Fetva Meclisi
Soru
Hocam, arkadaşım daire sattı, karşılığını bankaya yatırdı. Onlar da masrafsız olması için katılım hesabına işlemişler bu parayı. Arkadaşımın ne yapması gerekiyor?
Cevap
Benzer fetvalar
Muhtaç durumda iseniz kullanabilirsiniz. Vebali onun olur siz ise kullanırsınız. Muhtaç değilseniz verin bir vakfa deriz.
Selamünaleyküm. Müşterilerinizin para kaynağını araştırmak sizin sorumluluğunuzda değildir.
Böyle bir iyilik olmaz. Ne faize bulaşın ne de hayır yapın.
Faizden külliyen kaçınacağız. Bulaşırsak, ilk fırsatta kurtulmaya çalışacağız. Elimize faiz olarak geçen bir kuruşun yarısını bile ateş olarak bileceğiz. Sonunda hesabımıza faiz geçerse onu da canavara yani bankaya bırakmayacağız. Faizi oradan alıp bir ihtiyaç sahibine terk edeceğiz. Bir daha da bulaşmamaya azmedeceğiz. Allah'a emanet olun.
Faizli bankanın yanından bile geçmemesi lazım. Banka ile çalışma zorunluluğu varsa bunu sevap beklemeden fakir birilerine teslim etmesi gerekir.
Finans kurumlarının fıkıh açısından 'helal' sınıfında olmasını engelleyen uygulamalar ortadadır. Bu nedenle 'orayı kullanın' diyemiyoruz. Ama diğer bankalarla tamamen aynı saymamız da zordur. Onun için zaruri işlerimizi orada halleder, zaruret olmadıkça orada para tutmayız demek en orta yol durumundadır. Takva olan oralardan soframıza bir şey koymamaktır. Ama paranızın aslı sizindir, onu kullanın. Oradan geleni de bir yere verebilirsiniz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Kur’an ve sünnetten direkt alıntı yapılabilecek bir konu değildir RABITA konusu. Ayrıntılarına girmemek şartıyla söyleyecek olursak, şirktir gibi ağır bir ithamı kullanmak doğru değildir. Ama bugünkü şekli ile sahabe hayatında görmediğimize göre bizim tavrımız bellidir. Yapmak zorunda değiliz. Yapana karışmayız. Allah’a emanet olunuz.
İmamlar, müezzinler de nihayetinde insandırlar; bazı sosyal ihtiyaçlarını, dinlenmelerini, tatillerini tabii karşılamak gerekir. Ancak caminin dibindeki evde oturup tatil günüdür diye namaza gelmeyen imamın, müezzinin nasıl bir amel anlayışına sahip olduğunu kestirmek mümkün değildir. Allah rızası için mi namaz kıldırıyor yoksa daha kaliteli bir iş bulamadığı için mi namaz kıldırıyor onu bilemem. İmamların bulundukları mevki Peygamber aleyhisselamın mevkiidir; onlar peygamber vekilleridirler. O makamın hakkını korumaları, o makam için canlarını feda etmeye hazır olmaları gerekir. Ne yazık ki, imamlar, müezzinler arasında bir zafiyet, devlette daha iyi bir iş bulamadığı için orada bulunma illeti yaygındır. Kesinlikle umumuna teşmil etmemiz doğru değildir ama yaygın tutum da budur. Ben size iki noktada uyarıda bulunayım: 1- Siz, bir de kendi açınızdan bakın konuya; siz cemaat olarak, namaza durduğunda haşyetten kalbi ürperen, kendini cennetlerde hisseden bir imama layıktınız da Allah Teala size öyle birini vermedi mi yoksa tencere yuvarlanıp kapağını mı buldu? Bir de kendi muhasebemizi yapmaya çalışalım. Bunu söylerken imamınızı aklamaya çalışmıyorum. Bu hesabın bir de ters yüzü olduğunu söylemeye çalışıyorum. 2- İmam veya müezzin hepimiz kuluz; hatalı yanlarımız vardır, olabilir de. Hatadan ötürü helak teorileri geliştirme yerine, sıcak ilişkiler geliştirip emri bilmaruf yapsak daha iyi bir iş yapmış oluruz. İmama küsüp camiyi, müderrise küsüp medreseyi terk ederek kimi kazandırabiliriz. Küse küse dünyayı terk etmek zorunda kalırız. Kesinlikle cemaati ve camiyi terk etmeyelim. İmamların açık bir küfrünü, akidedeki bir sıkıntısını görmedikçe namazları camilerde kılacağız. Eğer imamlarımızda, müezzinlerimizde bir sıkıntı varsa o zaman onları ıslah için çalışacağız. Ama nefisleri devreye sokmadan, daha beter hale getirmeden. Aman nefsani iş yapmayalım. Allah Teala, sayinizi meşkür kılsın.
Hayır kurumlarının bütün elemanlarını hayır adına çalıştırması şeklinde bir şart yoktur. Hizmetlerini maaşlı kişilere yaptırabilirler. Ancak hangi bütçeden maaş vereceklerine dair ayrıntı, hayır kurumunun kuruluş senedindeki ayrıntılara bağlıdır ki bu durum maaş alanı değil vereni ilgilendirmektedir. Allah'a emanet olunuz.
Bin dört yüz senelik İslam tarihinin uzun birikiminde ilmine itibar edilir bir âlimin böyle bir ictihadı bulunduğunu duymadım. Yeni yeni icat edilmiş bu tutumun nedeni, Müslümanların parasını celbetme olsa gerek. Benim bildiğim, Peygamberin peşinden gitmektir. Allah'a emanet olunuz.
Kardeşin kardeşe zekât vermesinde, zekâta müstahaksa bir sakınca yoktur.
Buhari'nin Cenaiz bölümü 79. kısımda rivayet edilen bir hadiste 'İslam üstündür, üstüne kabul etmez.' denmektedir. Genel mantık olarak, İslam'ı diğerleriyle eşit şartlarda gören bir anlayışı şiddetle reddederiz. İslam, kendisinden doğrunun öğrenileceği kaynaktır. İslam'ın hiçbir yerden alabileceği bir şeyi yoktur. Eğer diyalog kelimesi, Müslüman olmayanlarla irtibat kurma, onlara tebliğ yapma anlamında kullanılıyorsa bir sakıncası olmaz. Hayır, 'kimde ne güzellik varsa alalım' şeklinde özetlenebilecek bir uygulamanın parçası ise bir kelimelik beraberliğimiz olamaz. Biz İslam'ı görücüye çıkaramayız.