Fetva Meclisi
Soru
Hayır kurumlarında ücretli çalışmak ya da ücretli hocalık yapmak caiz midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Hak sahibine ulaşamazsanız ve ulaşma imkânınız da olmazsa bir hayır kurumu veya fakir birisine verebilirsiniz.
Bir hayır kurumuna yapılan yardımlardan pay almak ancak o yardımı yapanların, yapılan yardımlardan belli bir pay alındığını bilmesi ve bunu kabul ederek yardım yapması durumunda caiz olur. Aksi durumda maaş dışında pay almak caiz olmaz.
Kur'an öğretecek kimsenin bulunmadığı bir ortamda Kur'an öğretmek için ücret almak caiz olmaz. Bunun dışında Kur'an öğretmekten, hafızlık yaptırmaktan ücret almakta sakınca yoktur. Mübarek olsun.
Aleykümselam. Sigorta işlemini yürüten kurumun, o işlemin yürütülmesi için koyduğu temel kurallara aykırı bir durum değilse böyle bir şey yapılmasında sakınca yoktur. O kurum bunu suç sayıyorsa yapılması da sakıncalı olur. İkinci durum için de bu kural geçerlidir.
Elbette caizdir yeter ki idarecileri maaşı ve yardımı hangi bütçelerden verecekleri konusunda bilgi sahibi olmuş olsunlar.
Aleykümselam. Hacamat yapan, yaptığının ehli ise ücret alabilir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bin dört yüz senelik İslam tarihinin uzun birikiminde ilmine itibar edilir bir âlimin böyle bir ictihadı bulunduğunu duymadım. Yeni yeni icat edilmiş bu tutumun nedeni, Müslümanların parasını celbetme olsa gerek. Benim bildiğim, Peygamberin peşinden gitmektir. Allah'a emanet olunuz.
Kur’an ve sünnetten direkt alıntı yapılabilecek bir konu değildir RABITA konusu. Ayrıntılarına girmemek şartıyla söyleyecek olursak, şirktir gibi ağır bir ithamı kullanmak doğru değildir. Ama bugünkü şekli ile sahabe hayatında görmediğimize göre bizim tavrımız bellidir. Yapmak zorunda değiliz. Yapana karışmayız. Allah’a emanet olunuz.
Mevcut finans kurumlarının verdiği paranın diğer bankalar gibi yüzde yüz haram olduğunu söylemekte zorlanıyoruz; sağa sola çekilebilen esnek bir uygulama içindedirler. Ancak takvayı tercih eden biri için o paraya el sürmemek, alıp bir vakfa vermek daha uygun olur diyebiliriz.
Buhari'nin Cenaiz bölümü 79. kısımda rivayet edilen bir hadiste 'İslam üstündür, üstüne kabul etmez.' denmektedir. Genel mantık olarak, İslam'ı diğerleriyle eşit şartlarda gören bir anlayışı şiddetle reddederiz. İslam, kendisinden doğrunun öğrenileceği kaynaktır. İslam'ın hiçbir yerden alabileceği bir şeyi yoktur. Eğer diyalog kelimesi, Müslüman olmayanlarla irtibat kurma, onlara tebliğ yapma anlamında kullanılıyorsa bir sakıncası olmaz. Hayır, 'kimde ne güzellik varsa alalım' şeklinde özetlenebilecek bir uygulamanın parçası ise bir kelimelik beraberliğimiz olamaz. Biz İslam'ı görücüye çıkaramayız.
İmamlar, müezzinler de nihayetinde insandırlar; bazı sosyal ihtiyaçlarını, dinlenmelerini, tatillerini tabii karşılamak gerekir. Ancak caminin dibindeki evde oturup tatil günüdür diye namaza gelmeyen imamın, müezzinin nasıl bir amel anlayışına sahip olduğunu kestirmek mümkün değildir. Allah rızası için mi namaz kıldırıyor yoksa daha kaliteli bir iş bulamadığı için mi namaz kıldırıyor onu bilemem. İmamların bulundukları mevki Peygamber aleyhisselamın mevkiidir; onlar peygamber vekilleridirler. O makamın hakkını korumaları, o makam için canlarını feda etmeye hazır olmaları gerekir. Ne yazık ki, imamlar, müezzinler arasında bir zafiyet, devlette daha iyi bir iş bulamadığı için orada bulunma illeti yaygındır. Kesinlikle umumuna teşmil etmemiz doğru değildir ama yaygın tutum da budur. Ben size iki noktada uyarıda bulunayım: 1- Siz, bir de kendi açınızdan bakın konuya; siz cemaat olarak, namaza durduğunda haşyetten kalbi ürperen, kendini cennetlerde hisseden bir imama layıktınız da Allah Teala size öyle birini vermedi mi yoksa tencere yuvarlanıp kapağını mı buldu? Bir de kendi muhasebemizi yapmaya çalışalım. Bunu söylerken imamınızı aklamaya çalışmıyorum. Bu hesabın bir de ters yüzü olduğunu söylemeye çalışıyorum. 2- İmam veya müezzin hepimiz kuluz; hatalı yanlarımız vardır, olabilir de. Hatadan ötürü helak teorileri geliştirme yerine, sıcak ilişkiler geliştirip emri bilmaruf yapsak daha iyi bir iş yapmış oluruz. İmama küsüp camiyi, müderrise küsüp medreseyi terk ederek kimi kazandırabiliriz. Küse küse dünyayı terk etmek zorunda kalırız. Kesinlikle cemaati ve camiyi terk etmeyelim. İmamların açık bir küfrünü, akidedeki bir sıkıntısını görmedikçe namazları camilerde kılacağız. Eğer imamlarımızda, müezzinlerimizde bir sıkıntı varsa o zaman onları ıslah için çalışacağız. Ama nefisleri devreye sokmadan, daha beter hale getirmeden. Aman nefsani iş yapmayalım. Allah Teala, sayinizi meşkür kılsın.
'Gayri ihtiyari' ve 'vesvese' olduğuna göre, hiçbir mezhepte namazı bozulmaz. Zira namazı bozan şey gülmektir. Gülme hali ise çocuk için geçerli olabilir.