İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Kur'an-ı Kerim’i Arapça okumanın fazileti nedir? Anlamını bilmediğimiz için hiçbir şey anlamadığımızdan dolayı sevap alamadığımızı söylüyor ve Kur'an’ın Rab’ça olduğunu söylüyor bir arkadaş. Bu konuda tavrımız ne olmalı?

Cevap

Kur'an'ımız sadece ilim kitabımız değildir. Ondan hem ilim öğreniyor hem de ibadet hazzımızı alıyoruz. Nasıl nefes alışımızdaki ayrıntıları bilip bilmememiz bizim açımızdan önemli olmuyorsa kitabımız Kur'an'ı okurken de anlasak da anlamasak da onu okuyoruz. O okuyuşumuzu Rabbimizin bizim için ecre dönüştürmesini temenni ediyoruz. Bizzat Kur'an'ın içindeki âyetlerde bu incelik gösterilmiştir. İslam'ı sadece konuşulan bir ideoloji gibi algılamak isteyen geri düşünceler için böyle olmayabilir bu. Biz ise ibadetle emrolunduk. Namaz gibi ibadetlerden biri de Kur'an okumaktır. Doyasıya okumak, ona boğulmak bir ibadettir. Onu anlamak ve amel etmek de başka bir ibadettir. İbadetlerden birini yapmak diğerini gereksiz hale getirmediği gibi birini yapamamak da diğerini yapma görevini düşürmez.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Nasıl namaz ve oruç ayrı ayrı ibadetler ise kitabımız Kur'an'ı okumak ve onunla amel etmek de ayrı ayrı işlerdir. Namaz kılmayan oruç da tutmasın diyemiyeceğimiz gibi Kur'an ile amel etmeyen, onu anlamayan Kur'an okumasın diyemeyiz. Ne kadar yapabiliyorsak onu yapıp Allah'a yakın olmaya gayret edeceğiz. Bu bir kulluk mücadelesidir. İşi derinleştirirken, bir açıdan şeytanın tuzağına düşüp düşmediğimizi iyi kontrol edelim.

Kur'an-ı Kerim'i anlamadan okumak beni üzüyor. Müslümanların geri kalmalarının n
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Meal ve metin okuması konusunda yanılıyorsunuz. Kim içtiği ilacın içeriğini bilerek o ilacı içiyor? Kur'an'ımız, anlaşılmadığı yerde ve zamanda bile hidayet kitabıdır. Onun mucizeliği ve bereketi de buradadır zaten. Evet, onu bilme ve öğrenme mücadelemiz mübarektir ama mücerret okumayı asla basit göremeyiz. Hiç tereddüt etmeden diyebilirim ki, okumak öyle veya böyle sevap kazandırır da mealini öğrenmenin sonu ne olacağı belli olmayabilir.

Hocam ben Arapça okumayı bilmiyorum. Kur’an’ı mealinden düşüne düşüne ve ağır ağ
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur'an okurken taban sevapta (en az on) ortağız ama tavan sevap okumadan okumaya değişir. Okurken anlamasanız bile yüreğiniz rikkate geliyorsa anlamını bildiği halde o şuuru hissedemeyen kimseden daha fazla manevi kazanç elde edersiniz. Ayrıca Arapça bilmek Kur'an'ı anlamak demek değildir. Sadece Kur'an'ı anlamanın önemli bir parçasıdır. Çünkü Kur'an'ın kendine ait bir anlam dünyası (metodolojisi) var. Bununla ilgilenen kimseler Kur'an'ı okuduğu veya dinlediklerinde ne demek istediği anlarlar.

Hocam Kur’an okuyoruz ama anlamını bilmiyoruz. Anlamını bilenle bilmeyenin sevab
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Kur'an'dan iki türlü istifade edilir. Biri, sözünü ettiğiniz ilimlere vakıf âlimler düzeyindedir. Diğeri de sıradan insanların anlayacağı düzeydedir. Bu düzeyde herkes bir şeyler muhakkak anlar. Anlamaz diye bir şey yok. Ne var ki bu anlama, asıl anlaşılması gerekenin ölçülemeyecek kadar altında olur ama anlar şüphesiz.

Selamünaleyküm. Bundan 2-3 ay öncesine kadar Adıyaman Menzil cemaatine bağlıyken
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur'an’ımızın Arapça olan metninden okunması “Kur'an okuma ibadeti” dediğimiz şeydir. Böyle olmalıdır. Başkasının okuduğunu dinlemek de Kur'an ibadetidir. Teknolojik cihazlardan başkalarının okuduklarını dinlemek de biiznillah sakınca yoktur. Dinleme esnasında adaba aykırı bir durum varsa onda sakınca olabilir. Elbette bir cihazdan dinlenenle bizzat insanın okuduğunu dinlemek aynı değildir. Kur'an’ımızın mealini okumak Kur'an OKUMAK değildir. O bir ilimdir. Meal üzerinden ilim öğrenmek kesinlikle bir iştir. Yalnız “her meal okunmaz” denmesinde sakınca yoktur. Mesela Diyanet Meali okunabilir niteliktedir. Direkt Kur'an meali üzerinden ilim elde etmek için belli bir birikim gerekeceğini de tahmin etmek zor değildir. Hiçbir birikimi olmadan öyle bir okuma yapanlar çok şey öğrendiklerini zannedebilirler ama gerçek öyle olmayabilir.

Hocam ben bugün meal okumak istedim. Sağlam kaynaklı olduğunu düşündüğüm bir sit
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Nasıl namazın bir fiziki görüntüsü bir de huşû’ olarak adlandırılan ve asıl namaz olan yönü varsa, Kur’an okumanın da dille kelimelerin telaffuz edilmesi ve Allah Teâlâ ile konuşma düzeyinde heyecan taşıma yönü vardır. Bir hoca efendinin önünde birkaç saatte ‘okuma’ bölümü çözülebilir niteliktedir. Nitekim mü’minlerin büyük bölümü ‘Kur’an okuru’ olma vasfını kolaylıkla kazanmıştır. ‘Kur’an okuru’ olmanın beraberinde, ‘Yürüyen Kur’an’ olma vasfı getirmediğini yoğun örnekler üzerinde görebiliriz. Bülbül gibi Kur’an okuyup, karga gibi İslam yaşama zilleti bir bulut gibi üzerimizde dolaşmaktadır. Mü’minin, bülbül gibi Kur’an okuyup, sahabi gibi Kur’an tatbik eden insan olmayı istemesi gerçekten büyük bir arzudur. Bu arzuda samimiyet varsa, biiznillah eninde sonunda ona ulaşılır. Ashabı kiramın tamamı iyi Arapça bilen kimseler değildi. Evet, Arapçası güçlü olanlar vardı ama Arap olmadığı halde onlarla beraber yürüyen Kur’an haline gelmiş olanlara ne diyeceğiz. Elbette Arapça bilmenin etkisi vardır. Bunu kabul ederiz. Lakin hayretimizi gizleyemeyeceğimiz bir gerçek incelenmeye değer görülmelidir: İyi Arapça bilen, Arapça ders verebilen, konuşabilenler, yürüyen Kur’an mıdırlar? Kur’an’a güzel ses yakışır elbette. Okuyanların sesinin güzel olması imrenilir bir nimettir. Ama Kur’an sese ve motife muhtaç değildir. Okuma ve amel kitabı olan Allah’ın kitabı Kur’an’ın üzerimizdeki hakkını verebilmemiz için şu hususlara önem vermemiz gerekmektedir. 1. İsteğimizde gerçekçi olup olmadığımızı kontrol etmeliyiz. Kur’an’dan ne istiyoruz? Ebeveyn, bir hocanın önüne çocuklarını oturttuklarında, ne istediklerini bilmelidirler. Kur’an’ı iyi okumak, Yasin ve Tebareke ezberlemek, namaz surelerine vakıf olmak olarak özetlenebilecek bir beklenti, bir iki ay içinde elde edilmektedir. Bu isteği elde edemeyenler pek azdırlar. Aslı itibarıyla mübarek olan bu isteğe yapılabilecek bir itiraz yoktur. Ama şunu tahkik etmeliyiz: Bu istenmesi gerekenin bir bölümüdür. Kolay ve zahmeti az olandır.Çocukların Kur’an öğrenmeleri başta olmak üzere, Kur’an’ı öğrenmeyi, okumasını, anlamasını ve amel etmeyi ihtiva edecek şekilde geniş tutmak gerekir. Önce mücerret okuma, ardından amel edilecek kuralları öğrenme, ardından da öğrenilen ayetler ve geneli üzerinde tefekkür etme süreci izlenmelidir. 2. ‘Ashabı kiramda olup da bizde olmayan nedir?’ sorusunun yegâne cevabı, imanın sindirilmesidir. Onlar, kahvaltılıklarına peynir alır gibi, vahiy meclisinden Kur’an aldılar. Kimi beş ayet öğrendi, evine gidip onları hazmettiğine kanaat getirince, gitti beş ayet daha öğrendi. O öğrendiklerini tatbik etmeye çalıştı. Anlamadığını sordu; utanıp sıkılmadı. Yanlışı uyarılınca küsmedi; istiğfar etti. 3. Bu öğrenme, beraberinde amel ve tefekkür getirdi. Böyle öğrenenler, ‘Haydi cihada!’ sesine kulak verdiler. Allah’ın ayetleri kendilerine okunduğunda onu evirip, çevirmediler. ‘Ama!’ demediler. 4. Bir bu tarzı, bir de genç yaşta, neredeyse tek bir ayetinin ne dediğini anlamadan Kur’an’ı öğreneni düşünelim. Fark anlaşılacaktır. Muhakkak bizim, yaşadığımız şartlardan kaynaklanan özel sorunlarımız vardır. Sorunlarımızla hedefimizin arasında dengeli bir Kur’an eğitimi geliştirmek zorundayız. 5. Çevre çok önemlidir. Kur’an’ı, en iyi ifadeyle Kur’an’ın inceliklerine karşı soğuk bir ortamda öğrenmekle, Kur’an’la tutuşmuş bir cemaatin ortasında öğrenmek arasında büyük farklar vardır. Çevre mahrumiyetinden kaynaklanan eksikliğin telafisi üzerinde düşünmemiz gerekmektedir. Oturumlarımızın Kur’an gündemli hale getirilmesi, kendi aramızda, Kur’an birikimi olanların üstün tutulacağı bir siyasetin tatbik edilmesi gibi tercihler uygulanmalıdır. Evliliklerde, eş adaylarının ekonomik ve sosyal kimlikleri kadar, Kur’an’la ilişkilerinin de soruşturulması, sahabe düzeyinde bir uygulamadır. 6. Allah’tan cennete koymasını, bize salih evlat vermesini dilediğimiz gibi, Kur’an ehli olmayı bize kolaylaştırmasını da dilemeliyiz. Kur’an’ın üzerimizdeki hakkını verebilmemiz olsa olsa Allah Teâlâ’nın kuluna yardım etmesiyle olur. Çocuğa Kur’an öğretmekten, Kur’an’ı amele dönüştürmeye kadar yapılması gerekenler, hiçbir asırda kolay olmayan işlerdir. Zor olana karşı yardım almak gerekir. Yardımın en güçlü kaynağı Allah Teâlâ’dır. 7. Adı Kur’an’la eşleşmiş hale gelen şahsiyetlerin toplumda gördüğü itibar ve onların yaşam tarzları, toplumun genişleyen dairesinde dalga dalga yayılan bir etik göstermektedir. Kur’an üzerinden ticaret yapan veya Kur’an’la ilgisi herkesçe bilinen bir insanın ahlâki ve ameli zafiyetleri bedel olarak Kur’an’a kesilmektedir. Bunu biz, örnek şahsiyetlerin etkisi olarak da düşünebiliriz. 8. Öğrendiklerimizi tatbikimizi muhasebe etmeliyiz. Dün öğrendiğimiz ayetler bugün gündemimizin neresindedir diye muhasebe etmeden, Kur’an yolunda mesafe almak zorlaşır.

Kur’an okumaktan zevk almak, anlamını bilmeden dahi olsa, en azından ağlar gibi

anlamadan kuranı okumak konusundaki diğer fetvalar

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.