İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Selamünaleyküm.Allah ilminize imanınıza amelinize bereket versin, ahirette resulüne komşu etsin. Hocam sorum seferilik ile ilgili, birileri bana soruyor cevabını bilmiyorum; Annemin, amcamın, dayımın, vs. evinde veya yılda bir gittiğim yazlığımda (orada doğmamış, evlenmemiş, çalışmamış) veya günü birlik gittiğim 100 km’yi aşan iş yerimde seferi miyim? Seferiliğin bir formülü var mıdır? Şu şartları karşılıyorsa seferi, şu şartları karşılıyorsa değil gibi. Formül istememin sebebi ninemin evinde seferi miyim, diye bir soru geldiğinde google’dan baksana dememek. Fıkhi bir eğitimim yok, bana soru sorulmasının sebebi sadece namaz kılmam. Git internetten bak deyip kestirip atmak istemiyorum. Allah razı olsun.

Cevap

Aleykümselam. Bir insanın yaşadığı yer, o insanın vatanı kabul edilir. Oradaki adına MUKİM denir.Bir insanın birden fazla MUKİM olacağı yeri olabilir. Mesela Erzurum'da yaşayan biri, oradaki evine ilaveten iş yapmak için İstanbul'a da bir ev açabilir. Bu sefer o kişinin iki vatanı olmuş olur. Her ikisinde de MUKİM durumdadır.İnsanın kendisine ait olmayan bir evde kalacağı günler: a-Bulunduğu yerden doksan km'den daha uzak bir mesafede ise, b-Orada on beş günden az kalacaksa bu kişi orada MİSAFİR durumundadır. Misafir, dört rekat olan namazları iki rekat olarak kılar. Orucu erteleyebilir. Camide imamla kılarsa namazı imam gibi tam kılar.Buna göre MİSAFİR, kendisine ait olmayan ve doksan km'den daha uzak bir yere giden ve orada on beş günden az kalan kişidir. Doksan km'den uzak bir yola çıkan biri her şartta YOL ESNASINDA yani gideceği yere varıncaya kadar MİSAFİRDİR. Gittiği yerde ise yukarıdaki duruma göre değerlendirme yapılır.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Doksan km. den uzun bir mesafeye giden biri yol esnasında, orada on beş günden az kalacaksa ve orası kendisine ait yeri değilse orada seferi olur. Farz namazların dört rekât olanlarını iki rekât olarak kılar. Ramazan ise orucunu erteleyebilir. Hanefi mezhebi dışındaki bir mezhebi izliyorsa namazlarını cem edebilir. Özellikle Hanefi mezhebi kaydını koyuyorum çünkü Hanefi mezhebinde seferilikte cem yoktur. Seferiliğin her çeşidinde 'seferilik' gerçekleştiği sürece cem etmek mümkündür. İkindi namazının vakti hususundaki görüş farklılığı, şu andaki takvimler itibara alındığında aynı anda tatbik edilebilmektedir. Ortada ihtilaf gibi bir durum yoktur. Mevcut takvimlere riayet etmek daha uygun durmaktadır. Allah Teâlâ'dan sebat ve ihlas dileriz. Duanızı bekliyoruz.

Allâhümme innî es'elüke min hayri mâ seeleke minhü nebiyyüke muhammedün ve neûzü
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Kişinin oğluna ait yerde mukim olması gerekmez. Evi kendisi adına döşemediğine göre yol esnasında seferi olacak. Orada on beş günden az kalınca da orada da seferi olacaktır.

Selamünaleyküm hocam. Size bir sorum olacaktı. Afyonda evi olan orada yaşayan ik
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Teftiş için bir yere gittiğinizde orada ne kadar kalacağınızı bilmiyorsanız mesela iki gün içinde dönebilirim gibi bir tahmininiz varsa siz orada misafirsiniz. Orada namazları misafir gibi kılacaksınız. Eğer, gittiğiniz yerde on beş günden fazla kalacağınızı tahmin ediyorsanız bu durumda da orada oralı gibi olacaksınız. Oradan iki günlüğüne asıl mekânınıza gittiğinizde de, aradaki mesafe doksan km'den fazla ise yol boyunca misafir gibi olursunuz. İkinci duruma göre de her iki şehirde de oralı gibi olacaksınız. Allah'a emanet olunuz.

Selamünaleyküm. Müfettiş olmam sebebiyle görev amacıyla şehir dışına gittiğim za
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir kimsenin esas memleketinden ayrı olarak, on beş gün veya daha fazla kalmaya niyet ettiği yer vatan-ı ikamettir. Dinî görevleri yapma konusunda vatan-ı ikametle vatan-ı aslî arasında fark yoktur. Yani vatan-ı ikamette olan kişi de misafire ait olan dinî kolaylıklardan yararlanamaz (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/131-132). Fıkıh kaynaklarındaki bir görüşe göre; iki yerde kullandığı evi bulunan bir kimse bunlardan hangisine gitse mukim olur (bk. İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/131-132; Bilmen, İlmihal, 163). Buna göre bir beldede kullandığı evi olan kimse oraya gittiğinde seferî sayılmaz. Günümüzdeki bazı yaklaşımlara göre kişinin yazlığının olduğu yer de aslî vatanı gibidir. Dolayısıyla kişi, kendisine ait yazlık veya kışlık evinin ya da devre mülkünün bulunduğu yerlerde namazlarını tam kılar.

Birden çok yerde evi olan bir kimse, buralara gittiğinde seferî olur mu?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Baba toprağı olarak Malatya'da eviniz varsa orada seferi olmazsınız. Ankara'da ise on beş günden az kalmak için gittiğinizde seferisiniz. Yol boyunca her durumda seferisiniz.

Hocam selamun aleyküm, öncelikle verdiğiniz cevaplar için Allah razı olsun ebede
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kişinin doğup büyüdüğü yere veya çalışıp geçimini sağladığı, çoluk çocuğu ile yerleştiği ve sürekli kalmaya niyet ettiği yere "vatan-ı aslî" denir. Vatan-ı aslî, ancak başka bir yeri vatan-ı aslî edinmekle değişir. Kişi başka bir yere göç edip eşini ve çocuklarını buraya naklederek yerleşirse burası vatan-ı aslîsi olur. Önceki vatanı, vatan-ı aslî olmaktan çıkar. Daha sonra buraya (eski vatanına) misafir olarak (15 günden kısa süreliğine) gelirse dört rek'atlı farz namazlarını iki rek'at olarak kılar. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.) ve arkadaşları Mekke’yi terk edip Medine’ye yerleştikten sonra Mekke’ye gittiklerinde dört rek'atlı farz namazları iki rek'at olarak kılmışlardır (Buhârî, Taksîru’s-salât, 1 [1081]; Müslim, Salâtü’l-müsâfirîn, 15 [693]). Bir kimsenin doğduğu, evlendiği, içinde yerleşmeye karar verdiği yeri terk etmeyi düşünmeyerek; öğrencilik, işçilik ve askerlik gibi geçici sebeplerle uzunca bir zaman oturduğu veya yolculuğa çıkıp en az on beş gün veya daha fazla kalmaya niyet ettiği yerler ise ikamet vatanıdır. İkamet vatanında namazlar mukim olarak kılınır. Hanefîler'e göre burada 15 günden az kalacaksa ve kaldığı yer kendi mülkü veya kiraladığı bir mesken değilse namazlarını kısaltarak kılar (bk. Haddâd, el-Cevhera, 1/87; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/131-132; Bilmen, İlmihal, 163).

Çalışmak üzere bir şehre giden fakat ailesini oraya götürmeyen kimse namazlarını

dini sorular konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam.Bu sizin, imanî bilgilerinizin, Kur'an kültürünüzün eksikliğinden kaynaklanıyor. Din ilimlerinin okunduğu ders halkası bulun ve hemen katılın. İbadetlerinizi aksatmayın. Allah dostlarının sohbetlerini kaçırmayın.

Selamünaleyküm hocam. Benim sorum daha çok kişilikle alakalı; Hocam, ben kendime
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam.Baliğa olmuş bir bayanın hesabı da zekâtı da kendine aittir. Parasını biriktirmeyip mesela babasına veriyorsa o zaman baba zekât hesabı yapar.

Selamünaleyküm değerli hocam. Baliğa olup çalışan bekar kızın kazancı zekat husu
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Elimizdeki mushaflara dair yazı sitili yaklaşık yüz sene kadar sonra oluşmuştur. Yazı stili daha farklı idi.

Kur'an'daki harekeler sonradan mı eklenmiştir? Önceden de harekeler var mıydı?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam.Mühim olan ilim sahibi olmak, cahil kalmamaktır. Ashabı kiram kitap okumuyorlardı ama ilim sahibi idiler. Doğru bilgiye sahip olsun ve tatbik etsin de nasıl öğrenirse öğrensin.

Selamünaleyküm hocam. Sorum şu: Dini öğrenmekte sohbetler yeterli midir? Hocam b
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm.Namazın rekâtlarında tereddüt ettiğinizde iki durum vardır. Birincisi, aklınız bir tarafa meylediyordur, onu yapın. Mesela üç mü dört mü tereddüt edince üç ağır basıyorsa üç kılın. Namaz tamamdır. Hiçbir tarafı tercih edemiyorsa az olanı tamamlayın, namazınız yine tamamdır biiznillah. Bilmeden fazla kılmanızın da namaza zararı yoktur.

Bazen namaz kılarken şüpheye düşüyorum ve 4 yerine 5 rekât namaz kılıyorum, kabu
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm.Kur'an'ımızın bir ayeti münferit alınarak tefsir edilmesi durumunda yanlış anlaşılabilir. Bu âyet örneğinde olduğu gibi yanlış anlaşılma ortaya çıkabilir. Örnekteki ayette ise durum şöyledir: Bundan önceki âyet, kurtulanlardan söz ediyor. Bu âyet de, kurtulamayanları anlatmaktadır. Onlar da kâfirlerdir. Dolayısıyla mü'min olanlar için söz konusu bir durum yoktur. Nitekim bu ayetin bir benzeri olan A'raf suresinin dokuzuncu âyeti, açık bir şekilde 'kendilerine yazık edenlerin' kâfirler olduğunu beyan etmektedir.

Hocam, Muminun suresi 103. ayeti kerimede "Kimlerin de tartıları hafif gelirse,

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.