Fetva Meclisi
Soru
Hocam, musallatlar anneden çocuğa geçer mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu tür hamileliği engelleyici geçici tedbirlerde bir sakınca yoktur.
Bunun bir sakıncası olacağını bilmiyorum.
Bu durumu psikiyatri ile görüştünüz mü? Öncelikle o başlığı çözün. Ondan sonra size manevi destek verebilecek birine gidebilirsiniz.
Doğmamış çocuk için fitre vermek gerekmez.
Böyle bir evlilikle alakalı fıkıh dosyası yoktur. İspat edilmesi de mümkün değildir.
Kaçak iş Müslüman işi değildir.
anne konusundaki diğer fetvalar
Asıl böyle zamanda az çocuk daha tehlikelidir diyorum. Üç çocuğu olan onları mükemmel yetiştirebiliyor diye bir garanti mi var? Ya az çocuk da yetiştirilemez ve doğurma zamanı da geçerse elde sıfır kalınmış olmaz mı? Ben şunu söylüyorum: Allah’ın işine karışmayalım, tembellik ve ürkekliğimizin bedelini çocuklarımıza ödetmeyelim. Allah yardımcımız olsun.
Allah Teâlâ afiyetinizi daim etsin. Önceliğin sağlığın olsun. Sağılığınla ciddi olarak ilgilen. Bundan sonraki hedefin ise dini bilgini geliştirmek olsun. Abartmadan, takıntı yapmadan bilgi edinmeye bak. Aceleci olma. Acelecilik seni yıpratabilir. Bulabildiğin kadar kendine samimi arkadaş bulmaya çalış. Az da olsa samimi arkadaş senin için ilaç gibidir. İstikrarlı bir Kur'an okuman olsun. Mesela günlük beş sayfa oku. Belli zikirler yap. Anne babanın duasını almaya çalış. Allah yardımcın olsun.
Bunu doktorla görüşün, o sakınca görmezse hiçbir sakıncası olmaz. Allah yardımcınız olsun.
Allah Teâlâ yardımcınız olsun, size sabırlar indirsin, engelli yavrularınıza da afiyetler ihsan etsin. Âmin. Bu hayata imtihan için geldiğimizi bilmek zorundayız. Bizim bakışımızla iyi veya kötü değerlendirdiğimiz ne varsa her şey bir imtihandır. Varlık nedenimiz imtihan olunca esasen imtihan dışı kalan bir şey yoktur. Bu imtihan alanımız bize çok sempatik varlıklarımız üzerinden gerçekleşince acımız ve sıkıntımız da büyük olabilmektedir. Özellikle çocuklarımız üzerindeki sıkıntılarımız en hassas imtihanlarımızdan biridir. Allah’tan yardımını dileriz. Engelli olmak veya engelli ile ilgilenmek durumunda olmak en zor imtihanlardan biridir. Bir hayat boyu süreceğini bilerek bir engelle ilgilenmek büyük bir sabır gerektirmektedir. Elbette engelli için de onunla ilgilenmek durumunda olan için de büyük bir sevap kaynağı olarak bakarız bu duruma. Namaz kılmakla nasıl Allah’ın sevabını umuyorsak, engelli olmak veya engelliye bakmak ile de benzer bir sevabı umarız. Biiznillah da o sevabı Rabbimizden buluruz. Çağımızın kültüründe “engelli” deyimi bedensel ve zihinsel eksikliği olanlar için kullanılmaktadır. Bu deyime katılıyor olmakla beraber ilave olarak “zayıflar, hastalar, sabit bir özür sahipleri” gibi durumu olanları da ilave edebiliriz. Böylece engelli ifadesini bize bakan açıdan biraz daha genişletmiş oluruz. Engelli veya özür sahibi insanların dışlanmasını ve ihmal edilmesini hiçbir şekilde kabul edemeyeceğimiz bir itikadımız vardır. Onlarla onlar gibi olmayanlar arasında insan ve kul olmak bakımından fark olmadığı gibi onların ahiretteki ecirleri daha üstün de olabilir. Bazı ibadetleri yerine getiremiyor olmaları da asla eksiklik oluşturmaz. Onları o şekilde yaratan Allah, onlarla ilgili takdiri de onların lehine olacak bir rahmeti ile yapacaktır. Ana rahminde engelli olduğu kesin olarak bilinen cenin için doğmadan kürtajla alınması durumu ancak HER CENİN İÇİN HUSUSİ fetva alınarak yapılabilecek kadar ağır bir meseledir. Engelli diye cenine direkt müdahale yapılması mümkün değildir. Ceninin engellilik durumu, ana rahmine düşme zamanı gibi belli ayrıntılara dikkat edilerek bir ruhsat bulunması mümkün olabilir. Engelli olarak doğduktan sonra engelin boyutu ne olursa olsun hiçbir canlının hayatına hiçbir şekilde son verilemez. Öyle bir engelliyi ailesi istedi ve yasalar izin verdi gibi bir gerekçe üzerinden öldürmek veya ölüme terk etmek, kasten ihmal etmek tam anlamı ile bir cinayettir. Ebeveyni veya velisi normal bir insan için nasıl tedavi süreci işletiliyorsa engelli doğan için de o süreci işleteceklerdir. Onların imtihanı da o engelli çocuktur. Ömrünün sonuna kadar mesela namaz nasıl bir an bile bırakılamaz sorumluluk ve sevap kaynağı ise engelli de ondan sorumlu olan için öyle bir sorumluluk ve sevap kaynağıdır biiznillah. Tıbben tedavi için zorunluluk kararı verilmedikçe kız veya erkek, engellinin cinsel organına (işlevsiz kalmasına sebep olacak) müdahale edilmesi asla caiz olmaz. Son zamanlarda engellilerin organ bağışına yönlendirilebildiğine dair bilgiler alıyoruz. Sağlıklı bir insanın organ bağışı yapması ile engellinin organ bağışı yapması arasında hiçbir fark yoktur. Belki de engellinin bağış yapması fıkıh açısından daha da olmaz tarafa yakın görülebilir. Bir insan engellidir diye onun organının kolay elde edilebilir görülmesi kabul edilebilir değildir. Allah Teâlâ kulluğunu yerine getirmekte hepimizin yardımcısı olsun. Sıkıntılarımıza karşı tahammül ve afiyet ihsan buyursun bize. Âmin.
Babanı düzeltemeyeceğine göre sen kendi ahiretini ve dünyanı kurtarmaya bak kızım. Onu “özürlü” kabul et. Annenle daha fazla ilgilen. Elinde olmayanı bırak yapabileceğine sarıl. Babana beddua da etme, bedduan tuttuğunda senin baban helak olacak ve sen yine üzüleceksin. Hayır dua et. Duan tutar, baban değişir biiznillah.
Kızım, madem annene izah edemeyeceksin, onun da susabileceği hafif orta bir tercih yapabilirsin. En ehven olanı seçebilirsin. Böylece sorun da yaşamazsın. İmanın ve iffetin açısından açık bir tehlike gördüğün an terk edersin bulunduğun yeri.