Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm değerli hocam. Baliğa olup çalışan bekar kızın kazancı zekat hususunda babası ile beraber mi zekat hesabı yapması gerekir? Örneğin, ayrı olunca kız nisaptan düşüyor..
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Nasıl herkes kendi namazını kılıyorsa zekât da herkesin kendisinin yapması gereken bir ibadettir. Kimin biriktirdiği zekât ölçülerine göre verilmesi gereken noktaya gelirse o zekâtını kendi başına verir. 'Aile zekâtı' olarak adlandırabileceğimiz bir zekât yoktur. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Birikmiş parası olmayanın zekât vermesi gerekmez. En az altı bin lira civarında yedekte bekleyen paranız olması gerekir ki zekât verin.
Kardeşin kardeşe zekât vermesinde, zekâta müstahaksa bir sakınca yoktur.
Her iki kişi de zekât verebilirler. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm.Zekât vermeyebilir.
Selamünaleyküm. Bir namazı ortak kılmadığınız gibi zekâtı da ortak vermeniz mümkün olmaz. Madem ayrı gayrı yoktur, hesap birinizin üzerinde biriksin yani mal birinizin olsun, zekât gibi sorumlulukları da o yerine getirsin. Kazanan iki kişi ise yine sevaptan herkesin payı olur.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam.Mühim olan ilim sahibi olmak, cahil kalmamaktır. Ashabı kiram kitap okumuyorlardı ama ilim sahibi idiler. Doğru bilgiye sahip olsun ve tatbik etsin de nasıl öğrenirse öğrensin.
Aleykümselam.Bu sizin, imanî bilgilerinizin, Kur'an kültürünüzün eksikliğinden kaynaklanıyor. Din ilimlerinin okunduğu ders halkası bulun ve hemen katılın. İbadetlerinizi aksatmayın. Allah dostlarının sohbetlerini kaçırmayın.
Aleykümselam. Bir insanın yaşadığı yer, o insanın vatanı kabul edilir. Oradaki adına MUKİM denir.Bir insanın birden fazla MUKİM olacağı yeri olabilir. Mesela Erzurum'da yaşayan biri, oradaki evine ilaveten iş yapmak için İstanbul'a da bir ev açabilir. Bu sefer o kişinin iki vatanı olmuş olur. Her ikisinde de MUKİM durumdadır.İnsanın kendisine ait olmayan bir evde kalacağı günler: a-Bulunduğu yerden doksan km'den daha uzak bir mesafede ise, b-Orada on beş günden az kalacaksa bu kişi orada MİSAFİR durumundadır. Misafir, dört rekat olan namazları iki rekat olarak kılar. Orucu erteleyebilir. Camide imamla kılarsa namazı imam gibi tam kılar.Buna göre MİSAFİR, kendisine ait olmayan ve doksan km'den daha uzak bir yere giden ve orada on beş günden az kalan kişidir. Doksan km'den uzak bir yola çıkan biri her şartta YOL ESNASINDA yani gideceği yere varıncaya kadar MİSAFİRDİR. Gittiği yerde ise yukarıdaki duruma göre değerlendirme yapılır.
Selamünaleyküm.Kur'an'ımızın bir ayeti münferit alınarak tefsir edilmesi durumunda yanlış anlaşılabilir. Bu âyet örneğinde olduğu gibi yanlış anlaşılma ortaya çıkabilir. Örnekteki ayette ise durum şöyledir: Bundan önceki âyet, kurtulanlardan söz ediyor. Bu âyet de, kurtulamayanları anlatmaktadır. Onlar da kâfirlerdir. Dolayısıyla mü'min olanlar için söz konusu bir durum yoktur. Nitekim bu ayetin bir benzeri olan A'raf suresinin dokuzuncu âyeti, açık bir şekilde 'kendilerine yazık edenlerin' kâfirler olduğunu beyan etmektedir.
Aleykümselam.Bizim anladığımız kooperatif, belli bir insanın bir işi yapmak üzere ortaklık kurmalarıdır. Bu bir şirket gibidir. Başkasının şirketine gidip ev almıyorlar. Her şeyine ortak oldukları bir işletme yapmaktadırlar. Yürütülmesinde bir hile yoksa bu durumun fıkha bir ters duruşu yoktur.
Aleykümselam.Mücadele bu sıkıntının adıdır. Her şeye rağmen hayat sürecek ve biz şartlarımızı unutmadan yaşayacağız. Mesele budur. Yılmak yok, bıkmak yok, oturmak yok.