İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Bir koç kurban etmeyi adayan kişi mutlaka koç mu kesmelidir? Bir büyükbaş hayvana ortak olabilir mi?

Cevap

Bir koç kesmeyi adayan kimse koç kesebileceği gibi koyun veya keçi de kesebilir. Çünkü bunlar aynı cinsten (davar) kabul edilmektedir. Aynı şekilde bu kişinin ibadet niyetiyle kesilecek olan bir sığıra hissedar olarak girerek adağını yerine getirmesi de mümkündür. Çünkü amaç kurban kesmektir. Bu şekilde de amaç yerine gelmiş olur. Ancak sığır kesmeyi adayan kişinin, koyun kesmesi ile adağı yerine gelmiş olmaz. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/224) Cins belirlemeksizin “bir kurban keseceğim” diye adakta bulunan bir kimse ister koyun, isterse de sığırdan bir hisseye girerek dilediği cinsten bir kurbanlık hayvan kesebilir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/224)
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Akika kurbanı bir koç olarak kesilir. Büyük baş hayvana bir hisse olarak da girildiğinde kesilmiş olur. 1-7 arası kişiler birleşip bir büyük baş hayvanı kesebilirler. Allah kabul buyursun.

Akika kurbanında bir büyükbaş hayvanı akrabamızla ortak olarak kesebilir miyiz;
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kurban kesecekseniz koç olması şart değildir. Bir yaşına gelmiş koyun ve keçi olabilir. İki yaşını doldurmuş inek cinsinin yedi hissesinden birinin ortağı olabilirsiniz. Allah için kurban kesmeye niyet edin. Hayvanı güzelce keserek eve götürün. Arkadaşlarınıza verin, kendiniz yiyin, fakirlere verin. Şurası yenmeli diye de bir şey yoktur. Allah kabul buyursun.

Allah'ın izniyle ilk kurbanımı keseceğim, bu, koç olmak zorunda mı? Yoksa koç ke
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ortak kesilen kurbanlarda, hissedarlardan her birinin kurbanlarını aynı maksat için kesmiş olmaları gerekmez. Ortakların her birinin ibadet niyetiyle katılmış olması kaydıyla bir kısmı udhiye, diğer bir kısmı ise adak, akîka veya nâfile kurbanı olarak niyet edebilirler. (Kâsânî, Bedâ’i, 5/71-72)

Akika, adak, udhiyye ve nafile kurbanlar için aynı büyükbaş hayvana ortak olunab
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İki kişi aynı konu hakkında birbirinden habersiz olarak kurban kesmeyi adarsa, adakta bulunan kişilerden her birinin ayrı ayrı adaklarını yerine getirmeleri gerekir. Zira her biri bağımsız birer kişiliğe sahiptir; birinin yapmasıyla diğerinin zimmetinden adak düşmez. İki veya daha fazla kişi bir araya gelerek bir tek konu hakkında “Ortaklaşa bir küçükbaş hayvan kurban edelim.” diye adakta bulunsalar; adakları geçerli, ortaklık şartı ise geçersiz olur. Bu durumda, ortak bir kurban kesmeyi adamakla her biri ayrı ayrı birer kurban adamış olurlar. Zira kurban denince akla en az küçükbaş bir hayvan gelir. Bir küçükbaş hayvan ise ancak bir kişi tarafından kurban edilebilir; iki veya daha fazla kişi tarafından kurban edilmesi geçerli olmaz.

İki veya daha fazla kişi tek bir konu hakkında kurban adasalar, hepsinin de ayrı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu durum, o koyunların kurbanlık olarak kullanılmalarına mani değildir.

Bizim köyde bir aile koyun yetiştiriciliği yapıyor. Bunlar koyunlarını köydeki i
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir şarta bağlı olarak kurban kesmeyi adayan kişi, şart gerçekleşmesi hâlinde adağını ilk fırsatta yerine getirmelidir. Şarta bağlı olmayan adaklar ise herhangi bir vakitte yerine getirilebilir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 3/735-738; 6/332-333) Ancak uygun olanı, ilk fırsatta yerine getirilmesidir. (Kâsânî, Bedâ’i, 5/93-94) Eğer udhiye yani kurban bayramı günlerinde kesilmesi gereken kurban adanmışsa bunun kurban bayramı günlerinde; hedy yani harem bölgesinde kesilecek bir kurban adanmışsa bunun da harem bölgesinde kesilmesi gerekir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 6/333) Bunların dışındaki adak kurbanlarının herhangi bir yer ve zamanda kesilmesi caizdir. Dolayısıyla adak kurbanlarının mutlaka kurban bayramı günlerinde kesilmesi şart değildir. Bu yöndeki kanaatler, dinî bir temele dayanmamaktadır.

Adak kurbanı ne zaman kesilmelidir?

ADAK ve YEMİN konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Adak, kişinin farz veya vâcip cinsinden bir ibadeti yapacağına dair Allah’a söz vererek o ibadeti kendisine borç kılması demektir. Bu nedenle şartlarına uygun olarak yapılan adağın yerine getirilmesi vâciptir. Buna göre mesela, otuz gün oruç tutmayı adayan kişinin bu sayıda oruç tutması vâciptir. Eğer tutacağı oruçları peş peşe tutmaya niyetlenmiş ve öylece adakta bulunmuş ise bu oruçları peş peşe tutması gerekir. Ancak böyle bir niyeti yoksa dilediği gibi tutabilir. (Serahsî, el-Mebsût, 3/94)

Birden çok oruç tutmayı adayan kimsenin bu oruçları peş peşe tutması şart mıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Peygamberlerin dışındaki insanların gördükleri rüyalar, kesin bir hüküm ifade etmediği gibi bu rüyaların bağlayıcılığı da yoktur. Bu itibarla rüyada kurban kesmeyi adayan kişinin, bu adağını yerine getirmesi gerekmez.

Rüyada kurban kesmeyi adayan kişi, bu adağını yerine getirmeli midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Herhangi bir şart ve zamana bağlanmayan (mutlak) adaklar, adama anından itibaren gerekli hâle gelir ve ilk fırsatta yerine getirilmesi uygun olur. Bir şarta bağlanan adakların da o şartın gerçekleşmesi hâlinde yerine getirilmesi gerekir. “Şu işim olursa üç gün oruç tutacağım.” gibi bir şarta bağlanan adak, şart gerçekleşmeden yerine getirilirse geçersizdir; yapılan ibadet nâfile sayılır. Şart gerçekleştikten sonra yeniden eda edilmelidir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 3/741) Yerine getirilmesi şarta değil de gelecek bir zamana bağlanan adaklar zaman kaydına itibar edilmeksizin önceden de yerine getirilebilir. Zira vakti gelmese de adak zimmette vâcip olarak sabit olduğu için önceden yapılması, vakti gelince yapılması yerine geçer. (Kâsânî, Bedâ’i, 5/93) İmam Muhammed ile Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre; sadaka gibi mâlî ibadetlerde bu hüküm doğru olmakla birlikte, namaz, oruç gibi bedenî ibadetler konusunda zaman şartına bağlanmış olan adak, vakti gelmeden yerine getirilmekle zimmetten düşmez. Çünkü bu tür ibadetlerin belli bir vakte tahsisi mümkündür. Dolayısıyla vakit kaydı bağlayıcı olur. (Nevevî, el-Mecmû‘, 8/479) Vakit belirlenmeyen adaklarda ise kişi bu adağını dilediği zaman yerine getirebilir; yerine getirmeden ölürse sorumlu olur. Kişi ne zaman öleceğini bilmediğinden bu adağını ilk fırsatta gerçekleştirmelidir. (Kâsânî, Bedâ’i, 5/94) Adak bir tür ibadet olduğundan ve ibadetlerde de ihtiyat esas olduğundan, vakte bağlı adaklarda, vakte riâyet edilmesi daha uygun olur. Adaklarda mekân şartı bağlayıcı değildir. Bir yerle kayıtlanarak yapılan adak başka bir yerde de yerine getirilebilir. Zira adaktan maksat Allah’a yaklaşma isteğidir. Mekânın ise herhangi bir işin ibadet olup olmamasında bir etkisi yoktur. (Kâsânî, Bedâ’i, 5/93) Bazı İslâm âlimleri ise ibadetlerin çeşitlerine göre farklı görüşler ortaya koymuşlardır. Bu konudaki görüşler değerlendirildiğinde, sadakalarda mekânla ilgili belirlemelere, namazda ise sadece Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevî ve Mescid-i Aksâ’nın belirlenmesine riâyet edilmesi daha ihtiyatlı olur. Bunun dışındaki yer belirlemeleri ise bağlayıcı değildir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 8/467-468; Buhûtî, Keşşâf, 6/283-284) Adanan şey kendi cinsi ile yerine getirilmelidir. Mesela şu kadar nâfile namaz kılayım diye adakta bulunan bir kimse bunun yerine o sayıda oruç tutsa adağını yerine getirmiş olmaz. (Kâsânî, Bedâ’i, 5/92) Ancak adadığı bir ibadetin halefi (onun yerine geçecek başka bir ibadet) bulunur da kişi o ibadeti yapmaktan âciz olursa, o ibadetin halefini yerine getirir. Mesela oruç tutmayı adayan yaşlı biri, bunu yapamazsa fidye öder. Sadaka vermeyi adayan kimse ise adadığı şeyin kıymetini ödese adak yerine gelmiş olur. Mesela elbise yahut bir hayvanı tasadduk etmeyi adayan kimse bunların kendisini ya da kıymetini verebilir. (İbn Nüceym, el-Bahr, 8/504) Sadaka türünden adaklarda sadakanın ciheti/verileceği kimse ile verilecek paranın tayin edilmiş olması bağlayıcı değildir. “Elimdeki şu parayı şu kimseye vereceğim.” diye adakta bulunan kimse, aynı miktardaki başka parayı başka bir fakire verse, adak yerine gelmiş olur. (el-Fetâvaî-Hindiyye, 2/65-66; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 3/740-741)

Zaman veya mekân belirleyerek yapılan adaklarda, bu belirleme bağlayıcı mıdır? B
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

“Çocuğum sağ-salim doğarsa kurban keseceğim” şeklindeki adak mutlak/herhangi bir şartla kayıtlanmamış bir adaktır. Çünkü bu ifadede hem “çocuk” hem de “kurban” kelimeleri kayıtsız olarak kullanılmıştır. Bu itibarla bu kimse, doğan çocuk sayısına bakmaksızın dilediği türden bir kurban kesmekle adağını yerine getirmiş olur.

“Çocuğum sağ-salim doğarsa bir kurban keseceğim.” diye adakta bulunan kimsenin i
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kurbanlık hayvanda aranan nitelikler, adak kurbanında da aranır. Kurbanlık hayvanda aranan şartlar ise şunlardır: a) Belirli yaşları tamamlamaları gerekir. Buna göre 5 yaşını dolduran deve, 2 yaşını dolduran sığır ve manda, 1 yaşını dolduran koyun ve keçi kurban edilebilir. Bu yaşa gelmiş kurbanlık hayvanın dişini değiştirip değiştirmediğine (kapak atmak) bakılmaz. Bunun yanında, 6 ayını tamamlayan koyun, bir yaşını doldurmuş gibi gösterişli olması hâlinde kurban edilebilir. (Müslim, Edâhî, 13 [1963]) b) Ayıplardan uzak, sağlıklı, azaları tam ve besili olması gerekir. Bu nedenle, kötürüm derecesinde hasta, zayıf ve düşkün, bir veya iki gözü kör, boynuzları kökünden kırık, kuyruğu ve kulaklarının yarıdan fazlası kesik, memesi kesik, dişlerinin tamamı veya çoğu dökük hayvanlardan kurban olmaz. Ancak hayvanın doğuştan boynuzsuz olması, yemini bulmasına engel olmayacak derecede şaşı, kurban edileceği yere gitmesine engel olmayacak ölçüde topal, hafif hasta, bir kulağı delik veya yırtılmış olması, kurban edilmesine engel teşkil etmez. (Kâsânî, Bedâ’i, 5/74-76)

Adak kurbanında bulunması gereken nitelikler nelerdir?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.