İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Babalar ve anneler çocuklarını dövdükleri için günaha girmezler mi?

Cevap

Rabbimizin mülkünde, kimsenin kimseye karşılığını görmeyeceği bir zulüm yapması mümkün değildir. Kim ne yaparsa, kesinlikle karşılığını görecektir. Melekler nefes nefes bizi izlemekte, yaptıklarımızı ve terk ettiklerimizi kaydetmektedirler. Rabbimizin huzuruna çıktığımızda da amellerimizin hesabını vereceğimiz bir muhasebeye tabi tutuluruz. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin vefatına yakın günlerde, ashabından helallik talep ettiği ve Rabbinin huzuruna kul hakkıyla çıkmak istemediği şeklinde rivayetler vardır. Ümmeti için asla unutulmaması gereken bir örnektir bu tutum. Ebeveynin çocukları üzerindeki hakları mantık ölçülerini zorlayacak kadar geniştir. Bu nedenle belki hukuken, ebeveyne çocuğunu neden dövdüğü sorulmayabilir. Ama bu sorulmama, onların ahirette hesap vermeyecekleri anlamına gelmez. Onlar da hesap vereceklerdir. Dövdüklerinin de sert baktıklarının da hesabını vereceklerdir. Ne var ki, oradaki hesap bizim ölçülerimizle değildir. Oranın ölçülerindeki bir hesap olacaktır. Allah o günkü hesabımızda ebeveynimizin de çocuklarımızın da yardımcısı olsun. O gün kişinin anne babasından, evladından kaçacağı gündür.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir çocuğun hayata tutunmasına vesile olmaya biz, bütün insanlığı kurtarmak gibi bakarız. Kur'an’ımızın bize öğrettiği budur. Fakat bazı gerçekleri tespit etmemiz gerekiyor: Devletin ailesiz çocuklar konusunda hassasiyeti yüksektir. Bu nedenle sokakta aç açık kalmış çocuk birkaç saatliğine olabilir. Uzun vadede böyle bir tehlike olmayacağına inanıyoruz. Kaldı ki bölge insanı da bu hususlarda dikkatlidir. Her çocuğun bir amcası, halası vs. vardır. Elbette her şeye rağmen olumsuzluk ihtimalini de düşünürüz ve kimsesiz çocuklara sahip olmayı Allah’ın razı olacağı mübarek bir iş olarak görürüz. Özellikle sizi kastederek söylemiyorum ama bu konu su götürür bir konudur. Mesele, oradaki çocukların ortada kalmasına karşı bir çare üretmek mi yoksa uygun ve yeterli şartları oluşturmadan bir anlık duygusallıkla hareket etmek mi, ya da beğenip almak şeklinde ifade edebileceğimiz dünyevi bir algıyla sahiplenmek mi? Bu noktaların hangisinde bulunulduğunu şüphesiz sadece Allah Teâlâ bilir. Fakat geçmişten bildiğimiz sıkıntılar bizi dikkatli olmaya sevk ediyor. Daha sonra bu çocuğun ileriki yıllarda aranan/umulan vasıflara uygun (!) olmamasına karşı yaşanan maddi ve manevi sıkıntıları ne yazık ki duyduk, gördük. Elbette ve elbette bunu genelleyemeyiz. Herkesin kalbi Allah ile arasında olup biten sırlarla doludur. Bir insanın bütün bir hayatına yönelik karar verilirken çok dikkat edilmelidir. Konunun bir de din boyutu vardır. Bu boyuta da şöyle işaret edelim: Bizim dinimizde hiçbir insan, kendisinden doğmadığı bir anne - babanın çocuğu olamaz. Sonradan mahkeme yoluyla veya sahiplenme ile evlat olmak yoktur. Bunun sonucu olarak da bir çocuk, evlatlık olarak girdiği evde mahremiyet ve miras konularında “evin çocuğu” işlemi göremez. Bunun tek istisnası emzirme yoluyla olabilir. Bunda da sadece mahremiyet sorunu kalkar. Miras yine hak edilemez. Çocuğun süt yoluyla aileye katılabilmesi için: - Çocuk yirmi dört ayını doldurmamış olmalıdır. - Gireceği evin hanımının sütünü emmelidir. Bu da yaklaşık olarak beş küçük fincan kadar olmalıdır. (Buradaki beş fincan ifadesi, ilk ayında yarım fincan kadar, bir yaşında iken tam fincan olarak ve iki yaşına yaklaştığı dönemde ise bir buçuk fincan olarak düşünülür.) -Fakihler arasında bu sütün miktarı farklı düşünülmüştür. Hanefi mezhebi çocuğun bir kere süte doymasını yeterli bulmuştur. Bunu da fincan olarak ölçtük. Diğer fukaha ise beş doyum olarak anlamıştır. Biz de ihtiyaten büyük olanı burada tespit ettik. - Bu süt, kadının göğsünden bir yolla alındığında yeterlidir. Kadının doğal süt günleri olmasa bile bir ilaç yardımı ile süt alınıp çocuğa içirildiğinde sütanneliği gerçekleşir. - Sütanneliği ile o kadının erkeği de sütbabası, varsa çocukları da süt kardeşleri olur. Böylece mahremiyet sebebiyle bir engel kalmaz. Müslümanlar olarak ihtiyaç duyulması durumunda evlerimizi kimsesiz çocuklara açmakla tam anlamıyla bir ibadet yapmış oluruz. Biiznillah kalıcı bir sadaka olur bu. Sevabını ancak Allah Teâlâ’nın bilebileceği kadar büyük bir kazanç kapısı olur. Fakat büyük bir kazancın büyük riskleri de olabileceğini anlamamız gerekir. Haber bültenlerindeki manzaralardan etkilenip duygusal kararlar vermek ve sonra da gevşemek vebale girmek olabilir. İyi düşünmek ve güzel karar vermek gerekir. Allah Teâlâ hepimizi güzel işlere muvaffak kılsın. Ümmetimizin çocuklarını zayi olmaktan muhafaza buyursun. Âmîn.

Hocam, asrın depremini yaşadık. Küçük çocuklar ailesiz kaldı. Bu çocukların evla
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Anne ve babaya bakmak çocukların görevidir. Kendileri de muhtaç durumda olmadıkça bu görevde kız veya erkek aynıdırlar. Namaz kılmak nasıl herkesin sorumluluğu ise anne ve babaya muhtaç olduklarında bakmak da öyledir. Anne ve babaya ya da ikisine bakarken yükümlülük nasıl paylaşılacaktır sorusuna âlimlerimiz farklı cevaplar vermişlerdir. Ebu Hanife rahmetullahi aleyh kardeşler eşit şekilde paylaşırlar demiştir. Bazı âlimler mirastaki paya göre demiş bazıları da varlık durumlarına göre bir paylaşım yapabilirler demişlerdir. Siz de böyle bir paylaşım imkânı olmayacağı için yük size kalacaktır, sevap da size kalacaktır. Kardeşlerinin sorumluluk almaktan kaçınmaları senin sorumluluğunu kaldırmaz. Yapabildiğin kadar yap. Evet, çocuklarını aç bırakmak gerekmez ama yapabileceğini de ihmal etme. Kardeşlerinin payına düşen yükümlülüğü yarın onlardan tahsil etmeyi de düşünebilirsin. Yapabiliyorsan onları mahkemeye vererek de alacağını tahsil edebilirsin ama sen Allah’tan bekleyen ol, kalbin huzur bulsun. Onları yaratanları ile baş başa bırak. Özellikle de anneye hizmet bizim kulluğumuzun en büyük imtihan ve kazançlarındandır, bunu kaybetmemeye bakın. Allah Teâlâ işinizi kolay kılsın, kalbinize huzur versin. Âmin.

Hocam biz dört kardeşiz, annem yaşlı ve düşkün. Ben kız çocuğuyum. Ağabeylerim s
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bu afetten sonra ikinci bir afete bulaşmamalısınız. Eşinize durumu bildirip sizi boşamasını isteyebilirsiniz. Ailenizden güvendiğiniz biri ile istişare ederek karar verin. Bu ve bundan daha büyük günahları bile Allah affeder, yeter ki siz, tevbenizde samimi olun. Ne kendinize ne de karnınızdakine bir zarar vermeyin. Bataklığı derinleştirmiş olursunuz. Muhakkak istişare edeceğiniz biri olsun.

Sormaya utanıyorum, Rabbimin affına sığınıyorum gayrı meşru bir çocuk dünyaya ge
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Eşiniz ve yavrularınızdan başka dert edebileceğiniz insan anne veya babanız olabilir. Gerisi sizi sevsin veya sevmesin, siz kendi hayatınıza bakın. Esasen onlardaki bu sıkıntı sizde de abartı şeklinde var. Sorunu biliyorsunuz, çözümü biliyorsunuz, sonucu biliyorsunuz. Bu durumda anlaşılıyor ki asıl sıkıntı sizdedir. Kendinize gelin ve işinize bakın, eşinize bakın, çocuklarınıza bakın.

Hocam ben evli ve iki kız çocuğu annesiyim. Son zamanlarda eşimin ailesiyle büyü
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Anne ve babayı Allah’tan sonraki en büyük hak sahipleri olarak bil. Allah’a isyan olmayan isteklerinde onlara itaat et. Konuşma tarzın ve ilişkilerin bu hassasiyet üzerinden olsun. Yüzün onların önünde mütebessim olsun. Kalbin huzurlu olsun. Onların onurlarını onların arkasından da korumayı vazifen bil. Onları mutlu edecek şeyleri tespit et ve yap. Onlara danışmayı ihmal etme. Böylece senin onların önünde böbürlenmeyeceğine inanmış olsunlar. Onlar seni çağırınca veya bir istekte bulununca anında cevap ver. Onların yakınlarına ve dostlarına alaka göster. Onlarla hiçbir şeyi tartışma, haklı olsan da tartışma. Onlara karşı inat etme, inatlaşma. Onların gönlüne dokunacak ise kardeşlerinle tartışma, incitme onları. Ev işlerinde özellikle annene yardım et. Hata etmen durumunda defalarca özür dile, gönüllerini toparla. Onların odalarına izinsiz asla girme. Sofrada onlardan önce yemeğe başlama. Onlara asla yalan konuşma. Eşin ve çocuklarını onlardan üstün tutma. Eşini de ezme arada tampon gibi kalmaya razı ol. Onlardan daha yüksek ve değerli bir yere oturma. Senin konumun ne olursa olsun baban ve annen ile iftihar etmekten kaçınma. Onlara karşı cimri olma. Evlilik konusu gibi konularda onlarla farklı düşünüyorsan konuşu bir ilim adamının hakemliğine havale et. Dualarını ömrünün bereketi bil. Onlar ölünce onlar için sadakalar ver, dualar et… Onları hiçbir zaman ve hiçbir yerde unutma.

Hocam anne baba ile ilgili edepleri topluca bir arada nasıl sayabiliriz? Ben ona
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Üzerimizde kayıtsız şartsız hakkı olan sadece Allah Teâlâ’dır. O’nun her emri bizim için son karardır. Bunun dışında sınırsız hiçbir borç yoktur üzerimizde. Ama anne-babamızın üzerimizdeki hakkı, Allah Teâlâ’nın hakkından sonra gelen bir hak olduğu için çok geniş bir alanı kuşatmaktadır. Anne babamızın üzerimizdeki haklarını neredeyse, sınırlarını kulaçlayamayacağımız kadar büyük görürüz. Anne babamız gibi, bize din ve ilim öğreten muallimlerimizi de üzerimizde büyük hakları olanlardan görürüz. Anne babamıza bizi bağlayan, dede-nine, amca-hala, teyzedayı gibi akrabaların da yeri ve hakkı büyüktür. Ağabey ve ablaya gelince: a- Bir defa kardeşlik büyük bir hukuk içerir. Büyük veya küçük olması bu kardeşliği değiştirmez. Aynı anne ve babanın çocuklarının, aralarındaki ilişkiyi çizgilerle daraltmaları mümkün değildir. b- Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin öğrettiği ahlâkta, aynı anne-babanın çocukları olmasalar bile, büyüğe karşı saygı, küçüğe karşı şefkat vardır. ‘Büyüğümüze hürmet etmeyen, küçüğümüze merhamet etmeyen bizden değildir.’ sözü çok meşhurdur. Buna göre, evde bizden öncekilerin belki hukuki bir hakları üzerimizde yoktur; ama ahlâkımız, büyüğe saygı üzerine kuruludur. Eğer, büyük bu saygıyı kötüye kullanıyor ve sömürüyorsa, ona izin vermek durumunda değiliz. Biz ne zulmeder ne de zulme sessiz kalırız! Edebimizi de koruruz hakkımızı da. Her şey kanunla, teraziyle ölçülmüyor. Bir de vicdan var. Bizim vicdanımız da hem bizi dengeler, hem dışımızdakileri. Müslüman’ın vicdan farkı budur. Bazı ailelerde, büyük ağabeylerin, baba gibi fonksiyonlara sahip olması ise, gelenek ve özel aile şartlarının ürünüdür. Genelleme yapılması doğru değildir.

Benden büyük olan ağabeyim ve ablamın üzerimde bir hakkı var mıdır? Onların her

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.