İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam, insanların başına gelen belalar günahları nedeniyle ise peygamberlerin günahı olmadığı halde neden onların başına belalar geldi? Bunu nasıl değerlendirmemiz gerekir?

Cevap

İnsanların başına gelen belalar, musibetler için GÜNAHLARI NEDENİYLE şeklinde bir tespit yapmamız yeterli değildir. Evet, günahlar da bir nedendir ama tek neden günahlar değildir. Peygamberler örneğinde olduğu gibi mesela hiçbir günahı olmayan çocukların da başına belalar gelebilmektedir. Belalar ve musibetler konusuna daha geniş bir açıdan bakılmalıdır. Biz insanız, bilgimiz ve idrakimiz bizim biyolojimizle sınırlıdır. Duyu organlarımız, aklımız gibi kapasitesi sınırlı ve fani nitelikte yardımcılarla biliyor ve kavrıyoruz. Bu durumumuz bizi ve bu büyük evreni yaratan Allah’ın her işini kavrama seviyesinde asla değildir ve olamaz da. Bu nedenle Allah’ın yaratması ile alakalı işlerde bizim kapasitemizin çok üstünde derin hikmetler olmasını kabul etmek zorundayız. Belki ahirette cennet ile mükâfatlandırıldığımızda buradaki meraklarımızın cevaplarını bulabileceğiz orada. Peygamberlerin başına gelen musibetleri de bu çerçevede anlayabiliriz. Onların derecelerinin yükselmesi, kendilerinden sonraki iman edenlerine mükemmel bir örnek olarak kalmaları gibi muhtemel nedenler de bu başlığa ilave edilebilir. En doğrusunu ise Allah Teâlâ bilir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hiç şüphesiz bu dünyada olup bitenler Allah’ın emri ve dilemesi iledir. Biz kulları olarak her şeyin ayrıntısını bilemeyiz. Bu olayların da sebeplerini ve sonuçlarını sadece tahmin edebiliriz. Olaylara karşı tedbirler alabiliriz. Başka yapabileceğimiz bir şey yoktur. Genel olarak deriz ki, bu olaylar bize: • Bu dünyanın asıl sahibinin insan olmadığını, • Allah’a yalvarmaya, duaya ve boynu bükük huzurunda durmaya ne kadar muhtaç olduğumuzu, • Bütün ayrıntıları ve çeşitleri ile sabretmeye ihtiyacımızı, • Belalardan önceki nimetlerin kıymetini takdir etmemizi, • Belalara karşı Müslümanca tavır gösterebilirsek onların günahlarımızı eritebileceğini, • Kaderimize rıza göstermekle Allah’ın rızasını kazanacağımızı öğretmektedir.

Hocam, Allah sizden razı olsun bizi aydınlatıyorsunuz. Şöyle bir sorum var. Ülke
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kulun başına gelen olumsuzlukları değerlendirirken “her olumsuzluk” diye sınırlandırılmış bir ifade yanlıştır. Evet, elimizin/dilimizin/gözümüzün yaptıkları, kalbimizin kaypaklıkları netice olarak Allah’tan musibet gelme nedeni olabilir. Bunu gösteren, işaret eden ayet ve hadis de vardır. Ama buna dayanarak her musibetin bir hata üzerine ceza olarak indiği söylenemez. Ve başa gelen musibetler sanki gerekli cezası da gelmiş ve iş bitmiş gibi bir anlayışa da sebep olamaz. Peygamberler başta olmak üzere küçük bebekler ve salih insan olarak bildiklerimizden büyük musibetler yaşayanlar vardır. Onları nereye koyacağız? Bu tür meselelerde tek bir seçenek üzerinde düşünmek gayba ait bilgileri zorlamak olabilir. “Biz hata etmiş ve sebep olmuş olmayalım da…” şeklinde özetlenebilecek bir idrakle bakılmalıdır meseleye. Rabbim musibetlerden muhafaza buyursun. Gaflette olmaktan da bizleri korusun. Âmîn.

Hocam ben ibadetlerimi yapıyorum ve elimden geldiğince haramlardan sakınmaya çal
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Gitgide çoğalan musibetlerin hepimizi Allah’a ve dinini yaşamaya sevk etmesi gerekirken ne yazık ki öyle olmuyor. İnsanlar birer ders olan belalardan başka mecralara kayabilmektedirler. Bu mecralardan bazılarını şöyle özetleyebiliriz: - İnsanlardaki Allah’a ve onun kaderine iman sarsılmıştır. Tam aksi bir sonuç olması gerekirken ne yazık ki belki de Müslüman olduğunu söyleyenler bile kaderi ve imanı sorgulayabilmektedirler. Elbette bu noktada din adına görev yapanların yani hocaların bu kaymayı önceden keşfedememiş ve ikna edici çareler üretememiş olmaları sorunun büyüme nedeni olmuştur. - İnsanların rızık ve gelecek endişesi artmıştır. Bu endişede dinin kurtarıcı ve huzur verici boyutu da gitgide küçülmüştür. - Musibetler ve sıkıntılar anında dinin ölçüleri ve ibadetler gevşetiliyor. Hâlbuki daha fazla ibadet, daha fazla dine sarılmak gerekirdi. - Kâfirlerdeki imkânlara özenti artmakta ve onlardaki imkânlar uğruna en mukaddes bilinenlerden bile feragat göze alınabilmektedir. Kötü akıbetten Allah’a sığınırız.

Gözle görülür bir şekilde insanlığın başına gelen belalar çoğalmaktadır. Bunları
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kanun şudur: İman edenin Allah rızası için, Allah’ın istediği şekilde yani dinine uygun olarak yaptığı işler ahirette sahibine yarar. Bunun dışında bu dünyadaki iyi işlerin ahirete geçmesi söz konusu değildir. Bela geldiğinde o beladan zarar görüp ölen mü'min ise o bela onun için günah temizleyicisi olur. Kâfir için ise böyle bir umut yoktur. Kâfir iyi işler yapan birisi ise o, yaptığı iyi işlerin karşılığını bu dünyada rahatlık, mal ve huzur olarak alır. Ahirette alabileceği bir şey yoktur, dünyada yaptıkları heba olup gidecektir.

Bu dünyada yaşarken belalar geldiğinde iman edenlere de geliyor etmeyenlere de g
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu dünya hayatının belli kuralları vardır. Bunlara tabiat kuralları veya başka bir isim verilmesi sonucu değiştirmez; bu kurallar üzerinden biz ve diğer canlılar yaşıyoruz. İnsanların hataları ve isyanlarının yaşadığımız dünyaya ve buna bağlı olarak da hayatımıza olumsuz etki bıraktığını gözlerimizle de izleyebiliriz. İnsanların iyi olmasının hayatımızı etkileyen olumsuzlukları da iyileştirmeye katkı vereceği kesindir. Ne var ki bu iyi olma durumu bir iki kişinin namaz kılması ile sınırlı tutulabilecek kadar basit zannedilmemelidir. İnsanlık iyileşmeye doğru yön çevirmelidir ki toplu bir bereket ve iyileşme görülsün. Öyle veya böyle biz üzerimize düşeni yapar ve iyi olmaya gayret edersek en azından Allah katındaki sorumluluğumuz ve taşıdığımız vicdanımız için gerekeni yapmış oluruz. Bu da yarın ahirette azap çekmememizi sağlar biiznillah.

Hocam hataların ve günahların çokluğu arttıkça başımıza gelen bela ve dertler de
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu ifade Kur’an’ımızda efendimiz aleyhisselam için kullanılmaktadır. Onun için kullanılması üzerine şunu söyleyebiliriz: Peygamberler masumdurlar yani peygamberlikleri ile alakalı asla bir yanlış yapmazlar. İnsan olarak zafiyeterinden kaynaklanan ve onların makamı itibariyle hata sayılabilecek şeyler ise geçmişi ve geleceği ile Allah Teâlâ’nın mağfiretine dahil olmuştur. Bu konu peygamberler dışında bir mü'min için konuşulduğunda ise anlaşılması gereken şudur: a- Bu tür müjdelerde vaat edilen mağfiret ‘büyük günah’ sınıfından olmayan günahlar içindir. Yani söz konusu olan küçük günahlardır. b- Gelecek günahların da af dahilinde olması ise iki şeyi gösterir. Birincisi, Allah Teâlâ’nın fazlının enginliği. İkincisi de Allah Teâlâ’nın kulunu büyük günahlardan muhafaza buyurmasıdır.

Hocam, bazı hadisi şeriflerde geçmiş ve gelecek günahların affı geçiyor. Geçmişi

bela konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

- Bütün varlığın Allah’a ait olduğunu, üzerinde bulunduğumuz dünyanın da onun mülkü olduğunu, Allah’tan gelip ona gideceğimizi anlamaya çalış. Ve Allah’a, kaderine güven. Yapabileceğini yaptı isen kendini rahat bil. - Dünyanın gerçeğini anlamış ol. “Dünya bu imiş” de. Sonra da dünyaya takılmak yerine kendini cennete koşan bir mü'min olarak yetiştir. - Üzerine düşeni yaptın ve bilinçli bir eksikliğin yoksa başına gelenlerin biraz çile çekmene sebep olsa da sana ecir kazandıracağını, günahlarını temizleyeceğini bil. - Olaylar yoğunlaştıkça sen namazı, zikri ve duayı arttır. - Özel saatler belirleyip Peygamber aleyhisselama salavat getir. Buna en az kırk gün devam et. - Başına gelenleri yorumlarken senden daha beter olanlara bak. - Geçmişi kurcalama, gelecekten korkma. Sen Allah’a aitsin ve onun mülkündesin. - Âyeti unutma: “Her zorlukla beraber bir kolaylık vardır.”

Hocam, sizden şöyle bir şey isteyeceğim. Her gün bir büyük bela haberi duyuyoruz
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir kere kıldıkları o namazlarla o vaktin namazlarına ait sorumluluktan kurtulmuş olurlar. Namazı hastalık korkusuna dayalı bir sebeple kılmış olmaları namaz sevabını engellemez biiznillah. Böyle bir nedenle de namazı süreklileştirmiş olurlar.

Başımıza bir bela geldiğinde ibadete sarılmak ibadet sayılır mı? Şöyle örnek ver
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Haklısınız, her geçen gün kıyamete biraz daha yakın noktaya gidiyoruz. Bugün düne göre kıyamete yirmi dört saat daha yakınız. Bu da imtihanın daha ağırlaşması, sıkıntının daha yoğun olması demektir. Bir yandan dertler artarken öte yandan ecir kazanma umudumuzun da arttığını bilmeliyiz. Her geçen gün: - Garipliğimiz biraz daha artacaktır, artan garipliğimiz de müjdeli olmamızı beraberinde getirecektir biiznillah. - İman esaslarımız bile tartışma konusu olacaktır, her şeyin tartışıldığı hiçbir mukaddesin dokunulmaz olmadığı bir döneme gidilmektedir. - En büyük haramlar bile sıradanlaşmaya başlamış, adeta herkes yaptığının mazeretini de uydurmuş olmaktadır. - Dünyanın cazibesi artmaya devam edecek, dünya ebedi ahiret fani gibi tavırlarla insanlar yaşayacaklardır. - Müslümanların aralarındaki ihtilaflar her gün biraz daha artacak, herkes kendi ekseninde bir Müslümanlık ister olacaktır. - İlim Allah’a yaklaştırması gereken bir vesile iken sapma nedeni olacaktır, insanlar öğrendikçe Allah’a değil şeytana yaklaşacaklardır. - Ölümler ve belalar gözle görülür bir şekilde artacaktır ama ibret alma yönünden hiçbir bela yokmuş gibi herkes bildiğini yapmaya devam edecektir. Allah Teâlâ basiretli olmayı hepimize nasip etsin.

Ben elli yaşındayım. Her geçen gün Müslüman olmak Müslümanca yaşamak biraz daha
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sadaka bir ibadettir. İbadetler belaları, sıkıntıları def etmek için yapılacak meşru işlerdendir. Bu maksatla vereceğiniz sadaka biiznillah sizin için hayır getirir.

Eşimle aramda büyük sorunlar var. Çok dua ettim aramız düzelsin diye. Şimdi de i

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.