İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Birden çok yerde evi olan bir kimse, buralara gittiğinde seferî olur mu?

Cevap

Bir kimsenin esas memleketinden ayrı olarak, on beş gün veya daha fazla kalmaya niyet ettiği yer vatan-ı ikamettir. Dinî görevleri yapma konusunda vatan-ı ikametle vatan-ı aslî arasında fark yoktur. Yani vatan-ı ikamette olan kişi de misafire ait olan dinî kolaylıklardan yararlanamaz (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/131-132). Fıkıh kaynaklarındaki bir görüşe göre; iki yerde kullandığı evi bulunan bir kimse bunlardan hangisine gitse mukim olur (bk. İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/131-132; Bilmen, İlmihal, 163). Buna göre bir beldede kullandığı evi olan kimse oraya gittiğinde seferî sayılmaz. Günümüzdeki bazı yaklaşımlara göre kişinin yazlığının olduğu yer de aslî vatanı gibidir. Dolayısıyla kişi, kendisine ait yazlık veya kışlık evinin ya da devre mülkünün bulunduğu yerlerde namazlarını tam kılar.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslâm, namaz ve oruç gibi ibadetlerin eda edilmesinde yolcularla ilgili bazı özel hükümler getirmiştir. Buna göre dinen yolcu (seferî) sayılan kimselerin dört rek'atlı farz namazları iki rek'at kılmaları, Ramazan oruçlarını sonradan tutmak üzere erteleyebilmeleri bu özel hükümlerdendir. Dinen yolcu sayılabilmenin iki temel ölçütü vardır. Bunlardan biri mekân, diğeri ise mesafedir. Yolculuk açısından bir kimsenin bulunduğu yer, ya “vatan-ı aslî” ya “vatan-ı ikamet” ya da “vatan-ı süknâ”dır. Vatan-ı aslî: Aslî yerleşim yeri demektir. Bir insanın doğup yaşadığı yer veya çalışmak üzere yerleşip geçimini sağladığı, ev alıp çoluk çocuğu ile yerleştiği yerdir. Kişi burada yolcu olmaz. Vatan-ı ikamet: Yerleşmek maksadı ile olmaksızın on beş günden fazla kalmak üzere bulunduğu ve aslî vatanından en az doksan km uzaklıktaki yerdir. Kişi burada da yolculuk hükümleri uygulamaz. Vatan-ı süknâ: Bir kimsenin on beş günden az bir süre kalmak niyetiyle bulunduğu, aslî ya da ikamet vatanından en az doksan km uzaklıktaki yerdir (Haddâd, el-Cevhera, 1/87). Kişi kaldığı yerde bu durumda ise yolcu sayılır. Bu hükümler Hanefî mezhebine göredir. Şâfiî mezhebine göre ise seferî sayılabilmek için yaklaşık 90 km bir mesafeye gitme niyeti ile yola çıkılmış olmalı ve gidilen yerde, giriş ve çıkış günleri hariç dört günden az kalınmalıdır. Dört gün ya da daha fazla kalınmaya niyet edilmesi hâlinde seferîlik hükmü biter (Remlî, Nihâyetü’l-muhtâc, 2/257).

Seferî sayılma bakımından bulunulan yerleri ifade eden vatan-ı aslî, vatan-ı ika
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kişinin doğup büyüdüğü yere veya çalışıp geçimini sağladığı, çoluk çocuğu ile yerleştiği ve sürekli kalmaya niyet ettiği yere "vatan-ı aslî" denir. Vatan-ı aslî, ancak başka bir yeri vatan-ı aslî edinmekle değişir. Kişi başka bir yere göç edip eşini ve çocuklarını buraya naklederek yerleşirse burası vatan-ı aslîsi olur. Önceki vatanı, vatan-ı aslî olmaktan çıkar. Daha sonra buraya (eski vatanına) misafir olarak (15 günden kısa süreliğine) gelirse dört rek'atlı farz namazlarını iki rek'at olarak kılar. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.) ve arkadaşları Mekke’yi terk edip Medine’ye yerleştikten sonra Mekke’ye gittiklerinde dört rek'atlı farz namazları iki rek'at olarak kılmışlardır (Buhârî, Taksîru’s-salât, 1 [1081]; Müslim, Salâtü’l-müsâfirîn, 15 [693]). Bir kimsenin doğduğu, evlendiği, içinde yerleşmeye karar verdiği yeri terk etmeyi düşünmeyerek; öğrencilik, işçilik ve askerlik gibi geçici sebeplerle uzunca bir zaman oturduğu veya yolculuğa çıkıp en az on beş gün veya daha fazla kalmaya niyet ettiği yerler ise ikamet vatanıdır. İkamet vatanında namazlar mukim olarak kılınır. Hanefîler'e göre burada 15 günden az kalacaksa ve kaldığı yer kendi mülkü veya kiraladığı bir mesken değilse namazlarını kısaltarak kılar (bk. Haddâd, el-Cevhera, 1/87; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/131-132; Bilmen, İlmihal, 163).

Çalışmak üzere bir şehre giden fakat ailesini oraya götürmeyen kimse namazlarını
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Bir insanın yaşadığı yer, o insanın vatanı kabul edilir. Oradaki adına MUKİM denir.Bir insanın birden fazla MUKİM olacağı yeri olabilir. Mesela Erzurum'da yaşayan biri, oradaki evine ilaveten iş yapmak için İstanbul'a da bir ev açabilir. Bu sefer o kişinin iki vatanı olmuş olur. Her ikisinde de MUKİM durumdadır.İnsanın kendisine ait olmayan bir evde kalacağı günler: a-Bulunduğu yerden doksan km'den daha uzak bir mesafede ise, b-Orada on beş günden az kalacaksa bu kişi orada MİSAFİR durumundadır. Misafir, dört rekat olan namazları iki rekat olarak kılar. Orucu erteleyebilir. Camide imamla kılarsa namazı imam gibi tam kılar.Buna göre MİSAFİR, kendisine ait olmayan ve doksan km'den daha uzak bir yere giden ve orada on beş günden az kalan kişidir. Doksan km'den uzak bir yola çıkan biri her şartta YOL ESNASINDA yani gideceği yere varıncaya kadar MİSAFİRDİR. Gittiği yerde ise yukarıdaki duruma göre değerlendirme yapılır.

Selamünaleyküm.Allah ilminize imanınıza amelinize bereket versin, ahirette resul
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Yetişkin bir kimse doğup büyüdüğü ya da sürekli yaşamak üzere temelli yerleştiği aslî vatanını terk edip herhangi bir sebeple sürekli yaşamak üzere bir başka yere yerleşirse burası onun asli vatanı olur ve bu durumda önceki yer vatan-ı aslî olmaktan çıkar. Eski aslî vatanında anne-babasının veya yetişkin çocuklarının bulunması durumu değiştirmez. Tercih edilen görüş budur (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/131-132). Buna göre bir kimse sürekli yaşamakta olduğu vatanından ayrılıp, ziyaret vb. amaçlarla 90 km ve daha uzak yerde yerleşik olan anne-babasının yanına giderse, seferîlik hükümlerine tabi olur. Dolayısıyla gittiği yerde Hanefîler'e göre 15, Şâfiîlere göre 4 günden daha az kalmaya niyet ettiği takdirde seferî olur (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/79-80).

Anne babasının yaşadığı beldeye giden kişi seferî olur mu?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sürekli gidip geldiği iş yeri en az 90 km uzakta olan ve iş yerinin bulunduğu yerde her defasında Hanefîler'e göre 15, Şâfiîlere göre 4 günden az kalan kişinin, iş yerinin bulunduğu şehirde otel, misafirhane vb. bir yerde kalıyorsa orada seferî sayılır. Kendi mülkiyetinde veya kiraladığı bir meskende kalıyorsa, iş yerinin bulunduğu yerde seferî olmaz (bk. İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/131-132; Bilmen, İlmihal, 163).

İş gereği haftaiçi başka bir şehirde çalışıp haftasonları evine dönen kişi çalış
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Kişinin oğluna ait yerde mukim olması gerekmez. Evi kendisi adına döşemediğine göre yol esnasında seferi olacak. Orada on beş günden az kalınca da orada da seferi olacaktır.

Selamünaleyküm hocam. Size bir sorum olacaktı. Afyonda evi olan orada yaşayan ik

NAMAZ konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Vitir namazının dayanağı Hz. Peygamber’in (s.a.s.) sözleri ve uygulamalarıdır. Hz. Peygamber (s.a.s.), “Vitir, her Müslüman üzerine bir vazifedir.” (Ebû Dâvûd, Tefrî‘u ebvâbi’l-vitr, 3 [1422]; Nesâî, Kıyâmü’l-leyl, 40 [1710]) buyurmuş, gecenin son namazının, tek sayılı rek'atlarla (vitr) olmasını tavsiye ve teşvik etmiştir (Buhârî, Salât, 84 [472-473]; Müslim, Salâtü’l-müsâfirîn, 148 [749]).

Vitir namazının delili nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Vitir namazı, yatsı namazından sonra kılınan, Hanefîler'e göre üç rek'atlı vacip bir namazdır. Vitir namazının her rek'atında Fâtiha ve ardından bir sûre ya da birkaç âyet okunur. İkinci rek'atın sonunda oturulur ve sadece tahiyyât duası okunur. Üçüncü rek'atta kıraat tamamlandıktan (Fâtiha ve ardından bir sûre ya da birkaç âyet okunduktan) sonra eller kulaklara kadar kaldırılarak tekbir alınır ve eller bağlandıktan sonra kunut duaları okunur. Vacib olan bu namaz yatsı namazı kılındıktan sonra sabah namazının vakti girinceye kadar herhangi bir zamanda kılınabilir (bk. Ebû Dâvûd, Tefrî‘u ebvâbi’l-vitr, 1 [1418]; İbnü’l-Hümam, Fethu’l-kadîr, 1/423-426). Uyanabilecek olan kimsenin vitir namazını gecenin sonunda, yani imsak vaktinden bir müddet önce kılması daha faziletlidir (Müslim, Salâtü’l-müsafirîn, 162-163 [755]). Ancak uyanıp uyanamayacağı endişesi taşıyan kimsenin, vitir namazını uyumadan önce kılması uygun olur. Vaktinde kılınamayan vitir namazının daha sonra kaza edilmesi vaciptir (İbnü’l-Hümâm, Fethü'l-kadîr, 1/426). Diğer mezheplere göre ise vitir namazı kılmak sünnettir (İbn Kudâme, el-Muğnî, 2/117).

Vitir namazı nedir, nasıl kılınır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İbadetler “tevkîfî”, yani Allah’ın emrettiği ve Hz. Peygamber’in (s.a.s.) tarif ettiği şekilde eda edilir. Vitir namazında kunuttan önce tekbir esnasında ellerin kaldırılması, bazı rivâyetlere dayanmaktadır (Ebû Yûsuf, el-Âsâr, 21 [100]; Zeylaî, Nasbu’r-râye, 1/389-391; Mübârekfûrî, Tuhfetü’l-ahvezî, 2/567).

Vitir namazının üçüncü rek'atında tekbir alırken eller niçin kaldırılır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir kimse kunut yapmayı unutur ve rükûdan sonra hatırlarsa, ondan kunut düşmüş olur (Kâsânî, Bedâi‘, 1/274). Bunun yerine namazın sonunda sehiv secdesi yaparak namazını tamamlar (Alâüddîn, el-Hediyyetü’l-‘Alâiyye, 66).

Vitir namazının üçüncü rek'atında tekbir almayı unutan kimse ne yapmalıdır?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.