. Sonra da tatlı tatlı cevaplar verin hatta cevap vereceğiniz zamanı bir kutlamaya dönüştürün, o ne seviyorsa onu yaparak “filan konunun cevabı kutlaması” gibi bir şenlik yapan. Çocuğun sorusu hem bilgiye dönüşsün hem aranızdaki muhabbeti, saygıyı güçlendirsin biiznillah. Asla kınamayın, asla bıktı görüntüsü vermeyin. Böyle bir çizgi izlerseniz bir zaman sonra çocuğun gündemi değişir, başka şeylere yönelir.
Sizi hasseten tebrik ediyorum. Sizin için hususi dua ediyorum. Umumiyetle sizin yaşınızdakiler hele ilk öğretmenliklerinde her şeyin en mükemmeline vakıf olduklarını zannederler, istişareyi fuzuli bulurlar. Allah yardımcınız olsun. Pek güzel düşünmüşsünüz. Sizi tekrar tebrik ediyorum. Rabbim ecrinizi ziyade etsin. Sözünüze bereket ihsan etsin. Bir noktayı tespitte haklısınız: Aşırı ve hızlı kalkış çabuk çökme getirebilir. Adım adım gidin, daha az yorulursunuz. Bir de çocukların o denli hızlı dönüşleri kalıcı olmaz. Neticede çocuktur onlar, sizden etkilenir namaz kılarlar, öbür öğretmenden etkilenip maça giderler. Bunu normal görmeliyiz. Sizin bir kere mesleğinizde “iyi” olmanız gerekiyor. Bu iyiyi iyi yapın. Bu birinci ilkeniz olsun. İkinci olarak da, mesleğinize tapınmayın. Gerektiğinde o akşamki mesai bitimini bile beklemeden bırakacak kıvamda ciddi olun. İyi ama minnetsiz kalitesini tutturduğunuzda öğrenciler kadar öğretmenlere bile etki edersiniz biiznillah. Üçüncü olarak, kibirden sakının. Sinsi bir kibir sizi kökten imha edebilir. Başörtüsü iffetinizken, kibir yüzünden helakiniz olabilir maazallah. Dördüncü olarak, istişareyi sürekli ve yaygın yapın. En azından üç yıl sizden bir üstü ile istişare edin. Gitgide bunun gereği azalacak ama siz sizden öncekilerin birikimini almayı ihmal etmeyin. İstanbul'da bulunuyorsanız vakfımıza gelebilirsiniz. Bu meseleleri daha ayrıntılı görüşebiliriz. Size özellikle dua ediyorum, tebrik ediyorum.
Fısfıs da sıkarak yalandan korunabilirsiniz. “Sana acıtan iğneden vurmayacağım.” diyerek de kurtulabilirsiniz. Burada özellikle çocuğun sizi yalancı doktor olarak bilmesine karşı dikkatli olmalısınız. Bu nokta, o sözün yalan sayılma ihtimalinden daha önemlidir.