Fetva Meclisi
Soru
Hocam erkek kardeşim evli ve babamla beraber oturuyor. Evi ayrı ancak beraber yiyorlar, kendi maaşı var. Küçük erkek kardeşimiz de üniversite okuyor. Babamla oturan erkek kardeşim küçük kardeşime zekat verilebilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Aynı evde de olsanız ferdi mülkiyet olduğundan fakir olan kardeşe zekât verilebilir.
Her iki kişi de zekât verebilirler. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Kardeş kardeşe zekât verebilir. Usul ve furua zekât verilmez. Yani babaya anneye, dedeye nineye zekât verilmez. Çocuğa ve toruna zekât verilmez.
Kardeşinize zekât vermenizde sakınca yoktur. Babanız bakmıyorsa ve dedeniz de yoksa ya da bakmıyorsa kız kardeşinize babalık yapmanız görevinizdir. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Zekâtınızı kardeşinize verebilirsiniz.
Zekât ibadettir. İbadette niyet şarttır. Siz zekât vermek niyetiyle yapmadığınız bir işi sonradan zekâta dönüştüremezsiniz. Ayrıca zekât için bir şey verip ona temlik etmeniz gerekir. O da gerçekleşmedi. Bu nedenle zekât vermiş olmanız mümkün değildir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
İmamlar, müezzinler de nihayetinde insandırlar; bazı sosyal ihtiyaçlarını, dinlenmelerini, tatillerini tabii karşılamak gerekir. Ancak caminin dibindeki evde oturup tatil günüdür diye namaza gelmeyen imamın, müezzinin nasıl bir amel anlayışına sahip olduğunu kestirmek mümkün değildir. Allah rızası için mi namaz kıldırıyor yoksa daha kaliteli bir iş bulamadığı için mi namaz kıldırıyor onu bilemem. İmamların bulundukları mevki Peygamber aleyhisselamın mevkiidir; onlar peygamber vekilleridirler. O makamın hakkını korumaları, o makam için canlarını feda etmeye hazır olmaları gerekir. Ne yazık ki, imamlar, müezzinler arasında bir zafiyet, devlette daha iyi bir iş bulamadığı için orada bulunma illeti yaygındır. Kesinlikle umumuna teşmil etmemiz doğru değildir ama yaygın tutum da budur. Ben size iki noktada uyarıda bulunayım: 1- Siz, bir de kendi açınızdan bakın konuya; siz cemaat olarak, namaza durduğunda haşyetten kalbi ürperen, kendini cennetlerde hisseden bir imama layıktınız da Allah Teala size öyle birini vermedi mi yoksa tencere yuvarlanıp kapağını mı buldu? Bir de kendi muhasebemizi yapmaya çalışalım. Bunu söylerken imamınızı aklamaya çalışmıyorum. Bu hesabın bir de ters yüzü olduğunu söylemeye çalışıyorum. 2- İmam veya müezzin hepimiz kuluz; hatalı yanlarımız vardır, olabilir de. Hatadan ötürü helak teorileri geliştirme yerine, sıcak ilişkiler geliştirip emri bilmaruf yapsak daha iyi bir iş yapmış oluruz. İmama küsüp camiyi, müderrise küsüp medreseyi terk ederek kimi kazandırabiliriz. Küse küse dünyayı terk etmek zorunda kalırız. Kesinlikle cemaati ve camiyi terk etmeyelim. İmamların açık bir küfrünü, akidedeki bir sıkıntısını görmedikçe namazları camilerde kılacağız. Eğer imamlarımızda, müezzinlerimizde bir sıkıntı varsa o zaman onları ıslah için çalışacağız. Ama nefisleri devreye sokmadan, daha beter hale getirmeden. Aman nefsani iş yapmayalım. Allah Teala, sayinizi meşkür kılsın.
Son nefeste kelimeyi şehadet söylemek imanla ölme işaretidir. Lakin kimin nasıl öldüğü buna rağmen sadece Allah Teala'nın bilebileceği bir iştir. Biz, işaretlerden, temennilerden söz ederiz. Kural olarak, kelimeyi şehadeti söyleyerek ölmeyi temenni ederiz. Söyleme fırsatı bulamadan ölmek ise imansızlık anlamına gelmiyor. Fırsata rağmen söylemeye gerek görmemek tehlikeli bir işarettir. Allah'a emanet olunuz.
Mevcut finans kurumlarının verdiği paranın diğer bankalar gibi yüzde yüz haram olduğunu söylemekte zorlanıyoruz; sağa sola çekilebilen esnek bir uygulama içindedirler. Ancak takvayı tercih eden biri için o paraya el sürmemek, alıp bir vakfa vermek daha uygun olur diyebiliriz.
Kur’an ve sünnetten direkt alıntı yapılabilecek bir konu değildir RABITA konusu. Ayrıntılarına girmemek şartıyla söyleyecek olursak, şirktir gibi ağır bir ithamı kullanmak doğru değildir. Ama bugünkü şekli ile sahabe hayatında görmediğimize göre bizim tavrımız bellidir. Yapmak zorunda değiliz. Yapana karışmayız. Allah’a emanet olunuz.
Hayır kurumlarının bütün elemanlarını hayır adına çalıştırması şeklinde bir şart yoktur. Hizmetlerini maaşlı kişilere yaptırabilirler. Ancak hangi bütçeden maaş vereceklerine dair ayrıntı, hayır kurumunun kuruluş senedindeki ayrıntılara bağlıdır ki bu durum maaş alanı değil vereni ilgilendirmektedir. Allah'a emanet olunuz.
Bin dört yüz senelik İslam tarihinin uzun birikiminde ilmine itibar edilir bir âlimin böyle bir ictihadı bulunduğunu duymadım. Yeni yeni icat edilmiş bu tutumun nedeni, Müslümanların parasını celbetme olsa gerek. Benim bildiğim, Peygamberin peşinden gitmektir. Allah'a emanet olunuz.