Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm.Allah ilminize imanınıza amelinize bereket versin, ahirette resulüne komşu etsin. Hocam sorum seferilik ile ilgili, birileri bana soruyor cevabını bilmiyorum; Annemin, amcamın, dayımın, vs. evinde veya yılda bir gittiğim yazlığımda (orada doğmamış, evlenmemiş, çalışmamış) veya günü birlik gittiğim 100 km’yi aşan iş yerimde seferi miyim? Seferiliğin bir formülü var mıdır? Şu şartları karşılıyorsa seferi, şu şartları karşılıyorsa değil gibi. Formül istememin sebebi ninemin evinde seferi miyim, diye bir soru geldiğinde google’dan baksana dememek. Fıkhi bir eğitimim yok, bana soru sorulmasının sebebi sadece namaz kılmam. Git internetten bak deyip kestirip atmak istemiyorum. Allah razı olsun.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Doksan km. den uzun bir mesafeye giden biri yol esnasında, orada on beş günden az kalacaksa ve orası kendisine ait yeri değilse orada seferi olur. Farz namazların dört rekât olanlarını iki rekât olarak kılar. Ramazan ise orucunu erteleyebilir. Hanefi mezhebi dışındaki bir mezhebi izliyorsa namazlarını cem edebilir. Özellikle Hanefi mezhebi kaydını koyuyorum çünkü Hanefi mezhebinde seferilikte cem yoktur. Seferiliğin her çeşidinde 'seferilik' gerçekleştiği sürece cem etmek mümkündür. İkindi namazının vakti hususundaki görüş farklılığı, şu andaki takvimler itibara alındığında aynı anda tatbik edilebilmektedir. Ortada ihtilaf gibi bir durum yoktur. Mevcut takvimlere riayet etmek daha uygun durmaktadır. Allah Teâlâ'dan sebat ve ihlas dileriz. Duanızı bekliyoruz.
Selamünaleyküm. Kişinin oğluna ait yerde mukim olması gerekmez. Evi kendisi adına döşemediğine göre yol esnasında seferi olacak. Orada on beş günden az kalınca da orada da seferi olacaktır.
Aleykümselam. Teftiş için bir yere gittiğinizde orada ne kadar kalacağınızı bilmiyorsanız mesela iki gün içinde dönebilirim gibi bir tahmininiz varsa siz orada misafirsiniz. Orada namazları misafir gibi kılacaksınız. Eğer, gittiğiniz yerde on beş günden fazla kalacağınızı tahmin ediyorsanız bu durumda da orada oralı gibi olacaksınız. Oradan iki günlüğüne asıl mekânınıza gittiğinizde de, aradaki mesafe doksan km'den fazla ise yol boyunca misafir gibi olursunuz. İkinci duruma göre de her iki şehirde de oralı gibi olacaksınız. Allah'a emanet olunuz.
Bir kimsenin esas memleketinden ayrı olarak, on beş gün veya daha fazla kalmaya niyet ettiği yer vatan-ı ikamettir. Dinî görevleri yapma konusunda vatan-ı ikametle vatan-ı aslî arasında fark yoktur. Yani vatan-ı ikamette olan kişi de misafire ait olan dinî kolaylıklardan yararlanamaz (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/131-132). Fıkıh kaynaklarındaki bir görüşe göre; iki yerde kullandığı evi bulunan bir kimse bunlardan hangisine gitse mukim olur (bk. İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/131-132; Bilmen, İlmihal, 163). Buna göre bir beldede kullandığı evi olan kimse oraya gittiğinde seferî sayılmaz. Günümüzdeki bazı yaklaşımlara göre kişinin yazlığının olduğu yer de aslî vatanı gibidir. Dolayısıyla kişi, kendisine ait yazlık veya kışlık evinin ya da devre mülkünün bulunduğu yerlerde namazlarını tam kılar.
Selamünaleyküm. Baba toprağı olarak Malatya'da eviniz varsa orada seferi olmazsınız. Ankara'da ise on beş günden az kalmak için gittiğinizde seferisiniz. Yol boyunca her durumda seferisiniz.
Kişinin doğup büyüdüğü yere veya çalışıp geçimini sağladığı, çoluk çocuğu ile yerleştiği ve sürekli kalmaya niyet ettiği yere "vatan-ı aslî" denir. Vatan-ı aslî, ancak başka bir yeri vatan-ı aslî edinmekle değişir. Kişi başka bir yere göç edip eşini ve çocuklarını buraya naklederek yerleşirse burası vatan-ı aslîsi olur. Önceki vatanı, vatan-ı aslî olmaktan çıkar. Daha sonra buraya (eski vatanına) misafir olarak (15 günden kısa süreliğine) gelirse dört rek'atlı farz namazlarını iki rek'at olarak kılar. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.) ve arkadaşları Mekke’yi terk edip Medine’ye yerleştikten sonra Mekke’ye gittiklerinde dört rek'atlı farz namazları iki rek'at olarak kılmışlardır (Buhârî, Taksîru’s-salât, 1 [1081]; Müslim, Salâtü’l-müsâfirîn, 15 [693]). Bir kimsenin doğduğu, evlendiği, içinde yerleşmeye karar verdiği yeri terk etmeyi düşünmeyerek; öğrencilik, işçilik ve askerlik gibi geçici sebeplerle uzunca bir zaman oturduğu veya yolculuğa çıkıp en az on beş gün veya daha fazla kalmaya niyet ettiği yerler ise ikamet vatanıdır. İkamet vatanında namazlar mukim olarak kılınır. Hanefîler'e göre burada 15 günden az kalacaksa ve kaldığı yer kendi mülkü veya kiraladığı bir mesken değilse namazlarını kısaltarak kılar (bk. Haddâd, el-Cevhera, 1/87; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/131-132; Bilmen, İlmihal, 163).
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam.Bu sizin, imanî bilgilerinizin, Kur'an kültürünüzün eksikliğinden kaynaklanıyor. Din ilimlerinin okunduğu ders halkası bulun ve hemen katılın. İbadetlerinizi aksatmayın. Allah dostlarının sohbetlerini kaçırmayın.
Aleykümselam.Baliğa olmuş bir bayanın hesabı da zekâtı da kendine aittir. Parasını biriktirmeyip mesela babasına veriyorsa o zaman baba zekât hesabı yapar.
Selamünaleyküm. Elimizdeki mushaflara dair yazı sitili yaklaşık yüz sene kadar sonra oluşmuştur. Yazı stili daha farklı idi.
Aleykümselam.Mühim olan ilim sahibi olmak, cahil kalmamaktır. Ashabı kiram kitap okumuyorlardı ama ilim sahibi idiler. Doğru bilgiye sahip olsun ve tatbik etsin de nasıl öğrenirse öğrensin.
Selamünaleyküm.Namazın rekâtlarında tereddüt ettiğinizde iki durum vardır. Birincisi, aklınız bir tarafa meylediyordur, onu yapın. Mesela üç mü dört mü tereddüt edince üç ağır basıyorsa üç kılın. Namaz tamamdır. Hiçbir tarafı tercih edemiyorsa az olanı tamamlayın, namazınız yine tamamdır biiznillah. Bilmeden fazla kılmanızın da namaza zararı yoktur.
Selamünaleyküm.Kur'an'ımızın bir ayeti münferit alınarak tefsir edilmesi durumunda yanlış anlaşılabilir. Bu âyet örneğinde olduğu gibi yanlış anlaşılma ortaya çıkabilir. Örnekteki ayette ise durum şöyledir: Bundan önceki âyet, kurtulanlardan söz ediyor. Bu âyet de, kurtulamayanları anlatmaktadır. Onlar da kâfirlerdir. Dolayısıyla mü'min olanlar için söz konusu bir durum yoktur. Nitekim bu ayetin bir benzeri olan A'raf suresinin dokuzuncu âyeti, açık bir şekilde 'kendilerine yazık edenlerin' kâfirler olduğunu beyan etmektedir.