Fetva Meclisi
Soru
Hocam annem ve babam maalesef anneme uygulanan şiddet ve hakaret sebebi ile boşandılar. Benim on sekiz yaşını doldurmamış bir kardeşim var. Ben başka bir ilde yaşıyorum ve çalışıyordum. Annem ve kardeşimi yanıma çağırdım, şimdi beraber yaşıyoruz. Kardeşim üniversite sınavına hazırlanıyor ve onun için aylık ödenen bir nafaka var. Ömer Nasuhi Bilmen hocanın ilmihal kitabında zekât zengin olmayan kardeşe verilebilir yazıyor. Bu durumda zekâtımı ona verebilir miyim? Ben kız kardeşime bakmakla yükümlü oluyor muyum?
Cevap
Benzer fetvalar
Fakir olan bir kardeşe zekât verilebilir. Bu, fıkhen câizdir. Hatta kişinin en yakınına zekât vermesi, akrabalık bağı sebebiyle daha sevaplıdır. Burada önemli olan şu iki nokta: Kardeşin nisap miktarı mala sahip değilse, yani yıllık giderlerini karşılayacak kadar malı yoksa ve borçları varsa zekât alabilir. Ahlaki veya kulluk zaafları, onu “zekât alamaz” hâle getirmez. (Namaz kılmıyor olması, zekât verilemeyecek kişi statüsüne sokmaz.) Sen parayı annenin eline verir, “Bu benim zekâtım, oğluna okul taksiti olarak öde” dersen ve annen de kardeşine bu paranın kaynağını söylemeden ona haber verdikten/izin aldıktan sonra onun borcunu öderse, zekât geçerli olur. Çünkü burada iki şart sağlanmış olur: Zekât, hak sahibine ulaşmış olur. Kardeşin, paranın senin tarafından verildiğini bilmediği için ne incinir ne de reddetmiş olur. Fakihler, "fakir olsa bile, zekât verdiğimiz kişi parayı israf ediyorsa yine de verilebilir ama en güzel olanı onun yerine doğrudan ihtiyacını karşılamaktır" der. Bu da senin yaptığın gibi parayı nakit vermek yerine, onun ihtiyaçlarını (okul aidatı gibi) izin alarak doğrudan ödemekle olur. Böylece hem israfın önüne geçilir hem de zekât maksadına ulaşır.
Altınları sizin zimmetinize geçirdikten sonra onda emanet bekliyor olsa bile artık zekât vermesi gerekmez.
Selamünaleyküm. Elbette verebilirsiniz.
Kardeşin kardeşe zekât vermesinde, zekâta müstahaksa bir sakınca yoktur.
Kardeşiniz buluğ çağına gelinceye kadar yani on beş yaşını tamamlayıncaya kadar malından zekât vermeniz gerekmez. Hanefi mezhebine göre amel edenler için hüküm böyledir. Şu ana kadar verdikleriniz de diğer mezheplere göre doğru olandı, onda da bir sakınca yoktur, azalma oldu diye kabul etmeyin. Kardeşinizin malını korumanız gerekir. Emanet olarak aldığınızı da kesinlikle yerine koyun. Bu almaları da o mala ait bir deftere kaydedin ki ileride hak ihlaline sebep olmayasınız.
Selamünaleyküm. Yetim olmak, zekât almak için yeterli değildir. Yetim ve fakir ise zekât alabilir. Zekâtınız o kız için fakirlik şartı da uyuyorsa verilebilir. Kardeşinize de zekât verebilirsiniz. Onun annenize harcamış olmasında sakınca yoktur. Sizin zekâtınızın onun eline geçmesinden sonra onun elinde iken zekât niteliği de bitmiş olmaktadır. Allah’a emanet olunuz.
baba konusundaki diğer fetvalar
Allah Teâlâ yardımcınız olsun. Sabrınız kavi olsun. Çalışmanız için mecbur kalırsanız çalışabilirsiniz. Bunun için öncelikle sadece kadınların bulunduğu ve helal olan bir iş arayın. Onu bulamayınca şartları biraz daha daraltabilirsiniz. Sıkıştıkça zorunluluk durumunu devreye sokun. İlk fırsatta da en helal olana intikal edin.
Bir kişi kendisine intikal eden mirastaki diğer hak sahiplerinin (mesela kız kardeşlerinin) haklarını gasp etmiş olması o malın ona gasp ettiği kadarı ile haram olmasını gerektirir. Onun vefatı ile bu malın çocuklarına intikal etmesi durumunda ise el değiştirmeyle haram mal helale dönüşmez. Çocuklarının veya varislerinin hakları gasp edilmiş hak sahipleri ile oturup sulh olmaları gerekir. Hakları gasp edilenlere dinen verilmesi gereken pay ne kadar ise onu onlara verirler. Rakamlar net tespit edilemiyorsa bir bilirkişi oluşturulur ve bilirkişinin belirlediği onlara verilir. Böylece babalarından intikal eden mal onlara helal olur. Hak sahipleri de ölmüş ise onların çocuklarına yani mallarına varis olanlara bu mal verilir. Hakları verilmemiş olanlar, haklarını helal ediyorlarsa bir sorun yok demektir.
Siz babanızdan böyle bir istekte bulunmayın yani onu sıkıştırmayın; onun nasıl para bulduğunu da derinlemesine irdelemeniz gerekmez. Haramdan başka alternatif kalmayınca ara vermenizde ve çalışıp para biriktirmenizde bir sakınca yok. Dik ve tertemiz kalın, daha iyi olur.
Gerçek bir Hristiyan ise babanızın nikâhı caizdir. Buna göre de siz o kadına babanızın eşi gibi muamele edeceksinizdir. Hristiyan olması onu tamamen yabancı kadın gibi görmenizi gerektirmez. Müslüman bir kadın gibi de göremezsiniz elbette. Bu ikisinin ortasında giyim kuşam, ilişki, muhabbet konuları gibi alanlarda dengeli bir çizgide görmelisiniz.
Müslüman evet dediği şartı sonradan yalamaz. Siz öyle bir şart önünüze konduğunda evet demeyecektiniz. Bu durumda babayı haklı buluruz. Düğünden önce kızının sizde kalmasını istemeyebilir. Öyle bir izin vermesi durumunda siz düğünü erteleyebilir veya hiç yapmayabilirsiniz. Nikâh akdi esnasında söz verdi iseniz siz kendinizi bağladınız. Evet, nikâh her şeydir ama siz kendinizi bağladınız.
Verebilirsin ve güzel de edersin. Allah kabul etsin.